<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ezgi'nin Günlüğü &#187; Psikoloji</title>
	<atom:link href="http://ezgi.murekkep.org/kategori/psikoloji/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ezgi.murekkep.org</link>
	<description>"Bir son yoktur asla, sonun tasarlanmış zenginliği vardır."</description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Jul 2010 09:12:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Pop Müzik Nostaljisi</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/pop-muzik-nostaljisi</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/pop-muzik-nostaljisi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Jul 2010 09:04:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Mizah]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[80'ler]]></category>
		<category><![CDATA[80s]]></category>
		<category><![CDATA[Aman Petrol]]></category>
		<category><![CDATA[Anladım Ben Seni]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşegül Aldinç]]></category>
		<category><![CDATA[Çelik]]></category>
		<category><![CDATA[Harun Kolçak]]></category>
		<category><![CDATA[La Isla Bonita]]></category>
		<category><![CDATA[Lambada]]></category>
		<category><![CDATA[MSG]]></category>
		<category><![CDATA[Nostalji]]></category>
		<category><![CDATA[Pop Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfun Duygulu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Pop]]></category>
		<category><![CDATA[When I'm Gone]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancı Pop]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=2405</guid>
		<description><![CDATA[Vaktiyle bir seksenler partisi yapmıştık bir arkadaşın evinde. O zamanlar üniversiteye gidiyordu herkes. (Göreceli bir durum.) (Cumhuriyetin ilk yılları der gibi oldu; ama aslında toplam yaşama süremi düşününce belki de böyle bir eskilik hissi veriyor bana üniversitenin ilk yılları.) Hayatımda böyle eğlendiğim sayılı gün vardır. Keşke elimde o günle ilgili fotoğraf olsaydı diyeceğim; ama daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/07/b1070381173_1181489091967_603.jpg"><img class="size-medium wp-image-2411 alignright" title="b1070381173_1181489091967_603" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/07/b1070381173_1181489091967_603-300x240.jpg" alt="" width="216" height="173" /></a>Vaktiyle bir seksenler partisi yapmıştık bir arkadaşın evinde. O zamanlar üniversiteye gidiyordu herkes. (Göreceli bir durum.) (Cumhuriyetin ilk yılları der gibi oldu; ama aslında toplam yaşama süremi düşününce belki de böyle bir eskilik hissi veriyor bana üniversitenin ilk yılları.) Hayatımda böyle eğlendiğim sayılı gün vardır. Keşke elimde o günle ilgili fotoğraf olsaydı diyeceğim; ama daha beter bir şey var: Kamera kaydı. </em></p>
<p><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/07/Kk4J90Ie8E1yHB3.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2413" title="Kk4J90Ie8E1yHB3" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/07/Kk4J90Ie8E1yHB3-300x230.jpg" alt="" width="240" height="184" /></a>Kamera kaydındaki kopukluklar herkesin aynı anda gülmekten dans bile edemediği anlarda oluşmuş. Keşke o anları da çeken birileri olsaydı. Çünkü sonunda kameraman da kendini kaybetmişti. Playlistte sayısız Türkçe ve yabancı şarkı vardı. Bunların içinde takdir edersiniz ki bir lambada, bir la isla bonita olmasa tuhaflık olurdu. İşte bu kopma noktalarından ilki o kafayla lambada yapılmaya çalışılmasına denk geliyor.</em></p>
<p><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/07/11.jpg"><img class="size-full wp-image-2412 alignright" title="11" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/07/11.jpg" alt="" width="180" height="270" /></a>Çok başarılı yüzlerce parçadan sonra saat 12&#8242;de ise &#8220;aman petrol&#8221; çalmıştı. Artık o esnada alınan alkolün hesapsız alınmış olması dolayısıyla eller çırpılmış fakat senkron tutmamıştı. Partide &#8220;düzgün davranmak&#8221; yasak sloganı vardı. Abuk giyimli olmayanlar kabul edilmiyordu. Erkeklerdeki o kolsuz gömlekleri, dar pantolonları, tuhaf güneş gözlüklerini, saç bantlarını hatta göz kalemlerini düşünüyorum.Üstelik artık bin senelik, tanıdığım arkadaşlarımı o giysiler içinde düşününce&#8230; Sürreal bir görüntüydü. Niye hala herkes öyle dolaşmıyor? Net bir şekilde hatırladığım başka bir şey ise saat sabah üçü geçerken tiz ötesi bir sesle söylenen <a title="When I'm Gone Acoustic" href="http://www.youtube.com/watch?v=j-k_P48d5Wc" target="_blank">MSG-When I&#8217;m Gone</a>&#8216;ın çalıyor olması, bundan az önce ev sahibinin alt komşusunun gelip &#8220;ne yapıyorunuz manyak mısınız&#8221; demesi,  koltuklarda 10 kadar insanın hareket edemeyecek kadar yorgun olup sızmış olmasıydı. O yaşa, o güne ışınlanmak istemem desem yalan söylemiş olurum sanırım.</em></p>
<p><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/07/1236029749-11.jpg"><img class="size-full wp-image-2410 alignleft" title="1236029749-11" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/07/1236029749-11.jpg" alt="" width="218" height="195" /></a>Hala ne zaman sinirim bozuk olsa çocukluğumuzun saçma Türkçe pop şarkılarını açar kliplerini izlerim. Bir Harun Kolçak, bir Çelik, bir Tayfun Duygulu şarkılarını ne zaman açsam imkan yok ki kendime gelmeyeyim. O danslar, o imajlar&#8230; Anladınız siz onu. Sizin de siniriniz geçmez mi ya da ayarınız bozulmaz mı?</em></p>
<p><em>Birkaç gün evvel de içimden birisine &#8220;anladım ben seni&#8221; demek gelmişken aklıma Ayşegül Aldinç&#8217;in söylediği o güzide şarkı geldi. </em></p>
<p><strong><em>&#8220;İniş, çıkış sürekli bir kaçış, yorulma artık anladım ben seni&#8221;</em></strong></p>
<p><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/07/0.jpg"><img class="size-medium wp-image-2408 alignright" title="0" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/07/0-300x225.jpg" alt="" width="240" height="180" /></a>Biraz keyifsizdim. Parçayı açar açmaz keyfim yerine geldi. O naif sözleri sanki ilk dinlediğim yaşa dönüp duydum tekrar. İhtiyaca göre gerçekten de hoş bir parça olabiliyor: </em></p>
<p><a title="Anladım Ben Seni" href="http://www.youtube.com/watch?v=h5fyvYMgqP0" target="_blank"><em>http://www.youtube.com/watch?v=h5fyvYMgqP0</em></a></p>
<p><em>Hafif bir alkol eşliğinde sanırım hepten güzel oluyor.</em></p>
<p><strong><em>İçim bir hoş..</em></strong></p>
