TSM, Müzeyyen Senar ve Rakı Sofrası
Rakı sofralarında Türk Sanat MüziÄŸi’nin ustalarını dinlemek insana çok büyük keyif verir. Rakı sofrasının önemi de muhabbetinden ve müziÄŸinden ileri gelir. Muhabbet, rakı ve TSM pek de birbirinden ayrılmaz.
Bir dönem lokallere, fasıllara epey gidiyorduk eÄŸlenmek için. Fakat özellikle son dönemlerde ödediÄŸiniz paranın karşılığını pek alamaz olduk. Ne yiyecekler iyi ne de müzik… Zaten asıl amaç güzel bir müzikle birlikte yemeÄŸi yemek … Biz de herhangi bir lokaldeki müziÄŸi beÄŸenmez olunca artık pek gitmez olduk. Müzisyenler iyi olsa bile çalmıyorlar, fazla ara veriyorlar; çoÄŸu toplulukta solist yok… Onun yerine evde toplanıp kendi sevdiÄŸimiz müzikleri dinlemek daha iyi geliyor. Tabii tavsiye edebileceÄŸiniz, bilmediÄŸim, müzik açısından kaliteli, iyi bir lokal varsa merakla bekliyorum.
Yaşım gereÄŸi TSM’ne hakim deÄŸilim; ama severek dinlediÄŸim az sayıda solist var. Bu solistler de zaten zamanın en büyükleri. Bazı eserler onlardan bir kez dinlendi mi kulak artık onları baÅŸkalarından dinleyemez oluyor. Müzeyyen Senar, Emel Sayın, Zeki Müren…
Ben özellikle Müzeyyen Senar’ın yorumuna karşı bir tutku içindeyim. Onun önceden ince ama son dönemlerindeki pes sesi, kendinden son derece emin hali, duru söyleyiÅŸi, içtenliÄŸi, efeliÄŸi ve parçaları abartı taşımadan, kendine söyler gibi yorumlaması, arada sırada kederli parçalara ufak iç çekiÅŸler eklemesi onu benim için diÄŸer solistlerden ayırıyor. Ayrılması için çok daha fazla neden sayılabilir. İlk aklıma gelenler bunlar. Özellikle Atatürk’ün sevdiÄŸi parçalarla akla gelmesi ve Feraye gibi benim bayıldığım bir eseri o doÄŸallığıyla söylemesi, hem Osmanlı hem de modern olması…
Ormancı, Sarı Kurdelam Sarı, Feraye, AkÅŸam Oldu Hüzünlendim Ben Yine, YeÅŸil Ördek Gibi, Benzemez Kimse Sana gibi eserleri ondan dinlemeye bayılıyorum. Rakı içtiÄŸim an kulağıma Müzeyyen geliyor; Müzeyyen’i duyduÄŸum anda da aklıma rakının tadı düşüyor.
KeÅŸke diyorum ki kendisi hastalanmadan önce bir imkanını bulup da konserlerinin birine gidebilseydim… Bunu yapamadığım için çok üzgünüm. Yeniden sahnelere dönmesini umut edeceÄŸiz; ama mümkün olmazsa da eski ve yeni kayıtlardan dinlemeye devam edeceÄŸiz. Yeri gelmiÅŸken kendisini saygıyla anayım ve ÅŸifa dileyeyim. Modern saçıyla, sempatikliÄŸi ve ustalığıyla, rakıyısla, kendine güveniyle bir Cumhuriyet idolü ve koskoca bir ekol Müzeyyen Senar… YaÅŸsız, her zaman genç ve ölümsüz …
Geçen gün bir arkadaşım bir albüme denk gelmiÅŸ. Emel Sayın’ın Timur Selçuk yönetimindeki batı müziÄŸi orkestrası ile sadece Münir Nurettin Selçuk’un eserlerini yorumladığı konser kayıtları… CD’yi ve DVD’yi müzik marketlerde bulabiliyorsunuz.Tahmin edersiniz ki bu kadar iyi bir yorum ve iyi bir düzenleme de ancak böyle profesyonellere yaraşır.
