<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ezgi'nin Günlüğü &#187; Sinema</title>
	<atom:link href="http://ezgi.murekkep.org/kategori/sinema/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ezgi.murekkep.org</link>
	<description>"Bir son yoktur asla, sonun tasarlanmış zenginliği vardır."</description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Jul 2010 09:12:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>En Sevdiğim Masallar</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/en-sevdigim-masallar</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/en-sevdigim-masallar#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Apr 2010 22:49:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Aaron Eckhart]]></category>
		<category><![CDATA[Anime]]></category>
		<category><![CDATA[Big Fish]]></category>
		<category><![CDATA[Ewan McGregor]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[Gedo Senki]]></category>
		<category><![CDATA[Howl's Moving Caslte]]></category>
		<category><![CDATA[Ian McKellen]]></category>
		<category><![CDATA[Masalsı Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Miyazaki]]></category>
		<category><![CDATA[Mononoke Hime]]></category>
		<category><![CDATA[Neverwas]]></category>
		<category><![CDATA[Plot]]></category>
		<category><![CDATA[Spirited Away]]></category>
		<category><![CDATA[Tales From Earthsea]]></category>
		<category><![CDATA[Tarsem Singh]]></category>
		<category><![CDATA[The Fall]]></category>
		<category><![CDATA[Tim Burton]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=2242</guid>
		<description><![CDATA[En sevdiğim masallar, Miyazaki&#8217;nin film yaptıklarıdır efendim en başta. Bu sevdiğim masalların en ünlüleri, anime ile biraz ilgiliyseniz bileceğiniz gibi Mononoke Hime, Spirited Away ve Howl&#8217;s Moving Castle ve Gedo Senki. Anime-severlerin tamanına sorun; hangisini daha çok sevdiniz diye size ilk ikisinden birini söyleyecektir. İlk ikisini de sevmekle birlikte Howl&#8217;s Moving Castle, benim için ağır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>En sevdiğim masallar,</em></p>
<p><em><strong>Miyazaki&#8217;nin</strong> film yaptıklarıdır efendim en başta.</em></p>
<p><em>Bu sevdiğim masalların en ünlüleri, anime ile biraz ilgiliyseniz bileceğiniz gibi <strong>Mononoke Hime, Spirited Away ve Howl&#8217;s Moving Castle ve Gedo Senki</strong>.<strong> </strong>Anime-severlerin tamanına sorun; hangisini daha çok sevdiniz diye size ilk ikisinden birini söyleyecektir. <img class="alignleft size-thumbnail wp-image-2250" title="howls-moving-castle-4" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/04/howls-moving-castle-4-150x150.jpg" alt="howls-moving-castle-4" width="150" height="150" />İlk ikisini de sevmekle birlikte <strong><a href="http://www.imdb.com/title/tt0347149/" target="_blank">Howl&#8217;s Moving Castle</a>,</strong> benim için ağır ezicilikte en sevilesi masal. Hiç izlemediysem 5-6 kere izleyip her seferinde yeni bir şeyler keşfettim. Nedir bu anime&#8217;de bu kadar cezbeden beni? Umutlu bir film gibi geliyor bana öncelikle o sebepten her seferinde moral yükseltebiliyor. İkinci olarak da aşkın yaştan, dış görünümden tamamen soyut olabileceği fikri bir masalda harika duruyor. Ayrıca diğer Miyazaki eserlerine göre çok daha romantik. Adı üstünde masal&#8230; Sıkıldığınız bir anda açın. Belki çizgilerin içine girmekte başta zorlanacaksınız; ama yetişkinliği iki dakika dışarda bırakıp, filme girebilirseniz bir daha dönmek istemeyebilirsiniz. Anime konusu başlı başına ayrıca yazılabilir olduğundan masalsı-fantastik filmler alanında sadece Gedo Senki (Tales From Earthsea) ve Howl&#8217;s Moving Castle&#8217;dan bahsetmek yeterli olacaktır.</em></p>
<p><em>Tavsiye ettiğim her filmin konusunu birer cümle ile özetleyeceğim. Belki ilginizi çeker. Howl&#8217;s Moving Castle: Başrol olan Sophie, kıdemli bir büyücünün yaşlanma büyüsüne maruz kalır ve büyüyü bozabilecek büyücünün peşine düşer. Bu esnada gücünü içindeki ateşten alan yürüyen bir makinaya rastlar ve onun efendisi olan yakışıklı büyücü (işte bir çizgi karakter ne kadar olabilirse) büyücü Howl ile tanışır. Genç Howl ile tanıştığında normalde genç bir kız olan Sophie, seksenlik nine görünümündedir.</em></p>
<p><em><img class="size-thumbnail wp-image-2247 alignright" title="big_fish" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/04/big_fish-150x150.jpg" alt="big_fish" width="150" height="150" />Bu anime&#8217;lerin akabinde film olarak<strong> Big Fish </strong>ve<strong> Neverwas</strong> geliyor aklıma. İki filmi de çok sevmiştim. Son zamanlarda yapılan iyi filmler arasında bunlar da. Yine Pan&#8217;in Labirenti de birazcık bunları andırıyor. Yönetmeni Tim Burton olan (zaten bu isim söylendiği anda film izlenmeli) <a href="http://www.imdb.com/title/tt0319061/" target="_blank">Big Fish</a> asla kaçırılmaması gereken bir film. Başrolde de süper insan Ewan McGregor var. Konusu kısaca şöyle: Hikaye anlatmakta usta olan Edward senelerce oğluna aynı fantastik hikayeyi anlatır; bu masala çocukken inanan oğlu Will ise hasta babasını ziyaretinde babasının rahatlatıcı hikayelerinde keşfe çıkar.  <a href="http://www.imdb.com/title/tt0418004/" target="_blank"><img class="size-thumbnail wp-image-2252 alignleft" title="neverwas0" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/04/neverwas0-150x150.jpg" alt="neverwas0" width="150" height="150" />Neverwas</a>&#8216;da ise Ian McKellen ve Aaron Eckhart&#8217;ı başrolde izleyeceksiniz. Konusu şöyle:  Bir psikiatrist kariyerini bırakarak çocuk kitabı yazarı olan babasının yazdığı bir kitabının sırlarını ortaya çıkarmak ve hikayedeki yeri bulmak için civarda tanıştığı bir şizofreni </em><em>zamanla </em><em>yüreklendirir.</em></p>
<p><em>Daha yakın zamanda çekilen başka bir masal ise (bunlara masal deme sebebimi hepsini izleyenler bilecektir.) <a href="http://www.imdb.com/title/tt0460791/" target="_blank">The Fall</a>. <img class="size-thumbnail wp-image-2248  alignright" title="D_-_The_Fall" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/04/D_-_The_Fall-150x150.jpg" alt="D_-_The_Fall" width="150" height="150" />Türkiye&#8217;de vizyona girdi mi çıktı mı girecek mi hiç bir fikrim yok. Bulun izleyin. Diğerlerine göre daha çok sürreal tablo görüntüsü izlediğiniz duygusuna katılacaksınız. Belki fantastik öyküler, masallar size göre olmayabilir; ancak bu filmin tabloları (görüntü diyemiyorum) için bir istisna yapmalısınız. Yönetmeni <span><strong>Tarsem Singh</strong> olan </span><strong>The Fall</strong> tam olarak &#8216;masal&#8217; kategorisinde bir film. Kısaca şöyle: 1920&#8242;lerde Los Angeles&#8217;ta hastanede yatan genç adam hastanede tanıştığı beş yaşındaki sevimli kıza uydurduğu beş kahramanın öyküsünü anlatmaya başlar. Zaman içinde hangi kısım masal hangi kısım gerçek karışmaya başlar.</em></p>
<p><em>Şimdi <strong>The Imaginarium of Doctor Parnassus</strong>&#8216;tan da umutluyum. İzlemediğim ve benzeri olabileceğini düşündüğüm başka bir film de <strong>Percy Jackson and The Olympians The Lightning Thief</strong>. İkincisi umarım Harry Potter&#8217;dan hallicedir. Pek bir şey beklememek lazım. Yaşlı (!) bir arkadaşımın dediği gibi &#8220;artık iyi film çekmiyorlar.&#8221; İnşallah yüzümü kara çıkarırlar. Arkadaşlarla fantastik filmler gecesi düzenlemeyi planladık; ama izlenmemiş film nasıl bulacağız? İşte bütün mesele bu.</em></p>
<p><em>Sanırım film konusunda yazmam gün be gün zorlaşıyor. O kadar çok şey izledim ve izliyorum ki halihazırda artık aklımda kalmıyor. Sadece iyileri kalıyor. Üsttekiler de onlardan. Başka şeyleri kıstas alıyorsanız hepsi de ödüllü filmler. İyi seyirler.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/en-sevdigim-masallar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzakdoğu Dövüş Filmleri</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/uzakdogu-dovus-filmleri</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/uzakdogu-dovus-filmleri#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Aug 2009 21:48:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[2046]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Çiçeğin Laneti]]></category>
		<category><![CDATA[Ang Lee]]></category>
		<category><![CDATA[Ünlü Sanat Yönetmenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[Çin Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Butan]]></category>
		<category><![CDATA[Crouching Tiger and Hidden Dragon]]></category>
		<category><![CDATA[Curse of The Golden Flower]]></category>
		<category><![CDATA[Fearless]]></category>
		<category><![CDATA[Hero]]></category>
		<category><![CDATA[House of Flying Daggers]]></category>
		<category><![CDATA[Jade Warrior]]></category>
		<category><![CDATA[Jet Li]]></category>
		<category><![CDATA[Kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[Karate Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kore Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Koreografi]]></category>
		<category><![CDATA[Martial Arts]]></category>
		<category><![CDATA[Milarepa]]></category>
		<category><![CDATA[The Banquet]]></category>
		<category><![CDATA[The Promise]]></category>
		<category><![CDATA[Tibet]]></category>
		<category><![CDATA[Uzakdoğu Dövüş Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Uzakdoğu Savaş Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Uzakdoğu Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Warriors of Heaven and Earth]]></category>
		<category><![CDATA[Wu Ji]]></category>
