Yahya Kemal…
Eskiden çok ÅŸiir okurdum gibi komik bir cümleyle yazıma baÅŸlamak istiyorum; ama evet, okurdum. En çok Cemal Süreya, Edip Cansever, Nazım Hikmet, Behçet Necatigil severim. Bunun yanında Türk Åžiirleri Antolojisi (Ahmet Necdet) isimli seçme bir kitap, bana Türk Åžiirini oldukça sevdirdi. O zamanlar hiç duymadığım ÅŸairleri ve tanınmadık iyi ÅŸiirleri bu kitap sayesinde keÅŸfettim desem yalan olmaz. Kötü ÅŸiirlerle ÅŸiir okumaya baÅŸlayanlar genelde ÅŸiirden nefret eder. Benim başıma hiç böyle bir ÅŸey gelmedi. Bu sebepten size Ahmet Necdet’in bu ÅŸiir antolojisini tavsiye ederim. İçindeki ÅŸiirler; tarihin de, sözün de özünün özü…
Belli bir zamandan sonra da ÅŸiir konusunda Türkiye’de bana kalırsa bir boÅŸluk oluÅŸtu. Umarım bu durum da yavaÅŸ yavaÅŸ deÄŸiÅŸir. Åžimdi az ama öz yazıları, kısa cümlelerle ifade edilen derin anlamları pek göremiyoruz. Åžiir yazmak için çok ÅŸey söylenebilir; ama bu konudaki en önemli yol gösterme iÅŸlerinden birini usta Behçet Necatigil bizzat “Bile Yazdı” kitabında yapmıştır.
Bunlar bir yana, diyeceğim başkadır.Tabii Cumhuriyet Dönemi şiirlerini daha iyi biliyorum ve daha çok okumuşluğum var. Onun öncesine hiç bir zaman ilgi duymamıştım.
Bir önceki yazımda Yahya Kemal Beyatlı’ya ne vesileyle geldiÄŸimi anlattım. Rakı sofrası, Türk Sanat MüziÄŸi derken, Müzeyyen Senar, Emel Sayın, Münir Nurettin vee tabii ki Rindlerin AkÅŸamı’yla geliyoruz “dönülmez akÅŸamın ufku”na…
Rindlerin AkÅŸamı’nı dinlerken, sözlere takılıyor insan. O idrak, ne kadar yüksektir… Sadece bu ÅŸiir deÄŸil, diÄŸer ÅŸiirlerini okuduÄŸumda da görüyorum ki arada öyle dizeler var ki belli ki artık ÅŸair bu gördüğümüzün ötesindekileri sezmiÅŸ ve yazmış.
Yazar hakkında kısa bir bilgi vermek gerekirse; asıl ismi Ahmet Agah’tır. Osmanlı’nın en karmaşık zamanlarında dünyaya gelmiÅŸ. Benden tam 100 sene evvel ve benle neredeyse aynı gün. 2 Aralık 1884 doÄŸumlu yazar. Ben de 1 Aralık 1984. Ve ben de onun gibi Vefa Lisesi’ni bitirdim. (İnsanoÄŸlu tuhaf. Bundan bile kendine pay çıkarıyor.) Åžaka bir yana kendisi Fransa’da dokuz sene kalmış ve Arapça ve Farsça’sını DoÄŸu Dilleri Okulu’nda geliÅŸtirmiÅŸ. Gazetecilik ve diplomatlık yapmış, Lozan Barış Konferansı’na da katılmıştır. 1 Kasım 1958′de vefat etmiÅŸtir.
Aslında yeni bir yazı yazmayacağım. Tek düşündüğüm bu idrakin nereden geldiÄŸi ve nasıl bir idrak olduÄŸu… Beni etkileyen çok fazla ÅŸair ve dize olmuÅŸtur. Sizinle paylaÅŸmak istediklerim de Yahya Kemal’den dökülenlerden bazıları. Yahya Kemal, ömrünün son yıllarında maalesef hastalıkla boÄŸuÅŸmuÅŸ; elbette ki ölümü anlatan karamsar ÅŸiirler yazmıştır. Bana sorarsanız yüksek idrakli bu ÅŸairin ölüm korkusu taşımadığı çok açıktır. Åžiirlerinden en yaygın bilinenleri Sessiz Gemi ve Rindlerin AkÅŸamı.
Çeşitli şiirlerinden çok etkileyici bulduğum ve açıklanmasına ya da yorumlanmasına lüzum olmayan alıntılarla devam ediyorum; umarım bu dizeleri tek başıma etkileyici buluyor değilimdir :
“İnsan ne yaratmışsa yaratmıştır o tuzdan,
Bir sır gibidir az çok ilâh olduÄŸumuzdan.”
“Bir uykuyu cânanla berâber uyuyanlar,
Varlıkta bütün zevki o cennette duyanlar
Dünyayı unutmuş bulunurken o sularda,
- Zâlim saat ihmâl edilen vakti çalar da-
Bir ân uyanırlarsa lezîz uykularından,
BaÅŸtan baÅŸa, her yer kesilir kapkara, zindan…”
“Çok insan anlayamaz eski mûsıkîmizden
Ve ondan anlamayan bir ÅŸey anlamaz bizden.”
“İnsanlar anlaşıldı. Cihânın da sırrı yok,
Kalsaydı terkeşimde bugün tek bir altın ok
En tatlı bir hayâl için atmazdım ufkuma.”
“Ölmek deÄŸildir ömrümüzün en fecî iÅŸi,
Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kiÅŸi.”
“Her yerde var hayâtı birer türlü nakleden
Lâkin derin görenler usanmış hikâyeden
Derler bilir hakîkati yüzlerce feylesof;
Bir kısmı şek ve şüphede, bir kısmı hayli kof;
Aksetmiyor çoğunda fikirler ayan beyan.
Hayyâm imiÅŸ hakîkati az çok fısıldayan.”
“GitmiÅŸ kaybolmuÅŸuz uzakta,
Rü’yâ sona ermeden ÅŸafakta…”
“Mısır ve Sûriye, pek genç iken, hayâlimdi;
O ülkelerde gezerken kayıdsızım şimdi.
Bu gözlerim, medeniyetlerin bıraktığını,
Beş on yıl önce, görür müydü, böyle taş yığını?
Bugünse yeryüzü hep madde, her ufuk maddî.
Demek ki alemin artık göründü serhaddi.”
“Böyle bir dersi alan rûha vatan dar görünür;
Dâimâ baÅŸka sefer, baÅŸka ufuklar görünür.”
“GeniÅŸ kanatları boÅŸlukta simsiyâh açılan
Ve arkasından güneş doğmayan büyük kapıdan
Geçince başlayacak bitmeyen sükûnlu gece.
Gurûba karşı bu son bahçelerde, keyfince,
Ya şevk içinde harâb ol, ya aşk içinde gönül!
Ya lâle açmalıdır göğsümüzde yâhud gül.”
“Yalnız bu katta mümkün olur dâimî uçuÅŸ.
Her hamlesiyle, rûh, o çelikten kanatlı kuş,
Ufkunda bir dakîka görünmeksizin kara,
Hür gökte, hür denizde uçar, hür ufuklara.”
“Dünyâda sevilmiÅŸ ve seven nâfile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.”
Eylül 21st, 2010 at 14:34
çok güzel yazılmış ama bunları yazankim