<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ezgi'nin Günlüğü &#187; Tasavvuf</title>
	<atom:link href="http://ezgi.murekkep.org/kategori/tasavvuf/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ezgi.murekkep.org</link>
	<description>"Bir son yoktur asla, sonun tasarlanmış zenginliği vardır."</description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Jul 2010 09:12:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>İyi Kötü Bir Şeyler</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/iyi-kotu-bir-seyler</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/iyi-kotu-bir-seyler#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2010 01:01:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlaksızlık]]></category>
		<category><![CDATA[İyi]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz]]></category>
		<category><![CDATA[Derin]]></category>
		<category><![CDATA[Kötü]]></category>
		<category><![CDATA[Mihenk]]></category>
		<category><![CDATA[Mihenk Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[Mutsuz]]></category>
		<category><![CDATA[Sığ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=2193</guid>
		<description><![CDATA[Nerede iyi, gerçekten iyi bir kişi görsem biliyorum ki mutsuz. Nerde iyi niyet bolluğundan kaygısızlaşmış; eli açık, gönlü açık birini görsem yine biliyorum ki mutsuz. Nerede kötü, hatta iyilikle kötülüğün ayırdını artık yapamayacak halde olup bunu da bir takım felsefemsi kapaklarla satmaya çalışan birini görsem biliyorum ki &#8220;işleri tıkırında&#8221;. Keşke gerçekten iyi ve kötü ayrımının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-2207" title="su" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/01/su-261x300.jpg" alt="su" width="261" height="300" />Nerede iyi, gerçekten iyi bir kişi görsem biliyorum ki mutsuz. Nerde iyi niyet bolluğundan kaygısızlaşmış; eli açık, gönlü açık birini görsem yine biliyorum ki mutsuz.</em></p>
<p><em>Nerede kötü, hatta iyilikle kötülüğün ayırdını artık yapamayacak halde olup bunu da bir takım felsefemsi kapaklarla satmaya çalışan birini görsem biliyorum ki &#8220;işleri tıkırında&#8221;.</em></p>
<p><em>Keşke gerçekten iyi ve kötü ayrımının göründüğü gibi olmadığını derinlemesine biliyor olsalar veya keşke başka bir düzeyde iyi ve kötü ayrımının gerçekten de başka olduğunu hissetmiş olsalar&#8230;</em><br />
<span id="more-2193"></span><br />
<em></em><em>İyi ve kötü demek, her şeyi ikiye bölmek, ak ve kara demek elbette ki istenen bir iş değil. Fazla derinine inerseniz; iyi ve kötü, güzel ve çirkin, ahlak ve ahlaksızlık&#8230; Bu karşıtlıklar eriyip yok olur. Biri diğerinin içinde değişir durur ve aynı anda ikisi aynı suya akar gider.</em></p>
<p><em>Başkalarının kötülükleri, ahlaksızlıkları, akılsızlıkları,suçlamaları, yargılamaları için ne zaman kayıtsızlık halinde kalabilirseniz ya da ne zaman toplumun &#8220;genel geçer iyi&#8221;si sizin için &#8220;pek fena sınıfta kalır&#8221; hale gelirse, sizi sevmediğini bildiğiniz birini önyargısız dinleyebilirseniz, ne zaman kendinizi &#8220;sosyal&#8221; bir tehlike anında ya da bir şeyleri kaybetmek pahasına da ortaya koyabilirseniz; o zaman verdiğiniz karar, karardır; söylediğiniz söz, sözdür. Karar verirken kendinizi kayırmazsanız ve kendinize taraftar aramazsanız o zaman size güvenilebilir.</em></p>
<p><em>Ne zaman ki suçlu olan da, mutlu olan da, yanlış davranan da, bencil olan da sizsiniz; o zaman bunların tümü geçicidir ve mihenk sizsiniz. Ne zaman ki yanlış olan o, bu, şu veya onlar ise o zaman hiç uğraşmayın. Daha da basitini söyleyivereyim: <strong>Ne zaman ki olan biten sizsiniz; mihenk sizsiniz. Ne zamanki olan biten sizden gayrı, mihenk sizden gayrı. </strong>Başkası ve hatası sizden gayrıysa yüzyıllardır sıradan olanın her zerresine yazılmış olan iyi-kötü ayrımı sizin için vardır ve olmalıdır.</em></p>
<p><em>İyi ve kötü işin özünde aynı denize dökülür. &#8220;Deniz&#8221;lik durumunda iyi-kötü, ahlak ve ahlaksızlık ayrımı yoktur; çünkü su kendi içinde ayrışmaz. Lakin sığ su &#8220;deniz&#8221; gibi değildir; çabuk pislenir. Sığ bir su birikintisi, gerçek bir &#8220;deniz&#8221; olma hayalinde olabilir. Henüz göl bile olamadan doğrudan sonuca giderek başkalarından yarım yamalak duyduğu şeyleri tekrar edip kendini rahatlatabilir: &#8220;Benim için iyi-kötü yok; ahlak-ahlaksızlık yok&#8221; diyebilir. Bunları lafta söyler; yetmezmiş gibi hemen akabinde de başkasının hayatını yargılama işine koyulur.  Birebir &#8220;o kişi ya da öteki&#8221; olduğunda ne yapacağından eminmiş gibi &#8220;dışında kalanı&#8221; eleştirir durur.</em></p>
<p><em>Su birikintilerinin yanıldıklarını düşünüyorum; bence sığ su birikintileri deniz değildir ve &#8220;uçsuz bucaksız&#8221; numarası yapmak onların görünümünü pek değiştirmiyor. Onlar, son damlalarına kadar iyi-kötü, ahlak ve ahlaksızlık ayrımına yapışmalılar.</em></p>
<p><em>Başkalarına zararı dokunan, başkalarının açıkça kötülüğünü isteyen, başkalarının mutluluğunu fazla bulanlar için iyi-kötü ayrımı olmalıdır. Onların ilkil engeli &#8220;iyi ve kötü&#8221;dür ve bunu su birikintisi iken ne yapsalar aşamazlar. Çok daha fazla su damlası biriktirmeleri gerekir. Çok daha fazla yaşam biriktirmek ya da başkalarınınkini harcamak, onlar içindir.</em></p>
<p><em>Başkalarına faydası dokunan, başkalarının açıkça iyiliğini isteyen ve başkalarının mutluluğunu az bulanlar için iyi-kötü ayrımı olsa ne olur olmasa ne?  Onlar için, seyahatlerinde yol yemeği olarak bulunacak kesin bir şey vardır: Daha fazla acı. Onların ilkil engelleri budur.  Onların mihenkleri başkalarının &#8220;iyi-kötü&#8221; algısı değil, bizzat kendileridir. Fakat onlar için iyi-kötü ayrımı hiç olmadı diyemeyiz. &#8220;Zamanla kayboldu&#8221; diyebiliriz.</em></p>
<p><strong><em>Çok daha fazla su damlası dağıtmak, yalnız onlar içindir.</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/iyi-kotu-bir-seyler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dile Kulaktan Başka Talip Yoktur</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/dile-kulaktan-baska-talip-yoktur</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/dile-kulaktan-baska-talip-yoktur#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2009 22:21:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt I]]></category>
		<category><![CDATA[Dile kulaktan başka talip yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Dostundan ayrılan ne kadar konuşsa da dilsizdir]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Mesnevi-i Şerif]]></category>
		<category><![CDATA[Ne kadar bilirsen bil]]></category>
		<category><![CDATA[söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1570</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Dile kulaktan başka talip yoktur.&#8221; &#8220;Aynı dili konuşmak dostluğa vesiledir. Aynı dili konuşmayınca nasıl arkadaş olunur?&#8221; &#8220;Dostundan ayrılan ne kadar konuşsa da dilsizdir.&#8221; Mesnevi&#8217;yi Okurken&#8230; Bir kaç önemli konu geldi aklıma. Bunlardan ilki doğru dinlemeden ne kadar uzak olduğumuz. Mesnevi&#8217;de bu konunun üzerinde çok durulmuş. Daha ilk beyitlerinin birinde diyor ki &#8220;Dile kulaktan başka talip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em><strong>&#8220;Dile kulaktan başka talip yoktur.&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: right;"><em><strong>&#8220;Aynı dili konuşmak dostluğa vesiledir. Aynı dili konuşmayınca nasıl arkadaş olunur?&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: right;"><em><strong>&#8220;Dostundan ayrılan ne kadar konuşsa da dilsizdir.&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: left;"><em><strong>Mesnevi&#8217;yi Okurken&#8230;</strong></em></p>
<p style="text-align: left;"><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-652.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-1638" title="picture-652" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-652.jpg" alt="picture-652" width="922" height="691" /></a>Bir kaç önemli konu geldi aklıma. Bunlardan ilki doğru dinlemeden ne kadar uzak olduğumuz. <strong>Mesnevi&#8217;de</strong> bu konunun üzerinde çok durulmuş. Daha ilk beyitlerinin birinde diyor ki <strong>&#8220;Dile kulaktan başka talip yoktur.&#8221;</strong> Ve bir de meşhur söz <strong>&#8220;Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır.&#8221;</strong> var. Ben de derim ki keşke birazı anlaşılsa ama doğru anlaşılsa&#8230;</em></p>
<p style="text-align: left;"><em><span id="more-1570"></span></em><em>Söylediklerimizi çoğu zaman karşı taraf, standart kalıplardan geçiriyor ve o süzgeçten bir de çarpıtarak çıkartıyor. Tasavvufta kelimelerin, şeylerin formsuzluğu mevcuttur ki; bildiklerimiz, ötesini engellemesin. Siz bir şey anlatırken, karşınızdaki sizin söylediklerinizi kafasında zaten mevcut olan, tanıdığı bir bölgeyle eşleştiriyor. Eşleştiremediği yerde benzetiyor. Anlattıklarınız onun bildiği şeylere hiç benzemiyorsa olsa bile çoğunlukla &#8220;baştan&#8221; dinlemiyor. <strong>Bu yapılan, basit bir kimyasal işlem gibi: Tara, eşleştir, benzemiyorsa benzet, benzemiyorsa küfret!</strong> Sistemi böyle çalışanlar, o sistemi derhal yıkmalı ve zihnini bağımsızlığa kavuşturmalı. Bana kalırsa aksi takdirde böyle birinin herhangi bir konuda ilerlemesine imkan yok.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-625.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-1637" title="picture-625" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-625.jpg" alt="picture-625" width="922" height="691" /></a>Siz bir beşgenden bahsediyorsanız ve karşınızdakinin kafasında sadece dörtgen varsa, sadece tebliğ edebilirsiniz. Karşınızdakinin algısını baştan yaratamazsınız. Hatta o beşgeni dörtgene sığdıramıyor olduğunuzdan bir de suçlanırsınız. Beni rahatlatan tek şey, bu kabilden bir kimsenin, bir gün &#8220;yalnız üçgeni biliyor olana&#8221; dörtgeni anlatmaya çalışmak zorunda kalacağı&#8230; Kafasında &#8220;dörtgen&#8221; şekli olmayanın, onun bildiklerini üçgene sığdıramıyor olmasından dolayı kendisini suçlayacak olması&#8230;</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Çok önemli başka bir konu herhangi bir şeyin putperestliğini yapmamak. Putperestliğini yaptığınız şeyin ne olduğu hiç önemli değil. Bir nesne, bir fikir sizin için tapınmaya, bağımlılığa, körlüğe, yadsımaya vesile ise özgür kalmanız zordur. Doğru dinlemeniz ve değerlendirmeniz zordur. Belirli hiç bir şeye düşünceyi yaslayamayız. O takdirde kıyısı köşesi belli bir pencere açmış oluruz ve karşımızdaki şekil ne olursa olsun; her şeyi bu pencereye sığdırmaya çalışırız.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-1012.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-1639" title="picture-1012" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-1012.jpg" alt="picture-1012" width="922" height="691" /></a>Şu ifadeleri tasavvuf metinlerinde doğrudan göremezsiniz; okuduklarınızdaki izlerin peşine düşerseniz size görünürler. Derler ki: İşin özü sevmektir; ama iş ki sevmek ve bağlanmak senin ilerlemeni engellerse, sevdiğini bile terk et! <strong>Sevmek sana özgürlük vermiyorsa, o halde sevindir! Nerde kaldı bilgiye, zihne ve zihnin aldığı üç beş veriyle adam yargılamaya güvenmek?</strong> Bu konuya detayla giremeyeceğim; çünkü &#8220;kısıtlı&#8221; algıya göre zaten şimdiden bir hatada bulunup &#8220;sevdiğini terk et&#8221; dedim. Aslında kast ettiğim görünen anlamda bir terk değil; ama bunu tam olarak ifade etmek için konuyu çok uzun tutmak gerek.</em></p>
<p style="text-align: right;"><em><strong>&#8220;Aşktan her kimin elbisesi parça parça olmadıysa o, kötülüklerdeni hırstan ve kibirden temizlenmemiştir.&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Bir diğer konu ise Mesnevi&#8217;de de sıklıkla sözü edilen konu. Kişisel gelişimde ve eğitimde ariflerin üzerinde en çok durdukları konu &#8220;kibir&#8221; olmuş. Tasavvuf ise onun tamamen yok edilmesi &#8220;sende senin kalmaması&#8221; üzerine kurulu bir öğreti. Çünkü konu şu ki; beşgeni bilmeyen adam dörtgende diretir durur; çünkü kendi benliğine, bilgisine büyük güven içindedir ve karşısındakinin beşgeni ona göre yoktur. O görmediğine inanmaz; ama acaba beşgen o görmüyor diye yok mudur? Fazlası için zihindeki tüm taayyünler boşalmalı. Kibir, bilimde de ilerlemeyi durdurur. Farz-ı mahal birisi sadece gördüğüne inanıp dünyanın düz bir tepsi olduğunda diretirse, dünyanın gerçek şeklini bilene hakaretler yağdırabilir. Lakin o aslını bilmiyor diye dünya düz olamaz. Dünyanın düz olmadığını bilen, &#8220;düz&#8221; olduğu iddiasında bulunana kızabiliyor mudur acaba? Sanmıyorum.<br />