		<category><![CDATA[Zhang Yimou]]></category>
		<category><![CDATA[Zyang Ziyi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=2139</guid>
		<description><![CDATA[İlgilenenler için kung-fu filmleri ile ilgili bir kaç bir şey yazabilirim; çünkü iyi olanların hepsini izlemiş bulunuyorum. Türkiye&#8217;de erişimi olan ve haberdar olduğumuz tüm Uzakdoğu dövüş filmlerini tamamladım. Bir zamanlar Kore ve özellikle Güney Kore sinemasına odaklanmıştım ve iyi örneklerin çoğunu izlemiştim. Şimdi de aynı şekilde Çin efsanelerine dayanan ve geneli Çin yapımı olan Hero, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-2159" title="cthd" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/cthd-233x300.jpg" alt="cthd" width="233" height="300" />İlgilenenler için kung-fu filmleri ile ilgili bir kaç bir şey yazabilirim; çünkü iyi olanların hepsini izlemiş bulunuyorum. Türkiye&#8217;de erişimi olan ve haberdar olduğumuz tüm Uzakdoğu dövüş filmlerini tamamladım. Bir zamanlar Kore ve özellikle Güney Kore sinemasına odaklanmıştım ve iyi örneklerin çoğunu izlemiştim. Şimdi de aynı şekilde Çin efsanelerine dayanan ve geneli Çin yapımı olan <strong>Hero, Crouching Tiger Hidden Dragon ve House of Flying Daggers</strong> gibi çok bilinen ve çok başarılı filmlerin ardından pek duyulmamış (en azından buralarda), kıyıda kalmış aynı tarz filmleri araştırmaya başladım.</em><br />
<span id="more-2139"></span><br />
<em></em><em><img class="alignright size-medium wp-image-2162" title="HOUSE OF FLYING DAGGERS" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/HOUSE-OF-FLYING-DAGGERS-252x300.jpg" alt="HOUSE OF FLYING DAGGERS" width="252" height="300" />Bir kere öncelikle üstteki üçlüyü kesinlikle izlemelisiniz. Bu tarz dövüş filmleri, erkekler için yapılmış gibi görünse de işin aslı kesinlikle öyle değil. Hatta bazılarında feminist duruşlar bile var. &#8220;Savaş sanatları&#8221;nın daha çok &#8220;sanat&#8221; kısmı üzerinde durulmuş ve dövüş sahnelerinde kan ve şiddetten çoğu zaman eser yok; hareketlerin düzenlenmesi ve açı hesaplamaları insana bir dans gösterisi izlediği izlenimini veriyor. Dolayısıyla bu tarz filmlerde <span>koreografiden bahsedebiliriz. Zaten bu filmlerin özel tarafları; abartılı anlatımlarının yanında; dövüş sahnelerindeki estetik, renklerin canlılığı ve çevrenin görkemi, savaş ve dans sahnelerindeki koreografi, çoğunda  bulunan saray dekorları, kostümler&#8230; Çoğu zaman dövüş sahnelerindeki estetiğe fazla kaptırabilir; o renkler, kostümler ve müziklerle ne izlediğinizi unutabilirsiniz. Dolayısıyla bu tarz filmleri sıradan kung-fu ya da dövüş filmlerinden ayırmak gerekiyor. Özellikle <strong>Zhang Yimou&#8217;nun</strong> ve <strong>Ang Lee&#8217;nin</strong> bu tarzda çektikleri hiç bir filmi kaçırmamak gerekiyor. <strong>Hero</strong> ve <strong>House of Flying Daggers,</strong> Zhang Yimou&#8217;nun yönetmenliğinde; dört Oscar&#8217;lı <strong>Crouching Tiger Hidden Dragon</strong> ise <strong>Brokeback Mountain ve Lust, Caution&#8217;dan</strong> da tanıdığımız <strong>Ang Lee&#8217;nin</strong> yönetmenliğinde çekilen filmler&#8230; </span></em></p>
<p><em><span><img class="alignleft size-medium wp-image-2157" title="4d5myxt" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/4d5myxt-300x225.jpg" alt="4d5myxt" width="300" height="225" />Bu üç film bahsettiğim tarzın en başarılıları sayılabilir. Diğerlerine göz atmak gerekirse; bunlardan sonra benim için <strong>Xiaogang Feng&#8217;in</strong> yönettiği</span><span><strong> </strong>bir Hamlet uyarlaması olan<strong> The Banquet</strong> gelir. Görsel olarak yine çok başarılı filmlerden biriydi. </span><span><strong>Zhang Yimou&#8217;nun</strong> yönettiği<strong> </strong></span><span><strong>Curse of the Golden Flower </strong>adıyla çevrilen filmi ise yine sanat yönetmenliği açısından dahiyaneydi; ancak film sonu bakımından bana kalırsa oldukça zayıftı. Yalnız şöyle bir durum var;<em> </em></span></em><em><span>insan </span></em><em><span>senaryoya ya da bağlantılara çok fazla takılmadan bu filmleri izleyebiliyor. Çünkü çekimlerdeki renk cümbüşü ve simetri düşkünlüğü, bu güzellikleri izleme isteği yaratıyor. </span></em></p>
<p><em><span><img class="alignright size-medium wp-image-2163" title="MV5BMTU5NTkyNzU4M15BMl5BanBnXkFtZTYwNzUzNjU3._V1._SX485_SY370_" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/MV5BMTU5NTkyNzU4M15BMl5BanBnXkFtZTYwNzUzNjU3._V1._SX485_SY370_-300x228.jpg" alt="MV5BMTU5NTkyNzU4M15BMl5BanBnXkFtZTYwNzUzNjU3._V1._SX485_SY370_" width="300" height="228" />Filmleri beğeni sıralamama göre yazmaya devam ediyorum: Sırada <strong>The Promise</strong> olarak çevrilen <strong>Wu Ji</strong> var. Bu filmde &#8220;kader&#8221; sorgulanmış; savaş sahneleri üzerinde pek fazla durulmamış; öyküdeki fantazi dozu diğerlerine göre daha yüksek ve anlatım daha masalsı. Estetik savaş sahneleri bu filmde pek yok. Masal yönü daha ağır olduğundan diğer filmlerin bana göre biraz gerisinde kalıyor. Zaten bu filmlerin tamamını aynı kategoriye sokmak oldukça zor. Kimilerinde aşk, kimilerinde savaş, kimilerinde entrika, kimilerinde hepsi birden ağır basıyor. Bu kategoriyi geniş tutarsanız Jet Li filmlerinin bazılarını da zevkle izler bulabilirsiniz kendinizi. Filmleri araştırmanın ve iyilerini seçip izlemenin sonu gelmiyor.</span></em></p>
<p><em><span><img class="alignleft size-medium wp-image-2161" title="hofd_21" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/hofd_21-300x198.jpg" alt="hofd_21" width="300" height="198" />Devam edelim; daha sonra <strong>Warriors of Heaven and Earth</strong> var ki o da fantastik sanatsal dövüş filmleri kategorisinin biraz dışında kalan bir film. Dolayısıyla benim ilgimi çok fazla da çekmedi. Türklerle savaş halinde bulunan Tang Hanedanlığı anlatıldığı için ilgimi çekmişti. Onu çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Sıralamamın sonunda ise <strong>Jade Warrior</strong> isimli Çin-Fin ortak yapımı bir film bulunmakta. Başlangıcı oldukça iyi olan bu film sonlarına doğru tamamen sürrealizme geçiş yaptı ve estetik açısından yukarda bahsi geçen filmler kategorisine girmiyor. Yine de Çin ve Finlandiya arasında  nasıl bir bağlantı olduğunu merak ediyorsanız izleyebilirsiniz; fakat film bu konuyu da muğlak bırakıyor. </span></em></p>
<p><em><span><img class="alignright size-medium wp-image-2164" title="wuji_03" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/wuji_03-300x185.jpg" alt="wuji_03" width="300" height="185" />Bu arada hepsini izledim demiştim; ama yazarken unuttuğum şeylere film sitelerinden bakarken fark ettim ki hala iyi örnekler var ve aramaya devam edilebilir. Örneğin Jet Li filmi olan <strong>Fearless</strong> &#8230; Bir de dövüş filmi olup olmadığını bilmemekle birlikte Milarepa isimli filme rastladım. Film Butan&#8217;da çekilen bir Tibet filmi. Sadece bu bile benim açımdan merak uyandırıyor. Bulabilir isem onu da izlemeyi düşünüyorum.</span></em></p>
<p><em><span><img class="alignleft size-medium wp-image-2160" title="hero-1" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/hero-1-300x195.jpg" alt="hero-1" width="300" height="195" />İzlediklerim içinden kendi sıralamamı vermiş bulundum. Herkesin sıralaması değişecektir. Kimileri bu fantastik, sanatsal dövüş filmlerinden hiç keyif almayabilir; bu da çok doğal. Zira izleyecekseniz suyun üzerinde yürüyen ve dağların üzerinden uçan kılıç ustalarını doğal karşılamanız gerekmekte. Çinliler efsanevi savaşçılarını ve kılıç ustalarını yarı-tanrı olarak tasvir ettiklerinden filmlerdeki karakter yorumlamaları gerçeküstü; fakat şuna dikkat etmek gerekir ki Çin filmlerinin &#8220;belirli bir tarzı&#8221; var. Yüksek bütçe ile çekilenlerdeki görsellik ve koreografi çok üstün. Bu tarz bir kaç film izleyince &#8220;keşke&#8221; dedim. Keşke, Türk filmlerinde de ulusal bir tarz olsa idi; bu kadar destanı, tarihi, kültürü, güzelliği olan bir ülke ve milletten olan yansımalar kuvvetli olsaydı&#8230;<br />
</span></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/uzakdogu-dovus-filmleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>16</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>La Fille Sur Le Pont</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/la-fille-sur-le-pont</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/la-fille-sur-le-pont#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2009 20:59:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Alejandro Amenabar]]></category>
		<category><![CDATA[Annem Hakkında Her Şey]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[İçimdeki Deniz]]></category>
		<category><![CDATA[İspanyol Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[İspanyol Yönetmenler]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Oriental Ensemble]]></category>
		<category><![CDATA[Brenda Lee]]></category>
		<category><![CDATA[Carlos Saura]]></category>
		<category><![CDATA[Daniel Auteuil]]></category>
		<category><![CDATA[Diğerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Girl On The Bridge]]></category>
		<category><![CDATA[Hable Con Ella]]></category>
		<category><![CDATA[Hicaz Oyun Havası]]></category>
		<category><![CDATA[I'm Sorry]]></category>
		<category><![CDATA[Köprüdeki Kız]]></category>
		<category><![CDATA[Kötü Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Kült Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Konuş Onunla]]></category>
		<category><![CDATA[La Fille Sur Le Pont]]></category>
		<category><![CDATA[Mar Adentro]]></category>