Bu konserlerde Emel Sayın’ın seslendirdiÄŸi eserler ÅŸunlar:
Emel Sayın Münir Nurettin Selçuk Söylüyor
- Sensiz Ey Åžuh
- Kandilli Yüzerken Uykularda
- Ne Doğan Güne Hükmüm Geçer
- Hatırla Maziyi
- Aşıka Bağdat Sorulmaz
- Bu Yıl Da Böyle Geçti
- Kalamış
- Senfonik Nihavend Longa
- Segah İlahi
- Aziz İstanbul
- Bahçemde Açılmaz
- Rindlerin Akşamı
- Erdi Bahar
- Kör Kuyular
- Endülüs’te Raks
- Otomobil Uçar Gider
Zaten Emel Sayın’ın sesini herhangi bir vesileyle konuÅŸacak deÄŸilim. Çok zor parçaları yine büyük doÄŸallıkla ve hiç zorlanmadan seslendirmiÅŸ. Özellikle Rindlerin AkÅŸamı’nda çarpılıyorsunuz. Düzenleme ise batı orkestrası sayesinde muhteÅŸem olmuÅŸ. Aşıka BaÄŸdat Sorulmaz yine çok zor ve baÅŸarıyla seslendirdiÄŸi diÄŸer bir eser. Kalamış’ın da düzenlemesi yine çok baÅŸarılı. En iyisi alıp kendiniz dinlemeniz ve üstad Münir Nurettin Selçuk’u da bu ÅŸekilde yeniden anmanız…
Fakat benim aklıma belki kaçıncı kez şu sözler takıldı:
Aslında ne yazacaktım biliyor musunuz? Yahya Kemal Beyatlı’yı… Ama yazı büyüdü ve asıl amaç sonraki yazıya kaldı…En azından neden onunla ilgili yazacağımı dolaylı da olsa anlatmış oldum.
Sonraki yazıya kadar şu sözleri bir kez daha düşününüz:
Geniş kanatları boşlukta simsiyâh açılan
Ve arkasından güneş doğmayan büyük kapıdan
Geçince başlıyacak bitmeyen sükûnlu gece.
Gurûba karşı bu son bahçelerde, keyfince,
Ya şevk içinde harâb ol, ya aşk içinde gönül!
Ya lâle açmalıdır göğsümüzde yâhud gül.
………………………………………………………….
Bu nasıl söz söylemektir? Nasıl anlayıştır?
Haziran 15th, 2009 at 16:17
Asıl sanatçı bu insanlar iÅŸte,asıl sanatta bunların yaptığı…Bu deÄŸerli insanlara baktıkça ÅŸimdikiler o kadar yavan geliyorki…
Åžubat 26th, 2010 at 23:15
Resimler yazi cok guzel. Raki sofrasi favori sarki listesi yapip bloglamayi dusunmez misiniz?
Åžubat 27th, 2010 at 00:15
Yapılabilir öyle bir liste; ama gerek var mı? Son derece öznel olacaktır.. Herkesin bir listesi vardır kendine göre:)
Haziran 25th, 2010 at 16:58
Farid Farjadı çok severim ve sizinde konserıne gitmiÅŸ olmanız çok mutlu edici olmalı sizin adınıza mutlu oldum. Ama ne yazık ki Farid Farjad’ın her yeri gezme imkanı olmadığı için ben ve benim gibilere nasip olmadı olamadı .. böyle sanatçılar zor bulunuyor kıymetini bilmek lazım .. teÅŸekkürler Farid Farjad (kemanı aÄŸlatan adam).
Aralık 17th, 2010 at 23:22
aslolan müziğin gerçekçi ifadeleri olduğunu düşünür,tadıyla meşk etmek huyumdur.harika bir sayfa tebrikler.