<p><em><strong>Dudaklarında aynı tebessüm, ah ne hoş (!)</strong><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/pop-muzik-nostaljisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyanın En Yüzeysel Adamı</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/dunyanin-en-yuzeysel-adami</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/dunyanin-en-yuzeysel-adami#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jun 2010 19:47:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mizah]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyanın En Yüzeysel Adamı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=2261</guid>
		<description><![CDATA[Evet, sırf kadın erkek ilişkileri üzerine blog açanlar ve sadece bu konuları yazan kimseler mevcut. (Cenk Erdem sözlüğünde mevcırt olarak geçer.) Kendilerine nasıl dayanıyorlar bilmiyorum. Ben sadece dünyanın en yüzeysel adamı adayları (bundan böyle kısaca D.E.Y.A.) üzerine enstantaneler anlatmak istiyorum. Bu hikayedeki kişiler gerçek değil hayal ürünüdür demek&#8230; Demek isterdim. Keşke, keşke&#8230; Aday 1: D.E.Y.A: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Evet, sırf kadın erkek ilişkileri üzerine blog açanlar ve sadece bu konuları yazan kimseler mevcut. (Cenk Erdem sözlüğünde mevcırt olarak geçer.) Kendilerine nasıl dayanıyorlar bilmiyorum. Ben sadece dünyanın en yüzeysel adamı adayları (bundan böyle kısaca D.E.Y.A.) üzerine enstantaneler anlatmak istiyorum. Bu hikayedeki kişiler gerçek değil hayal ürünüdür demek&#8230; Demek isterdim. Keşke, keşke&#8230;</em></p>
<p><span id="more-2261"></span></p>
<p><em><strong>Aday 1:</strong></em></p>
<p><em><strong>D.E.Y.A:</strong> Askere gidip gelene kadar dünyanın en mükemmel insanı karşıma çıksa ilişki yaşamak istemiyorum.</em></p>
<p><em><strong>(Takribi 4 gün sonra)</strong></em></p>
<p><em><strong>Dişi:</strong> E sen onla asla mutlu olamam; bir aydan sonra her şey eskisi gibi rezalet olur dememiş miydin? Eee, ne kadar süre önce iki gün falan? Hani hiç istemiyordun, sürekli o seni arayıp sürekli karşına çıkıp peşinden koşuyordu? (iç Ses: O kadar yalan ki o kadar olur. ) Güvenini falan da zedeledi idi hani?</em></p>
<p><em><strong>D.E.Y.A:</strong> Mum ışığı falan. Aslına hiç istemedim ben de olsun&#8230;Yalvardı bana saatlerce. Ortam falan da yapmış. Sabaha kadar karar veremedim. Sonunda yatınca karar vermiş gibi oldum sanki. (Hala verilecek bir karar olduğunu düşünüyor; o kadar parlak, adeta bir pırlanta&#8230;)</em></p>
<p><em>-&#8230;&#8230;.. (Suskunluk ve akabinde yandan gülümseyerek peki demek)</em></p>
<p><em><strong>Aday 2</strong></em></p>
<p><em><strong>D.E.Y.A:</strong> Bir kız var şirkette bana yazıyor.</em></p>
<p><em><strong>Dişi:</strong> Eee sen de ona yazıyor musun? Yaz bari.</em></p>
<p><em><strong>D.E.Y.A:</strong> Yok, senle devam etmezse düşünürüz.</em></p>
<p><em>-&#8230;&#8230;..(Suskunluk ve akabinde yandan gülümseyerek peki demek) (İç ses: Kıskanacağımı düşünmesi ne acı. Azgelişmişlikte en gelişmiş nokta. Sonsuza kadar uzaklaşmalı. Dış ses: Peki.)</em></p>
<p><em><strong>Aday 3</strong></em></p>
<p><em><strong>D.E.Y.A:</strong> Seni çok seviyorum,  o kadar seviyorum ki o kadar olur.</em></p>
<p><em><strong>Dişi:</strong> &#8230;&#8230;.. ( İç ses: Herkesin ağzı bir şey söylüyor tabii sonuçta. Dış ses: Anlıyorum, peki. )</em></p>
<p><em>1 Ay sonra: Muhtemelen ilişkinin kötü giden zamanlarında hafiften görüşülmeye başlanan ve yedeklenmiş olan hatun kişi ile ilişkinin resmiyete dökülmesinin kulağa gelmesi. Not: Kulağa gelme süresi bir ay. Uzun ilişkiden çıktıktan sonra ve bi ay önce ağlanan hatundan ayrıldıktan hemen sonraki ile başlama süresi ise; &#8220;kimbilir belki yarın belki yarından da yakın.&#8221;</em></p>
<p><em>Herkesin ağzı bir şey söylüyor sonuçta. Yemezsin, yemeyeceğin muhakkak; ancak canın isterse yemiş gibi yaparsın.</em></p>
<p><em><strong>X olmazsa Y, olmazsa Z.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dünyada kadın da bitmez erkek de. Elhamdülillah.</strong></em></p>
<p><em><strong>Aday 4</strong></em></p>
<p><em><strong>D.E.Y.A:</strong> Onla da artık görüşmüyorum. Çok yakın dostumdu.</em></p>
<p><em><strong>Dişi:</strong> Ne oldu ki? İnsan öyle bırakıverir mi dostum dediğini?</em></p>
<p><em><strong>D.E.Y.A:</strong> Yattık. Aslında sürekli yatıyorduk.</em></p>
<p><em>-&#8230;&#8230;&#8230;.( İç Ses: Oh oh suyundan da koy.  Kavram karmaşasının böylesi. Zihni ne yapsam açılır ki acaba? Kahve? Yok yahu kafein yetmez. Level 1. Nerden başlarsın nasıl anlatırsın? Bırak dağınık kalsın. Dış Ses: Hımm, beynin bulanmış sanki. Kahve?)</em></p>
<p><em><strong>Aday 5:</strong></em></p>
<p><em>Sevgilisi ile ayrıldığı an kendisini toparlamak için derhal ve kati suretle birini bulur. Birkaç gün bile yalnız kalmaya, kafasındakileri muhakeme etmeye tahammülü yoktur. Bu gelecek program yani yeni kişi, halihazırda kenarda beklerse daha iyi olur. İlişki beklenmedik bir şekilde bitmeyecekse yani zaten kötü gidiyorsa kenarda birisi zaten vardır. Bu kimsenin cibiliyeti hiç mühim değildir. <strong>Çünkü X olmamıştır, o halde Y ve Z&#8217;den biri niçin olmasındır? Dünyada kadın mı biter? </strong></em></p>
<p><em><strong>Aday 6:</strong></em></p>
<p><em>Sözlü, sözsüz, açıkça, kapalıca, gizli ya da aleni reddedilmesinin hemen akabinde takribi 2 hafta ile 2 ay arasında sürecek olan yedekte tuttuğu kişi ile birlikteliği kurar ve bunu mümkün olan her yolla dünyaya duyurur. (Facebook, megafon, sokak çalgıcıları vb.) Çünkü dünyanın bu mühim habere çok ihtiyacı vardır. Adeta dünya bu haberi alamazsa Çin borsası düşer, Dow Jones bundan etkilenerek düşer ve T.C. tahvil bono fiyatlarında gereksiz yükselmeler görülür.</em></p>
<p><em><strong>Aday 7:</strong></em></p>
<p><em>Aynı anda 5-6 kişi ve hatta fazlası ile bulabildiği her yolla flört halindedir. (A kümesi) Bu kişi yayılım politikası izlemektedir. Ya tutarsa? Veya  bu tutarsa? 1 olmazsa 2, olmazsa 3, olmazsa 4&#8230; 5 olmazsa 6&#8230; (Not: Altısından da bir şey çıkmazsa küme değiştirilir.) Keyif ehli, hiçbir şey ummayan, yaşadıklarından dolayı zamanla korkaklaşmış, denemeyi bile deneyen insanlar arasında daha yaygın bir yüzeyselliktir.</em></p>
<p><em><strong>Aday 8:</strong></em></p>
<p><em>Sevgili bulabilmek için  özünde hiç ilgilenmediği şeylerle ilgilenir olur ya da en azından ilgilenir görünür. Bkz. Resim, opera, bale, seramik, dans. vb. Bir de bu tipin kadın olanı futbolla ilgilenir. Evlerden ırak&#8230;</em></p>
<p><em><strong>Aday 9:</strong></em></p>
<p><em>Kendine ait fikri yoktur. Onun fikri, hoşlandığı kişinin fikridir. İkna edene kadar fikirleri bir öyle bir böyledir. Ne söylersen onaylar. Neye inanırsan ona inanır, neyi savunursan onun savunucusudur. Böyle durumlarda bir gün bir şey söyleyip ertesi gün tam tersini söylediğinizde karşı tarafın bunu idrak etmeden her ikisini de onaylaması birkaç sefer için eğlenceli olur. Birkaç seferden fazlasını bilemiyorum. Çünkü daha fazlasını bilmek için görüşmeye devam ediyor olmak gerekir. Peki; anlayışlı olmak pek ala da, o halde sen kimsin?</em></p>