		<category><![CDATA[Marianne Faithfull]]></category>
		<category><![CDATA[Patrice Leconte]]></category>
		<category><![CDATA[Pedro Almodovar]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Yorumu]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah Beyaz Film]]></category>
		<category><![CDATA[Talk To Her]]></category>
		<category><![CDATA[Tez]]></category>
		<category><![CDATA[Vanessa Paradis]]></category>
		<category><![CDATA[Who Will Take My Dreams Away]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1873</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa sinemaları özellikle de Fransız sineması sıkıcı olmakla itham edilir. Amerikan sineması kadar aksiyon içermedikleri aşikar; ama bu Avrupa sinemasının sıkıcı olduğu anlamına kesinlikle gelmez elbette. İspanyol sineması son zamanlarda oldukça revaçta. Carlos Saura, Pedro Almodovar, Alejandro Amenabar İspanya&#8217;nın en gözde yönetmenleri sayılabilirler. İçimdeki Deniz, Konuş Onunla, Kötü Eğitim, Tez, Diğerleri, Annem Hakkında Her Şey [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-1898" title="la-fille-sur-le-pont" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/07/la-fille-sur-le-pont-217x300.jpg" alt="la-fille-sur-le-pont" width="217" height="300" />Avrupa sinemaları özellikle de Fransız sineması sıkıcı olmakla itham edilir. Amerikan sineması kadar aksiyon içermedikleri aşikar; ama bu Avrupa sinemasının sıkıcı olduğu anlamına kesinlikle gelmez elbette. </em></p>
<p><em>İspanyol sineması son zamanlarda oldukça revaçta. <strong>Carlos Saura, Pedro Almodovar, Alejandro Amenabar</strong> İspanya&#8217;nın en gözde yönetmenleri sayılabilirler. İçimdeki Deniz, Konuş Onunla, Kötü Eğitim, Tez, Diğerleri, Annem Hakkında Her Şey gibi filmler ise popüler olan ve kendilerini ispatlamış filmler. Bu yönetmenler ve filmleri için uzun uzun konuşulabilir. <strong>Hable Con Ella ve Mar Adentro</strong> benim en çok sevmiş olduğum filmlerin başında geliyor. İkisi için de susmadan konuşabilirim; ama sinemaseverlerin çoktan haberdar olduklarını ve izlemiş olduklarını düşünüyorum. </em></p>
<p><strong>-Spoiler içermez-</strong></p>
<p><em><span>Patrice Leconte&#8217; un yönettiği <strong>La Fille Sur Le Pont (Köprüdeki Kız)</strong> ise biraz daha kıyıda kalmış ve geç haberdar olduğumuz bir Fransız filmi. Başrollerini <strong>Vanessa Paradis ve </strong></span></em><span><em><strong>Daniel Auteuil</strong> oynamakta. </em></span><br />
<span id="more-1873"></span><br />
<span><em> </em><em><img class="alignright size-medium wp-image-1900" title="la-fille-sur-le-pont-the-girl-on-the-bridge-31-03-1999-1-g" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/07/la-fille-sur-le-pont-the-girl-on-the-bridge-31-03-1999-1-g-300x227.jpg" alt="la-fille-sur-le-pont-the-girl-on-the-bridge-31-03-1999-1-g" width="240" height="182" />Fransız sinemasının sıkıcı olduğunu çok kişiden duymuş olabilirsiniz. Hatta kendiniz de öyle olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Buyrun; bu film sıkıcı değil. Ruha ağır gelecek bir şeylerden kaçındığınız bir akşamda çok rahatlıkla sadece 90 dakikanızı verebilirsiniz. Romantik komedilerden hoşlanmıyorsanız, &#8220;komik&#8221; de değil. Hatta romantik bile sayılmayabilir. Niyeyse bu kategorinin özelliklerini tam olarak taşımıyor olmasına rağmen o kategoride değerlendirilebilecek bir film. </em></span></p>
<p><span><em><img class="alignleft size-full wp-image-1899" title="18918381_w434_h_q80" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/07/18918381_w434_h_q80.jpg" alt="18918381_w434_h_q80" width="234" height="257" />Filmin en çok beğendiğim üç noktası oldu: Kadın karakterin filmin en başında anlattığı trajikomik hikayesi, <strong>Daniel Auteuil&#8217;in oyunculuğu</strong> ve dialogların epey zekice olması.</em></span></p>
<p><span><em>Bir başka konu ise müzik seçimlerinin çok başarılı olması ve son kısımlarının İstanbul&#8217;da geçerek insanı gülümsetiyor olması. Parçalar, filmin akışındaki ülkelere göre değişiyor. Film; sadece <strong>Brenda Lee&#8217;nin I&#8217;m Sorry</strong>&#8216;sini, </em></span><em><strong>Marianne Faithfull&#8217;un Who Will Take My Dreams Away&#8217;ini</strong> dinlemek; filmin geçtiği başka ülkelerin güzel müziklerini duymak ve daha sonra <strong>&#8220;İstanbul&#8221;</strong> sahnelerinde muhteşem <strong>hicaz oyun havasını ve  zurna çeşitlemelerini</strong> (<span>İstanbul Oriental Ensemble) </span></em><em>dinlemek amacıyla</em><span><em> bile izlenebilir. </em></span></p>
<p><span><em>Ayrıca film <strong>siyah-beyaz çekim</strong> ve bu da filme ayrı bir keskinlik ve güzellik katmış.<br />
</em></span></p>
<p><span><em>Film, tuhaf bir şekilde &#8220;son&#8221;da başlayan bir filmdir.<strong> Sonda bile bir başlangıç olduğunu hatırlatır; gülümsetir.</strong></em></span></p>
<p><span><em>Özellikle şansa ve iki kişinin çok kuvvetle birbirine bağlı olabileceğine </em></span><strong><span><em>inanmak istiyorsanız</em></span></strong><span><em> bu film size iyi gelecektir. </em></span></p>
<p><span><em><strong>İyi seyirler&#8230;</strong><br />
</em></span></p>
<p><span><em><br />
</em></span></p>
<p><span><em><br />
</em></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/la-fille-sur-le-pont/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>House M.D.</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/house-md</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/house-md#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2009 12:20:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[İroni]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Burunlu]]></category>
		<category><![CDATA[Bencil]]></category>
		<category><![CDATA[Cameron]]></category>
		<category><![CDATA[Chase]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi]]></category>
		<category><![CDATA[Doktor Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Cuddy]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Wilson]]></category>
		<category><![CDATA[Emmy]]></category>
		<category><![CDATA[Emmy Ödüllü Diziler]]></category>
		<category><![CDATA[Everybody Lies]]></category>
		<category><![CDATA[Foreman]]></category>
		<category><![CDATA[Gregory House]]></category>
		<category><![CDATA[Hastane Dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[Herkes yalan söyler]]></category>
		<category><![CDATA[House Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[House M.D.]]></category>
		<category><![CDATA[House M.D. Quotes]]></category>
		<category><![CDATA[Hugh Laurie]]></category>
		<category><![CDATA[James Wilson]]></category>
		<category><![CDATA[Jennifer Morrison]]></category>
		<category><![CDATA[Jesse Spencer]]></category>
		<category><![CDATA[Kal Penn]]></category>
		<category><![CDATA[Kibir]]></category>
		<category><![CDATA[Kural]]></category>
		<category><![CDATA[Lisa Cuddy]]></category>
		<category><![CDATA[Lisa Edelstein]]></category>
		<category><![CDATA[Manüple etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Olivia Wilde]]></category>
		<category><![CDATA[Omar Epps]]></category>
		<category><![CDATA[Peter Jacobson]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Sean Leonard]]></category>
		<category><![CDATA[Sarkazm]]></category>
		<category><![CDATA[Taub]]></category>
		<category><![CDATA[Thirteen]]></category>
		<category><![CDATA[TV Series]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=846</guid>
		<description><![CDATA[House M.D. benim keşfetmekte geç kaldığım bir doktor dizisi. Genellikle hastalıklar herkes gibi beni de sıktığından doktor ya da hastane dizilerini uzun süre izleyemiyorum. House M.D. ise bunun büyük bir istisnası haline dönüştü. İzlemediğim eski sezonlarını çok kısa bir sürede tamamlayıp, yeni bölümleri bekler hale geldim. Büyük bir ihtimalle Lost v.b. diziler derken, birilerinin ölme riskinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><img class="size-medium wp-image-869 alignright" title="house" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/house-300x245.jpg" alt="house" width="300" height="245" />House M.D.</strong> benim keşfetmekte geç kaldığım bir doktor dizisi. Genellikle hastalıklar herkes gibi beni de sıktığından doktor ya da hastane dizilerini uzun süre izleyemiyorum. House M.D. ise bunun büyük bir istisnası haline dönüştü. İzlemediğim eski sezonlarını çok kısa bir sürede tamamlayıp, yeni bölümleri bekler hale geldim. Büyük bir ihtimalle Lost v.b. diziler derken, birilerinin ölme riskinin olduğu, tek zamanlı daha <strong>&#8220;gerçekçi&#8221;</strong> dizileri özler olduk.</em><br />
<span id="more-846"></span><br />
<em>Şüphe yok ki dizinin bu kadar beğenilmesinin nedeni; karizmatik, ukala, kibirli, espri anlayışı <strong><a href="http://ezgi.murekkep.org/ironi-ve-sarkazm" target="_blank">ironi ve sarkazm</a></strong> üzerine kurulu doktoru <strong>Gregory House (Hugh Lauire).</strong> Bu karakterin hatırlattığı şu: Önemli bir iş yapıyorsanız geri kalan her şey teferruattır. <strong>Bir kişiyi ölümden döndürmek istiyorsanız, ortada kural falan kalmaz. Kişiyi döndürecek olan kurtarıcı, kuralın kendisi olur.</strong> </em></p>