</em></p>
<p style="text-align: right;"><em><strong>&#8220;Kasırga zayıf otlara acır, çünkü onlar kuvvetlerine güvenmezler.&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Bu yukardaki cümle Mesnevi&#8217;nin birinci cildinde dikkatimi çeken beyitlerden biri. Tabii bunun gibi onlarca var. Hem Budist öğretide hem de  tasavvuf öğretisinde, suyun yumuşak olduğundan; ama bu özelliğiyle kayaları aşındırdığından bahsedilir. <strong>Testisini aşağıda tutanın testisine su dolar. Çok sevdiğim bir sözdür. Su alçaktan akar&#8230; Suyun kadim anlamı da &#8220;bilgi&#8221;dir. Bu konuya sanırım daha fazla dikkat etmek gerek.</strong><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/dile-kulaktan-baska-talip-yoktur/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aslan Tavşan Hikayesi</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/aslan-tavsan-hikayesi</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/aslan-tavsan-hikayesi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2009 17:26:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Amil Çelebioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[Özün Özü]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[Baskı]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Dile Kulaktan Başka Müşteri Yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Fabl Türü]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Mesnevi]]></category>
		<category><![CDATA[Mesnevi Anlaşılır Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[Mesnevi Arslan Tavşan Hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mesnevi Sade Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Mesnevi-i Şerif]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana Celaleddin Rumi]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Nahifi]]></category>
		<category><![CDATA[Tavşan]]></category>
		<category><![CDATA[Tercüme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1555</guid>
		<description><![CDATA[Mesnevi-i Şerif, 25.700 beyitten oluşuyor ve toplam altı cilt. Ben henüz ilk cildini bitirebildim. Her beyitte bir çok anlam olduğundan kimseye hızlı ilerlemeyi tavsiye etmiyorum. Her anlamın bir görüneni bir de daha derinde olanı var. Yani hiç yoksa, sözlerin asgariden yine &#8220;iki&#8221; anlamı var. Beyitler sanki söylenmemiş de, söyleyenden taşmış gibi. Mevlana sözü söylemek için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Mesnevi-i Şerif, 25.700 beyitten oluşuyor ve toplam altı cilt. Ben henüz ilk cildini bitirebildim. Her beyitte bir çok anlam olduğundan kimseye hızlı ilerlemeyi tavsiye etmiyorum. Her anlamın bir görüneni bir de daha derinde olanı var. Yani hiç yoksa, sözlerin asgariden yine &#8220;iki&#8221; anlamı var.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Beyitler sanki söylenmemiş de, söyleyenden taşmış gibi. Mevlana sözü söylemek için uğraşmamış; ama sözler çıkmak istemişler.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Beğendiğim onca cümle ve hikaye içinden en çok tavşan ve aslan hikayesini sevdim. Bu hikayenin içeriği özet olarak şöyle:</em></p>
<p style="text-align: left;"><em><strong>&#8220;Arslan sürekli olarak avlanıyor ve ormandaki tüm hayvanları bu sebepten korkutuyor. Sonunda tüm hayvan halkı toplanıyor ve her gün aslana içlerinden bir kurban sunmaya karar veriyorlar. Arslan ise &#8220;benim tabiatım avlanmaktır, bana hazır sunulması benim için yakışık değil&#8221; dese de sonunda öneriyi kabul ediyor. </strong></em></p>
<p style="text-align: left;"><em><strong> </strong><strong>Bir süre hayvanların her gün birini kurban vermeleri devam ediyor ve sıra tavşana geliyor. Can korkusuyla kafası daha iyi çalışan tavşan sonunda aslana bir oyun etmeye karar veriyor. Arslanın yanına geç kalarak varıyor. Diyor ki &#8220;yolda bizi bir arslan harap etti, gelmemizi geciktirdi, size geldiğimi söyleyince &#8220;seni de şahını da pençemle yere sererim&#8221; dedi. Beni de bunu iletmem için gönderdi.&#8221; Arslan çok sinirleniyor ve tavşanının oyununa geliyor. &#8220;Beni ona götür&#8221; diyor. Tavşan, arslanı bir kuyu başına getiriyor. Kuyuya bakan aslan ise hem tavşanı hem de kendi yansımasını görüyor. Aklı tavşanı değil de düşmanı algılayınca kendi ile savaşmak için kuyuya atlayıp can veriyor.&#8221; </strong></em><em>Bu hikayeden hemen sonra dökülen bazı beyitlere bakınız:</em></p>
<p style="text-align: right;"><em><strong>&#8220;O zalim sensin. Hata edip kendine lanet etmedesin.&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: right;"><em><strong>&#8220;Sendeki kötü işler açıkça görülse şüphesiz sen, kendi kendine düşman olurdun.&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: right;"><em><strong>&#8220;Kendi kuyunun derinliğine erişsen, o seni sırlarına agah ederdi.&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: right;"><em><strong>&#8220;Ey başkasının yüzünde çirkin bir ben gören, yazık ki o ben senin yüzünden akseder.&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: right;"><em><strong>&#8220;Mavi bir şişeden baktın. Bu sebeple alemi baştan başa mavi gördün. Bu mavi renk senin eserinledir. Kötülüğünü bil, başkalarını kötü görme.&#8221;</strong></em><em><br />
</em></p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;"><em>Bildiğiniz gibi o dönem ve öncesinde yazılan bir çok eser, Hindistan&#8217;ın fabllarından etkilenmiş. Örneklemeler, hayvanlar üzerinden yapılmış ve didaktik anlatımlar onlar üzerinden gerçekleştirilmiş.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Mesnevi&#8217;de enteresan şekilde kullanılan benzetmelerden biri Hintlilerin çirkin ve basit, Türkler&#8217;in ise güzel ve basiretli olması. Yine kadın-erkek temsili ile ilgili olarak hoş bulmadığım başka bir benzetme daha var. Kadın şehvetle, erkek ise akılla özdeşleştirilmiş. Tabii bu benzetmelerin benim anlayamadığım bir hikmetinin olma ihtimali de var. Sadece ilk bakışta böyle ayrımları yadsıyorum. Bana göre Hintli&#8217;nin Türk&#8217;ten güzeli; kadının da erkekten daha çok akla tekabül edeni muhakkak ki var. Önemli olan nokta şu ki: Mevlana aklı yüceltirken bir taraftan da bahsettiği konuların idraki için aklın da geride bırakılması gerektiği ve yetersiz kaldığını da belirtmiş.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Mesnevi&#8217;de de sıklıkla şahlar, padişahlar da övüldüğüne göre demek ki yazılanları, ne olursa olsun dönemlerinden ayrı düşünemeyiz. Tanımlar için o dönemde yerleşmiş bir çok benzetme elbette ki kullanılıyor. Örneğin aslanın en yüce hayvan olması, diğer hayvanlardan çok adil olması gibi. Sarhoş edici yüzlerce hikaye ve beyitin içinde bunların lafının edilmesi çok da yerinde olmayabilir. Okyanustan bir bardak&#8230;</em></p>
<p><em>O kadar çok sayıda çarpıcı beyit var ki başlarda not alıyor olsam da hemen anladım ki en iyisi bunları biriktirmemek. Okurken tadını çıkarmak. Zira kaydetmekle bitmeyecek. Okuduğum bu olağanüstü şeyi mülk edinmemek daha iyi.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em><img class="alignright size-medium wp-image-1593" title="278884_2" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/278884_2-207x300.jpg" alt="278884_2" width="207" height="300" />Eskiler daha ilgili tabii bu konularla. Konunun ilgilileri daha çok şerhleri okumaktan hoşlanıyorlar. Tabii eski şerhlerin anlaşılması çok da kolay değil. Bizim gibi gençlerin bunlara dili yetmiyor. Açıklamaları okumak için yeniden tercüme şart oluyor. Zaten çok kolay anlaşılmayan ve bir kaç anlam içeren bu metinlerin tercümesi de işi iyice zorlaştırıyor. Bu sebepten ben dil açısından kolay anlaşılır iyi bir çeviri buldum ve günümüz diline en yakınını okuyorum. Elbette ki beyitlerin ahengi, kafiyesi, ölçüsü bozuluyor. Bana sorarsanız, kafiyesini okuyup da ne dediğini anlayacağım derken bezmekten çok daha iyidir. İşin şeklinde değil, özünde kalmak yeğdir.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Altında yazan yorumları da okuduktan sonra şu <strong><a href="http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=JWKEJ3O8I1MDSNMR0RS2" target="_blank">Mesnevi-i Şerif</a>&#8216;i</strong> almaya karar verdim. Anladım ki çok da doğru bir tercih olmuş. Bu linkten siz de bu çeviri için yapılmış yorumları okuyabilirsiniz. Süleyman Nahifi çevirmiş ve Amil Çelebioğlu da tercümeyi sadeleştirmiş.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Birinci cildi bitirirken aklıma gelen bir çok şeyi bir sonraki yazımda paylaşacağım, bu yazımda düşündüklerimle ilgili genel bir fikir vermek istedim ve günümüz diline başarıyla sadeleştirilmiş olan baskısını önerdim.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Okumaya karar verirseniz, ne mutlu&#8230;<br />
</em></p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/aslan-tavsan-hikayesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eklemeden Geçilemeyen</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/eklemeden-gecilemeyen</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/eklemeden-gecilemeyen#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2009 21:42:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Alem]]></category>
		<category><![CDATA[Çuang-Tzu]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Seyir]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat Enerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[Zihin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1433</guid>
		<description><![CDATA[Bir önceki yazımda bahsettiğim kitap sona erdi. Tüm kitabı özetle deseniz, eklemeyi asla geçiştiremediğim şu paragrafı yazmak çok anlamlı olur ve bu anlamlı sözler; tüm tasaların yok edilebileceğinin habercisi ve gerçeğidir : Alıntılar &#8211; 5 &#8211; &#8220;Bırakınız zihniniz (içinde arzuların izinin dahi bulunmadığı) Basitlik Mülkü&#8217;nde serazad (başı boş, akıldan kurtulmuş olarak) dolaşıp dursun. Hayat enerjiniz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img class="size-medium wp-image-1441 alignright" title="delusional" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/04/delusional-300x245.jpg" alt="delusional" width="300" height="245" />Bir önceki yazımda bahsettiğim kitap sona erdi. Tüm kitabı özetle deseniz, eklemeyi asla geçiştiremediğim şu paragrafı yazmak çok anlamlı olur ve bu anlamlı sözler; tüm tasaların yok edilebileceğinin habercisi ve gerçeğidir :</em></p>
<p><strong>Alıntılar &#8211; 5 &#8211; </strong></p>
<p><strong><em>&#8220;Bırakınız zihniniz (içinde arzuların izinin dahi bulunmadığı) Basitlik Mülkü&#8217;nde serazad (başı boş, akıldan kurtulmuş olarak) dolaşıp dursun. Hayat enerjiniz sınırsız sükunet ile tevhid olup (birleşip) nefsinizin işe karışmasına izin vermeksizin hadisatın (olan biten şeylerin)doğal seyrini takip etsin. İşte o zaman bütün alem kendiliğinden yönetilecektir.&#8221;</em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><em>Çuang Tzu, VII s. 294</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/eklemeden-gecilemeyen/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lao-Tzu ve Gerçek İnsan</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/lao-tzu-ve-gercek-insan</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/lao-tzu-ve-gercek-insan#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2009 20:34:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[İbn Arabi]]></category>
		<category><![CDATA[Çuang-Tzu]]></category>
		<category><![CDATA[Buddha]]></category>
		<category><![CDATA[Enaniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçek İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Konfüçyus]]></category>
		<category><![CDATA[Lao Tzu]]></category>
		<category><![CDATA[Lao-Tzu ve Çuang-Tzu'nun Mukayesesi]]></category>
		<category><![CDATA[Tao Te Çing]]></category>
		<category><![CDATA[Taoculuk'daki Anahtar Kavramlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toshihiko İzutsu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1365</guid>
		<description><![CDATA[Gerçeğin ve ilimin sınırsızca tek kaynaktan, mekana ve zamana bağlı olmadan aktığı kesin. İlim nasıl olsa tek; ama farklı çağlardan ve farklı milletlerden çoğu zaman da çarpıtılarak süzülüyor. Bunların arkasındaki gerçeği bulmaksa, ne kadar çok şey bildiğinize bağlı olarak hem zorlaşıyor hem de kolaylaşıyor. Zamanla bilgiyi aldığınız kaynaklar ve takip edecekleriniz artıyor ve bilgi yavaş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img class="size-medium wp-image-1392 alignright" title="tao-anahtar" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/04/tao-anahtar-189x300.jpg" alt="tao-anahtar" width="189" height="300" />Gerçeğin ve ilimin sınırsızca tek kaynaktan, mekana ve zamana bağlı olmadan aktığı kesin. İlim nasıl olsa tek; ama farklı çağlardan ve farklı milletlerden çoğu zaman da çarpıtılarak süzülüyor. Bunların arkasındaki gerçeği bulmaksa, ne kadar çok şey bildiğinize bağlı olarak hem zorlaşıyor hem de kolaylaşıyor. Zamanla bilgiyi aldığınız kaynaklar ve takip edecekleriniz artıyor ve bilgi yavaş yavaş büyüyor. Böylelikle bilginin tasnifi ve gerçeğe indirgenmesi zorlaşıyor. Belirli bir alışkanlıktan sonra ise safsatalar kolaylıkla eleniyor ve ne aradığınızı daha iyi bilir hale geliyorsunuz. </em></p>