<p><em><strong>Aday 10:</strong></em></p>
<p><em>Güvenilecek hiçbir şeyi olmamasına ve neredeyse kör cahil olmasına rağmen özgüvenin doruklarında gezen tip. Bunlar kalabalık yerlerde (bar ortamı, club vb.) daha çok siftinir.</em></p>
<p><em>Bunların tipi düzgün olanı ve olmayanı vardır. Olmayanları çok acı çekerler. Olanları içinse cehennemde büyük azap var diyorlar.</em></p>
<p><em>Olmayanları için geliyor: &#8220;Talihim yok bahtım kara.&#8221;  Çıkın bu kalabalık yerlerden. Kümelenmeyin. Kendinizi gelişime verin.</em></p>
<p><em>Olanları için geliyor:  Sizin durumunuz sandığınız gibi kolay değil. Tipi olmayandan daha zor; ama nedenini anlatsam uzun olur. Neyse ki tipiniz var; biri atıp tutmalarınız ve boş konuşmalarınızdan iyice daralıp gururunuzu kırana kadar umudunuzu yitirmeyin. Tipinizle etkileyeceğiniz yüzeysel kızları bekleyin. Baktınız olmuyor son çare olarak kendinizi geliştirirsiniz. Ki bence gerek yok. İyi böyle. Dönün bakiim sağa.</em></p>
<p><em><strong>Aday 11: </strong></em></p>
<p><em><strong>D.E.Y.A:</strong> İşte benim de Almanya&#8217;da bir hatun vardı o zaman. Ben de gittim sevgilime de söylemedim nereye gittiğimi. O beni X ülkede biliyor. Tutturdu telefon açacağım diye bir şekilde geçiştirdim, çaktı tabii bu.</em></p>
<p><em><strong>Dişi:</strong> E peki madem sürekli böyle Ruslar muslar&#8230; Hatun da ikide bir çakıyor. Bir şey söylemiyor mu?</em></p>
<p><em><strong>D.E.Y.A:</strong> Aman, kadın işte ne olacak? İki gün surat yapar geçer sonra.</em></p>
<p><em><strong>Dişi</strong>: (İç ses: Evet kadınlar tarifsiz salak ve bunlar yüzünden arz-talep dengesizliği oluşuyor.) Dış ses:  Niye koymuyor kapının önüne?</em></p>
<p><em><strong>D.E.Y.A:</strong> İsterse koysun. Biri gider, biri gelir. Bu, herkes için böyledir onun için de öyle&#8230; Hem o başka.</em></p>
<p><em><strong>Dişi:</strong> Dış ses: Ne gibi? Az önce başka bir şey söyledin farkındaysan.</em></p>
<p><em>(İç ses: Kendi ile çelişmekte. Karısına kızına kutsal, kalan tüm kadınlara fahişe muamelesi yapan faili meçhul olmayan zihniyet. İki cümle kursam ağlayabilir; lakin kavga çıkmasın, ağır konuşurum. Söz gümüş ise&#8230;</em></p>
<p><em><strong>Bunların bir de kadın versiyonları var. Erkekler kaka, kadınlar fevkalade diyorum sanılmasın. Onları da artık başka sefere&#8230; </strong></em></p>
<p><em><strong>And the Oscar goes to&#8230;. </strong></em></p>
<p><em>Vallahi seçemiyorum, hepsi birbirinden güzeller. Canlarım.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/dunyanin-en-yuzeysel-adami/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Darkness, Darkness, Be My Pillow&#8230;</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/darkness-darkness-be-my-pillow</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/darkness-darkness-be-my-pillow#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2009 13:18:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İpte Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Batsın Bu Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Be My Pillow]]></category>
		<category><![CDATA[Darkness Darkness]]></category>
		<category><![CDATA[Dert]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Gencebay]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Plant]]></category>
		<category><![CDATA[Tasa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1957</guid>
		<description><![CDATA[Aklıma geldi; ne güzel şarkıdır &#8220;Darkness Darkness&#8221;; önce buyrun burdan ve Robert Plant&#8217;ten dinleyin; sonra da benim derdime, tasama geçeriz&#8230; Robert Plant Darkness Darkness Darkness, Darkness, be my pillow, Take my head and let me sleep In the coolness of your shadow, In the silence of your deep Darkness, darkness, hide my yearning, For the [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Aklıma geldi; ne güzel şarkıdır &#8220;Darkness Darkness&#8221;; önce buyrun burdan ve Robert Plant&#8217;ten dinleyin; sonra da benim derdime, tasama geçeriz&#8230;<br />
</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><a href="http://ktunnel.com/index.php/1010110A/3fe77c160307f0526ac029fe89f69f6f1abfdaf75bd7cdba9b0b599e5acbae1396fed90f28cbb327454b44512c14ccd9f6ac48f7e47e76d08d17d234ae5d35e9550459341daa6b7f4c91280d64bf30231ddd3104a9aae52567596c1bda927d0711ac328d538a1918501b5cf1642a550916760#" target="_blank">Robert Plant Darkness Darkness</a></em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-1977 aligncenter" title="Robert Plant" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/Robert-Plant.jpg" alt="Robert Plant" width="300" height="470" /><span style="color: #44077d;"><em>Darkness, Darkness, be my pillow, Take my head and let me sleep<br />
In the coolness of your shadow, In the silence of your deep<br />
Darkness, darkness, hide my yearning, For the things I cannot see<br />
Keep my mind from constant turning, To the things I cannot be<br />
Darkness, darkness, be my blanket, cover me with the endless night<br />
Take away the pain of knowing, fill the emptiness with light<br />
Emptiness with light now</em></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #44077d;"><em>Darkness, darkness, long and lonesome, Is the day that brings me here<br />
I have felt the edge of sadness, I have known the depths of fear<br />
Darkness, darkness, be my blanket, Cover me with the endless night<br />
Take away this pain of knowing, Fill this emptiness with light now<br />
Emptiness with light now</em></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #44077d;"><em>Darkness, darkness, be my blanket, cover me with the endless night<br />
Take away this pain of knowing, fill this emptiness with light now<br />
Oh with light now.<br />
Darkness, Darkness, be my pillow, Take my head and let me sleep<br />
In the coolness of your shadow, In the silence of your deep<br />
In the silence of your deep<br />
In the &#8211; oh oh yeah<br />
In the summer baby<br />
come on come on come on baby&#8230;</em></span></p>
<p><em>İçimden yine yalnızca gitmek üzerine bir şeyler yazmak  gelse de ne bu istek ne de bu konudaki yazma isteğim biteceğinden bu isteğe bir gem vurmak mecburiyetindeyim. Hem bana yine bir yolculuk görünüyor. Ne kadar şaşırtıcı değil mi? Bunun bir dışarıya olanı var; ki artık dış yolculuklardan bunaldım. İçeri yapılanının ise sürekli devam ettiğini söylememe gerek de yok tabii.</em><br />
<span id="more-1957"></span></p>