<p><em><img class="size-medium wp-image-870 alignleft" title="housemd" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/housemd-225x300.jpg" alt="housemd" width="225" height="300" />Gregory House ki kendisi dizinin izlenmesi için en önemli etken olur; <strong>&#8220;herkes yalan söyler&#8221;</strong> söylemine dayanarak doğruları araştırır. Hem hastalar için hem de kendi kişisel çıkarları için bilgi onun en önemli ihtiyacıdır; çünkü mutlulukla pek arası yoktur ve insanları manüple etmek konusunda son derece başarılı bir insandır. İnsanları kendi isteği doğrultusunda yönlendirmek içinse kimsenin bilmediği bilgilere ulaşmak zorunda hisseder kendini. En yakın arkadaşı Onkolog <strong>Dr. Wilson</strong> <strong>(Robert Sean Leonard)</strong> ona &#8220;<strong>İnsanlar hakkında her şeyi bilmek zorunda değilsin.&#8221;</strong> derken, <strong>&#8220;O.C.&#8217;yi de izlemek zorunda değilim; ama beni mutlu ediyor.&#8221;</strong> şeklinde cevap verir.</em></p>
<p><em>Dr. House, hayat boyu ağrıyacak olan bacağının ağrısından kurtulmak için vicodine almaya mahkumdur. Bu onu bir bağımlı yapsa da, bu durumun kritik kararlarını etkilemesine izin vermez. İnsanların söylediklerinin ve duygularının da işine karışmasını istemez ki, vakayı çözerken objektif  olabilsin. İnsanlara güveni yoktur ve bunun için de dizinin hemen her bölümünde rastladığımız haklı sebepleri vardır. </em></p>
<p><em><img class="size-medium wp-image-873 alignright" title="house-md-hugh-laurie-dr-gregory-house-1481" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/house-md-hugh-laurie-dr-gregory-house-1481-235x300.jpg" alt="house-md-hugh-laurie-dr-gregory-house-1481" width="235" height="300" />Benim en sevdiğim kısımlar ise House&#8217;un hastahane yöneticisi <strong>Dr. Cuddy</strong> <strong>(Lisa Edelstein)</strong> ve en yakın arkadaşı <strong>Dr. Wilson</strong>&#8216;la yaptığı psikolojik çözümlemelerdir. Herkesi kolaylıkla çözüp manüple edebilen House, iş kendisine gelince bencilliğinden arınmaya hiç yanaşmaz ve narsisistik tavırlarından dolayı kendisinin üzerine pek gitmez. Yine de hem işinde hem de özel hayatında sürekli haklı çıkmanın haklı gururunu yaşadığından, kibri kendi içinde tutarlıdır. Bu sebepten de <strong>&#8220;Kibir hakkedilmelidir.&#8221;</strong> der. Büyük bir ihtimalle herkesin özel hayatına ve işine burnunu sokan, büyük burunlu, çevreye rahatsızlık veren, çoğu zaman haddini aşan doktora çevresinin tahammül etme sebebi, eninde sonunda hep haklı olmasıdır. Biz de aynı sebeple sevilmemek için çok çabalayan bu karakteri seviyoruz. </em></p>
<p><strong><em><img class="alignleft size-medium wp-image-871" title="house_md_ver2" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/house_md_ver2-202x300.jpg" alt="house_md_ver2" width="202" height="300" />Dr. House Felsefesi ve Alıntıları:</em></strong></p>
<p><strong><em>House:</em></strong></p>
<ul>
<li><em>&#8220;Hastaların neden yalan söylediklerini sormuyorum; sadece hepsinin yalan söylediğini farz ediyorum. Herkesin yalan söylemesi geçerlidir. Değişen tek şey ne üzerine yalan söyledikleridir.&#8221;</em></li>
<li><em>&#8220;Takımımızda &#8220;ben&#8221; diye bir şey yok. Fakat takımda &#8220;ben&#8221; varım. Karıştırırsanız diye söylüyorum.&#8221;</em></li>
<li><em>&#8220;Cevap&#8230; Hayatın kendisi : Seks.&#8221;</em></li>
<li><em>&#8220;Eğer Tanrı&#8217;yla konuşuyorsa dindardır; eğer Tanrı&#8217;nın onla konuştuğuna inanıyorsa psikopattır.&#8221;</em></li>
<li><em>&#8220;Tedavi her zaman işe yaramaz. Semptomlar yalan söylemez.&#8221;</em></li>
<li><em>&#8220;Yanıldığımı düşünebilirsin ama bu düşünmeyi bırakman için bir sebep değil midir?&#8221;</em></li>
<li><em>&#8220;Üzgünüm; fakat Spirochetes (Burgu şeklindeki bir mikrop) tarafından aşırı uyarılmış cerebral korteksin cinsel zevk merkezi, bir ilişki için yeterli sebep içermez. Ben bunu çok zor öğrenmiştim.&#8221; (Bir bölümde kendisine aşık olan 80 küsur yaşındaki frengi hastası kadına söyler.)</em></li>
<li><em>&#8220;Kağıt işi yapmak için fazla yakışıklıyım.&#8221;</em></li>
<li><em>&#8220;İnsanlar dedikodu yapmayı severler; çünkü bu onlari daha üstün ve güçlü hissettirir.&#8221;</em></li>
<li><em>&#8220;Çamaşırlar için vaktim yok. Hayat kurtarıyoruz burada!&#8221;</em></li>
<li><em>&#8220;Ne yazık ki olasılık hesabı yapabilmekle lanetlenmişim.&#8221;</em></li>
</ul>
<p><strong><em><img class="alignleft size-full wp-image-881" title="hugh_laurie_in_house_m_d__tv_series_wallpaper_12801" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/hugh_laurie_in_house_m_d__tv_series_wallpaper_12801.jpg" alt="hugh_laurie_in_house_m_d__tv_series_wallpaper_12801" width="350" height="284" />Diyaloglar: (Spoiler içerir)</em></strong></p>
<ul>
<li><em><strong>Chase:</strong> &#8220;Matt&#8217; in annesi C.D.C.&#8217;den cevap gelene kadar hareket etmemizi istemiyor.&#8221;</em></li>
<li><em><strong>Wilson:</strong> &#8220;Godot daha hızlı olabilir.&#8221;</em></li>
</ul>
<p><em>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</em></p>
<ul>
<li><em><strong>House:</strong> &#8220;Kafasında kurşun var.&#8221;</em></li>
<li><em><strong>Cameron:</strong> &#8220;Vurulmuş mu?&#8221;</em></li>
<li><em><strong>House:</strong> &#8221; Hayır, birisi ona kurşun fırlatmış.&#8221;</em></li>
</ul>
<p><em>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</em></p>
<ul>
<li><em><strong>Chase:</strong> &#8220;Hastayla konuşcak mısın?&#8221; (Hasta Tanrı&#8217;nın kendisiyle konuştuğuna inanan biridir ve House, hastalarıyla mecbur kalmadıkça konuşmayı reddeden bir doktordur.)</em></li>
<li><em><strong>House:</strong> &#8220;Onunla Tanrı konuşuyor. Tanrı&#8217;dan daha iyi olduğumu farz etmek kibirlilik olur.&#8221;</em></li>
</ul>
<p><em>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</em></p>
<p><em><img class="alignright size-medium wp-image-872" title="house-md-promo-season-4_04" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/house-md-promo-season-4_04-225x300.jpg" alt="house-md-promo-season-4_04" width="225" height="300" />House, bir gün sıradan klinik görevine başlarken hastalarına iyi davranmaya karar verir. Hasta odasına girer ve karşısında bir kız oturmaktadır.</em></p>
<ul>
<li><em><strong>Hasta:</strong> &#8220;Ben de bakireyim, nişanlım da.&#8221;</em></li>
<li><em><strong>House:</strong> &#8220;Ona inanıyorum.&#8221;</em></li>
<li><em><strong>Hasta:</strong> &#8220;Hamile kalmanın başka bir yolu yok mudur? Mesela tuvalete oturmak gibi?&#8221;</em></li>
<li><em><strong>House:</strong> &#8220;Kesinlikle mümkün. Ama tuvalet oturağı ile senin aranda oturan bir başka adamın daha oturması gerekir. Ama evet mümkün. Allah kahretsin çok iyi gidiyordum!&#8221;</em></li>
</ul>
<p><em>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</em></p>
<p><em><strong>Tanışmayanınız kaldıysa Dr. House&#8217;la mutlaka tanışsın.</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/house-md/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Slumdog Millionaire &amp; The Curious Case of Benjamin Button</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/slumdog-millionarie-the-curious-case-of-benjamin-button</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/slumdog-millionarie-the-curious-case-of-benjamin-button#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2009 20:15:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[2009 Oscar Awards]]></category>
		<category><![CDATA[2009 Oskar Ödülleri Sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[Academy Awards 2009]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[BAFTA]]></category>
		<category><![CDATA[Batı Uygarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bütüncül Bakış]]></category>
		<category><![CDATA[Benjamin Button'un Tuhaf Hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[Best Director]]></category>
		<category><![CDATA[Best Film]]></category>
		<category><![CDATA[Budizm]]></category>
		<category><![CDATA[Budizm Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Danny Boyle]]></category>
		<category><![CDATA[David Fincher]]></category>
		<category><![CDATA[Dev Patel]]></category>
		<category><![CDATA[En İyi Film]]></category>
		<category><![CDATA[En İyi Makyaj]]></category>
		<category><![CDATA[En İyi Sanat Yönetmeni]]></category>
		<category><![CDATA[En İyi Yönetmen]]></category>
		<category><![CDATA[Freida Pinto]]></category>
		<category><![CDATA[Gelişmekte Olan Ülke]]></category>
		<category><![CDATA[Gelişmiş Ülke]]></category>
		<category><![CDATA[Gelir Dağılımı Eşitsizliği]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçekçi ve Tarafsız]]></category>
		<category><![CDATA[Golden Globes]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[Hindu Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Hinduism]]></category>
		<category><![CDATA[India]]></category>
		<category><![CDATA[Indian Culture]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Ki Duk]]></category>
		<category><![CDATA[Kundun]]></category>
		<category><![CDATA[Loveleen Tandan]]></category>
		<category><![CDATA[Madhur Mittal]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Nominations]]></category>
		<category><![CDATA[Sıradan]]></category>
		<category><![CDATA[Seven Years in Tibet]]></category>
		<category><![CDATA[Simon Beaufoy]]></category>
		<category><![CDATA[Slumdog Millionaire]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyo-ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[The Curious Case Of Benjamin Button]]></category>
		<category><![CDATA[Warner Bros]]></category>
		<category><![CDATA[Wong Kar Wai]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni etiket ekle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=823</guid>
