Yalnız Adaya Özlem
Bir çoklarınız yazın sıcağının bastırdığı bugünlerde, çalışmak durumunda olduğunuz için Ege sahilleri ile ilgili bir yazıyı okumaktan hicap duyabilirsiniz. Bu duruma hak vermemek de mümkün değil. Affınıza sığınarak ben yine de bugünlerdeki en büyük özlemimi anlatacağım. Yazı boyunca, geçen yaz çektiğim fotoğrafları tıklayıp oralara gidebilirsiniz. Bu sene bir engel çıkmazsa orda daha uzun kalabileceğim ve umarım daha güzel fotolarla geri dönmüş olacağım.
Küçüklüğümden beri yazları Ayvalık’a giderim. Peder ve validenin iÅŸleri de onlara tüm yaz tatil yapma imkanı verdiÄŸinden ve ben de zamanında öğrenci olduÄŸumdan neredeyse tüm yazı orada geçirdiÄŸim söylenebilir. Yazlık evler belki baÅŸka aileler için gerekli olmayabilir. Uzun sürekli kalmak için vakit gerekli her ÅŸeyden önce…
Orada çok güzel dostluklarım, arkadaÅŸlıklarım, kahkahalarım oldu. İnsan özellikle küçükken bir güldüğüne bir daha gülmüyor. Kafa dengi bir kaç arkadaÅŸ buldu mu da dünyadan pek baÅŸka bir ÅŸey istemiyor. Zaten daha ne istenebilir? Bundan iyisi can saÄŸlığı: ArkadaÅŸlar, eÄŸlence, ÅŸehirde çok zor bulunan tazelik ve doÄŸallıkta yiyecekler, deniz ve güneÅŸ, bol bol zaman, kitaplar… Daha ne olacak? Yalnız şükür içinde olmak kalır geriye.
Önceleri kalabalık bir grupken tabii ki zaman içinde önce bizden büyükler dağıldı üniversite programları nedeniyle. Sonra da sıra bize geldi. Üniversitedeyken bir sene staj yapmıştım. Hatta cahillikten baÅŸkaları yüzünden oraya daha az gittiÄŸim bile oldu. O veya bu sebeplerden diyelim; oraya gidebileceÄŸimiz vakit azaldı. Zaman bolken insan bazı ÅŸeylerin kıymetini anlayamıyor. Son 2.5 senedir ise çalışıyordum ve iki sene boyunca yazları yalnızca toplamda 10 gün orada bulunabildim. Tabii her sene asgariden iki ay Ayvalık’ta bulunmaya alışmış biri için İstanbul yazları acayip derecede hicap verici olabiliyor. İstanbul çok güzel ÅŸehir tabii, laf yok. Ama yazları? Ben almayayım. Tabii iÅŸten güçten zorunlu olarak İstanbul’da kalınıyor yazın; fakat bu sene iÅŸ falan görünmemekte benim için ufukta. Her sene yazları “gitme” özlemi içinde olduÄŸumdan bu sene oraya gidebiliyor olmak bana dünyaları hediye etti. Mani çıkmazsa tabii…
Benim yaşıtlarımın çoÄŸu orda hiç bir ÅŸey bulamaz. Benim gördüğüm güzellikleri onlara anlatmaya çalışmam da genelde boÅŸadır. Oranın güzel yanı zaten pek bir ÅŸeyin olmayışı. Kalabalığın, gürültünün, trafiÄŸin…
Ne var derseniz; misal evin yakınlarında bir adacık vardır orda. Bataklığın içinden geçilir giderken. Gün batımından sonra kalamazsınız; çünkü ışıksız ordan geri dönmek mümkün deÄŸil. Sadece bir saat boyunca renkler kendilerini izlemenize izin verir. Tek ışığınız GüneÅŸ. Bir insan bile yoktur genelde civarda. Tek başınıza gider, yeÅŸil otların üzerine deniz havlusunu serip, ayak bileÄŸinize kadar gelen denizin üzerinden güneÅŸin kaybolmasını tek başınıza izlersiniz. Åžanslı bir gündeyseniz gökyüzü çeÅŸit çeÅŸit renklere girer. Sarılar, morlar, turuncular… Renk olup gitmek ister insan… Öyle bir ahenk ki yanınızda kim olursa olsun, ordaki düzene fazla gelir aslında. Ordaki doÄŸa ibadeti, kim olursa olsun kimseye bozdurulmaz… KiÅŸinin aynı anda ışık, deniz, renk, güneÅŸ ve toprak olabildiÄŸi bir anda kim olsa fazla gelir. Kimseye ihtiyaç yoktur. Kim ki o güzellik karşısında konuÅŸmaya cesaret eder; kaybeder. Kim ki o güzellik karşısında susar da hayran olur; iÅŸte o bendendir. Benim mezhebimdendir.
Güneşin her batışıyla geçmişin üzücü bir kısmı batar ve her günle yeniden başlar zaman.
Az zaman kaldı… Oraya bir varabilsem… O bedavadan sunulan renkli tülü gökte bir kez daha görebilsem…
Haziran 8th, 2009 at 13:24
Aaaah ah. Tatiiiil. Bizim tatil süremiz de çok kısıtlı olacak bu sene. Eskiden tatil dedin mi harala gürele eğlence olurdu. Şimdi iş güç yüzünden tatil gelsin de dinlenelim diyoruz. Sessiz olsun, sakin olsun, çevrende duyduğun doğal olmayan hiç bir ses olmasın.
Aaaaah ah!!!
Haziran 8th, 2009 at 13:26
Ya iÅŸte ondan tarif ettim oraları…
Aynen öyle… DoÄŸal olmayan sesler varsa bile çok uzakta.. Bizlere kadar varamıyorlar.
Sessiz sakin…
İple çekiyorum iple!