<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-1989" title="b-15266-karanlık" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/b-15266-karanlık-205x300.jpg" alt="b-15266-karanlık" width="185" height="270" />Geçtiğimiz hafta çevremdekilere dair sağlık sorunları dolayısıyla karanlık bir hafta geçirdim. Bundan şikayet etmek de pek bana göre değil. Çevremdekilere ya da bana ne olursa olsun; fikrimi, aksi tavrımla beraber koruyorum: &#8220;Her şey, her zaman tam da olması gerektiği yer, zaman ve şekilde oluyor.&#8221; İnsanlar için bunu kabul etmenin çok zor olduğu çok zaman oluyor. Belki bunu en iyi yaşamış olanlardan biri benim. &#8220;Yine de kendimin peşini bırakmayacağım; bakalım bu sefer neler öğrenmem, neyin üzerine çıkmam gerekiyor?&#8221; diyordum. Herkes biraz &#8216;zeytinyağı&#8217; olup yüzeye çıkmanın yolunu aramalı bana kalırsa&#8230;<br />
</em></p>
<p><em><img class="alignright size-medium wp-image-1988" title="pd_darkness_071029_ms" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/pd_darkness_071029_ms-300x225.jpg" alt="pd_darkness_071029_ms" width="240" height="180" />Sonra insan tekrar bir durup düşünüyor; ya aşmam gereken bir şey yoksa ve her şeyi öylece bırakıp hüznün içine dalıp, iç sıkıntısına kaptırıvermekse doğru olan? Bir kere olsun kendimi kurtarmasam mı? İnsan, hemen her zaman kendini kurtarıyor acılardan; yaşama, başkalarına göre daha az sayıda iplikle de olsa bağlı kalıyor. Eğer önümüze gelen engelleri bir bir ve git gide daha da yükselen çitleri bacaklarımızı kırmadan atlıyorsak ve en sonunda boyumuza ulaşan bir engel çıkıyorsa karşımıza, yine de gerilip atlayalım mı? Yoksa bu son çitin önüne bağdaş kurup bugüne kadar kültürümüzle hiç bağdaşmamış bulunan malum şarkı eşliğinde, rakımızı  &#8220;batsın bu dünya, batmayacaksa da beni rahat bıraksın&#8221; nidalarıyla içmeli miyiz? Ancak boyu kadar engelin dibine gelmiş olanlar, o sofrada yanıma gelmek ister büyük ihtimalle. Soracağım sorulara cevap verebilecekler azdır.<br />
</em></p>
<p><em>Uzun süredir bocalamıyordum. Çok uzun süredir. Öyle ki bocalamanın ne olduğunu hatırlamıyorum.<br />
</em></p>
<p><em>Bu çit benim boyum kadar. Bir ip üzerindeyim; dünya mı batsın; yoksa ben yine başka yerlere, yükseklere mi gideyim? İlkinde ben de batmış sayılıyorum. Ama ya ikincisinde bile ben yine batmış sayılıyor ve bunu bilmiyorsam?</em></p>
<p><em>Evvelden öğrendiğim bir şey varsa hayatta herhangi bir şeyin arkasına, üstüne yaslanma, oturma; herhangi bir kimsenin ya da nesnenin garantisini arama! Gidiyor&#8230;Gitti&#8230; Gidiyor&#8230; Gidiyorlar ve hep gidecekler. Sadece yaşa. Akıntı gideceği yere giderken, salın üzerinde durmak yeter sana.<br />
</em></p>
<p><em>Kendine tutun; kendin kaybolduğunda; bunun için üzülemezsin! O boyun kadar çiti, ancak kendine dayanarak atlayabilirsin. </em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/darkness-darkness-be-my-pillow/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;un Karşılıksız Aşkı</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/istanbulun-karsiliksiz-aski</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/istanbulun-karsiliksiz-aski#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2009 10:55:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul'un Karşılıksız Aşkı]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Gitmek]]></category>
		<category><![CDATA[Keyif]]></category>
		<category><![CDATA[photoblog]]></category>
		<category><![CDATA[Platonik Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Sarıyer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1942</guid>
		<description><![CDATA[Artık eminim. İstanbul platonik bana. Niye bırakmasın yoksa peşimi? Hazirandan beri; taaa hazirandan beridir gitmeye çalışıyorum burdan. Olmuyor. Çoğunlukta kötü haberlere bağlı olarak burda kalıp duruyorum. Gidemiyorum. Gitmeyi çok istediğimden olabilir mi? Olabilir; bilemiyorum. Dışardan gezmedeyim, keyifteyim gibi görünüyor ya; değilim. Yaşa gitsin diyorum kendime; şükür de öyleyse.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em>Artık eminim. İstanbul platonik bana.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Niye bırakmasın yoksa peşimi?</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Hazirandan beri; taaa hazirandan beridir gitmeye çalışıyorum burdan. Olmuyor.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Çoğunlukta kötü haberlere bağlı olarak burda kalıp duruyorum. Gidemiyorum.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Gitmeyi çok istediğimden olabilir mi? Olabilir; bilemiyorum.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Dışardan gezmedeyim, keyifteyim gibi görünüyor ya; değilim. </em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Yaşa gitsin diyorum kendime; şükür de öyleyse.</em></p>
<div id="attachment_1951" class="wp-caption aligncenter" style="width: 310px"><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/IMG_7569.jpg"><img class="size-medium wp-image-1951" title="Sarıyer" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/IMG_7569-300x225.jpg" alt="IMG_7569" width="300" height="225" /></a><p class="wp-caption-text">Sarıyer&#39;in sırtlarından bir görünüm Temmuz 09</p></div>
<p style="text-align: center;"><em><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/istanbulun-karsiliksiz-aski/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yafta ve Etiket</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/yafta-ve-etiket</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/yafta-ve-etiket#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 12:44:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[At Gözlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[İdrak]]></category>
		<category><![CDATA[Çok Yönlü]]></category>
		<category><![CDATA[Etiket]]></category>
		<category><![CDATA[Etiketleme]]></category>
		<category><![CDATA[Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Kategori]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Tek Yönlülük]]></category>
		<category><![CDATA[Yafta]]></category>
		<category><![CDATA[Yaftalama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1911</guid>
		<description><![CDATA[Hadi yafta ve etiket üzerine konuşalım. Aslında konuşmak değil benim amacım. Konuşmak iyi; ama bunu işteşlikten yani &#8220;karşılıklı olmaktan&#8221; çıkarasım var. En azından bu konuda. İki çift de lafım var: Birilerini bir yerlere dahil etmeye mi çalışıyorsunuz? Bir kategoriye girsin diye mi zorlayacaksınız birinin idrakini? Hani oraya buraya sığsın, tepersem belki şuraya sığar diye&#8230; Yok. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Hadi yafta ve etiket üzerine konuşalım.</strong></em></p>