		<description><![CDATA[Slumdog Millionaire, Yönetmeni Danny Boyle olan 2008 tarihli İngiliz filmi. 2009 Oskar Ödüllerinde on kategoride aday gösterildi ve bunlardan en iyi yönetmen ve film olmak üzere sekiz tanesini kazandı. (En iyi yönetmen, en iyi film, en iyi uyarlama senaryo, en iyi görüntü yönetmeni, en iyi ses miksajı, en iyi kurgu, en iyi müzik ve en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><img class="alignright size-medium wp-image-834" title="slumdog-millonaire" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/slumdog-millonaire-202x300.jpg" alt="slumdog-millonaire" width="202" height="300" />Slumdog Millionaire</strong>, Yönetmeni <strong>Danny Boyle</strong> olan 2008 tarihli İngiliz filmi. 2009 Oskar Ödüllerinde on kategoride aday gösterildi ve bunlardan <strong>en iyi yönetmen ve film </strong>olmak üzere sekiz tanesini kazandı. (En iyi yönetmen, en iyi film, en iyi uyarlama senaryo, en iyi görüntü yönetmeni, en iyi ses miksajı, en iyi kurgu, en iyi müzik ve en iyi orjinal şarkı)<br />
</em></p>
<p><em><strong><a href="http://www.murekkep.org/benjamin-buttonin-tuhaf-hikayesi-the-curious-case-of-benjamin-button" target="_blank">Benjamin Button&#8217;un Tuhaf Hikayesi</a></strong> şüphesiz ki bu sene için Slumdog Millionarie&#8217;nin en kuvvetli rakibiydi ve ben de dahil olmak üzere bir çok insan, bu senenin Oskar zengininin Benjamin Button&#8217;un Tuhaf Hikayesi olacağını düşündü. Benjamin Button da her ne kadar Oskar&#8217;dan eli boş dönmese de, (en iyi sanat Yönetmeni, en iyi makyaj, en iyi görsel efekt) sanki biraz şanssızlıkla olması gereken düzeyi yakalayamamış gibi oldu. Bir çok anket, sonuçlar öncesinde Benjamin Button taraftarıydı.</em></p>
<p><em>Slumdog Millionaire&#8217;in şansı, apayrı bir kültüre ait olması ve batı uygarlığına yepyeni bir şeyler gösterebiliyor olmasıydı. Her ne kadar ben <strong>&#8220;bütüncül bakış&#8221;</strong> açısından Benjamin Button&#8217;u daha başarılı bulsam da; çok açık ki kendi kültürlerinden başka kültürlere pek aşina olmayan batılılar için Slumdog Millionaire daha enteresan gelmiş. </em><span id="more-823"></span></p>
<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-838" title="imageaxd" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/imageaxd-199x300.jpg" alt="imageaxd" width="199" height="300" />Senaryosunun ana çatısında </em><em><strong>Benjamin Button&#8217;un Tuhaf Hikayesi</strong>&#8216;ne karşılık, hanesine artı yazılacak tek şey belki &#8220;gerçekçilik&#8221; olabilirdi. <strong>Slumdog Millionaire</strong>, üçüncü dünya ülkelerinde çocukların, hatta bebeklerin nasıl <strong>&#8220;Allah&#8217;a emanet&#8221;</strong> şekilde büyüdüklerini anlatan bir film. Filmde izlediklerimiz elbette ki gelişmiş ülke vatandaşları için oldukça korkutucu ve değişik olmalı. Bizler içinse asla öyle olmayacak ve bizim kültürümüze asla yabancı olmayacak bir şey. Oskar Ödüllerinde ilgi çekmek ve değişiklik yaratmak baz alınıyorsa; bir Türk kesinlikle Benjamin Button&#8217;un Tuhaf Hikayesi&#8217;ni tercih ederdi. </em></p>
<p><em>Fikir olarak güzel bir buluş söz konusu &#8220;Kenarmahalle Milyoneri&#8221;nde.  Ana kahramanımızın soruları aslında nasıl bildiği, bilmesinin kader olması oldukça <strong>&#8220;gerçekçi&#8221; ve &#8220;inandırıcı&#8221;</strong> anlatılmış. Sanki film, &#8220;Sizi koruyacak bir aileniz ya da şans getirecek bir eğitiminiz ya da paranız yoksa, Tanrı sizin için işleri halleder.&#8221; der gibiydi. Hinduizm ve Budizm kültürünün içinde ve yerinde bizzat bulunmuş biri olarak, bunun çok doğru olduğunu söyleyebilirim. Durumu din etkisinden arındırarak; üçüncü dünya ülkelerinden birinin vatandaşı olduğumdan bunun çok doğru olduğunu söyleyebilirim. Bir çokları annesiz ve babasız sokaklarda, çocukken adam olmayı öğreniyorlar. Bu bizim hep farkında olduğumuz bir şey. Belki batının verdiği ödül de, birilerinin bunu anlatma ve yorumlama çabasına verilmiştir.</em></p>
<p><em><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-835" title="slumdog" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/slumdog-300x224.jpg" alt="slumdog" width="300" height="224" />Hindu Kültürü</strong> ile biraz bile ilgilenmiş birisi, filmdeki bir çok olayın gerçekte de yaşanabilir olduğunu bilir. Hatta ve hatta dilenci yapılması amaçlanan çocuklara zarar verilmesi, <strong>Osmanlı Kültürü</strong>&#8216;nde de gözlenmiş bir durum. Bekaretin satılabilir hale getirilmesi yine üçüncü dünya ülkelerinde kalan kötü bir özellik ve özellikle Hindistan&#8217;da hala geçerli. Bunda da şaşılacak ya da hayıflanacak bir durum yok; çünkü hiç paranın olmadığı bir yerde her şey &#8220;paraya çevrilebilir&#8221; nitelik taşır. </em></p>
<p><em><img class="alignright size-medium wp-image-836" title="slumdogmillonaire23" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/slumdogmillonaire23-300x201.jpg" alt="slumdogmillonaire23" width="300" height="201" />Geleceğin ekonomi trendi <strong>Hindistan ve Çin</strong> çevresine aktığından mıdır bilinmez; (2015 yılında Hindistan&#8217;ın büyük bir ekonomik güç olacağı bilimsel araştırmalar sonucunda deklare edildi.) batı dünyası,  yeni yeni bu kültürleri bir miktar yakından ve yüzeysel olarak tanıma fırsatı buldu. <strong>Seven Years in Tibet</strong>, Kundun gibi filmlerden sonra özellikle Güney Kore filmleri; <strong>Kim Ki Duk, Wong Kar Wai</strong> gibi yönetmenler, sinemaseverleri bir miktar daha Uzakdoğu ve Budizm kültürüne yaklaştırdı. Hindistan ise ekonomik olarak Çin&#8217;den sonra yükselen yeni güç. Düşünüldüğü kadar fakir değil; lakin en önemli problemi, gelir dağılımı eşitsizliğinin çok baskın olması. Bu eşitsizlik kısa vadede tabii ki göz önünde bulundurulmayacak ve önemli olan Hindistan&#8217;ın paralı kesimi olacak. Artık dünyanın ve dolayısıyla sinemanın ilgisini çekecek yeni bir kültür söz konusu: <strong>Hindu Kültürü</strong>. Bu filme benzer filmlere bir süre daha rastlayacağımızı düşünüyorum. Budizm kültürüne ait bir çok film çekildi; ancak az bilinse de Hindu Kültürü, <strong>Budizm Kültürü</strong>&#8216;nü içinden çıkarmış olmasına rağmen, Budizm Kültürü&#8217;nden çok çok farklı bir kültür.<br />
</em></p>
<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-837" title="3297393506_ac5e2a062d" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/3297393506_ac5e2a062d-187x300.jpg" alt="3297393506_ac5e2a062d" width="187" height="300" />Daha fazla <strong>sosyo-ekonomik</strong> konulara girmeden, filmle ilgili kişisel fikrimi belirteyim: Filmin oldukça <strong>sıradan</strong> ve sonu bakımından <strong>&#8220;alışıldık</strong>&#8221; bir film olduğu yönünde. Fakat filmi; Hindistan&#8217;ın tam da olduğu gibi, sokaklarının zengini fakiriyle <strong>&#8220;tarafsız&#8221;</strong> yansıtılması ve Hindistan&#8217;ın &#8220;<strong>gelişmekte olan bir ülke</strong>&#8221; olduğunun hatırlatılması bakımından gerçekçi ve başarılı buldum. Harcanan emek ve başarılı çekim kalitesi filmi tabii ki ortalama filmlerden ayırıyor; ancak bu senaryonun <strong>alışıldık</strong> olmasını bastıramıyor. Yine de Hindistan&#8217;ı ve Hint Kültürü&#8217;nü merak edenler için son derece <strong>gerçekçi ve tarafsız</strong> anlatımı dolayısıyla <strong>izlenmeye değer ve izlenilmesi gereken</strong> bir film olmuş.<br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/slumdog-millionarie-the-curious-case-of-benjamin-button/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İroni ve Sarkazm</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/ironi-ve-sarkazm</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/ironi-ve-sarkazm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2009 11:31:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Mizah]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Alaycılık]]></category>
		<category><![CDATA[İngiliz]]></category>
		<category><![CDATA[İngiliz Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[İroni]]></category>
		<category><![CDATA[İroni ve Alaycılığın Karşılaştırılması]]></category>
		<category><![CDATA[Çelişki]]></category>
		<category><![CDATA[Emma Thompson]]></category>
		<category><![CDATA[Gregory House]]></category>
		<category><![CDATA[Hiciv]]></category>
		<category><![CDATA[House M.D.]]></category>
		<category><![CDATA[Hugh Laurie]]></category>
		<category><![CDATA[Irony]]></category>
		<category><![CDATA[Irony versus Sarcasm]]></category>
		<category><![CDATA[Kenneth Branagh]]></category>
		<category><![CDATA[Much Ado About Nothing]]></category>
		<category><![CDATA[Sarcasm]]></category>
		<category><![CDATA[Sarkazm]]></category>
		<category><![CDATA[Shakespeare]]></category>
		<category><![CDATA[Wikipedia]]></category>
		<category><![CDATA[Yergi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=575</guid>
		<description><![CDATA[House M.D. dizisini beğeni ile izlerken; aksi olmak, alaycı olmak ve ironik espri tarzına sahip olmak üzerine düşünmeye başladım. İroni deyince pek çoklarının aklına İngiliz Edebiyatı ve kültürü gelecektir. İngilizler ironi konusunda adeta dünya üzerinde patent almış gibiler. Genel olarak milletçe snob ve alaycı bilinmelerinin en önemli nedenlerinden biri kültürlerinden gelen bu durum olabilir. Her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>House M.D. dizisini beğeni ile izlerken; aksi olmak, alaycı olmak ve ironik espri tarzına sahip olmak üzerine düşünmeye başladım.</em></p>
<p><em>İroni deyince pek çoklarının aklına İngiliz Edebiyatı ve kültürü gelecektir. İngilizler ironi konusunda adeta dünya üzerinde patent almış gibiler. Genel olarak milletçe snob ve alaycı bilinmelerinin en önemli nedenlerinden biri kültürlerinden gelen bu durum olabilir.</em></p>
