Rüzgardan Korkmayın
Hayatın insanları silkelediği bazı anlar vardır. Günlerce mutlu mesut yaşarken bazen duyduğunuz bir haber; yakın ya da uzak birilerinin başına gelenler, kafanızda kurduğunuz kusursuz işleyen sisteme çomak sokabilir. Bir anda. Bir saniyede. Anında basit ve düzenli olmaktan çıkar işler. Hayat biraz daha zor görünür.
Elbette ki artık uçan kuştan bile anında haberimiz oluyor. İnsan düşünüyor: Ya o ben olsaydım? Ya sıradaki bensem? Tanımadıklarımıza olan ama bizim sadece duyduklarımızdan daha da beteri; yakınlarınızın başına gelenlerdir.
İnsan küçüklüğünden beri çevresindeki yaÅŸlıların kaybına, hastalıklarına alışmış olabilir. Biraz büyür. İş ne zaman ki yaşça yakınındakilere gelir; anlar ki her an sıraya kendisi de girebilir. Genç, hayat dolu insanlara beklenmedik anlarda gelen saÄŸlık problemleri insanı asıl üzenlerdir. Hem söz konusu kiÅŸiye; hem de size yapılmış bir haksızlık gibidir olanlar. Hepimizin, aslında daha çok gençlerin kafasında yok mu bu fikir: Sıra bana gelmez daha…Çok affedersiniz; kim demiÅŸ?! Size yaşça daha yakın kiÅŸilerin başına gelenlerde gördükleriniz kimsenin size garanti vermediÄŸini hatırlatır.
Kim demiş sizin beş ay daha, beş hafta daha, beş gün daha, beş saat daha, beş dakika daha sağlıklı yaşayacağınızı? Sözleşmenizi yaptınız mı yukarıda? İyi okudunuz mu maddeleri? Kesinlikle imzaladınız; ancak hatırlamıyorsunuz. Ben size maddeleri hatırlatayım da bakın bakalım; anlaşmayı ihlal ediyor musunuz? Sorun kendinize: İhlal ediyorsam, beni de ihmal ederler mi?
- Ruhuma iyi bakacağım.
- Bedenime iyi bakacağım.
- Ruhumun ve bedenimin arasındaki dengeyi kuracağım.
- Ruhumda olan şeyleri gizli tutup biriktirmeyeceğim; biriktirip bedenimin işleyişini bozmasına izin vermeyeceğim.
- Kendi enerjimi yanlış yönlendirmeyeceğim. Enerjimi ve yeteneğimi, amacına uygun kullanacağım ki sonunda beni tüketmesin.
- Kötü taraflarımı saklayıp, yok sayıp; “düzeltmeden” deÄŸiÅŸtirir gibi yapmayacağım. Düzelmeycek ÅŸeyler varsa; dürüstçe kabul edeceÄŸim. BaÅŸka bir ÅŸey ya da kiÅŸiymiÅŸ gibi görünmeye çalışmayacağım; çünkü bu enerjinin yanlış yönlendirilmesi ve kaybı olur. Aşırı derecede yorucu ve sonuçsuzdur.
- Ruhumu baskılamayacağım. Onun hareketlerini dinleyeceğim. Ruhun istekleri rüzgarda uçuşan hafif bir tüle benzetilebilir. Bu tülü rüzgarda hareket etmesin diye asla bir kazığa dolamayacağım. Tülü asla öldürmeyeceğim.Özellikle de rüzgarı dinlemeye cesaretim yok diye!

- Varlığımdan kaynaklanan isteklerimin, mantık ya da toplumla olan dengesini “kendi dengemi” bozmuyorsa saÄŸlayacağım. İçsel dengem yoksa, toplumun “sözde” dengesi beni ipte tutmaya yetmez.
Hepimiz biliyorduk bunları bana kalırsa. Gizli bir kaynağımız vardı bizde yazan. Sonradan unuttuk. Sonradan değiştik. Hatta ruhumuz bize aitmiş gibi ona eziyet ettik. Yok saydık. İşin gerçeği ruhumuz yalnızca emanetti.
SaÄŸlıklı bir hayat kısa sayılmaz; ancak bazılarımız için maalesef daha kısa olabiliyor. Olumsuzlukları bildiÄŸi halde ruhunuz, burda bir süre bulunmayı ve bulunduÄŸu anlardan keyif almayı talep ettiyse, aklınız da ruhunuzun hareketlerini dinleyeceÄŸine söz verdiyse; sonradan anlaÅŸmasını bozmamalı. Hayat kısa bile olsa ki deÄŸil; sizin kendi talebinizdir. Mutlu olmak için “bazen” nefes almak bile yeterlidir.
Bir kere daha imzalayın, imzaladıklarınızı hatırlayın. Rüzgardan korkmayın!