<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-1923" title="o_no_sticker-p217530274630542107qjcl_400" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/07/o_no_sticker-p217530274630542107qjcl_400-300x300.jpg" alt="o_no_sticker-p217530274630542107qjcl_400" width="168" height="168" />Aslında konuşmak değil benim amacım. Konuşmak iyi; ama bunu işteşlikten yani &#8220;karşılıklı olmaktan&#8221; çıkarasım var. En azından bu konuda. İki çift de lafım var:<br />
</em></p>
<p><em>Birilerini bir yerlere dahil etmeye mi çalışıyorsunuz? Bir kategoriye girsin diye mi zorlayacaksınız birinin idrakini? Hani oraya buraya sığsın, tepersem belki şuraya sığar diye&#8230; Yok. Yapmayın! Özellikle tek noktadan bakacaksanız ve idrakiniz bütünü algılamaktan çok uzaksa sakın yapmayın!</em><br />
<span id="more-1911"></span><br />
<em></em><em>E siz de haklısınız&#8230; Kimse benim idrakim yetersiz; bilmediğim bir konuda konuşacak kadar cahil değilim demiyor. Başkalarına yapıştırdığı yaftaların ancak kendini bağladığını görmüyor. Beri gelene konuşuyor, ardında ya da önünde olanı en iyi ihtimalle küçümsüyor, daha fenası yargılıyor. </em></p>
<p><em>Birileri çok yönlüdür; diğerlerinden fazladır. Ne kadar paçasından tutulup aşağı çekmeye çalışılsa da hep yukardadır. Hastalık değil bu tabii. Bunu bilmek gerek önce. Yani çok yönlü olmak, kendini geliştirmek, okumak, araştırmak öyle bir noktaya getirir ki ilgilisini; söz konusu ilgili, sadece &#8220;kendisi&#8221; olduğundan  &#8220;yukarda olma&#8221; durumuna gelir. Bunlar güzel şeyler&#8230; </em></p>
<p><em>Fakat bazıları o koskoca bütünün bir yönünü görebilir ancak. Çok zaman böyledir bu. Saçının telini görüp bir kadına &#8220;çirkin&#8221; demeye benzer bütünü görmeden etiketlemek ve yaftalamak. Gerçek aydınlara, bilim adamlarına, konuların gerçek uzmanlarına genelde yapılan budur. Gerçeğin, doğrunun ne ideolojisi, ne siyaseti, ne tarafı olur. Gerçek basit bir şeydir ve süse gerek duymaz. Sadece gerçektir.</em></p>
<p><em>Niye mi yazıyorum bunları? Doğruyu gören, doğruyu söyleyen ve bilgili olan üç beş kişi varsa Türkiye&#8217;de; hep perdenin arkasında&#8230; Perdenin önünde olanlar; %99.9 maymunlar, göstermelikler, çok konuşup az bilenler. Sesi yüksek çıkanlar&#8230; </em></p>
<p><em>&#8220;Düşünenler&#8221; olarak benimsediğim üç beş kişi varsa; meydanı çok konuşanlara bırakıp kendi kendilerine bilmeye devam ediyorlar. İşin yine tuhafı, yaftalananlar ve yanlış anlaşılanlar yine bunlar. Hoş; nesi tuhaf; bunlarda eğri bir şeyler olsa halk tarafında bir yankı bulurlardı kendilerine.</em></p>
<p><em> Ne zaman ki &#8220;düşünen&#8221;deki idrak, standart bazı kalıpları aşıyor; ne zaman ki kovuşturma, savuşturmanın yerini alıyor; çevre tarafından belirli çerçevelere oturtulma onun için orada başlıyor. Türkiye&#8217;nin neresine baksam bundan öte bir gerçek yok. Bilenler, neredesiniz? TV&#8217;lerde, gazetelerde &#8220;sürekli olarak&#8221; bilmeyenleri görüp &#8220;o öyle değil de böyle&#8221; nasıl demezsiniz?<br />
</em></p>
<p><em>Elinizde etiketler varsa ve yetersiz idrakinizden dolayı birisini &#8220;değişmeyen ve tek nokta&#8221;da görmeye meyleder gibi bile oluyorsanız; <strong>yapmayın! </strong></em></p>
<p><em>Bu ülkenin pek çok hastalığından biri de bu etiketleme merakı, ince elekten geçirmeden &#8220;ayrıştırma&#8221; meselesidir. Uymuyorsa uydur, sığmıyorsa küfret! Ne ala memleket!<br />
</em></p>
<p><em><strong>Elinizde etiket mi var?</strong></em></p>
<p><strong><em>Alnınıza yapıştırın!</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/yafta-ve-etiket/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nehir&#8230;</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/nehir</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/nehir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Jun 2009 09:56:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce Akışı]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce Kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[Debi]]></category>
		<category><![CDATA[Nehir]]></category>
		<category><![CDATA[Nehir Akışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1487</guid>
		<description><![CDATA[Çoğu zaman yazılan şeyler varması gereken asıl yere varamazlar; solukları kesilir. Yine de umut dünyası bu; belli olmaz diye yazılır. Kalem, bir kuvvettir. Elinde tutmasını bilmeyene bu kuvvet pek görünmez. Ben mutluyum; çünkü biliyorum ki bazen kaleme sihir dokunuyor. Ne yazılsa &#8220;dönüşüyor.&#8221; Düşündüklerimiz, kuvvetine karşı koyamadığımız bir nehir gibi oluyor.  Bir çok durumda bu nehirin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-266-e.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1701" title="picture-266-e" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-266-e.jpg" alt="picture-266-e" width="1024" height="769" /></a>Çoğu zaman yazılan şeyler varması gereken asıl yere varamazlar; solukları kesilir. Yine de umut dünyası bu; belli olmaz diye yazılır. </em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Kalem, bir kuvvettir. Elinde tutmasını bilmeyene bu kuvvet pek görünmez. Ben mutluyum; çünkü biliyorum ki bazen kaleme sihir dokunuyor. Ne yazılsa &#8220;dönüşüyor.&#8221;</em></p>
<p style="text-align: center;"><em><span id="more-1487"></span></em><em>Düşündüklerimiz, kuvvetine karşı koyamadığımız bir nehir gibi oluyor.  Bir çok durumda bu nehirin karşısına geçip de akmasını engellemeye çalışmak sarfiyattan başka bir şey olmuyor. En güzeli bu nehirin sesini dinlemek ve onun sesine muhalefet etmemek. Nasıl ki nehir gürüldeyerek akarsa sudan oluşmasına rağmen bir çok bendi aşar; düşünce de bundan farklı değildir.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-277.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1702" title="picture-277" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-277.jpg" alt="picture-277" width="1024" height="769" /></a>Nadir zamanlarda, kendinizi dinlemeye vakit bulabilirseniz, yüzdüğünüz bu derin nehrin dışına çıkıp, onun sesini dinleme şansınız olabilir. Eğer böyle bir şeyi yaşadıysanız, bu düşünce akışını hep dışarıdan izleme noktasında kalmayı isteyebilirsiniz. Ne yazık ki yaratılışımız bize dışarda kalmayı değil, içerde olmayı öğütler. Kendimize gözlemci olma durumumuz çok da uzun sürmez. Yeniden nehrin içine geri döner ve onun yönlendirmesi ile akmaya başlarız. Bir daha kim bilir ne zaman kıyıya çıkıp sadece gürüldemeyi dinleme fırsatı buluruz&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Bu nehrin yönelişini beğenmediğimizde, onun içindeyken yönünü değiştiremeyiz. Bu kendimize yönelik bir öfke yaratabilir; çünkü genellikle nehrin yönünü (düşüncenin yönünü) kendimizin kontrol ettiği düşüncesindeyizdir. Halbuki bana kalırsa kafamızda akan nehirin akış şiddeti ve yönü bize çok kez bağlı değildir. </em></p>