<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-603" title="ironic" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/02/ironic-243x300.jpg" alt="ironic" width="243" height="300" />Her yerde rastlıyoruz bu kelimelere: <strong>İroni</strong> ve <strong>Sarkazm</strong>. Nedir peki bunlar? Tam olarak açıklayabilmek için Wikipedia&#8217;nın yardımına başvuruyorum. İroniyi çeşitleriyle beraber detaylı bir şekilde anlatmış.</em></p>
<p><em><strong>İroni</strong>, eski Yunanca&#8217;daki </em><em>Eironeia&#8217;nın günümüzde kullanılan halidir. İfade edilen şey ile gerçekte varolan şeyin çelişkili farklılığını anlatır. Ya da bir şey söylerken, aksi bir duruma işaret edip dolaylı yoldan çelişkiyi gösterme becerisidir. Bir beceridir diyorum ve zaten çeşitli sanat dalları ironiyi oldukça fazla kullanır. Bunların en başında mizah ve edebiyat geliyor. Edebiyatta dramatik ironi ve trajik ironi gibi ayrımlar var ve bunlara Romeo Juliet, Othello gibi eserlerde rastlıyoruz. Bizim gündelik esprilerde rastladıklarımızsa genellikle durumsal ya da eylemsel ironiye örnek gösterilebilir. <span id="more-575"></span><br />
</em></p>
<p><em><img class="alignright size-medium wp-image-606" title="sarcasm" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/02/sarcasm-300x232.jpg" alt="sarcasm" width="300" height="232" />Sıklıkla kullanılmasına rağmen ne olduğu pek de bilinmeyen ironi, genel anlamda &#8220;kötü şans&#8221; diyebileceğimiz şeylerle karıştırılır. Örneğin uzun yıllar yaşayacağını söyleyen birinin ani şekilde bir kazayla ölmesinden ironi olarak bahsedenler var. Bunun da ironi ile hiç alakası yok. İroninin Türkçe&#8217;deki en yaygın karıştırıldığı kavram &#8220;<strong>alaycılık</strong>&#8221; tır. Elbette ki çelişkileri ortaya çıkarmak alaycılığı içerir; ama ironi alaycılıkla sınırlı değildir. Aslında <strong>alaycılık</strong> olarak çevrilebilecek  olan  <strong>sarkazm</strong>, eylemsel ironinin kollarından biridir ve asıl amacı çelişkiyi ortaya çıkarmaktan öte hicvetmektir. Aslında bizdeki hiciv (yergi) sanatına denk gelir. Dolayısıyla sarkazm, ironiye göre daha sert ve keskindir ki bir çokları tarafından ironinin can yakıcı hali/şekli olduğu düşünülür. Örneğin &#8220;Yüzün çok güzel; tıpkı bir fare gibi!&#8221; denirse bu alaycılıktır ve dozu kaçırılırsa iş beceriksizce hakaret etmeye vardırılabilir. &#8220;Yüzün çok güzel; ancak bir fare için!&#8221; denirse bu ironidir. Kanaatimce ironi, sarkazma göre çok daha yaratıcı bir üründür. <img class="size-medium wp-image-605 alignright" title="muchado" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/02/muchado-180x300.gif" alt="muchado" width="180" height="300" /></em><em>&#8220;Çaktırmadan&#8221; edilen alay yoluyla durum ve söylenen arasındaki çelişkinin açığa çıkarılması ve bu esnada insanların size düşmanca yaklaşmaması için gereken manevra, kıvrak ve muzip bir zekayı gerektirir. </em><em>Anlamayanlara göre ironi, düşük zeka seviyesine ait bir espri anlayışına delalet etse de; başarıyla ironik esprilere imza atanlar, bu durumun ironik esprilere fazlaca maruz kalanlarda gözlendiğine inanırlar. İnce alay, açığa çıkarılan çelişki, kabalık ile yoğun şekilde birleşmiyorsa; gerçekten de yine ince bir zekanın habercisidir.</em></p>
<p><em>Fark etmesek de hepimiz bu kavramları doğal olarak kullanıyoruz. Yine de işin ustalarından öğrenmek ve aynı zamanda eğlenmek istiyorsanız bunlara en güzel iki örnek <strong>House M.D.</strong> dizisindeki doktor <strong>Gregory House</strong> ve  Emma Thompson ve Kenneth Branagh&#8217;ın başrollerini paylaştığı </em><em><strong>Much Ado About Nothing</strong> isimli <strong>Shakespeare</strong> uyarlaması olan</em><em> film verilebilir. <img class="alignleft size-medium wp-image-604" title="much_ado_about_nothing_1993" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/02/much_ado_about_nothing_1993-294x300.jpg" alt="much_ado_about_nothing_1993" width="294" height="300" />İroniyi ve alaycılığı bir arada görmek istiyorsanız, izleyince bu dileğiniz yerine gelecek </em><em>ve Beatrice ve Benedick&#8217;in atışmalarından çok keyif alacaksınız</em><em>. Filmden alıntılar yapmak isterdim ama ne yazık ki filmi izleyeli çok oldu. </em></p>
<p><em>Bol ödüllü <strong>House M.D.</strong> dizisine gelince; olağanüstü oyunculuğu ve etkileyiciliğle bizi himayesi altına alan <strong>Hugh Laurie</strong>&#8216; nin oynadığı <strong>Gregory House</strong> karakteri ironik espri anlayışı açısından takdire şayan. Nedense ironi ve alaycılık üzerine kurulu olan bir karakter olan House&#8217; u oynayan oyuncunun İngiliz asıllı olması beni hiç şaşırtmadı. House, hastalıklara koyduğu teşhislerin nerdeyse tamamını bilgiden çok, gözlem yeteneği ve his yoluyla koymasıyla ve ukalalığı ile ünlü bir doktor. Genellikle insanlara güvensiz ve olumsuz bir bakış açısına sahip olan  Dr. House, sarkazmın ve ironinin vücud bulmuş hali. <img class="alignright size-medium wp-image-607" title="sarcasm-motivational-poster-house-md-3805895-500-400" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/02/sarcasm-motivational-poster-house-md-3805895-500-400-300x240.jpg" alt="sarcasm-motivational-poster-house-md-3805895-500-400" width="300" height="240" />Keskin zekası ve sivri diliyle zaman zaman alaycılığı kırıcı olma noktasına taşıyabiliyor. Buna rağmen çevresinin kendisine duyduğu saygı pek de eksilmiyor. Tüm bunların nesinin iyi olduğunu anlamak için de bu muhteşem diziyi izlemeniz gerekiyor. Umarım hem diziyi izlemek için hem de hayatın kendisinin ironik olduğunu anlamak için fırsat bulursunuz.<br />
</em></p>
<p><em><br />
</em></p>
<p><em><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/ironi-ve-sarkazm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Judy Davis</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/judy-davis</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/judy-davis#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2009 23:06:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Geoffrey Rush]]></category>
		<category><![CDATA[George Sand]]></category>
		<category><![CDATA[Golden Globe]]></category>
		<category><![CDATA[Impromptu]]></category>
		<category><![CDATA[Judy Davis]]></category>
		<category><![CDATA[Judy Garland]]></category>
		<category><![CDATA[Karizmatik]]></category>
		<category><![CDATA[Me and My Shadows]]></category>
		<category><![CDATA[Oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[Ses]]></category>
		<category><![CDATA[Somewhere Over The Rainbow]]></category>
		<category><![CDATA[Swimming Upstream]]></category>
		<category><![CDATA[The Man Who Sued God]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=303</guid>
		<description><![CDATA[Bir oyuncuyu sevmek tesadüflerle başlar çoğu zaman. Çok ilginizi çeken bir türde ya da konuda bir filmde kendisine denk gelmenizle başlar. Judy Davis, çok tanınmış bir oyuncu değil Türkiye&#8217;de. Kendisiyle ilk tanışmam &#8220;Impromptu&#8221; adlı filmiyle gerçekleşti. Filmde, Chopin&#8217;i oynayan Hugh Grant&#8217; a eşlik ediyordu George Sand rolünde. Aslında Judy Davis&#8217;in oyunculuğuna Hugh Grant eşlik etmeyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bir oyuncuyu sevmek tesadüflerle başlar çoğu zaman. Çok ilginizi çeken bir türde ya da konuda bir filmde kendisine denk gelmenizle başlar. </em></p>
<p><em><strong>Judy Davis</strong>, çok tanınmış bir oyuncu değil Türkiye&#8217;de. Kendisiyle ilk tanışmam <strong>&#8220;Impromptu&#8221;</strong> adlı filmiyle gerçekleşti. Filmde, Chopin&#8217;i oynayan Hugh Grant&#8217; a eşlik ediyordu <strong>George Sand</strong> rolünde. Aslında Judy Davis&#8217;in oyunculuğuna Hugh Grant eşlik etmeyi deniyordu demek daha uygun olabilir. Bu muhteşem müzikli filmde, ses tonuna, konuşma tarzına, alaycılığına ve George Sand karakterinin kuvvetine aşık etti beni. Bu filmden sonra Judy Davis, zihnime <strong>&#8220;bayan ses&#8221;</strong> olarak kaydoldu. Tok, kalın, derinden, alaycı bir kadın ses tonu ve mükemmel diksiyon işte akılda böyle iz bırakır. Sanırım bağımlılık yapması da alaycı ifadesi ve çekici ses tonu ile ilgili. Bu özgün ses, özellikle erkeksi bir karakter olan kadın yazar George Sand&#8217; in üzerine kusursuz oturmuş.</em><em> <img class="alignleft size-full wp-image-304" title="impromptu_cigar" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/02/impromptu_cigar.jpg" alt="impromptu_cigar" width="288" height="216" />İzlemeyenler için filmle ilgili şeyleri ağzımdan kaçırmamak üzere, bu konuda pek konuşkan olmuyorum. Sadece izleyenleri gülümsetecek şekilde, günlerce aklımdan çıkmayan tonlaması ile <strong>&#8220;I&#8217;m not full of virtues or noble qualities; I love, that is all. But I love, strongly, deeply, steadfastly&#8230;&#8221;</strong> demek istiyorum. Özellikle müzikli filmlerden hoşlananlar için bu filmin izlenmesinin zorunlu olduğunu düşünüyorum. Zira cümleleri müzikle ifade edecek uçukluktaki müzikallerden değil bu film. Sadece harika Chopin ve Lizst bestelerini harika bir görselle işiteceğiniz bir film. Impromptu, aşkla sorunu olan ve ona inancını yavaş yavaş kaybetmişler için de gizli bir ilaç olabilir. </em></p>
<p><em><span id="more-303"></span><br />
</em></p>