<p><em>Bütün bunlar böyleyken vaktinde <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Toshihiko_Izutsu" target="_blank"><strong>Prof. Dr. Toshihiko İzutsu&#8217;nun</strong></a> kitaplarıyla tanıştım. Her ne kadar arkadaşlar arasında &#8220;bir kitap okudum hayatım değişti&#8221; söylemiyle dalga geçmemiz meşhur olsa da; bu kitaplar gerçekten de doğru okuyanın hayatını değiştirir nitelikte. Şimdi yine bunlardan birini okuyorum: <a href="http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=S1XODLXX7C5COLXUBXX2" target="_blank"><strong>Tao-culuk&#8217;daki Anahtar Kavramlar (İbn Arabi ile Lao-Tzu ve Çuang-Tzu&#8217;nun Mukayesesi)</strong></a> Bu kitabın içeriğinden uzun uzadıya bahsetmeyeceğim; zaten alınıp okunmayı fazlasıyla hakkeden bir kitap. </em><br />
<span id="more-1365"></span><br />
<em><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-1394" title="lao-tzu" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/04/lao-tzu-189x300.jpg" alt="lao-tzu" width="189" height="300" />Lao-Tzu</strong> ve <strong>Çuang-Tzu</strong>, <strong>Konfüçyüs</strong> döneminden biraz sonra Çin&#8217;de yaşadıkları varsayılan iki bilge. Aydınlanmaları <strong>Buddha&#8217;nın</strong> aydınlanmasına son derece benzer nitelikte ve dönem olarak da onun dönemine oldukça yakın. Ancak kesin bir tarih verilemiyor. (M.Ö. 550-230) Bu dönemde yazılmış ve <strong>Lao Tzu&#8217;ya</strong> ait olduğu düşünülen <strong>Tao Te Çing&#8217;ten</strong> seçme bir iki alıntıyı yazmak isterim:</em></p>
<p><em>Bilgi demişken, zihnin &#8220;yargıda bulunmaya yarayan&#8221; faaliyetinin yardımcısı olan bilgi; ilmi bulan insanların pek sevmedikleri şeylerin başında geliyor. Para gibi, &#8220;yanlış yorumlanan ve kullanılan&#8221; bilginin de kişiye <a href="http://seslisozluk.com/?word=enaniyet&amp;ssQBy=0"><strong>&#8220;enaniyet&#8221;</strong></a> kazandırdığına inanıyorlar. Sizi daha fazla oyalamadan kitaptaki alıntılarla başbaşa bırakayım: </em></p>
<p><strong><img class="size-thumbnail wp-image-1393 alignright" title="toshihiko-izutsu" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/04/toshihiko-izutsu-150x150.jpg" alt="toshihiko-izutsu" width="150" height="150" />Alıntılar &#8211; 4</strong></p>
<ul>
<li><span style="color: #55063d;">Eğer azıcık bir şey &#8220;bilme&#8221; durumunda olsam, Büyük Yolda (yani Tao yolunda) yürüyor olsam dahi, bu (bilgi) benim yoldan sapmam için büyük bir tehlikedir. Büyük yollar doğal olarak düzeyli ve emindirler; ama her nedense insanlar hep patikaları seçmişlerdir.</span></li>
<li><span style="color: #55063d;">Kutsal insanın sabit kılınmış zihni olmaz. O, insanların zihinlerini kendi zihni kılar. Onun ilkesi: &#8220;İyi olana iyi imiş gibi muamele ederim; ama iyi olmayanlara bile iyi imiş gibi muamele ederim.(Niçin mi böyle bir tavır takınırım?)Çünkü tabiatı gereği her şey iyidir. Samimi kimseye samimi imiş gibi muamele ederim.(Niçin mi böyle bir tavır takınırım?)Çünkü tabiatı gereği her şey samimidir.Böylece bu dünyada yaşamakta olan &#8220;gerçek insan&#8221; esnek bir tavır takınarak her şeye karşı kendi zihnini bir <a href="http://seslisozluk.com/?word=herc%C3%BCmer%C3%A7&amp;ssQBy=0" target="_blank">hercümerce</a> tabi tutar. Alelade kimse ise nesneleri tefrik edebilmek (ayırabilmek) için gözünü kulağını dört açar. &#8220;Gerçek insan&#8221; bunun aksine her konuda bebek gibi davranır.&#8221;</span></li>
<li><span style="color: #55063d;">Hayatı öldürmüş olan ölmez. Yaşayan her şeye Hayat vermiş olan yaşamaz. Her şeyi defetmek ve her şeyi nezaketle karşılamak onun tabiatıdır. O&#8217;nun tahrip etmediği şey yoktur. O&#8217;nun mükemmel yapmadığı hiç bir şey yoktur. Bu açıdan O&#8217;na Gürültülü-Sükunet denir. Bu Gürültülü-Sükunet ismi O&#8217;nun (yani Tao&#8217;nun) bütün nesneleri kargaşa ve çalkantıya düçar ettikten sonra Sükunet&#8217;e sevketmesine delalet etmektedir.<img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1395" title="path_to_tao_scr" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/04/path_to_tao_scr-150x150.jpg" alt="path_to_tao_scr" width="150" height="150" /></span></li>
<li><span style="color: #4d043e;"><span style="color: #55063d;">Ölmek ve yaşamak, var olmak ve yok olmak, belaya düçar olmak ve yıldızı parlamak, fakir olmak ve zengin olmak, zeki olmak ve beceriksiz olmak, gözden düşmek ve itibarlı olmak, aç kalmak ve susuz olmak, sıcaktan ve soğuktan müzdarip olmak, bütün bunlar <a href="http://seslisozluk.com/?word=kevni&amp;ssQBy=0" target="_blank">kevni</a> şeylerin sürekli değişimlerinden başka bir şey olmayıp Kader&#8217;in fasılasız işlediği nakışların sonuçlarıdır. Bütün bunlar gözlerimizin önünde birbirlerinin yerlerine ikame olmaktadır ama hiç kimse zihni aracılığı ile bunları gerçek menşe&#8217;lerine kadar takip edememektedir. Bununla beraber bu değişikliker (dönüşüm ile vahdet halinde olmasından ötürü zihnini tamamen boşaltmış bir insan için) rahatsız edecek kadar ne güçlüdürler; ne de bunlar (böyle bir kimsenin) en deruni(gönülden, içten) hazinesine dühul (dahil olma)</span> edebilirler.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: right;"><em>(Lao Tzu, Çuang-Tzu ve Tao Te Çing&#8217;ten M.Ö. 4.yy)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/lao-tzu-ve-gercek-insan/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşk-Elif Şafak</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/ask-elif-safak</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/ask-elif-safak#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2009 22:03:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Şems-i Tebrizi]]></category>
		<category><![CDATA[Aziz Zahara]]></category>
		<category><![CDATA[Efsun]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Şafak]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Şafak-Aşk Yorumu]]></category>
		<category><![CDATA[Kerra Hatun]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya Hatun]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Kural]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana Celaleddin Rumi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1139</guid>
		<description><![CDATA[Kızgınlıkla hayranlık arasında bir yerde sıkıştım kaldım. Daha önce Elif Şafak&#8217;ın herhangi bir romanını okumuşluğum yoktu. Ortaokulda zorla okuttukları eski Türk romancılarının insanı bedbaht eden hikayelerinden olacak; uzun süredir yaklaşmıyorum Türk yazarlara. Kaldı ki zaten roman okumak pek keyif vermiyor bana. Okuduklarım varsa yoksa ilme katkı sağlasın, ilerletsin; kurguya dokunmasın gerçek olsun. Bir arkadaşım ısrarla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-1167" title="00100205" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/00100205-200x300.jpg" alt="00100205" width="200" height="300" />Kızgınlıkla hayranlık arasında bir yerde sıkıştım kaldım. Daha önce <strong>Elif Şafak&#8217;ın</strong> herhangi bir romanını okumuşluğum yoktu. Ortaokulda zorla okuttukları eski Türk romancılarının insanı bedbaht eden hikayelerinden olacak; uzun süredir yaklaşmıyorum Türk yazarlara. Kaldı ki zaten roman okumak pek keyif vermiyor bana. Okuduklarım varsa yoksa ilme katkı sağlasın, ilerletsin; kurguya dokunmasın gerçek olsun. </em></p>
<p><em>Bir arkadaşım ısrarla &#8220;okumalısın&#8221; dedi bu kitabı. Konusunun <strong>Mevlana ve Şems&#8217;in</strong> dostluğu olduğunu öğrenince istek duymadım değil; ama diyorum ya roman okuyacağıma genellikle ansiklopedik bilgileri tercih ederim ben. Yanlış bir şey bulaşmasın öğreneceklerime diye. Ya da yüzeysel anlatımlar, doğru bildiklerimle çelişmesin diye. Lakin kitap hediye edilince ve bir kaç sayfasını okuyunca durduramadım okumayı. Su gibi akışıyla kitap anında bitirtti kendini. </em><span id="more-1139"></span></p>
<p><em><img class="alignright size-medium wp-image-1161" title="d7527173696ea28757a87802b" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/d7527173696ea28757a87802b-205x300.jpg" alt="d7527173696ea28757a87802b" width="205" height="300" />İlgiliyim Aşk&#8217;ta anlatılan konularla. Tasavvuf konusunda da derinlemesine okumuşluğum var. O yüzden Şems &#8211; Mevlana dedin mi; aman derim bildiklerimle çelişmesin. Sonra ne yazılana saygım kalır ne sanatçıya&#8230; İşte Elif Şafak&#8217;ın son romanı da dediklerimi tersten söyletti bana. Ne yanlışı; haşa! Doğruya hakim olmuş, onu içine tam anlamıyla sindirmiş ve doğallaştırmış bir bayan yazar buldum karşımda. Üçüncü dünya ülkesinde yaşamaktan olacak; özellikle bayan köşe yazarlarını ve yazarları daha büyük bir ilgiyle takip ediyorum. Bu konuda yeterliliklerini gördükçe içimde tuhaf bir mutluluk oluyor. Hayatım boyunca hayal edeceğim ve yazmak istediğim kitabı yazmış çıkarmış karşıma Elif Şafak. İşte bundandır öfkem, mutluluğum ve saygım. Hayalimi sayfalara basmış evime yollamış. Öfke tabii ki latife; sonsuz saygılıyım böylesine iyi işlere.<br />
</em></p>
<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-1159" title="00123" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/00123-214x300.jpg" alt="00123" width="214" height="300" />Kitap, <strong>Kerra Hatun&#8217;un</strong>, Mevlana&#8217;nın evlatlığı <strong>Kimya Hatun&#8217;un</strong>, Mevlana&#8217;nın iki oğlunun, Şems&#8217;in, bir fahişenin, bir dilencinin, bir katilin, bir ermişin ağzından dökülüyor. Her yönden ve her gözden bakıyor. Anlatım son derece doğal. Sadece benim bir beklentim varsa kitapta cevap bulmayan; o da tasavvufa biraz daha &#8220;derinlemesine&#8221; girilmesi idi. Pratik olarak </em><em>yaşamın içinden örnekler ve hikayelerle </em><em>şeriat ile hakikat yolu arasındaki ayrım açıklıkla belirtilmiş . Yine de biraz daha detaya girmek ve konuyla halihazırda ilgili olanlara araştırılacak ya da öğrenilecek bir şeyler sunmak ve okurların içinde varolan mistisizmi uyandırmak ayrı bir lezzet katabilirdi kitaba. Yine de konuyla hiç ilgisi olmayanların dikkatini çekebilir ve onları yönlendirebilir. Ayrıca birden aklıma geldi; kitap yazmanın misyonu olmayabilir de. Derinlemesine ilgilenecek olanlar yollarını elbette ki bulacaktır.<br />
</em></p>
<p><em><img class="alignright size-medium wp-image-1160" title="10-mevlevi" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/10-mevlevi-179x300.jpg" alt="10-mevlevi" width="179" height="300" />Hep düşündüğüm, gördüğüm, okuduğum, yaşadığım harika şeyden bahsediyor kitap adı üstünde: <strong>Aşk!</strong> Ayrımını yapmamış aşkın. Ne cinsi aşk ne ilahi aşk ne şu ne bu. Sadece aşk. Zaten anlatım ve kitap son derece soyutlanmış &#8220;ikilik&#8221;ten yani ayrımdan. Birliğin gözünün içine girmiş. Yazarı bu konuda özellikle tebrik etmek gerekiyor. İnsan bu noktayı görebilirse, bir sonraki noktası ne olur acaba? Hep bunu düşünüyorum. İnsan &#8220;bir&#8221;den bakarsa, herkesin &#8220;tek&#8221; olduğunu görür; dünyanın en çirkinini, en şanssızını, dünyanın en güzelinden farklı görmezse bunun sonrasında söyleyecek sözü kalır mı acaba? Güzeli, mükemmeli sevmek kolay. Sever misin çirkini, zaafı olanı, basiti de? Sevebiliyorsan, suskun olursun&#8230; Kulak kesilirsin. Dilin kalmaz.Uzak olursun çok konuşanlardan. Tarafsız olursan zeval gelmez sana. Kötü, korkar senden; cahil, zarar veremez sana.<br />
</em></p>
<p><em>Öyle güzel anlatmış ki <strong>AŞK</strong>, sevginin kırk kuralını da. <strong>Kuralı olur muymuş sevginin? Kuraldan korunmanın kurallarıysa bunlar; evet olur!</strong></em></p>
<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-1163" title="mevlevi-semazen" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/mevlevi-semazen-240x300.gif" alt="mevlevi-semazen" width="240" height="300" />Kırk kuralın kırkını da yazmak isterdim buraya. Etrafı efsunlamak gibi olurdu bu. Ben sadece kendime kaydediyorum kitaptaki efsunu. Gerçekle efsunlanmak isteyenler, Elif Şafak&#8217;a bu mistik konuyu bu kadar tarafsız ve sade anlatmasından ötürü teşekkür etsinler. Tabii ki konunun erbablarına ve aktarımını yüzyıllardır sağlayanlara da. Ben de Mevlana, Şems ve benzerleri gibi gerçek aşıklarının derinliklerinden ve yoğunluklarından dolayı bir kez daha onlara minnettar olayım.<br />