<p style="text-align: center;"><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-290.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1703" title="picture-290" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-290.jpg" alt="picture-290" width="769" height="1024" /></a>Size de oluyor mu &#8220;bu da nerden geldi şimdi durduk yere aklıma&#8221; demek? Bana oluyor. Önceleri &#8220;ben düşündüm, ben keşfettim&#8221; sanıyordum. &#8220;Yeni bir şey düşündüm; o yöne gittim ve istediğimi gerçekleştirdim.&#8221; Suya yaklaşıp daha derinine bakınca insan görüyor ki öyle değil. Bazen düşündürülüyor ve yönlendiriliyoruz. Elimizden bu türlü davranmaktan başka bir şey gelmiyor. Keşifler ve düşünceler de bize ait olmayabiliyor. Bu durum korkutucu gibi görünse de gerçek&#8230; Artık ne kendime ne de başkalarına fazla yüklenmiyorum&#8230; </em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/nehir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Nasıl Hal?</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/bu-nasil-hal</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/bu-nasil-hal#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 May 2009 16:04:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Alkol]]></category>
		<category><![CDATA[Şampiyonluk]]></category>
		<category><![CDATA[Çıldırma]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Cinnet]]></category>
		<category><![CDATA[Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Küfür]]></category>
		<category><![CDATA[Maç]]></category>
		<category><![CDATA[Taraftar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum Değeri]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Hareket]]></category>
		<category><![CDATA[Trafik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1533</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Çıldırma Anı&#8221; Kazanmak güzel şey. Spor? Pek tabii ki o da öyle. Öncelikle belirteyim ki takım tutmuyorum. Benim için x taşın y sarayın ya da z bahçenin hemen hemen hiç bir anlamı yok. O yüzden anlatacağım şeyler özellikle belli bir takımın taraftarlarına yönelik değil. Dün akşam şampiyonluk maçı olduğundan habersiz, arkadaşlarla daha önce belirlediğimiz vakit [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>&#8220;Çıldırma Anı&#8221;</em></strong></p>
<p><em>Kazanmak güzel şey. Spor? Pek tabii ki o da öyle.</em></p>
<p><em>Öncelikle belirteyim ki takım tutmuyorum. Benim için x taşın y sarayın ya da z bahçenin hemen hemen hiç bir anlamı yok. O yüzden anlatacağım şeyler özellikle belli bir takımın taraftarlarına yönelik değil. </em></p>
<p><em><img class="alignright size-full wp-image-1544" title="img_7352" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/05/img_7352.jpg" alt="img_7352" width="819" height="614" />Dün akşam şampiyonluk maçı olduğundan habersiz, arkadaşlarla daha önce belirlediğimiz vakit ve yerde yani Beşiktaş&#8217;ta oturmak üzere toplandık. Tabii ki maçın yarattığı kalabalıktan dolayı trafik her zamanki gibi rezaletti. Beşiktaş, kalabalık ve gürültüden Beşiktaş olmaktan çıkmıştı. <span id="more-1533"></span>Bir süre sonra maç esnasında kötü kokulu bombamsılar ya da sis bombaları patlatıldı; nefes alamaz olduk. Acayip sesler çıkaran çeşit çeşit aletle feci gürültüler yapıldı, havai fişekler patlatıldı; maçın sonuna doğru da davul zurna ekipleri durmaksızın gürültü yapmaya devam etti. Öyle ki hiç evlerinden çıkmayanlar bile rahatlıkla patlayıcıları duymuşlar, saatlerce davulu zurnayı dinlemişler. Hadi biz bilmediğimizden dışarı çıktık; ettiğimiz lafları duyamadık bile, başka yere de gitmek mümkün değil; çünkü mahsur kaldık ve zaten her taraf ayrı bir rezalet. Evinde oturanlar da türlü türlü gazaba maruz kaldı.</em></p>
<p><em>Tabii şampiyonluk maçları her dakika olmuyor, taraftarların sevinmesi çok normal.</em><em> Buraya kadar bir sorun yok. Yapılan acayip gürültü ve taşkınlıklar çevreyi rahatsız etse de önemli bir sorun yok. Bunlar sürekli olarak yapılan maçlardaki genel tablodan farklı değil. </em></p>
<p><em>Arkadaşlarla dışarı çıktığımızda, evimize yakın olduğundan Beşiktaş&#8217;ı tercih ediyoruz ve </em><em>bir kaç günde bir </em><em>herhangi bir maç bitiminde acayip insanların arasında kalıyoruz. Buna da alıştık artık. Yani bulunduğumuz kafeden çıkamamaya; sessiz, yürünebilir bir yer bulamamaya falan alıştık.Tam zamanında kapandı şu maç sezonu; çünkü artık fenalık gelmişti.<br />
</em></p>
<p><em>Lakin 30 Mayıs 2009 Beşiktaş şampiyonluk maçı sonrası tablo değişikti. Beşiktaş bildiğiniz savaş alanına dönmüş. Göz gözü görmüyor. Dışarda yollar kesilmiş, eskaza dışarda işiniz varsa ve uzakta oturuyorsanız evinize dönmeniz imkansız olabilir.Taksiler her zamanki gibi adam beğenmiyor. Kalakalıyorsunuz. Sanki herkes Beşiktaş&#8217;tan taksiye binmeye hak kazanmak için Beylikdüzü&#8217;ne falan gitmek zorundaymış gibi davranmaktalar&#8230; Onu da geç zaten araç akışı diye bir şey kalmamış. Arabaları, büyükçe araçları yolların ortasına bırakıp gitmişler.<br />
</em></p>
<p><em><strong>Dün itibariyle maç bitimi Beşiktaş umumi tuvalete dönmüştü. Ana cadde, ara sokak her yer sidik kokusundan geçilmez haldeydi. Ayrıca etrafta kadın var mıymış yok muymuş kime gam? O nasıl bir küfretmektir? Nasıl bir rahatlıkla ana avrat düz gitmektir? Nasıl rahatlıkla denize, sokağa işemektir, itip kakmaktır, sokakta iki ayağının üzerine basamamaktır? </strong></em></p>
<p><em>Bildiğim kadarıyla artık medeni insanlar sokaklara işemiyorlar. Milletçe toplanıp, ayakta duramaz kendini hiç bilmez hale gelene kadar içmiyorlar. Yine bildiğim kadarıyla, ne söylediğini hiç bilmeyecek şekilde küfretmek ve bunu çok normal zannetmek de doğal karşıladığımız bir durum değil. İşte işin tuhafı da bu ki; tüm bunlar toplu halde ve herkes tarafından yapılınca dünyanın en doğal şeyi halini alabiliyor. Dün öyle bir hal vardı ki, sokağa işemeyen ve alkolü ağzıyla içen birileri dayak yiyebilirdi. </em></p>
<p><em>Sevinin tabii de, ya maç ya da futbol diye bir mefhum olmasaydı, içinizdeki medeniyet düşmanını ve yarı hayvanı nasıl çıkaracaktınız ortaya? Binlerce kişi bir araya gelip toplu olarak sapıtmanın yolunu nasıl bulacaktınız? Ben dün kazanan takım taraftarlarının neye sevindiğini anlayamadım. Şampiyon olduklarına mı yoksa toplu halde insanlıktan çıkmanın yolunu bulduğunuza mı? </em></p>
<p><em>Sapıtan arkadaş! Elbette sevindin; bir saat, iki saat, üç saat oldu. Gürültünü yaptın, kendini kaybettin, bilincini tamamen kapattın, asıl problemlerini bir kaç saat için unuttun da&#8230; Kaç saat sürer bu? Hem nedir bu, nasıl haldir? Büyük bir hayvanat bahçesi mi İstanbul&#8217;un göbeği? </em></p>