<p><em><img class="alignleft size-full wp-image-307" title="144judydavis" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/02/144judydavis.jpg" alt="144judydavis" width="150" height="200" /></em><em>Bu filminden sonra ise izlediğim filmi <strong>&#8220;Swimming Upstream&#8221;</strong> oldu. Bu filmde yine çok başarılı olan <strong>Geoffrey Rush</strong>&#8216;a eşlik etmekteydi. Judy Davis bu kez de başarılı performansıyla yüzücü Anthony Fingleton&#8217;un annesi rolündeydi. Toplamda yine çok başarılı olan film, izleyicisine düşündürdükleriyle oldukça katkı sağlayıcı ve ayrı bir yazı konusu oluşturabilir. İzleyiciye dokunduğu noktalar, özellikle güç ve otorite anlayışı ve erkeklik gösterileri üzerine. Burada da Judy Davis, çocuklarının aile içindeki tek dayanak noktaları olan ve güç tanımıyla en zor anlarında çocuklarına devam etme isteği veren anne rolünde yine dikkat çekici. </em></p>
<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-308" title="jdavis_01_body" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/02/jdavis_01_body-300x211.jpg" alt="jdavis_01_body" width="300" height="211" /><br />
</em></p>
<p><em>Daha sonrasında <strong>&#8220;The Man Who Sued God&#8221;</strong> filmi ile karşılaştım.Yıldırım düşmesiyle teknesi ve geçim kaynağı yerle bir olan adamın ödeme talebini &#8220;takdiri ilahi&#8221; maddesine dayanarak geri çeviren dev sigorta şirketlerine ve akabinde Tanrı&#8217;ya açılan davayı izlerken oldukça eğlendim. Judy Davis filmde idealist bir gazeteci rolünde başrole eşlik ediyordu ve yine ilham vericiydi. </em></p>
<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-309" title="judy_davis_gallery_5" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/02/judy_davis_gallery_5-300x280.jpg" alt="judy_davis_gallery_5" width="300" height="280" /><br />
</em></p>
<p><em>Bir kaç filmini daha izlemiş olmama rağmen; en son izlediğim ve yine çok başarılı bulduğum bir filminden daha bahsetmek istiyorum. TV için yapılmış bir film olan, <strong>&#8220;Judy Garland: Me and My Shadows&#8221;</strong>&#8230;  İşte yine Judy Davis&#8217;in harika sesi, harika diksiyonu ve ses tonu&#8230; Oyunculuk anlamında da çok üst düzey bir performans. Adeta Judy Garland&#8217;ı oynamamış, ona dönüşmüş. Özellikle <strong>&#8220;Somewhere Over The Rainbow&#8221;</strong> u söylediği sahnede, o mükemmel sesle birlikte insan ya ağlamamak için zor duruyor; ya da ağlıyor gitsin&#8230; Çocukları için her şeyi yapan ve kendisi çocuk olmayı iş için atlamak zorunda kalan Judy Garland&#8217;ın hem dramatik hem de başarılı hayat öyküsünü nostaljik müzikler eşliğinde izliyoruz. İzlerken de çalışma azmine, sevgisine, enerjisine hayran kalıyoruz. </em></p>
<p><em>Çoğu zaman bir oyuncuyu sevmek tesadüfle başlar. Çok ilgimizi çeken bazı konulardaki rollere pek yakıştırırız onları. Her oyunda daha çok severiz ve bazı oyuncular çizgilerini kaybetmezler. İşte Judy Davis de böyledir benim için. Sevdiğim ve sayfaya koyduğum fotoğraflarına da alaycı gülümsemesi yansımış durumda. İzleyelim.</em></p>
<p><em><!--more--><br />
</em></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-313" title="judydavis" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/02/judydavis.gif" alt="judydavis" width="197" height="200" /></p>
<p>Awards</p>
<p>* 1981 British Academy Award Best Newcomer (My Brilliant Career)<br />
* 1981 British Academy Award Best Actress (My Brilliant Career)<br />
* 1981 Australian Film Institute Award Best Actress in a Supporting Role (Hoodwink)<br />
* 1981 Australian Film Institute Award Best Actress in a Lead Role (Winter of Our Dreams)<br />
* 1983 Moscow International Film Festival Best Actress (Winter of Our Dreams)<br />
* 1985 Boston Society of Film Critics Best Actress (A Passage to India)<br />
* 1986 Australian Film Institute Award Best Actress in a Lead Role (Kangaroo)<br />
* 1987 Australian Film Institute Award Best Actress in a Lead Role (High Tide)<br />
* 1989 National Society of Film Critics Best Actress (High Tide)<br />
* 1991 New York Film Critics Circle Best Supporting Actress (Barton Fink; Naked Lunch)<br />
* 1992 National Board of Review Best Supporting Actress (Husbands and Wives)<br />
* 1992 Los Angeles Film Critics Association Best Supporting Actress (Husbands and Wives)<br />
* 1992 Independent Spirit Award Best Female Lead (Impromptu)<br />
* 1992 Golden Globe Award Best Performance by an Actress in a Miniseries or Motion Picture Made for Television (One</p>
<p>Against the Wind)<br />
* 1993 Southeastern Film Critics Association Best Supporting Actress (Husbands and Wives)<br />
* 1993 National Society of Film Critics Best Supporting Actress (Husbands and Wives)<br />
* 1993 London Critics Circle Film Award Actress of the Year (Barton Fink; Husbands and Wives; Naked Lunch)<br />
* 1993 Kansas City Film Critics Best Supporting Actress (Husbands and Wives)<br />
* 1993 Australian Film Institute Award Best Actress in a Supporting Role (On My Own)<br />
* 1994 Film Critics Circle of Australia Award Special Achievement Award (&#8220;* For her outstanding body of Australian and</p>
<p>international work and for her considerable contribution to the profession of screen acting.&#8221;)<br />
* 1995 Emmy Award Outstanding Supporting Actress in a Miniseries or a Special (Serving in Silence: The Margarethe</p>
<p>Cammermeyer Story)<br />
* 1995 Chlotrudis Award Best Actress (The New Age; The Ref)<br />
* 1996 Film Critics Circle of Australia Award Outstanding Actor &#8211; Female (Children of the Revolution)<br />
* 1996 Australian Film Institute Award Best Actress in a Lead Role (Children of the Revolution)<br />
* 2001 Emmy Award Outstanding Lead Actress in a Miniseries or a Movie (Life with Judy Garland: Me and My Shadows)<br />
* 2002 Screen Actors Guild Award Best Performance by a Female Actor in a Television Movie or Miniseries (Life with Judy</p>
<p>Garland: Me and My Shadows)<br />
* 2002 Satellite Award Best Performance by an Actress in a Miniseries or Motion Picture Made for Television (Life with</p>
<p>Judy Garland: Me and My Shadows)<br />
* 2002 Golden Globe Award Best Performance by an Actress in a Miniseries or Motion Picture Made for Television (Life with</p>
<p>Judy Garland: Me and My Shadows)<br />
* 2002 Broadcast Film Critics Association Best Actress in a Picture Made for Television (Life with Judy Garland: Me and</p>
<p>My Shadows)<br />
* 2002 American Film Institute Award AFI Actor of the Year &#8211; Female &#8211; Movie or Miniseries (Life with Judy Garland: Me and</p>
<p>My Shadows)<br />
* 2003 Film Critics Circle of Australia Award Outstanding Supporting Actor &#8211; Female (Swimming Upstream)<br />
* 2006 Satellite Award Outstanding Actress in a Miniseries or a Motion Picture Made for Television (A Little Thing Called</p>
<p>Murder)<br />
* 2007 Emmy Award Outstanding Supporting Actress in a Miniseries or Movie (The Starter Wife)<br />
* 2008 Gracie Allen Award Outstanding Supporting Actress &#8211; Miniseries (The Starter Wife)</p>
<p>Nominations</p>
<p>* 1979 Australian Film Institute Award Best Actress in a Lead Role (My Brilliant Career)<br />
* 1982 Olivier Award Actress of the Year in a New Play (Insignificance)<br />
* 1982 Emmy Award Outstanding Supporting Actress in a Limited Series or a Special (A Woman Called Golda)<br />
* 1985 Academy Award Best Actress in a Lead Role (A Passage to India)<br />
* 1989 Australian Film Institute Award Best Actress in a Lead Role (Georgia)<br />
* 1992 Genie Award Best Performance by an Actress in a Supporting Role (On My Own)<br />
* 1992 Emmy Award Outstanding Lead Actress in a Miniseries or a Special (One Against the Wind)<br />
* 1993 Golden Globe Award Best Performance by an Actress in a Motion Picture (Husbands and Wives)<br />
* 1993 British Academy Award Best Actress (Husbands and Wives)<br />
* 1993 Academy Award Best Actress in a Supporting Role (Husbands and Wives)<br />
* 1996 Golden Globe Award Best Performance by an Actress in a Supporting Role in a Series, Miniseries or Motion Picture</p>
<p>Made for Television (Serving in Silence: The Margarethe Cammermeyer Story)<br />
* 1998 Chlotrudis Award Best Actress (Children of the Revolution)<br />
* 1998 Blockbuster Entertainment Award Best Supporting Actress &#8211; Suspense (Absolute Power)<br />
* 1998 Emmy Award Outstanding Lead Actress in a Miniseries or a Movie (The Echo of Thunder)<br />
* 1999 Emmy Award Outstanding Lead Actress in a Miniseries or a Movie (Dash &amp; Lilly)<br />
* 2000 Screen Actors Guild Award Best Performance by a Female Actor in a Television Movie or Miniseries (A Cooler</p>
<p>Climate)<br />
* 2000 Golden Globe Award Best Performance by an Actress in a Miniseries or Motion Picture Made for Television (Dash &amp;</p>
<p>Lilly)<br />
* 1953 Emmy Award Outstanding Lead Actress in a Miniseries or a Movie (A Cooler Climate)<br />
* 2002 Australian Film Institute Award Best Actress in a Lead Role (Swimming Upstream)<br />
* 2003 Lexus IF Award Best Actress (Swimming Upstream)<br />
* 2004 Helpmann Award Best Actress in a Play (Victory)<br />
* 2004 Golden Globe Award Best Performance by an Actress in a Miniseries or Motion Picture Made for Television (The</p>
<p>Reagans)<br />
* 2004 Emmy Award Outstanding Lead Actress in a Miniseries or a Movie (The Reagans)<br />
* 2006 Emmy Award Outstanding Lead Actress in a Miniseries or a Movie (A Little Thing Called Murder)<br />
* 2007 Satellite Award Best Actress in a Supporting Role in a Series, Mini-Series or Motion Picture Made for Television</p>
<p>(The Starter Wife)<br />
* 2008 Prism Award Performance in a TV Movie or Miniseries (The Starter Wife)</p>
<p>Runner-Up</p>
<p>* 1992 New York Film Critics Circle Best Supporting Actress (Husbands and Wives)</p>