</em></p>
<p><em>Benim için yeni bir şeyler söylemedi kitap. Bildiğim, duyduğum dinlediğim şeyleri anlattı yeniden. Ama açıklıkla, sadelikle ve bir nehir gibi anlattı.</em><em> Başını eğmenin güzelliğini öğretecek bu kitap; insan olmanın gururuyla. Sessizliğe yakın durmayı; boşa konuşmamayı hissettirecek. Eğer gevezeysen ve gürültücüysen; hala görememekteysen ufkun yedi rengini&#8230;Gördüğün renklerin güzelliğini göremediysen ve beyazdan geldiklerini&#8230; Al takkeni önüne, ilk denk gelen kitapçıya&#8230;</em></p>
<p><em><strong>Şems&#8217;in diliyle: Dünyayı sular seller götürse, bundan ördeğe ne? Aşkı bil, onda yüz.<br />
</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/ask-elif-safak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>72</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bütüncül Bakış</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/butuncul-bakis</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/butuncul-bakis#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 23:33:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Atman]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Şamanizm]]></category>
		<category><![CDATA[Şems-i Tebrizi]]></category>
		<category><![CDATA[İbn'ül Arabi]]></category>
		<category><![CDATA[İbrani]]></category>
		<category><![CDATA[İlahi Bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç]]></category>
		<category><![CDATA[Üst Bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[Çıkış Noktası]]></category>
		<category><![CDATA[Bön Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Bütüncül Bakış]]></category>
		<category><![CDATA[Brahman]]></category>
		<category><![CDATA[Buddha]]></category>
		<category><![CDATA[Budist Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Budizm]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Han]]></category>
		<category><![CDATA[Cisim]]></category>
		<category><![CDATA[Din Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Dinlerüstü]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Mistisizmi]]></category>
		<category><![CDATA[Eflatun]]></category>
		<category><![CDATA[Etkileşim]]></category>
		<category><![CDATA[Etkileşmek]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[Hindu Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Hinduizm]]></category>
		<category><![CDATA[Işık Doğudan Yükselir]]></category>
		<category><![CDATA[Konfüçyus]]></category>
		<category><![CDATA[Kuşbakışı]]></category>
		<category><![CDATA[Mana]]></category>
		<category><![CDATA[Moğollar]]></category>
		<category><![CDATA[Moksha]]></category>
		<category><![CDATA[nepal]]></category>
		<category><![CDATA[Nirvana]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Asya]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Noktalar]]></category>
		<category><![CDATA[Paganizm]]></category>
		<category><![CDATA[photoblog]]></category>
		<category><![CDATA[Platon]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh; Madde]]></category>
		<category><![CDATA[Sufizm]]></category>
		<category><![CDATA[Türk İnançları]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Geleneği]]></category>
		<category><![CDATA[Tengricilik]]></category>
		<category><![CDATA[Upanişad]]></category>
		<category><![CDATA[Uygurlar]]></category>
		<category><![CDATA[Uzakdoğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=936</guid>
		<description><![CDATA[(Fotoğrafların hepsi 2008 Eylül&#8217;de  bulunduğum Nepal, Tibet ve Butan&#8217;dan fotoğraflar olup tarafıma aittir. İzinsiz kullanmayınız.) Dinlerüstü ve Kuşbakışı Kişisel merakımdan kültürlerarası etkileşimleri araştırıyorum. Özellikle doğu ve uzakdoğudaki kültürel ve dini etkileşimler ve eski kültürlerle ilgileniyorum. Bazı inanç ve gelenek sistemlerine &#8220;din&#8221; demek bana biraz zor geliyor. Bunlardan bazıları din olarak kimilerinde kabul ediliyor; kimilerince edilmiyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em>(Fotoğrafların hepsi 2008 Eylül&#8217;de  bulunduğum Nepal, Tibet ve Butan&#8217;dan fotoğraflar olup tarafıma aittir. İzinsiz kullanmayınız.)</em></p>
<p style="text-align: left;"><em><span style="color: #800000;"><strong>Dinlerüstü ve Kuşbakışı</strong></span><br />
</em></p>
<p><em>Kişisel merakımdan kültürlerarası etkileşimleri araştırıyorum. Özellikle doğu ve uzakdoğudaki kültürel ve dini etkileşimler ve eski kültürlerle ilgileniyorum. Bazı inanç ve gelenek sistemlerine &#8220;din&#8221; demek bana biraz zor geliyor. Bunlardan bazıları din olarak kimilerinde kabul ediliyor; kimilerince edilmiyor.</em></p>
<p><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-589.jpg"><img class="size-medium wp-image-958 alignleft" title="picture-589" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-589-225x300.jpg" alt="picture-589" width="225" height="300" /></a>Doğu ile batının sınırı kalın bir çizgiyle çizilmiş değil. <strong>Fazla batıya giden doğuya; fazla doğuya giden de batıya varır.</strong> Haddini aşan şeylerin tersine döndüğü rivayet edilir. Madde ve mananın; cisim ile ruhun zıtlığı ve birliğinden şüphe duymasam da; kişisel olarak bunlardan mana ve ruh daha çok ilgimi çekiyor. Çünkü madde ve cisim; mana ve ruhu kapsayamaz. Mana ve ruhun ise madde ve cismi reddetmesine gerek yoktur. Birbirinin karşısına koyulan bu kavramların uzantısı olarak batı ve doğu var. Karşılık olarak kafamda batı, akla ve cisme; doğu ise mana ve ruha oturmuş durumda. Batı tarafını derinlemesine incelemiş bulunmadığımdan; bildiğim kısmı anlatma taraftarıyım. </em><span id="more-936"></span></p>
<p><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-1101.jpg"><img class="size-medium wp-image-962 alignright" title="picture-1101" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-1101-300x225.jpg" alt="picture-1101" width="300" height="225" /></a>En başında <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Budism" target="_blank">Budizm</a>in öğretilerinden etkilenmiştim. Bu konuda okumalar yaptıktan sonra ilk görüşte hoşlanmadığım Hindu Kültürüyle ilgilendim. Budizm çok açık olarak <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Hinduism_and_Buddhism" target="_blank">Hinduizmin</a> içinden çıkmış ve aynı topraklardan türemiştir. Bir anti-tez olma özelliğiyle, Hinduizmde yerleşmiş ve süregelen kast sistemini ortadan kaldırmıştır. Hinduizm, inanç sistemleri ayrımında Paleo-Paganizme (başka bir kültürden etkilenmemiş) dahil sayılıyor. Batılıların ayrımı böyle olsa da; Hinduizm, Asya Ural-Altay kültürü olan  Şamanizmin uzantısı sayılabilir. Zaten <strong>Batıda Pagan, Doğuda Şaman.</strong> Bir kaç temel fark dışında &#8220;gelişmişlik ya da anlayış&#8221; bakımından önemli bir ayrım olduğu söylenemez. </em></p>
<p><em><strong><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-808.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-959" title="picture-808" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-808-300x205.jpg" alt="picture-808" width="300" height="205" /></a>Nepal&#8217;de bulunmuş, kültürlerinin bazı miraslarına tanık olmuş, hatta tuhaf bir şekilde kendini bir Hindu ayinin karşısında bulmuş,</strong> (hatta buyrun kendi çektiğim &#8220;o an&#8221;ın fotoğrafını da sunayım sizlere) <strong>sonra bu konuda okumalar yapmış biri olarak Hinduizmi adeta &#8220;az gelişmişlikle ve cehaletle&#8221; özdeşleştirmiştim.</strong> İlgim de Budizm üzerinden, çok daha ehil bulduğum tasavvufa yönlendi ki bu iki kültür ciddi şekilde etkileşmiştir. Bunun da mimarı Uygurlardır. Uygur Türkleri, kendi dinleri <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Tengricilik" target="_blank">Tengricilik</a>le örtüşmediği için, Farslarla etkileşimde bulundukları dönemde Mani dinini kabul edememiş; fakat sonra çoğunluğu Budizmi kabul etmiştir. (M.S. 800) Bununla birlikte ilk kez yerleşik hayata geçmişlerdir. Daha sonra Müslümanlığı kabul ettiklerinden, <a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-1091.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-961" title="picture-1091" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-1091-300x248.jpg" alt="picture-1091" width="300" height="248" /></a>Budizm kültürünün etkilerini İslamiyete taşımışlardır. <strong>Şamanizmin uzantısı olan Hinduizm, o kültürden türeyen Budizm ve ondan etkilenen İslam felsefesi aynı kapta birleşirler.</strong> Örneğin Anadoluda dervişlerin varlığı Budizmin bir uzantısıdır. Özellikle Budizm ve Hinduizm kültüründe doğrudan Şamanizm görülebilir. (Tibet&#8217;te bir Budist manastırında çektiğim şu fotoğraftan da bu durum anlaşılıyor.)</em></p>
<p><em>Tüm bu etkileşimler bir yana asıl söylemek istediğim konu şu ki Budizm ve Hinduizm ve daha sonra İslam felsefesi olarak adlandırabileceğimiz Sufizm, bütünden kopan parçalardan bahseder. <a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-1154.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-971" title="picture-1154" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-1154-225x300.jpg" alt="picture-1154" width="225" height="300" /></a><strong>İlahi bilincin parlatılması, &#8220;ben&#8221;den yola çıkarak, evrensel bilinçle bütünleşme hepsinde söz konusudur. Bu öğretileri özel yapan ve batıdan ayıran nokta budur.</strong> <strong>Lakin Moğolların altın ordusuyla birlikte Budizme çok önem veren Cengiz Han döneminde Avrupa&#8217;ya seferler düzenlenmiş ve yine Şaman-Budist kültürü esintileri </strong>(Budizmden hemen önceki Tibet Bölgesi dini Bön Dinidir) <strong>Batıya da taşınmıştır. Endülüs </strong>(M.S. 1200 civarı)<strong>Bölgesi&#8217;ndeki İslam Alimlerinin bilgileriyle ise özellikle bağırlarına bastıkları Platon&#8217;un  öğretileri örtüşmüş ve etkileşmiştir. Önemle söylemeliyim ki; <a href="http://ezgi.murekkep.org/kategori/tasavvuf" target="_blank">tasavvuf felsefesi</a> Budist öğretilerden ya da Hinduizmden tenzih edilmelidir. </strong>Tek tanrılı dinlerle başlayan yeni bir aydınlanma dönemine ait felsefeleri daha önceki bireysel aydınlanmalardan ayırmak gerekli. Her dönem ve toplumda aydınlanan insanlar olmuştur ve öğretilerini yaymışlardır. <strong>(Buddha, Konfüçyus ya da Eflatun gibi)</strong> Ancak tek tanrılı dinlerin bildirilmesinden sonra aydınlananlar diğerlerinden farklı bir düzlemde bulunuyor. <strong>(İbn&#8217;ül Arabi, Şems-i Tebrizi gibi)</strong></em></p>
<p><em>Tüm bunlara tepeden ve bütüncül bakarsak, ortak noktalarını saptayabiliriz. İlahi bilinç konusunda Hinduizmin çok farklı ve yetersiz olduğunu düşünüyordum. Ta ki okurken şu ifadelere rastlayana kadar: </em></p>
<p><!--[if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:TrackMoves /> <w:TrackFormatting /> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:PunctuationKerning /> <w:ValidateAgainstSchemas /> <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid> <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent> <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlaceholderText> <w:DoNotPromoteQF /> <w:LidThemeOther>TR</w:LidThemeOther> <w:LidThemeAsian>X-NONE</w:LidThemeAsian> <w:LidThemeComplexScript>X-NONE</w:LidThemeComplexScript> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables /> <w:SnapToGridInCell /> <w:WrapTextWithPunct /> <w:UseAsianBreakRules /> <w:DontGrowAutofit /> <w:SplitPgBreakAndParaMark /> <w:DontVertAlignCellWithSp /> <w:DontBreakConstrainedForcedTables /> <w:DontVertAlignInTxbx /> <w:Word11KerningPairs /> <w:CachedColBalance /> <w:UseFELayout /> </w:Compatibility> <w:BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w:BrowserLevel> <m:mathPr> <m:mathFont m:val="Cambria Math" /> <m:brkBin m:val="before" /> <m:brkBinSub m:val=" " /> <m:smallFrac m:val="off" /> <m:dispDef /> <m:lMargin m:val="0" /> <m:rMargin m:val="0" /> <m:defJc m:val="centerGroup" /> <m:wrapIndent m:val="1440" /> <m:intLim m:val="subSup" /> <m:naryLim m:val="undOvr" /> </m:mathPr></w:WordDocument> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w:LatentStyles DefLockedState="false" DefUnhideWhenUsed="true"   DefSemiHidden="true" DefQFormat="false" DefPriority="99"   LatentStyleCount="267"> <w:LsdException Locked="false" Priority="0" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Normal" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="heading 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 7" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 8" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 9" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 7" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 8" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 9" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="35" QFormat="true" Name="caption" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="10" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Title" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="1" Name="Default Paragraph Font" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="11" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtitle" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="22" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Strong" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="20" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="59" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Table Grid" /> <w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Placeholder Text" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="1" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="No Spacing" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Revision" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="34" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="List Paragraph" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="29" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Quote" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="30" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Quote" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="19" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="21" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="31" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Reference" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="32" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Reference" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="33" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Book Title" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="37" Name="Bibliography" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" QFormat="true" Name="TOC Heading" /> </w:LatentStyles> </xml><![endif]--> <em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-1152.jpg"><img class="size-medium wp-image-963 alignright" title="picture-1152" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-1152-225x300.jpg" alt="picture-1152" width="225" height="300" /></a>Bir çok Hindu, herkesin kendi özü (ruhu ya da tözü) dedikleri atmanın ölümsüz/sonsuz olduğuna inanır. Hinduzimin panteistik teolojilerine göre (Hinduizmin </em><em>tüm evrenin tek bir tanrıyı yansıttığı birlikçi görüşlerine göre</em><em> örneğin </em><em>Advaita Vedanta Kolu) <strong>Atman, en üstün ruh olan Brahman’dan kopmuştur. Yaşamın amacı ise kişinin ben’inin (atmanının), en üstün ve bütüncül ruh olan Brahman’la aynı olduğunu keşfetmesidir.</strong> <strong>Upanişad</strong>&#8216;a (En eski Hinduizm kitaplarından biri) göre, kim atmanından yani kendi öz benliğinden tam anlamıyla haberdar olup, kendi özünün en iç çekirdeğinde/katmanında Brahmanla aynı kimliği taşıdığını fark ederse, <strong>Moksha</strong>’ya  ulaşır. Yani özgürleşir ve yaşam çemberinde tekrar tekrar doğmaktan kurtulur. Artık olgun ve olmuş bireydir ve tekrar doğmasına gerek yoktur.</em></p>
<p><em>Yaşam çemberi inancı Budizmde de vardır ve &#8220;aydınlanan&#8221; insanların tekrar vücut bulmalarına gerek yoktur. <strong><a href="http://ezgi.murekkep.org/kategori/tasavvuf" target="_blank">Tasavvuf</a>ta da insan-ı kamil (olgun insan) olan zat, mertebelerinde ilerlerse sonunda Allah ile bir olabilir. &#8220;Fenafillah&#8221; mertebesine ulaşan zatın ulaşacak başka bir yeri yoktur. Tüm bu inançlarda her bireyin kendi kodlamasından yola çıkarak ilahi bilince ulaşma çabası anlatılır.</strong> Doğuyu etkileşimlerin haricinde aldıkları hariç, Batıdan ayıran bu üst bilinçtir. Tabii ki üst bilince hitap eden inançlar, geniş halk kitleleri tarafından her zaman doğru anlaşılıp yorumlanamazlar ve zaman içinde aslından sapmalar gösterirler. Hinduizm de çok eski bir gelenektir. Erozyona uğramış olması ya da ilk çıkış noktasını kaybetmiş olması muhtemeldir. Yine de &#8220;öz&#8221;de bu inançlar aynıdır. </em></p>
<p><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-959.jpg"><img class="size-medium wp-image-960 alignleft" title="picture-959" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-959-300x216.jpg" alt="picture-959" width="300" height="216" /></a>Bundan önceki tasniflenmiş inanç sistemleri Şamanizm, Bön dini, Paganizmin (hatta Hinduizm) de <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Yer%27in_ekseni" target="_blank">yerin ekseni</a>, gök katmanı ve <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ya%C5%9Fam_a%C4%9Fac%C4%B1" target="_blank">yaşam ağacı</a> gibi ortak bir takım söylemlere sahiptir. Bu ortak söylem dünyanın her tarafında geçerlidir. Hindu, İbrani ve Türk geleneğine dahildir.<br />
</em></p>
<p><em><strong>Tüm bunların bizi götürdüğü yer <a href="http://ezgi.murekkep.org/kategori/tasavvuf" target="_blank">&#8220;birlik&#8221;</a> ve &#8220;etkileşim&#8221;dir.</strong> Aynı dönemlerde özde aynı ya da çok benzer inançlar tüm dünyada yaygın olmuştur. Belirli dönemler ortalama insan bilinci de aynıdır. Sadece <a href="http://ezgi.murekkep.org/kategori/tasavvuf">her devir ve dönemden</a> aydınlanan ya da üst bilinçli insanlar çıkmıştır. Bunlar gelişime ya da öğretiye katkıda bulunmuşlar ve sonraki aşamalar için insanlığın hazırlanmalarına yardımcı olmuşlardır. <strong>Yine de varmamız gereken nokta &#8220;bir&#8221;dir. Çünkü çıkış noktamız &#8220;bir&#8221;dir. </strong></em></p>
<p><em><strong>Kaynaklar:</strong></em></p>
<ul>
<li>http://en.wikipedia.org/wiki/Hinduism_and_Buddhism</li>
<li>http://tr.wikipedia.org/wiki/Yer%27in_ekseni</li>
<li>http://tr.wikipedia.org/wiki/Ya%C5%9Fam_a%C4%9Fac%C4%B1</li>
<li>http://tr.wikipedia.org/wiki/Tengricilik</li>
<li>http://en.wikipedia.org/wiki/Shamanism</li>
<li>http://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%B6k_katlar%C4%B1</li>
<li>http://en.wikipedia.org/wiki/Paganism</li>
</ul>
<p style="text-align: center;"><em>Fotoğrafların hepsi 2008 Eylül&#8217;de  bulunduğum Nepal, Tibet ve Butan fotoğrafları olup tarafıma aittir. İzinsiz kullanmayınız.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/butuncul-bakis/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Füsus&#8217;ul Hikem Üzerine (I)</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/fususul-hikem-uzerine-i</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/fususul-hikem-uzerine-i#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2009 20:03:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Yüksel Özemre]]></category>
		<category><![CDATA[İbn'ül Arabi]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Füsus'ul Hikem]]></category>
		<category><![CDATA[Toshihiko İzutsu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=10</guid>
		<description><![CDATA[Anahtar Kavramlar Üzerine Bölüm 1 \ Bölüm 2 Bölüm 3 İbn&#8217;ül Arabi&#8216;nin en önemli eseri Füsus&#8217;ul Hikem olarak kabul edilir. Kendisinin diğer bir çok eseri bu kitabın daha iyi anlaşılmasını sağlamak içindir. Prof. Dr. Toshihiko Izutsu ise bu kitabın temel kavramlarına olabilecek en derin açıklamaları İbn&#8217;ül Arabi&#8217;nin Füsus&#8217;unda Anahtar Kavramlar kitabının vasıtasıyla getirmiştir.İkinci kitabında ise [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-1420" title="65851_2" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/01/65851_2-207x300.jpg" alt="65851_2" width="207" height="300" />Anahtar Kavramlar Üzerine</strong></em></p>
<p><em><span style="color: #800000;"><strong>Bölüm 1</strong><span style="color: #000000;"> \ </span><span style="color: #000000;"><a href="http://ezgi.murekkep.org/fususulhikem2" target="_blank">Bölüm 2</a> <a href="http://ezgi.murekkep.org/fususulhikem3" target="_blank">Bölüm 3</a></span><br />
</span></em></p>
<p><em><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0bn_Arabi" target="_blank"><strong>İbn&#8217;ül Arabi</strong></a>&#8216;nin en önemli eseri </em><em><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Fusus%27%C3%BCl_Hikem" target="_blank"><strong>Füsus&#8217;ul Hikem</strong></a> olarak </em><em>kabul edilir. Kendisinin diğer bir çok eseri bu kitabın daha iyi anlaşılmasını sağlamak içindir. <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Toshihiko_Izutsu" target="_blank"><strong>Prof. Dr. Toshihiko Izutsu</strong></a> ise bu kitabın temel kavramlarına olabilecek en derin açıklamaları <a href="http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=BFQI4H149A7A9VOJK3BN" target="_blank"><strong>İbn&#8217;ül Arabi&#8217;nin Füsus&#8217;unda Anahtar Kavramlar</strong></a> kitabının vasıtasıyla getirmiştir.İkinci kitabında ise İbn Arabi&#8217;nin tasavvuf felsefesini derinden etkilemiş bu düşünceleri ile bambaşka bir kültürün felsefesini kıyaslamıştır. Bu yazıda ise bu ilk kitabı okuduktan sonra hissettiklerimi aktaracağım. İkinci kitap olan <a href="http://ezgi.murekkep.org/lao-tzu-ve-gercek-insan" target="_blank"><strong>Tao-culuk&#8217;daki Anahtar Kavramlar İbn Arabi ile Lao Tzu ve Çuang-Tzu&#8217;nun Mukayesesi</strong></a> ile ilgili konuları daha sonraya bırakıyorum.<br />
</em></p>
<p><em><span id="more-10"></span>Yazının bundan sonraki kısmının ve sonraki bölümlerin ise kitabın içeriği ile hiç bir ilgisi yok. Tamamen kendi hissettiklerimden yola çıkarak yazdığım yazılardır. Farklı zamanlarda metine farklı girişler yaptığımdan, yazının bazı kısımları başta çelişki gibi görünebilir.</em></p>
<p><em>Tanrıdan önceki arama nesnesi insanlar için genelde adalet kavramıdır. Ben de adalet kavramına hem bir inanç sisteminde hem de dünyadaki gerçeklikte bir yer bulamadıkça rahat edilemeyeceğini fark edenlerden oldum.</em></p>
<p><em>Başlangıçta, <span style="color: #b74900;">&#8220;Dünyada adalet söz konusu olamaz; çünkü adalet bir kişi için bile gerçekleşmemişse adaletten söz edilemez.&#8221;</span> savındayken zaman geçtikçe bunun derin gibi görünen; ancak gerçeklikten çok uzak bir düşünce olduğunu fark ettim.</em></p>
<p><em>Dünyada adaleti ararken, burada &#8220;görünen&#8221; bir adalet bulamayınca, kendimi bu konuda ilk kez rahatlatabilmem  &#8220;ruh sözleşmesi&#8221; düşüncesi ile  oluşmuştu. Şu anki benliğimizden habersiz olarak yaptığımız bir sözleşme, bu dünyadaki sınırlarımızı belirliyor olabilirdi. Bu varsayıma göre, salt ruh ( ya da öz) bedene gelmeden neyi deneyimleyeceğine karşı nötr olmalıydı. Bedendeki deneyimi bitince de beden deneyimini tamamen yadsıyabilir, içinden geçtiği dünyayı hiç tanımıyor olabilirdi. <span style="color: #b74900;">Peki ya deneyimlerken, farklı basamaklardaki insanların arasındaki yaşam kalitesi hiyerarşisi ne olacaktı? </span>Eğer seçim öncesinde ve deneyim sonrasında seçtikleri ve yaşadıklarına nötr ise, ruhun yaşadığı sadece dünyanın kendisine mi kalmaktaydı? Ruh, deneyiminden azad edilebilir miydi?</em></p>
<p><em><img class="size-medium wp-image-35 alignright" title="mistik2" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/01/mistik2-300x225.jpg" alt="mistik2" width="300" height="225" /></em></p>
<p><em>Kısa tutmaya çalışarak, bu vakte kadar gördüklerimde içimi rahatlatan ve sezgisel olarak ulaştığım sistemden bahsedeyim:</em></p>
<p><em>Sonsuz olasılıkların kontrolcüsü, tüm olasılıkları bilen, neden ve sonuçlarını gören, kendisinin kudretini bu dünyada başkaları ve her şey vasıtasıyla izhar eden büyük yaratıcıya inancım hep vardı.(Tasavvuftaki anlam ve sıfatları burada kolaylık sağlamak açısından anmıyorum.) İmkansız diye bir şey yok; ancak çok düşük olasılıklardan bahsedebiliriz. Sonsuz olasılıkların çakışarak ya da çakışmayarak, istediklerimiz ve bizim için seçilmiş olanda ne kadar ilerlediğini gözlemliyoruz. Bizim için sonuçları önceden bilinen olasılıkların seçilmiş haline </em><em>kader diyoruz. Fakat inanç, şükür yeteneği, doğruluk, tarafsızlık, egodan arınma ve saflık sayesinde kaderimizin gidişatında, eğer büyük kuvvet bize destek olursa ya da bizim yeteneğimiz ölçüsünde önceden destek olunması kararlaştırılmışsa, istediklerimizi var etmemiz ve hayatımızdaki ufak hedeflerimize ulaşmamız mümkün olur. <span style="color: #b74900;">Çünkü enerjiyi ve olasılık ağlarını içimizdeki huzur ve enerjinin yükselmesiyle (yani bir anlamda özün parlatılması ile) etkileyebiliriz. Etkilediklerimizden de tekrar etkileniriz. Etkileyebilme derecemiz ise ruhumuzun eriştiği mertebe ve ana olasılığımızın çerçevesi ile sınırlandırılmıştır. </span>Tam olunduğunda ise artık ana olasılığımızı etkilemek gibi bir fikrimiz ya da amacımız olamaz. Bu esnada seçilmiş olasılıktan yürümek en büyük zevktir ve bu bağlamda istediklerimiz ve yürüdüklerimiz, Tanrı&#8217;nın bizim için seçtikleri ile bir olur. Daha doğrusu Tanrı&#8217;dan vaktinde talep ettiklerimiz ile bir olur. Bu noktada kişi, olasılıklarının hepsine değilse bile bir kısmına hakim olur ve çevredeki çamur üzerinde yürüdüğü kırmızı halıya sıçramaz olur. Kendimizin ezeldeki anlam ve yeteneğini ve dünya olasılığını keşfedebiliyor isek; kendimizi O&#8217;nun gözü ile görüyor oluruz ve O&#8217;nun istemediği hiç bir şeyi istemiyor oluruz. Bu durumda ne keder ne de hayıflanma mümkün olabilmektedir. İşte o anda O&#8217;nun yeryüzündeki gözü ve kulağı olarak, dünyadaki kayıtları daha doğru tutmanın yolu da açılmış olur. İfade edilecek bir hal olmayıp, sadece zevkinin duyulacağı bir anlayışa kavuşmak böylece mümkündür.</em><em> <span style="color: #b74900;">Küçük dünyevi istekler için olasılığı etkilemek ( ana olasılıkla çelişmediği sürece ) aydınlanmış insanlar için her zaman mümkündür.</span> Fakat aydın insanlar, genellikle bu isteklere tenezzül etmezler ve daha yüce bir istekle koşarlar. Bu yüzden ruhsal eğitimlerinin sonucunda, istedikleri, ana istekten ayrı olamaz.</em></p>