<p><em>Normalde nerdesiniz? Hangi türe mensupsunuz da sokaklara uluorta, en ufak çekinceniz olmadan işiyorsunuz? Arabadaki kadınlara saldırıyorsunuz? Başka bir dünyadan mı geldiniz, yeraltında mı yaşıyorsunuz nedir? Bu kadar tedavilikseniz sorunlarınız için futboldan daha etkili bir uyuşturucu ya da ilaç bulmalısınız. Sizi bu kadar yoğun şekilde toplu olarak bilinç kaybetmeye iten dürtü nedir? </em></p>
<p><em>Dün gördüğüm durum, şampiyonluğa sevinmekle falan açıklanacak bir durum değil. Hesap vermeden sapıtmak ve kontrol altında tutulan hayvansılığın (idin) özgürce dışarı bırakılmasını sağlamak için bulunmuş bir icad. En ufak şuur olmadan istediğini yapabilme hakkı kazanmak. İnsan olmak bu kadar mı ağır geliyor?<br />
</em></p>
<p><em>Dün birileri en azından rastgele atılan kurşunlara kurban gitmediği için mutluyum.</em></p>
<p><em>Anladığım kadarıyla memleket insanının derdi çok.  Başka türlü mutlu bir olayı kutlarken bu kadar çıldırılmaz. Bir kaç saat için üzerlerindeki baskıyı yok etmek ve özlerine dönmek için en ufak fırsatı bile değerlendirebilirler. </em></p>
<p><em>İşin üzücü tarafı futbola, maçlara harcanan enerji ve para çok yüksek. Bu enerjinin önemli ve anlamlı bir şeye harcanmasının ne kadar yapıcı olacağını bir düşünsenize! Anlamlı bir şeye bu kadar enerji harcansa, neler yapılmaz, ne engeller aşılmaz&#8230; </em></p>
<p><em>Bu durum için bir şeyler yapamıyoruz, onu değiştiremiyoruz da. Bu acayip hallerin yok olması için ne şundan ne de bundan bir şey beklenebilir. Neredeyse uzaylıların üstün bir medeniyet getirmesini bekler oldum.Toplumun genel hali bu cinnetse; en mantıklısı bize uzaylıların medeniyet öğretmesi. Zira 21. yüzyılda insan dediğimiz şey buysa; evrim bu kadar yavaşsa, ancak aniden ve bize bağlı olmadan gelişen bir &#8220;basamak atlama&#8221;dan ya da tepeden inme bir şuurdan medet umabiliriz. </em></p>
<p><em>Şaka tabii, vaktinde bir kaç basamak birden atlandığı için merdivenin bir çok basamağı boş kaldı. Bence sorun bu. O merdivenler üçer beşer çıkıldığı için, tek tek basamakları çıkmış bir toplumun sindirmişliği ve bilinci bizde sanırım çok uzun yıllar eksik kalacak. O sebepten bu acayip insanlar eğitilsinler, kendilerini bilsinler, araştırsınlar, öğrensinler, insan vasfı kazansınlar diye beklemek epey safça olur.<br />
</em></p>
<p><em><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/bu-nasil-hal/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güneşe Bakmak-Ölümle Yüzleşmek</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/gunese-bakmak-olumle-yuzlesmek</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/gunese-bakmak-olumle-yuzlesmek#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2009 07:39:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüm Korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[Ölümle Yüzleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Karanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bilişsel Davranışçı Görüş]]></category>
		<category><![CDATA[Existential Psycotherapy]]></category>
		<category><![CDATA[Freudyen Görüş]]></category>
		<category><![CDATA[Güneşe Bakmak]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçeklik]]></category>
		<category><![CDATA[Irvin D. Yalom]]></category>
		<category><![CDATA[Kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[Metafor]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet Ran]]></category>
		<category><![CDATA[Nevroz]]></category>
		<category><![CDATA[Nevroz Sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[Obje İlişkileri Görüşü]]></category>
		<category><![CDATA[Psikofarmolojik Görüş]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji Kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhtaki İyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[Sav]]></category>
		<category><![CDATA[Sigmund Freud]]></category>
		<category><![CDATA[Somut]]></category>
		<category><![CDATA[Son Otobüs]]></category>
		<category><![CDATA[Staring At The Sun Overcoming The Terror Of Death]]></category>
		<category><![CDATA[Terapi]]></category>
		<category><![CDATA[Travmatik]]></category>
		<category><![CDATA[Varoluşçu Psikoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[Varoluşçuluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=899</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;İyice yaklaştı bana büyük karanlık. Artık ne kibri nazırın, ne katibin şakşağı. Tas tas ışık döküyorum başımdan aşağı, Güneşe bakabiliyorum gözüm kamaşmadan.&#8221; Nazım Hikmet Ran,  Son Otobüs Irvin D. Yalom, her ne kadar hasta-doktor ilişkisini zayıflatacak şekilde hasta gizliliğine önem vermediği düşünüldüğünden eleştirilse de yıllardır biriktirdiği önemli deneyimleri, meslektaşı olan-olmayan herkes tarafından önemsenmeli. Özellikle son [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><span style="color: #800000;"><em>&#8220;İyice yaklaştı bana büyük karanlık.<br />
Artık ne kibri nazırın, ne katibin şakşağı.<br />
Tas tas ışık döküyorum başımdan aşağı,<br />
Güneşe bakabiliyorum gözüm kamaşmadan.&#8221;</em></span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #800000;"><em>Nazım Hikmet Ran,  <a href="http://www.siirdostu.com/siirler/12341/nazim_hikmet/son_otobus.html" target="_blank">Son Otobüs</a></em></span></p>
<p style="text-align: left;"><em><strong><img class="size-medium wp-image-915 alignright" title="297232_2" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/297232_2-207x300.jpg" alt="297232_2" width="207" height="300" />Irvin D. Yalom</strong>, her ne kadar hasta-doktor ilişkisini zayıflatacak şekilde hasta gizliliğine önem vermediği düşünüldüğünden eleştirilse de yıllardır biriktirdiği önemli deneyimleri, meslektaşı olan-olmayan herkes tarafından önemsenmeli. Özellikle son kitabı <strong>Güneşe Bakmak-Ölümle Yüzleşmek</strong>&#8216;te artık <strong>terapi hikayeleri</strong>ni anlatmaktan çıkmış, kendi korkularıyla ilgili olarak son derece açık olmuş, kendini dışarıya karşı korumaktan çok açıkça <strong>ölüm korkusu</strong>nun nasıl üstesinden gelmeye çalıştığını anlatmış. </em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Kişisel ilgi alanım olduğu için, psikoloji kitaplarını oldukça severek okuyorum. Çok uzun süredir bir çok sanat dalında <strong>&#8220;gerçeklik&#8221;</strong> bana <strong>&#8220;kurgu&#8221;</strong>dan daha iyi ve geliştirici geliyor. Özellikle Irvin Yalom&#8217; un kitapları benim için oldukça özel ve neredeyse tamamını bitirmemiş olmamın nedeni, &#8216;olur da başka kitap yazmaz da okuyamam&#8217; korkusudur. </em></p>
