Yafta ve Etiket

Hadi yafta ve etiket üzerine konuşalım.

o_no_sticker-p217530274630542107qjcl_400Aslında konuÅŸmak deÄŸil benim amacım. KonuÅŸmak iyi; ama bunu iÅŸteÅŸlikten yani “karşılıklı olmaktan” çıkarasım var. En azından bu konuda. İki çift de lafım var:

Birilerini bir yerlere dahil etmeye mi çalışıyorsunuz? Bir kategoriye girsin diye mi zorlayacaksınız birinin idrakini? Hani oraya buraya sığsın, tepersem belki ÅŸuraya sığar diye… Yok. Yapmayın! Özellikle tek noktadan bakacaksanız ve idrakiniz bütünü algılamaktan çok uzaksa sakın yapmayın!

E siz de haklısınız… Kimse benim idrakim yetersiz; bilmediÄŸim bir konuda konuÅŸacak kadar cahil deÄŸilim demiyor. BaÅŸkalarına yapıştırdığı yaftaların ancak kendini baÄŸladığını görmüyor. Beri gelene konuÅŸuyor, ardında ya da önünde olanı en iyi ihtimalle küçümsüyor, daha fenası yargılıyor.

Birileri çok yönlüdür; diÄŸerlerinden fazladır. Ne kadar paçasından tutulup aÅŸağı çekmeye çalışılsa da hep yukardadır. Hastalık deÄŸil bu tabii. Bunu bilmek gerek önce. Yani çok yönlü olmak, kendini geliÅŸtirmek, okumak, araÅŸtırmak öyle bir noktaya getirir ki ilgilisini; söz konusu ilgili, sadece “kendisi” olduÄŸundan  “yukarda olma” durumuna gelir. Bunlar güzel ÅŸeyler…

Fakat bazıları o koskoca bütünün bir yönünü görebilir ancak. Çok zaman böyledir bu. Saçının telini görüp bir kadına “çirkin” demeye benzer bütünü görmeden etiketlemek ve yaftalamak. Gerçek aydınlara, bilim adamlarına, konuların gerçek uzmanlarına genelde yapılan budur. GerçeÄŸin, doÄŸrunun ne ideolojisi, ne siyaseti, ne tarafı olur. Gerçek basit bir ÅŸeydir ve süse gerek duymaz. Sadece gerçektir.

Niye mi yazıyorum bunları? DoÄŸruyu gören, doÄŸruyu söyleyen ve bilgili olan üç beÅŸ kiÅŸi varsa Türkiye’de; hep perdenin arkasında… Perdenin önünde olanlar; %99.9 maymunlar, göstermelikler, çok konuÅŸup az bilenler. Sesi yüksek çıkanlar…

“Düşünenler” olarak benimsediÄŸim üç beÅŸ kiÅŸi varsa; meydanı çok konuÅŸanlara bırakıp kendi kendilerine bilmeye devam ediyorlar. İşin yine tuhafı, yaftalananlar ve yanlış anlaşılanlar yine bunlar. HoÅŸ; nesi tuhaf; bunlarda eÄŸri bir ÅŸeyler olsa halk tarafında bir yankı bulurlardı kendilerine.

Ne zaman ki “düşünen”deki idrak, standart bazı kalıpları aşıyor; ne zaman ki kovuÅŸturma, savuÅŸturmanın yerini alıyor; çevre tarafından belirli çerçevelere oturtulma onun için orada baÅŸlıyor. Türkiye’nin neresine baksam bundan öte bir gerçek yok. Bilenler, neredesiniz? TV’lerde, gazetelerde “sürekli olarak” bilmeyenleri görüp “o öyle deÄŸil de böyle” nasıl demezsiniz?

Elinizde etiketler varsa ve yetersiz idrakinizden dolayı birisini “deÄŸiÅŸmeyen ve tek nokta”da görmeye meyleder gibi bile oluyorsanız; yapmayın!

Bu ülkenin pek çok hastalığından biri de bu etiketleme merakı, ince elekten geçirmeden “ayrıştırma” meselesidir. Uymuyorsa uydur, sığmıyorsa küfret! Ne ala memleket!

Elinizde etiket mi var?

Alnınıza yapıştırın!


Buradan Yorumunuzu Bırakabilirsiniz