<p><em><img class="size-medium wp-image-18 alignright" title="341" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/01/341-199x300.jpg" alt="341" width="199" height="300" /></em></p>
<p><em>Kesinlik olmadığından ve güce sınır çekilemeyeceğinden eminiz. Hayat ve yaratıcı güç, uçlar ile sınırlandırılmamıştır. Bunu Uzakdoğu felsefesi &#8220;her kötünün içinde bir iyilik, her iyiliğin içinde bir kötülük&#8221; ile açıklamaya çalışırken, başka öğretiler başka şekillerde ifade eder. Ancak ifade edilmeye çalışılan hep aynıdır. Ne salt kötülük ne de salt iyilik mevcuttur. Bununla birlikte, yaşamın ve evrenin her mekan ve anında zıtlıklar söz konusudur.</em></p>
<p><em>Tanımlar gereği iyinin karşısında kötü, güzelin karşısında çirkin, adilin karşısında adaletsiz vardır.</em></p>
<p><em>İşte sınırsızlığı ve karşıtlığı özümsemiş bir kimse de bu dünyada olan her güzel şey gibi her kötü şeyin de O&#8217;ndan geldiğini kabul eder. Bu sebepten karanlık tarafı göz önüne almayan, aydınlığa ulaşamaz. Üstelik tüm bu sıfatlar yapı gereğidir ve iyi ya da kötünün yaratılması gibi bir durum söz konusu değildir. Vücuda gelmeden evvel büyük bir potansiyelde isimler, yetenekler ve idealar mevcuttu. Bu hususta O, zıtların birliğidir. <span style="color: #b74900;">Tasavvuf metinlerinde anlatıldığı gibi, </span></em><em><span style="color: #b74900;">deneyim yoluyla kendine dönmek için, dünya üzerinde kendini bildirir. Ancak aynı zamanda da kendini örter.</span> En üst mertebeden, kendinden kendine aksetmesinden sonra kademelerden inerek her varlığa tenezzül eder. </em><em>Varlığındaki her yetenek ve rengi, hem bütüne ait kıldı hem de bütünü çeşitlendirirek istisnasız her varlığa pay etti. Bildikleri vasıtasıyla, bildiklerini bilmeye devam etti. Varlıklara bahşettiği nefs üzerinden görür, duyar ve deneyimler oldu.</em></p>
<p><em>Öte alemde, ya da bunların hasıl olabileceği katta; talep eden cevherin kalite ya da kapasitesine göre bir kategorizasyon çerçevesinde, bedensiz deneyimi bilmeyen salt özü sonsuz olasılıklarını tanımlamak ve onun üzerinden deneyime tabi tutmak için, yine sonsuz sayıda olasılıktan (hayrı gözeterek ve/veya rassal olarak) olasılıklar belirleyerek (kaderler çizerek) kendilerinin yine O&#8217;nun (tümlüğün) parçası olduğunu bilen ruhları önce ve perdesiz alemde kendisine biat ve secde ettirmek suretiyle daha sonrada dünya vasıtasıyla cismani olarak bedende var etti. Bu olasılıklar pekala da rastgele olabilir; çünkü zaten tüm olasılıkları deneyimleyecek ve tüm bileşen ve sonuçlarını bilen sadece O var. Her olasılık gerçekleşecekse, hangi ruhun hangi deneyimi ne zaman (hangi kronoloji ile) yaşadığının da anlamı tartışmalı olacaktır. Bu durum kişiyi, deneyim dünyasında ya da algısında zamanın olmadığı fikrine götürebilir. İnsanın meydana gelişi yani onu o yapan tüm faktör bileşenleri hesaplanıp vukuya getirilince tek bir kişinin ana olasılığı tanımlanmış olur. Seçilmiş tüm ana olasılıkların birbirini etkilediği ve birbirlerinden etkilendiği tüm olasılıkların vuku bulması halinde ise artık türetilmesi gereken yeni bir olasılık yani deneyimlenip seyredilecek yeni bir olasılık kalmayacaktır. Sınırlı akıl, olasılıkların bütünü bir yana, ufak bir parçasını bile hesaplayamaz. Olasılıkların sonuçlarının huzur ya da huzursuzluk mertebelerine göre, yani &#8220;bu mertebelere ait ya da onlara tekabül edebilecek&#8221; mertebelerdeki ruhlar, o olasılığı dünyada yaşamak zorunda olan bedenlere intikal ettirildi. Milyonlarca yıldır, hayatta var olmuş insan sayısını hayal etmeye çalışırsak, ne kadar çok olasılık olduğunu hayal etmeye yaklaşabiliriz.</em></p>
<p><em>O&#8217;nun yapısı gereği, biz de hem iyinin hem de kötünün bir görüntüsüyüz. Sürekli olarak hayırlı şeyler dileyip istediğimiz varsayımında bile istemeden kötü sonuçlar doğururuz. Belki adalet sarsıcı olarak görünen kimseler, hayrın ya da tarafsız amacın toplamda vuku bulurken çıkan yan etkileridir. Çünkü sonsuz olasılıktan bahsederken, daha üstte olan bir ruh için tasarlanan bir hayır ya da ona sunulması şart olan tarafsız öğreti başkasının şerri olabilir. O yüzden Tanrı kudreti iyi ile sınırlandırılamaz. İşte adalet de olması gereken olurken, o &#8220;olan&#8221; ın (kararlaştırılmış ve belirli olanın) vadeye bırakılmış halinden başka bir şey değildir. Misal bir insan çok çalışkansa yan etki olarak yanında yaşayan insan ev işi yapmayı sevmeyen ya da çok tembel birisi olabilir. Karşıtlık, şeylerin kendinde vardır .Tüm bu etkiler ve onların diğerlerine etkileri ve olasılıkların toplamı, alemde vuku bulduğunda belki de &#8220;son&#8221; olarak tanımlanan &#8220;kıyamet&#8221; gelecektir. Öte alemde ödül veya ceza varsa, bu iyi ve kötünün savaşından çok (çünkü bu eşyanın tabiatıdır zıtların birlikteliği); Allah&#8217;a yeryüzünde de zorluklara rağmen biat edilip, kul olunup olunmadığının sorgulanmasına göre olmalıdır. Bunun yanında, tıpkı İzutsu&#8217;nun açıklamalarındaki gibi, O&#8217;nun yüksek mertebeden aşağıya tenezzül ederken, vasıta olan bizlerden çok üstün olması sebebiyle bu alemin bilgisi ve sınırları ile bizi &#8220;çizmeden&#8221; evvel ve olasılığımızı takdir etmeden evvel, kendisine secde ve biat ettirdiğini (bizi kul yaptığını) sonra; herkesin gözüne yine farklı derecede perdeler indirdiğini;  kendi varlığını da bu boyutun algısıyla perdeleyerek bizim verdiğimiz sözü tutup tutmayacağımıza dair bir sınava tabi tuttuğu kanaatindeyim.</em></p>
<p><em><span style="color: #b74900;">İnsanların çoğu nefs ve iradelerini eğitmeyip, egolarını parlatmayı seçti. </span>Halbuki durum tam tersi olmalıydı. Onu kontrol altına alıp, saflığa ve gerçeğe adım atarak, perdeden ve bu sınırlı algıdan evvelki hali deneyimlemeye çalışmak olmalıydı. Burdaki olasılık ya da sınav zorluğu ise yine ruh mertebesine göre önceden tayin edilmiş bulunmaktadır.</em></p>
<p><em><span style="color: #b74900;">Olasılıklar hiyerarşisi</span>, bu dünyadaki hiyerarşimiz olup, iyi ya da kötü bir aileye düşüp düşmeyeceğimiz, güzelliğimiz çirkinliğimiz, paramız pulumuz, elimizdekilerle maksimumda ne elde edebileceğimiz gibi bileşenlerin ölçüsünün hiyerarşisi olarak tanımlanabilir. </em></p>
<p><em><span style="color: #b74900;">Ruh hiyerarşisi</span> ise, burada sadece gerçeğe olabildiği kadar vakıf olanların hissedebileceği ve arayacağı asıl hiyerarşi. Yani cevherin özünün kalitesi, saflık derecesi, aslına uygunluk derecesi. Özün kalitesinden ya da derecesinden bahsetmek için ancak onun saflık ve nefse hakimlik seviyesinden bahsedebiliriz.</em></p>
<p><em>Nefse hakim olundukça ve onu savuşturdukça saflık basamaklarında yükselme görülmesi olması gereken haldir. O&#8217;na az veya kimilerine göre daha çok yakınlığı ve gönül gözü ile Allah&#8217;ın mucizelerini kavrayıp onlara inanması, görebilenler için açıkça gösterileni görebilme yetisine göre belirleniyor olabilir.  Gönül gözü açık olanlar, bu dünyada gördüklerinin yani &#8220;yarı hayal&#8221;in ötesinde bu hiyerarşideki yerlerine dikkat ederler.</em></p>
<p><em>Tüm bu bileşen ve olasılıklarla seçip, onaylayıp yolladığı bedenleşmiş kodlamanın ya da bilginin malzemesi ile onun toplamdaki gerçekleştirmesi, başarısı ve inanç yüksekliği ile öte alemdeki mertebesine yerleştirilmesi söz konusu. Aslında bu mertebe ve yetenek de ezelde belirlidir; çünkü varlık talep eden o özün olasılığı onun bilgisinde zaten mevcuttur. Zaten başta belli olan bu sonucu, yani kaderini yaşayan ruhlar, gerçeğin dönüşmesinde ve gerçekleşmesinde bir vasıtadır. Deneyim esnasında, deneyimlerin başarılı ve anlamlı olabilmesi için de daha aşağı ruhlar (söz verip biat ettiği ama sonrasında perdeler ardında kalan) ve onları aşıp tekrar Tanrı&#8217;yı bulmaları gereken hayırlı ruhlara engel teşkil etmek zorunda olan olasılıklar, seçimler ve kişiler var olmalıdır. İşte bu düzen içinde, bizim anlam veremediğimiz kötülükler ya da kötü görünen kaderler, başka bir ruhun amacına ya da doğrudan amaca hizmet ediyor olabilir. Bu düzene göre, kötü olasılıklarda ya da düşük ruhlarda meydana gelme durumu kendiliğinden ortaya çıkan bir sonuç olmaktadır. Tüm kendiliğindenlik Varlık hesabındadır ve bu durumda düşüğü, kötüyü ve çirkini yine Allah kapsar. Bir kimsenin kışkırtılmasındaki davranışının ve sabrının belirlenmesi için, yanlışa sevk eden bir nefs bozucuya ihtiyaç duyulacaktır. Dolayısıyla, kendiliğinden şeytan da Tanrı&#8217;nın potansiyelinde mevcuttur.  Bu kapsamda çirkinler güzeller iyiler ve kötüler onun yüce amacına hizmet ederler.</em></p>
<p><em>&#8212;Birinci bölümün sonu&#8212;</em></p>
<p><em>Devamı için: <a href="http://ezgi.murekkep.org/fususulhikem2" target="_blank">Füsus&#8217;ul Hikem Üzerine (II)</a></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/fususul-hikem-uzerine-i/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Füsus&#8217;ul Hikem Üzerine (II)</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/fususulhikem2</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/fususulhikem2#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2009 20:03:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Yüksel Özemre]]></category>
		<category><![CDATA[Anahtar Kavramlar]]></category>
		<category><![CDATA[İbn'ül Arabi]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Toshihiko İzutsu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[Anahtar Kavramlar Üzerine Bölüm 2 \  Bölüm 1 Bölüm 3 Şeytanın Avukatı Der ki Düşünce düzleminde ya da inanç sisteminde yön bulmak, bulduklarımızı dünyada sınamak zorunda kalmasaydık daha kolay olurdu. Her şey Tanrı&#8217;nın kendisiyken ya da &#8216;O&#8217; kaynaklıyken kimilerinin niye savaşta kaldığının, kimilerinin neden mutlu gün görmediğinin bire bir açıklamasını bulmak oldukça zor. Eğer halihazırda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Anahtar Kavramlar Üzerine</strong> <span style="color: #800000;"><strong>Bölüm 2</strong></span> \  <a href="http://ezgi.murekkep.org/fususul-hikem-uzerine-i" target="_blank">Bölüm 1</a> <a href="http://ezgi.murekkep.org/fususulhikem3" target="_blank">Bölüm 3</a><br />
</em></p>
<p><em><strong>Şeytanın Avukatı Der ki<br />
</strong></em></p>
<p style="text-align: center;"><em><img class="size-medium wp-image-46 aligncenter" title="ancienttree2gc2" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/01/ancienttree2gc2-300x199.jpg" alt="ancienttree2gc2" width="300" height="199" /></em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Düşünce düzleminde ya da inanç sisteminde yön bulmak, bulduklarımızı dünyada sınamak zorunda kalmasaydık daha kolay olurdu. Her şey Tanrı&#8217;nın kendisiyken ya da &#8216;O&#8217; kaynaklıyken kimilerinin niye savaşta kaldığının, kimilerinin neden mutlu gün görmediğinin bire bir açıklamasını bulmak oldukça zor.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em><span id="more-44"></span></em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Eğer halihazırda sürekli olarak adalet yerini buluyorsa, ruh hiyerarşisinin gizli işleyişini kabul etmemiz gerekir. Bu hiyerarşinin belirlenişi oldukça komplike olmak zorundadır. İnsanların sıkıntılarının/mutluluk/his/duygu ve tepkilerinin kademeleri sonsuzdur. (Ya da insan nüfusu ve durumların kombinasyonları, onların duygu kombinasyonları ile belirlidir.) Birlikteki çokluk miktarı kadar çok ruh hiyerarşisi olmak zorunda kalır. Kişileri sadece &#8220;gönülden görenler&#8221; ve görmeyenler olarak ayırmamız mümkün olmaz. Ya da ruhun (ve dolayısı ile hakiminin) buradaki deneyimlerini nötr olması gerekir. Yani ruhun sefil bir hayat ile tatmin edici bir hayata karşı nötr olması gerekir. Eğer bu doğru ise Varlık&#8217;ta nötrlük kavramı doğar. <span style="color: #800000;">Her şeyin zıddıyla birlikte kendi özünde bir olduğu bir Varlık var ise, ceza, ödül, yeryüzü ve öte alem hiyerarşisinin anlamı nerede kalmaktadır? </span></em></p>