<p><em>Kaynak ve daha fazla bilgi için: </em></p>
<p><strong><em>http://en.wikipedia.org/wiki/Judy_Davis</em></strong></p>
<p><strong><em>http://www.imdb.com/name/nm0001114/</em></strong></p>
<p><em><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/judy-davis/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Masumiyet</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/masumiyet</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/masumiyet#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2009 11:31:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Derya Alabora]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[Güven Kıraç]]></category>
		<category><![CDATA[Haluk Bilginer]]></category>
		<category><![CDATA[Zeki Demirkubuz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/3</guid>
		<description><![CDATA[1997 yapımı bir Zeki Demirkubuz filmi Masumiyet. Aslında filmden çok, bir tokat olarak düşünülse de çok tuhaf olmaz. Masumiyet nasıl ki çoğu insan için çok farklı şeyler ifade ediyorsa, bu film de anlayanın yeteneği doğrultusunda kişileri çok farklı çağrışımlara götürecektir. Fakat temelde kişilere dürüstlük ve kader konularını düşündürecektir. Buradan sonrası Masumiyet filmi hakkında spoiler tabir ettiğimiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1997 yapımı bir Zeki Demirkubuz filmi Masumiyet. Aslında filmden çok, bir tokat olarak düşünülse de çok tuhaf olmaz.</p>
<p>Masumiyet nasıl ki çoğu insan için çok farklı şeyler ifade ediyorsa, bu film de anlayanın yeteneği doğrultusunda kişileri çok farklı çağrışımlara götürecektir. Fakat temelde kişilere dürüstlük ve kader konularını düşündürecektir.</p>
<p><span id="more-3"></span></p>
<p class="alert"><strong>Buradan sonrası Masumiyet filmi hakkında spoiler tabir ettiğimiz bilgiler  içermektedir.</strong></p>
<p>Film boyunca, son derece “<strong>vazgeçmiş</strong>” ve bu özelliklerinden dolayı “<strong>güçlenmiş</strong>” olmalarına rağmen; “<strong>kabullenmiş</strong>” olmalarından kaynaklanan “<strong>boşvermiş</strong>”leri izliyoruz. Bu karakterler sıradan insanlar için şüphesiz ki sınırda duran karakterler. Çoğu insanın gündelik hayatta gözünü kapayıp geçtiği, gerçekliklerinin son derece farkında olsalar da gerçekleşmemesini diledikleri olasılık gibiler. İnsan bu güçlü karakterlere elbette ki acıma bile hissetmekte zorlanabilir. Çünkü vazgeçmişlikleri ölçüsünde bir o kadar sahiplenmekten uzak ve yere sağlam basan kimseler.</p>
<p>Film boyunca izlediğimiz onca yanlışa, keşke öyle olmasa dediğimiz onca haksızlığa göz yumabilmemiz ve isyansız şekilde izlemeyi sürdürmemiz için, şunu fark etmeliyiz ki; pis ya da dipte görünen birçok şey aslında kişileri <strong>korkusuzluğa</strong> ve bu da eğer kötülükle beslenmezse <strong>yenilmezliğe</strong> götürecektir. Hayattaki anlamların çift ve karşılıklı olmasından ve birliğe oturmasından dolayı, izlerken şunu da fark ediyoruz ki, genel kanıya göre hakir görülen bir fahişe bile cevapladığı sorular bakımından hakir görenlerden çok daha üstte olabilir. İşte Uğur (<strong>Derya Alabora</strong>) da tam olarak böyle bir kadın. İlk bakışta yargılanabilen, fazla sert ve boşvermiş, fazla profesyonel ve soğukkanlı, fazla sürünmesini kendine borçlu olan, genel tabir çerçevesinde namussuz olarak yaftalanabilecek bir karakter. Hayatta nasıl ki kişileri konumlandırmada bir takım şeyler insanoğluna tuzak oluyorsa, Uğur’u tanımlamak için tüm bu izlediklerimiz de öyle bir tuzak. Gerçek Uğur son derece bilge ve vakıf bir kadın. Vakıflığı da kaderine bir göz atmışlığından kaynaklanıyor.</p>
<p><img class="size-full wp-image-913 alignright" src="http://www.murekkep.org/resim/masumiyet.jpg" alt="Masumiyet" width="270" height="270" align="right" /></p>
<p>Aslında denemiş ve çabalamış, sevgiyi bilmiş ve görmüş, bağlanış şekli yanlış; ama bunu değiştirmenin imkânsız olduğunu idrak etmiş.  Aşktaki yanlış yönelimin insanoğluna neler yapabileceğini yıllarca her bedeli ödeyerek öğrenmiş. Bunu değiştirmeye çalıştığı yıllar da olmuş ki, evlenip, bir ara fahişelikten kurtulmaya çalışması kaderden kaçması için yeterli olmamış. İşte aşk için bu kadar eziyet çekip çektirdikten sonra, bilgeliği pisliğin tam ortasında ve kader çizgisinin üzerinde yürürken bulmuş.</p>
<p>Aynı şey Bekir (<strong>Haluk Bilginer</strong>) için de geçerli. Peşinden sürekli gittiği kadının peşinden niçin sürekli gittiğini bilmeden; bunun dışında bir yol bulamayacağını idrak etmiş. Sahiplenme duygusundan uzak olmaya, aşık olduğu kadını başkalarıyla paylaşmaya razı olmaya yaklaşacak kadar “aşırı” bir sevginin peşinde hayatını heba etmiş. Sahiplenmemeyi tam olarak becerememiş elbette; ama en azından bunun yoluna çıkmış, bunu denemiş. Aşkın tüm dünyayı değiştirme olgusu kimilerine imkânsız, fazla romantik gelebilir. Bu film bize bunun gayet doğal ve gayet romantizmden uzak olarak gerçekleşebileceğini çok iyi anlatıyor.</p>
<p>Filmde söylenen her söz bizi doğrudan “kader” kavramının kucağına taşıyor. Örneğin, Bekir’in Uğur’un karşısına dikilip “gitmeyeceksin” diye haykırdığı sahnede, o kadar netlikle cevap veriliyor ki, sanki bu değişmez kaderin en kestirme anlatımı: “Yol bu, ya bunu çekersin; ya da defolur gidersin.”  “Vur ulan istiyorsan” diyen Uğur da o kadar vazgeçmiş ki; ne Bekir ne de bir başkası onun iradesini bükebiliyor. Bekir de yeteri kadar kendinden vazgeçememiş olmasından ve yeteri kadar kabullenip yürüyememesinden dolayı Uğur kadar güçlü değil; bunun bedelini de canıyla ödüyor.</p>
<p>İşte filmin tılsımı burada başlıyor ve insan başlıyor düşünmeye; <strong>ya senin için seçilmiş olan, bir başkası için hayatını ve ruhunu mahvetmek, her şeyi bırakmak olsaydı?</strong> Ve bunu değiştiremeyeceğin kesin olsaydı? Her şey sahiden çok mu kötü olurdu? Yoksa çaresizlikten dolayı her şeyden vazgeçmiş olmanın verdiği güç, hepsinden önce ve üstün mü gelirdi? İnsanların düşük ve acıklı olarak nitelediği şeyin gerçekten öyle olduğunun bir ispatı var mı?</p>
<p>Filmde ilk bakışta en masum insan görünümünde olmasına rağmen, Yusuf (<strong>Güven Kıraç</strong>), filmdeki en büyük suçu işlemiştir ve kendi ruhunun deneyimsizliğine bakmadan, kendisinden çok daha ötede bulunan bir ruha aşık olmuştur. Üstelik de göründüğü gibi saf bir aşk değildir bu. “Abla” deyip de aslında niyetini bozması, Uğur’un her dediğini sorgusuz yapması ancak   fark etmeden çıkar sağlama güdüsünü devreye sokması, yanlış şeyleri gördüğünde müdahale edecek güç bulamaması, bu karaktere temkinle yaklaşılması gerektiğini öğütler bize. Bekir’in ettiği hakaretler bile Uğur’a daha kaldırılabilir gelir Yusuf ‘un sözde saf aşkından. Bunun nedeni, Bekir’in birisi için her şeyi feda etmenin nasıl bir şey olduğunu deneyimlemesinden kaynaklanan üstünlüğüdür.</p>
<p><img class="size-full wp-image-914 alignleft" src="http://www.murekkep.org/resim/masumiyet.png" alt="masumiyet" width="270" height="390" align="left" /></p>
<p>Uğur’a göre basitçe sevmekte kaynak bulan suç, olmayacak duaya amin demek, kendisinden çok üstün bilgiye sahip bir ruhu sahiplenmeye çalışmak; cisme ilişkin hayallere dalmak, hayatı terk edecek büyüklükte bir sevgiden ve onun eziyetinden habersizken, bedene duyulan şehvetten ibaret. Uğur, Yusuf’un “aşk sandığı” duygusunu öğrendiğinde öfkeden deliye dönüyor; çünkü biliyor ki onun kendisi gibi bir ruha hükmetmeye ve benliğini terk etmeye gücü yok; aşkının yeteneği şehvet duymakla ve onu kendinin yapmakla ilgili hayallerle sınırlı. Uğur’un verdiği şiddetli tepki, filmin en can alıcı ve en düşündürücü noktasıdır. Bu kadar saldırgan tepki vermesinin nedeni de hiçbir zaman sevgili olarak göremeyeceği Yusuf’u kendi çektiklerini çekmesinden korumaya çalışması. İşin aslı da dürüst bir karakterin, kendisine eş görmediği birisinin sıradan ilgisine, hakimi olamadığı ruha ve yüksekliğe haybeden sahip olmaya çalışmasına vermesi gereken tepki de budur. Sadece basit insanlar başkasının basit ilgisinden hoşnut olur; çünkü bu hoşnutluk karşıdakinin senelerce eziyet çekmesine göz yummak demektir.</p>
<p>Filmde masum olan tek bir kişi varsa o da şüphesiz Çilem’dir.(<strong>Melis Tuna</strong>) Başkalarının hataları yüzünden doğuştan sağır ve dilsizdir. İlk başta haksızlık olarak algılanan bu duruma yakından bakınca, aslında öyle değildir; çünkü öyle bir ortamda sağır olmak onun en büyük şansıdır. Belki de ilerde masumiyetini koruması için temel dayanağı, olan bitenden habersiz olmasıdır. Sevgide bile hata, engelde bile bir yarar söz konusu olabilir.</p>
<p>Filmin sonu da zaten tamamen kader yanlısı ve tesadüf karşıtı bir söylem içeriyor. Karakterlerin geçmişini anlatan ikinci filmin isminin “<strong>Kader</strong>” olması da, tesadüf değil elbette.</p>
<p><strong>İnsanları dünya gözüyle yargılamadan önce, seçimleri kimin yaptı<span style="font-weight: normal;"><strong>ğından emin olmak gerekir.</strong> Filmin kıssadan hissesidir.</span></strong></p>
<blockquote><p>“İnsan bir yaşa kadar her şeyi kendi seçti ve yaptı zanneder, fakat bir yaştan sonra anlar ki yol zaten çizilmiştir ve kişiye onun üzerinde yürümek kalır.&#8221;                                                                                                                                                                                      Susanna  Tamaro                                                                                                                                                              24.01.09/03.30</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/masumiyet/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

