Sultanahmet
Sayfamda en çok gezi fotoÄŸraflarımı paylaÅŸmak istemiÅŸtim aslında başında; fakat sonra olaylar baÅŸka türlü geliÅŸti ve daha çok “yazı-yoÄŸun” bir sayfa halini alıverdi Ezgi’nin Günlüğü. Daha sırada bekleyen yurtdışı gezi fotoÄŸraflarım ve yorumlarım var; ama daha gelemedim oraya.
Gezdikçe fotoÄŸrafların arkası geliyor. Bu sefer de üşenmedim; sabahın köründe arkadaşımla birlikte Sultanahmet’e gittim. Herhangi bir ÅŸeyin fotoÄŸrafını çekerken; portre çekmiyorsam tabii; insanların kareye girmesinden hoÅŸlanmıyorum. Dolayısıyla oldukça erken saatte yola çıktık.
Amaçlardan biri de hiç kimseler yokken Sultanahmet’te okunan sabah ezanını dinlemekti. Mutlaka yapılması gereken bir ÅŸey olduÄŸunu söylemiÅŸti bir arkadaşım. Gerçekten de o ışıklarla, ıssızlık ve sessizlikte camii avlusunda bulunmak etkileyici idi. Bu arada ÅŸu sıralar buna niyet ederseniz; sabahın kör vakitlerinde bile Sultanahmet Meydanı’nın çok güvenli olduÄŸunu rahatlıkla söyleyebilirim. O yönden bir kaygınız olmasın.
Son günlerde hiç bir şeyi ertelememeye çalışıyorum. Plan yapmaktan çok; hareket halinde geçiyor artık hayatım. Bundan da çok mutlu olduğumu söyleyebilirim.
Hava aydınlanmadan önce Sultanahmet Camii’nin ve Aya Sofya’nın fotoÄŸraflarını çektik. Daha sonra ise gündoÄŸumu ile birlikte Alcastra Çarşı’sının önünden Topkapı Sarayı’na doÄŸru çıkarken restore edilmiÅŸ güzel evleri çektik.
Bir gün önceki gezintimin yorgunluÄŸu hala üzerimde olduÄŸundan ve pek uyumadığımdan ne yazık ki Eminönü’ne yürüyüp erken saatlerde deniz fotoÄŸrafları çekemedim; ama çok yakında bunu da gerçekleÅŸtirmek niyetindeyim.
Umarım fotoÄŸraflara bakarken gelmiÅŸ kadar olursunuz. Bu yazı da bir baÅŸka “az laf çok fotoÄŸraf” yazısı olacaÄŸa benziyor. Büyütüp büyütüp bakınız :
Nisan 15th, 2010 at 15:56
çok begendim ama keşke ingilizcede olsaydı