<p style="text-align: left;"><em>İnsanın hareketi zıtlıktan birliğe, birlikten tarafsızlığa, tarafsızlıktan saflığa doğru olmalıdır. Tanrı ise her şeye eşit uzaklıkta ve yargısız olmalıdır. Tanrı&#8217;nın potansiyeli olan bedene gelmiş bir özün henüz yaşamadığı deneyimlere karşı nötr olması akla yatkın. Ölümden sonra tekrar ruh olacağından, kendi deneyimlediklerine de nötr olması akla yatkın. O halde ceza ve ödülden söz edilebilirse ancak burada söz edilebilir. Öte alemde  cezalandırma ya da ödüllendirme varsa; zıttı kendisinde olan Tanrı için bu durum, kendini deneyimlemekten çok, evrimin ta kendisi olmak zorundadır. Kendi varlığını Gayb ve insanlara zahir kıldığı sıfatları olarak (detaylarına girmiyorum) ikiye bölen ve her şeyden önce &#8220;birlik ve sonsuz bilinmezlik&#8221; evresinde var olan Tanrı için, kendisinin tenezzül ettiği insanoğlunun cevherinin ödüllendirilip cezalandırılması ya da kategorize ve hiyerarşik bir yapıya konması, Tanrı&#8217;nın kendini sınıflandırması olmaz mı? Eğer ruhların öte alemde, O&#8217;na yakınlık, erdem ve doğruluk bazında bir hiyerarşisi varsa ve kimileri bilge, kimileri cani ve cahil ise, o halde Tanrı&#8217;nın evriminden bahsetmemek akla yatkın olmaz. Daha da tuhafı, hepimiz bir miktar iyi, bir miktar kötü, bir miktar kural koyan ve bozanlarız. <span style="color: #800000;">Zıtlık kendiliğinden.<span style="color: #510a4b;">(1)</span></span><span style="color: #510a4b;">Kur&#8217;an, çok ince bir ayar ve tartının olduğundan bahsediyor. Herkesin en ufacık iyi ve kötü hareketlerinin karşılığını alacağından bahsediyor.</span><span style="color: #052774;">(2) Hissediyoruz ki, bize aktarılan kısımda ruh bazında bir hiyerarşi var. Madde bazında ise zaten perdelilerin inandığı (İbn&#8217;ül Arabi&#8217;nin avam dediği kesim) bir madde hiyerarşisi var. (Sahip olmak, zengin olmak vb. gibi maddeye ait tatminler)</span></em></p>
<p style="text-align: left;"><em><span style="color: #510a4b;">1-O halde bizim onun cevherinden geldiğimiz kesinse, kendi içinde zıtlığını barındıran sınırsız bir Tanrı&#8217;nın tenezzül ederek yarattığı ölümlüleri ruh ve olasılık bazında kategorize edip (ya da ezeli olarak kategorize bazda var edip) sonra kendine yakın etmesi ya da uzak etmesi, gözünü açması ya da kapaması, </span><span style="color: #510a4b;">ödüllendirmesi ya da cezalandırması kendi evrimi midir?</span></em></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #052774;"><em>2-Yoksa kusursuz tarafsızlığın temsili olarak, sınırsız olasılık makinesi olarak, her olasılığın alem aracılığı ile gözlenmesi amacıyla, her şey Kendi&#8217;nden olduğu için, yine kendisi ceza ve ödülden muaf mıdır?Yani tarafsızlığını tescillemiş midir? Çünkü ruhlar aracılığı ile tenezzül ettiği bizlerin sınırsız olasılıklı (seçimli) hayatlarında, her olasılığı var etmesi mümkün ve bu şekilde her şey bilinebilir ve her şeye vakıf olunduğu gibi, adaletli, yargısız ve nötr olabilir. Yani potansiyel olarak nötr, her bilgiye sahip ve en üstte; ama fiili olarak da bunu alem aracılığı ile var edebiliyor. O halde ceza ve ödül nerede kalır?</em></span></p>
<p style="text-align: left;"><em>1- İlk durumda Tanrı kendini kategorize ediyor ve kendini sınıflandırıp kendisine takdirde bulunuyor. Ceza, ödül vb. Bu ise evrim fikrine tekabül ediyor. Oysa Tanrı mükemmeldir, evrimleşemez. O yüzden buradaki amaç muğlaklaşıyor.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>2- İkinci durumda ise, O, tarafsız ve her şey kendinden, yani karşıt özü, şeylerin kendinde var. Bu durumda yargılayacak ise eşyayı tabiatından dolayı yargılamış oluyor. O, her şey olduğundan, kendini yargılamış bulunuyor. Yargılamayacak ise, iyi, kötü, güzel, çirkin ve tüm ayrımlar ve değerler boşuna var oluyor ya da yıkılıyor. İkinci fikir bizi &#8220;birlik&#8221; fikrine daha çok götürüyor.<br />
</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Ruhlar ve olasılıklar hiyerarşisi, ruh sözleşmesi ve gizli biat, engelli duyular ve sağlanan perdelerin zorluğu ile gizli biatı dünyada keşfin testi&#8230; Şimdiye kadar adaleti açıklamaya çalıştığım kavramlardan bazılarından bahsettim.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em><span style="color: #ff0000;">Gerçekten, kendisini mi kategorize ediyor, yoksa tamamen birden bakıp kendini ödül ve cezadan muaf mı tutuyor ya da bunlar esnasında evrimleşiyor mu? </span></em></p>
<p><em>Bundan sonraki bölümde (III) Durum 1 ve 2&#8242;ye cevap niteliğinde sonradan keşfettiklerimi ekleyeceğim.</em></p>
<p><em><span id="sample-permalink">Devamı İçin : <a href="http://ezgi.murekkep.org/fususulhikem3" target="_blank">Füsus&#8217;ul Hikem Üzerine (III)</a></span></em></p>
<p><!--[if gte mso 9]><xml> <o:OfficeDocumentSettings> <o:RelyOnVML /> <o:AllowPNG /> </o:OfficeDocumentSettings> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:TrackMoves /> <w:TrackFormatting /> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:PunctuationKerning /> <w:ValidateAgainstSchemas /> <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid> <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent> <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlaceholderText> <w:DoNotPromoteQF /> <w:LidThemeOther>TR</w:LidThemeOther> <w:LidThemeAsian>X-NONE</w:LidThemeAsian> <w:LidThemeComplexScript>X-NONE</w:LidThemeComplexScript> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables /> <w:SnapToGridInCell /> <w:WrapTextWithPunct /> <w:UseAsianBreakRules /> <w:DontGrowAutofit /> <w:SplitPgBreakAndParaMark /> <w:DontVertAlignCellWithSp /> <w:DontBreakConstrainedForcedTables /> <w:DontVertAlignInTxbx /> <w:Word11KerningPairs /> <w:CachedColBalance /> <w:UseFELayout /> </w:Compatibility> <m:mathPr> <m:mathFont m:val="Cambria Math" /> <m:brkBin m:val="before" /> <m:brkBinSub m:val=" " /> <m:smallFrac m:val="off" /> <m:dispDef /> <m:lMargin m:val="0" /> <m:rMargin m:val="0" /> <m:defJc m:val="centerGroup" /> <m:wrapIndent m:val="1440" /> <m:intLim m:val="subSup" /> <m:naryLim m:val="undOvr" /> </m:mathPr></w:WordDocument> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w:LatentStyles DefLockedState="false" DefUnhideWhenUsed="true"   DefSemiHidden="true" DefQFormat="false" DefPriority="99"   LatentStyleCount="267"> <w:LsdException Locked="false" Priority="0" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Normal" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="heading 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 7" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 8" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 9" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 7" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 8" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 9" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="35" QFormat="true" Name="caption" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="10" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Title" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="1" Name="Default Paragraph Font" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="11" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtitle" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="22" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Strong" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="20" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="59" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Table Grid" /> <w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Placeholder Text" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="1" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="No Spacing" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Revision" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="34" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="List Paragraph" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="29" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Quote" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="30" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Quote" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="19" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="21" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="31" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Reference" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="32" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Reference" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="33" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Book Title" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="37" Name="Bibliography" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" QFormat="true" Name="TOC Heading" /> </w:LatentStyles> </xml><![endif]--></p>
<p style="text-align: left;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/fususulhikem2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Füsus&#8217;ul Hikem Üzerine (III)</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/fususulhikem3</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/fususulhikem3#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2009 20:02:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Yüksel Özemre]]></category>
		<category><![CDATA[Şems-i Tebrizi]]></category>
		<category><![CDATA[İbn'ül Arabi]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Füsus'ul Hikem]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Toşihiko İzutsu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=88</guid>
		<description><![CDATA[Anahtar Kavramlar Üzerine Bölüm 3 \  Bölüm 1 Bölüm 2 Önceki yazılara istinaden çok önemli olan &#8220;ödül ve ceza&#8221; kavramlarının üzerinde durmak istiyorum. Her yere ve yapıya yayılmış Tanrı, ödül veya ceza vererek kendini mi evrimleştiriyor? Tasavvufta bu konuya nasıl yaklaşıldığından ve ne düşündüğümden bir miktar bahsetmek üzere durum 3 ve 4&#8242;ü yazdım. Ek: Durum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Anahtar Kavramlar Üzerine</strong> <span style="color: #800000;"><strong>Bölüm 3</strong></span> \  <a href="http://ezgi.murekkep.org/fususul-hikem-uzerine-i" target="_blank">Bölüm 1</a> <a href="http://ezgi.murekkep.org/fususulhikem2" target="_blank">Bölüm 2</a><br />
</em></p>
<p><em>Önceki yazılara istinaden çok önemli olan &#8220;ödül ve ceza&#8221; kavramlarının üzerinde durmak istiyorum. Her yere ve yapıya yayılmış Tanrı, ödül veya ceza vererek kendini mi evrimleştiriyor?</em></p>
<p><em><span id="more-88"></span></em></p>
<p><em>Tasavvufta bu konuya nasıl yaklaşıldığından ve ne düşündüğümden bir miktar bahsetmek üzere durum 3 ve 4&#8242;ü yazdım.</em></p>
<p><em><strong>Ek: Durum 3:</strong> Acı veya ceza dediğimiz şeyler, sadece perdelilere ait olan kavramlar. </em><em>Zira <span style="color: #800000;">&#8220;kendiliğinden&#8221;in dışında &#8220;verilen&#8221; acı ya da ceza yok</span><span style="color: #800000;">. </span>Varolduğu sanılıyorsa, bu durumların kaynağı, yanlış aşk ve yanlış yönelimdir. Ruhun üzerindeki samanların cevherden henüz ayrışmamış olmasından dolayı, kişiler bağlandıkları şeyleri yanlış seçip, sıradan şeylere önem atfediyorlar. Seçtikleri ne varsa, istedikleri ne varsa, kendilerinin değil; O&#8217;nun. Bir kimsede sevilen özellikler olsa olsa O&#8217;nun sıfatlarının birinin minimize ya da karikatürize hali olabilir. Dolayısıyla, ulaşamadıkları her şey Tanrı&#8217;nın kendi olasılığında ulaşmalarından men edilmiş şeylerdir. Belki de bu kimseler, istediklerini seçer ve severken bu nesne ya da varlığın gerçek sahibini ve onun arkasındakini göremezler. Dolayısıyla varlığa yanlış bir his ile bağlanarak hatayı en başında yaparlar. Sevdikleri gölgelerden, ışığın kendisine ulaşmaları mümkün olmaz. Ne zaman ki gölgeye duyulan aşk, cismini aşar ve gerçek Varlık sevgisiyle ışıkta gözlerini bulur; o zaman ki aşkın acısından ya da cisimsel acı ve isteklerden arınmak mümkün olur. Cismi aşmak kişileri gerçeğe götürür; ancak nefsini tam olarak aşma korkusu yaşayan kimselerin yönelebileceği bir yol değildir aynı zamanda. Herhangi bir aşkın doğruya ilerlemesi bu yöndedir. <img class="size-medium wp-image-92 alignleft" title="mistik-seytan" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/01/mistik-seytan-300x222.jpg" alt="mistik-seytan" width="300" height="222" /></em></p>
