La Fille Sur Le Pont

la-fille-sur-le-pontAvrupa sinemaları özellikle de Fransız sineması sıkıcı olmakla itham edilir. Amerikan sineması kadar aksiyon içermedikleri aşikar; ama bu Avrupa sinemasının sıkıcı olduğu anlamına kesinlikle gelmez elbette.

İspanyol sineması son zamanlarda oldukça revaçta. Carlos Saura, Pedro Almodovar, Alejandro Amenabar İspanya’nın en gözde yönetmenleri sayılabilirler. İçimdeki Deniz, KonuÅŸ Onunla, Kötü EÄŸitim, Tez, DiÄŸerleri, Annem Hakkında Her Åžey gibi filmler ise popüler olan ve kendilerini ispatlamış filmler. Bu yönetmenler ve filmleri için uzun uzun konuÅŸulabilir. Hable Con Ella ve Mar Adentro benim en çok sevmiÅŸ olduÄŸum filmlerin başında geliyor. İkisi için de susmadan konuÅŸabilirim; ama sinemaseverlerin çoktan haberdar olduklarını ve izlemiÅŸ olduklarını düşünüyorum.

-Spoiler içermez-

Patrice Leconte’ un yönettiÄŸi La Fille Sur Le Pont (Köprüdeki Kız) ise biraz daha kıyıda kalmış ve geç haberdar olduÄŸumuz bir Fransız filmi. BaÅŸrollerini Vanessa Paradis ve Daniel Auteuil oynamakta.

la-fille-sur-le-pont-the-girl-on-the-bridge-31-03-1999-1-gFransız sinemasının sıkıcı olduÄŸunu çok kiÅŸiden duymuÅŸ olabilirsiniz. Hatta kendiniz de öyle olduÄŸunu düşünüyor olabilirsiniz. Buyrun; bu film sıkıcı deÄŸil. Ruha ağır gelecek bir ÅŸeylerden kaçındığınız bir akÅŸamda çok rahatlıkla sadece 90 dakikanızı verebilirsiniz. Romantik komedilerden hoÅŸlanmıyorsanız, “komik” de deÄŸil. Hatta romantik bile sayılmayabilir. Niyeyse bu kategorinin özelliklerini tam olarak taşımıyor olmasına raÄŸmen o kategoride deÄŸerlendirilebilecek bir film.

18918381_w434_h_q80Filmin en çok beÄŸendiÄŸim üç noktası oldu: Kadın karakterin filmin en başında anlattığı trajikomik hikayesi, Daniel Auteuil’in oyunculuÄŸu ve dialogların epey zekice olması.

Bir baÅŸka konu ise müzik seçimlerinin çok baÅŸarılı olması ve son kısımlarının İstanbul’da geçerek insanı gülümsetiyor olması. Parçalar, filmin akışındaki ülkelere göre deÄŸiÅŸiyor. Film; sadece Brenda Lee’nin I’m Sorry‘sini, Marianne Faithfull’un Who Will Take My Dreams Away’ini dinlemek; filmin geçtiÄŸi baÅŸka ülkelerin güzel müziklerini duymak ve daha sonra “İstanbul” sahnelerinde muhteÅŸem hicaz oyun havasını ve  zurna çeÅŸitlemelerini (İstanbul Oriental Ensemble) dinlemek amacıyla bile izlenebilir.

Ayrıca film siyah-beyaz çekim ve bu da filme ayrı bir keskinlik ve güzellik katmış.

Film, tuhaf bir ÅŸekilde “son”da baÅŸlayan bir filmdir. Sonda bile bir baÅŸlangıç olduÄŸunu hatırlatır; gülümsetir.

Özellikle şansa ve iki kişinin çok kuvvetle birbirine bağlı olabileceğine inanmak istiyorsanız bu film size iyi gelecektir.

İyi seyirler…




“La Fille Sur Le Pont” yazısı için Bir yorum yapılmış

  • Biblio Says:

    La Fille Sur Le Pont üzerine bir ÅŸeyler okumak isterseniz sizi sinema yazıları bloguma davet ediyorum. Hable Con Ella baÅŸta olmak üzere Almodovar’da da mutabık olduÄŸumuzu görünce yazmak istedim. Elinize saÄŸlık.

Buradan Yorumunuzu Bırakabilirsiniz