<p><em><strong><span style="color: #008080;">&#8220;Aşkında doğru olan kişi varlığa bağlanmaz. Aşkın varlıkla işi yoktur.&#8221;</span></strong></em></p>
<p style="text-align: right;"><em><strong><span style="color: #008080;">Mesnevi, 3, 3020</span></strong></em></p>
<p style="text-align: left;"><em><strong><span style="color: #008080;">&#8220;Dünyaya bağlanan insan aleme sultan olsa da, gerçekte ölüdür.&#8221;</span></strong></em></p>
<p style="text-align: right;"><em><strong><span style="color: #008080;">Rubailer, 196</span></strong></em></p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;"><em><strong>Ek: Durum 4:</strong> Tıpkı iyi niyette bile perdeyle bağlandığımız ve yönelimimizin yanlış olduğu gibi, hayatta çektiğimiz acılar da istediklerimizin amacının yanlış olması ile ilgilidir. Aynı zamanda niyetten sonraki hal olan davranış bazındaki yanlışlarımızdan da kaynaklanmaktadır. Sevme gibi bir amaçta bile hataya düşen insanoğlu, nefs söz konusu olduğunda çok daha korkunç ve acı verici hallere düşer. Örneğin uç boyutta ve kabaca örneklemeye çalışırsak, bir erkeğin kendisini istemeyen bir kadına göz koyması yanlış bir niyettir; ona tecavüz etmesi ile yanlış bir davranıştır. Elbette ki bu iki durum gerçekleşirse, cezası kendiliğinden doğacaktır. Bu cezanın yeri ve zamanı yoktur. Bahsedilen ceza ya da hissedilen keder kendini tartma durumundan öte bir gerçek değildir. Dinen ya da takdiren verilen bir ceza değil; kişilerin kendi kodlama ve bilgilerine, pusulalarına ters davranmaktan kendilerine ettikleridir. Varlığa duyulan, yanlış yönelimli aşk aşıldığında, olmayacak duaya amin dememe noktasına kadar çıkamayan insanlar için bile acı mümkün olmamaktadır. Tüm varlıklarda, gerçek Varlık, aşk ve amaç duyumsandığında ise, insanın önünde olasılık setleri apaçık görünür olur ve kişiler istememeleri gereken şeyleri istemezler. Bu durumda istekleri Tanrı&#8217;nın seçtiği olasılıklarla aynı olup; O&#8217;nun yeryüzündeki vasıtası haline geleceklerdir. Daha doğrusu zaten tüm insanların öyle olduğu bilinciyle, kendilerini de sevmeye başlayacaklardır. Herkes vasıtadır; ama içindeki kodlamaya erişmek ve onun farkına varmak kişilerden farklı hissetmeye sebep olabilecek belki de tek gelişmedir.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em><span style="color: #008080;"><strong>&#8220;Ey adam! İnsanlarda gördüğün bir çok zulüm, senin huyundur. Sen kendi huyunu onlarda görüyorsun. Senin varlığın, nifakın, zulmün, gafletin onlara aksetmiştir. Sen O&#8217;sun, sen kendini yaralamaktasın. O anda lanet ipliğini kendine, kendin dokuyorsun! Ey ahmak! Kendine saldıran o aslan gibi sen de kendine saldırıyorsun.&#8221;</strong></span></em></p>
<p style="text-align: right;"><em><span style="color: #008080;">Mevlana</span></em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Tasavvufta iki konu çok önemlidir. Birincisi, yaratılışın mitolojik bir algılayıştan uzaklaştırılması gereğidir. Çünkü, Tanrı&#8217;nın kendisini önce kendinden kendine izhar etmesi ve daha sonra alemi ve sonra da insanoğlunu yaratması bir ihtiyaç sonucu meydana gelmiştir. İkinci olarak, rahmeti gazabından önce gelmektedir; çünkü kendinden varlık talep eden her potansiyele rahmet edip onlara can vermiştir. Potansiyelinde tüm varlıklar kendi &#8220;</em><em>değişmez gerçeği&#8221; ile (ayan-ı sabite) O&#8217;ndan varlık talep ederler; O da onlara yapısı gereği rahmet eder. Tanrı&#8217;nın bu yaratma ihtiyacı bizim nefesimizi uzun süre tutmamız gibi, nefes verilmediğinde oluşan rahatsızlık duygusu olarak açıklanmıştır. Bu durumda Allah&#8217;ın rahmeti, gazabından önce gelmektedir.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em><strong><span style="color: #008080;">Ödül ve ceza da eylemin içinde kendiliğinden oluşuyor olmalı. Tıpkı bir insanı ya da bir varlığı sevip isterken, yanlış bağın sevme eyleminde acıyı ve kavuşamamayı oluşturması gibi; yanlış niyet, düşünce, söz ve eylemler sonuçlarını kendilerinde taşır.</span> </strong>Çünkü cezalandırma, eşyayı tabiatı için yargılamaya benzer. Dinde zinadan kaçınma olması gerektiği öğütlenmesine rağmen, hormonların ve dürtülerin Tanrı tarafından verildiğinin ya da en azından yapının, çeliciler karşısında sendeleyip düşmeye müsait şekilde kurulu olmasının çekişkisi gibi olur bu. Böyle bir çelişki aslında hiç olmamıştır. Konu, sadece Tanrı&#8217;ya saygı meselesidir. Zira salt güzelliklerin Tanrı&#8217;sı hiç bir zaman var olmadı. Bu bağlamda bu &#8220;insandan olma&#8221; tanrının öldüğünü söylemek de ahmaklara nasip olmuştur; çünkü bahsedilen bağlamdaki Tanrı&#8217;nın zaten hiç var olmadığı yüzyıllardır keşfedilmiş ve biliniyor. Her zaman ve mekandan &#8220;bilenler&#8221; olmuş. Çünkü bilgi, zamansız ve mekansızdır. Bilgi tektir ve onu cahiller çoğaltır. Doğudan veya batıdan bakılması da onun yönünü değiştirmez. Bilgi ve gerçeğin ışığı yüzyıl ve coğrafya farklarnı gözetmeden, görmeye açık kimselerin gözüne dolmuştur. M.Ö. 8. y.y. Buddha&#8217;nın aydınlanması ile M.S. 13. y.y. Mevlana&#8217;nın aydınlanmasının özde farkı yoktur. İkisi de kendi yetenekleri doğrultusunda sırra vakıf olmuşlardır. Çünkü bilgi kaynağı zamansız ve mekansız akmaktadır. Zaman diye bir şey yoktur; ancak kafamızdaki saat çalışmaktadır. Tıpkı gözün ve kulağın algısının eşiklerinde olduğu gibi, saat de diğer perdeler gibi bir perdeden ibarettir.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Elbette ki aydınlanmada bilginin ve okumanın önemi çok büyüktür. Ama bilgi ve okuma bizi sevgi, alçakgönüllülük ve birlik yerine, çokluk, ayrışma ve egoya götürüyorsa; huzur sağlanması mümkün değildir. Bilgi; toplanıp ayrıştırıldıktan sonra, özümsenmeli, bir yöne ve güce sahip olmalıdır. Buna karşılık kalbi bilimden fazlasına hazır olabilenler ve doğrudan inancı reddetmenin marifet olmadığını bilenler, zamanla tüm soruları kendilerine sorup yanıt alabilirler. Bu kimseler çok az kişiye ihtiyaç duyarlar; hatta pek zaman hiç kimseye ihtiyaç duymazlar. Sadece ruh sınıfı bakımından kendilerinden üstün kimselerin kılavuz ve yol göstericiliğine ihtiyaç duyarlar. Çünkü yola giren bir kimse, artık soruları başkasına soramaz olur ve her cevabı kendinde bulur. Daha doğrusu ona cevabın kopyaları en güzel yollarla gönderilir. Bu surette kişinin kendisinde marifet yoktur. Olan, sadece marifet yolunun açılmasıdır ki bu da egoya atfedilmemelidir. Bunu yapmak sunulan hediyeye ihanet etmekten farksız olur .Tüm anlatılanları anlamak için akıldan ve bilgiden öte bir durum gerekmektedir. Bu durumu da </em><em>Şems-i Tebrizi şu şekilde özetlemiştir:</em></p>
<p style="text-align: left;"><em><span style="color: #008080;"><strong>&#8220;Ermişliğe giden iki yol vardır&#8221; dedi Şems kitapları işaret ederek: &#8220;Biri uzun yol, biri de kısa yol.&#8221;"Neymiş o kısa yolun adı?&#8221; diye sordu Mevlana. &#8220;Sevginin yolu&#8221; dedi Şems. Mevlana sordu:&#8221;Peki ben nasıl öğrenebilirim o yolda yürümeyi?&#8221; &#8220;Sevgi ders alınarak öğrenilmez.&#8221; dedi Şems. &#8220;Sen yakılmayı bekleyen bir lambasın, ben de alevim. Artık kitapları bırakıp benle gelme zamanıdır.&#8221;</strong></span></em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Herkesin ermişliğe gitme isteği duymaması son derece doğaldır ve sevginin yolu kimilerine fazlaca romantik gelebilir. Lakin görünenin aslı ve huzuru aslında başka yerde değildir ve bu sözlerin doğruluğu da yadsınamaz. Akıl, sırra ulaşmaya vakıf olacak kadar yüksekse de, eğer gönül o kadar yüksek değilse, sır, kendisini açmaz.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Bilgi ve gönül yolu ile ilgili olarak ikisinin birleştikleride daha güzel ve artan olduklarını söyleyebiliriz. Lakin huzursuzluğa götüren ve hale yansımamış bilgiden ziyade, sevmeye ve tekliğe, çalışarak elde edilecek mütevaziliğie götürecek bir yalınlığın ve saflığın yeğ olduğunu söylemek yanlış olmaz. Akıl bilgisi de belki bizi sonuçlara ulaştırabilir; ama yolu uzatacaktır. Eğer bilgi sınırsızca alınmaz ve doğru ruh ve tarafsızlıkla değerlendirilemezse, sonuca götürme olasılığ, dibe götürme olasılığından daha düşük kalacaktır. Bilgi gerçek ve tektir. Burada marifet bilgiyi yorumlayanda ve yönlendiren zihindedir. İşte burada yine huzur bulabilmek için tarafsızlık ve saflığa ulaşılmalıdır ki bunun yolu da kendine hakim olmaktan geçer. Bu da yine bilimin gönül ile ya da bir anlamda fiziğin metafizikle bir bütünleşmesine götürecektir bizi. Fizik, metafiziği sonuna kadar dışlayacak olsa da , metafizik için fiziği dışlamaya gerek yoktur. Bahsedilen gönül yolu vasıtasıyla akıl yolu ile ulaşılan bilgilere ulaşmak mümkün olmasa bile, onların kullanıldığı seviyeden daha üst bir seviyeye ulaşılması mümkündür. Ama fizik yolu ile metafizik bilgilere ulaşmak mümkün değildir. Belki çok ileri tarihlerde, fizik yine metafiziğe atıfta bulunmaya başlayacak ve yetersizliğini kendisi anlatacaktır. Eğer bilimin gelişiminin seçilmiş olasılığında, sırları çözmek yok ise; o sınırların gösterilmesi ile metafiziğe atıfta bulunularak kapı kapatılabilir.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Yorumlanması yanlış bilgi, ayrışmaya ve kendini üstün görmeye götürürken yanlış davranışlara da sürükleyebilir. Gönül bilgisi kişileri &#8216;bir&#8217;e ve evrenle aynı düzleme götürür. Bu anlamda insan olan bitenle kavga etmez ve evrenle barışmış olur. Akıl bilgisi dünyanın tepsi olmadığını anlamak için son derece gereklidir. Konfor sağlmak, gökdelenler dikmek, uçakları geliştirmek son derece gereklidir. Lakin bunlarla gerçeklere ulaşmaktan çok çokluğa katkıda bulunulur. Diğer taraftaki eğitim ve disiplin sadece kişinin kendi enerji ve ruh yüksekliğini gerektirir. Eğer kişinin seçilmiş olasılığında böyle bir mertebeye erişme olasılığı var ise, kimi üst insanlara kendi ruh halinden yüksek ve geçmiş olduğu yolları bilen biri olarak rehberlik edecek bir dost gönderilebilir. Aksi takdirde, yeteneği ölçüsünde kendi kendinin hocası ve öğrencisi olarak devam etmek zorunda kalarak tekil bir hayat yaşayacaktır; ancak bu onu rahatsız etmeyecektir. Öğrenci soruları sormayı öğrendiğinde, öğretmen olarak kendisi cevapları verdiğinde kişi yavaş yavaş zevke dahil olmaya başlar. Böylelikle ilk kapı açılmış olur. Bu zevk aynısını yaşayanlar dışındakilere asla anlatılamayacaktır. Sadece insanların bu keyfe dahil olmaları dilenebilir. Bu kapı için verilen tavsiyeler, bin yıllardır bilinen öğütlerden öteye gitmeyecektir. O yüzden de anlamsız olur. Senin emeğinle kapıları açarlarsa, kapılardan geçmeyi de öğretiler. Bu bağlamda, Muyhiddin İbn Arabi&#8217;nin aynı konuyu idrakimden sonra rastladığım cümlesini anmakta fayda var :</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>&#8220;Felasifenin <span style="color: #008080;"><strong>(filozofların)</strong></span>, hakayık-ı eşyay <strong><span style="color: #008080;">(eşyanın hakikatine)</span></strong> akl-ı isti&#8217;mal <strong><span style="color: #008080;">(akıl kullanma)</span></strong> tarikiyle <strong><span style="color: #008080;">(yoluyla)</span></strong> ıttıla&#8217;ı <strong><span style="color: #008080;">(öğrenmeleri) </span></strong>mümkün olmamıştır. Ancak, kümmelin hazaratı <strong><span style="color: #008080;">(kamil/tekamül etmiş insanlar)</span></strong>, Allah ism-i cami-i&#8217;ne <span style="color: #008080;"><strong>(Allah&#8217;ın bilinen bütün isimlerine)</strong></span><span style="color: #000000;">ilahi zuhur ve tecellinin göründüğü yer</span> oldukları cihetle <strong><span style="color: #008080;">(olmaları bakımından)</span></strong>, Hakk&#8217;ın tenezzül-ü meratiblerini <span style="color: #008080;"><strong>(Hakk&#8217;ın tenezzül ettiği/indiği mertebeleri)</strong></span> nefislerinde zevkan müşahade ederler.&#8221;</em></p>
<p style="text-align: right;"><em>Muyhiddin İbn Arabi</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Üç bölümde yazdığım yazının son bölümüdür. </em></p>
<p><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/fususul-hikem-uzerine-i" target="_blank">Füsus&#8217;ul Hikem Üzerine (I)</a></em></p>
<p><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/fususulhikem2" target="_blank">Füsus&#8217;ul Hikem Üzerine (II)</a></em></p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: right;">
<p style="text-align: right;">
<p style="text-align: left;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/fususulhikem3/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