<p><span id="more-899"></span></</p>
<p style="text-align: left;"><em></em><em><a href="http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=J73T3YOJAP2PS7OIUJY7" target="_blank"><strong><img class="size-full wp-image-916 alignleft" title="975-8240-12-8kswcri" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/975-8240-12-8kswcri.jpg" alt="975-8240-12-8kswcri" width="200" height="298" />Varoluşçu Psikoterapi</strong></a> adlı kitabında <strong>(Existential Psycotherapy)</strong> ölüm anksiyetesinin dört temel nedenini daha çok meslektaşlarına ve daha bilimsel bir dille anlatmıştı. <a href="http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=H6WZUWYKRB7BK83SHDER" target="_blank"><strong>Güneşe Bakmak-Ölümle Yüzleşmek</strong></a> </em><em><strong>(Staring At The Sun Overcoming The Terror Of Death)</strong> </em><em>kitabında </em><em>ise Yalom, bu ilkeleri artık ilke gibi görmekten öteye geçmiş, kitabı &#8220;yaşlanan&#8221; bir adamın diliyle yazmış; bu sebepten de kitap, tecrübeleri oldukça fazla olan bir ölümlünün, varoluş sıkıntısı ile er ya da geç karşılaşacak olan ölümlülere tavsiyeleri niteliğini taşıyor. Daha bilimsel olanını da olmayanını da zevkle okudum. </em></p>
<p style="text-align: left;"><em><img class="size-full wp-image-922 alignright" title="irvin2" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/irvin2.jpeg" alt="irvin2" width="250" height="252" />Psikiatrlar sorunların kaynağını nitelemede pek çok farklı kaynak tanımlamışlardır. Bunların birisi diğerine üstün değildir ve hepsi de oldukça geçerlidir. Çok kısaca ve yüzeysel olarak bahsedersek; <strong>Freudyen görüş</strong>, bastırılmış içgüdülerin; <strong>psikofarmolojik görüş</strong>, genetik ve biyolojik etmenlerin; <strong>bilişsel davranışçı görüş</strong>, bozulmuş düşünce biçimlerinin; <strong>obje ilişkileri görüşü</strong> ise  ilgisiz, sevgisiz ve rol model olan yetişkinlerin davranışlarının içselleştirilmesinin sorunlara ve daha ileri boyutlarda ise <strong>nevrozlara yol açacağını</strong> savunur. Bir başka görüşe göre ise unutulan travmatik anılar sorunlara sebep olabilir. Irvin D. Yalom ise kitabında tüm bunların &#8220;yanında&#8221; en önemli etmenlerden birinin başlıbaşına <strong>&#8220;varoluş&#8221;</strong> olduğunu savunmuştur.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em><img class="alignleft size-medium wp-image-921" title="1021577_91749763" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/1021577_91749763-300x187.jpg" alt="1021577_91749763" width="300" height="187" />Psikanalizde <strong>&#8220;görünen sorunlar&#8221;</strong> gerçek sorunlara indirilir. İlk başta söze gelen ya da anlatılabilen problemler çoğu zaman gerçek sorunun çevresinde döner durur ve bu şekilde aktarılan problemler &#8220;indirgenmelidir.&#8221; İnsan yaradılış gereği doğrudan temele inip, asıl sorunlarıyla kolaylıkla yüzleşemez. Terapinin amacı ise buz dağının görünmeyen tarafını konuşulabilir kıldıktan sonra yüzleşmeyi ve <strong>ruhtaki iyileşme</strong>yi sağlamaktır. Bu bağlamda <strong>Irvin D. Yalom</strong> özellikle <strong>Varoluşçu Psikoterapi</strong> kitabında Freudyen görüşe bazı noktalarda karşı çıkmıştır. Ona göre öyle hasta örnekleri vardır ki çok temelde &#8220;ölüm korkusu&#8221;yla terapiye gelirler. <strong>Ölüm korkusu insanın en temel korkusudur ve bu korkunun cinselliğe ya da herhangi başka bir gizli korkuya indirgenmeye ihtiyacı yoktur.</strong> Bu savını da oldukça somut biçimde terapilerinden örneklerle açıklamıştır. </em></p>
<p style="text-align: left;"><em><img class="size-medium wp-image-920 alignright" title="1156959_23046151" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/1156959_23046151-218x300.jpg" alt="1156959_23046151" width="218" height="300" />Ölüm, eninde sonunda herkesin yüzleşmesi gereken bir gerçeklik. Bana kalırsa kişi &#8220;düşünme işini&#8221; ne kadar erken hallederse hayattan o kadar keyif alır. Ölümün düşündürdüğü boşluk duygusu, üzerine &#8220;çalışılması&#8221; gereken bir konudur. Ötelenmesinin ya da yok sayılmasının kişiye fayda sağlamadığı çok açık. <strong>Bu konuda kendini tedavi edebilen ya da kendine yardım edebilen çok insan olduğuna inanıyorum. Eğer bunun dışında hem bilgilenmek hem de yardım almak istiyorsanız, nesnel bir bilim adamı olan Irvin D. Yalom&#8217;un ilgili iki kitabına rahatlıkla başvurabilirsiniz. </strong>İki kitabında da bozuklukların temel kaynağı olan &#8220;ölüm korkusu&#8221;na karşı alınacak önlemleri açıklıkla anlatmış ve örneklendirmiş. </em></p>
<p style="text-align: left;"><em><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-926" title="picture-167" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-167-225x300.jpg" alt="picture-167" width="225" height="300" />Nazım Hikmet</strong>&#8216;in de aynı konuda aynı metaforu kullanması ilginç bir tesadüf. En çok sevdiğim şiiri olan <a href="http://www.siirdostu.com/siirler/12341/nazim_hikmet/son_otobus.html" target="_blank"><strong>Son Otobüs</strong></a>&#8216;te ölüm korkusundan arındığını <strong>&#8220;güneşe bakabilmek&#8221; </strong>le nitelemiş usta şairden ilgili şiirin son dizeleri:<br />
</em></p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #800000;"><em>&#8220;İşte böyle gülüm,<br />
İyice yaklaştı bana ölüm.<br />
Dünya, her zamankinden güzel, dünya.<br />
Dünya, iç çamaşırlarım, elbisemdi,<br />
Başladım soyunmağa.<br />
Bir tren penceresiydim,<br />
Bir istasyonum şimdi.<br />
Evin içerisiydim,<br />
Şimdi kapısıyım kilitsiz.<br />
Bir kat daha seviyorum konukları.<br />
Ve sıcak her zamankisinden sarı,<br />
Kar her zamankinden temiz.</em>&#8220;</span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #800000;"><em>Nazım Hikmet Ran,  Son Otobüs</em></span></p>
<p style="text-align: left;"><em><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/gunese-bakmak-olumle-yuzlesmek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarafsız Olmak</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/tarafsiz-olmak</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/tarafsiz-olmak#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2009 11:26:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Add new tag]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Kural]]></category>
		<category><![CDATA[Başkası Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce Kalıpları]]></category>
		<category><![CDATA[Değer Yargısı]]></category>
		<category><![CDATA[Eksiklik]]></category>
		<category><![CDATA[Eziyet]]></category>
		<category><![CDATA[Fayda]]></category>
		<category><![CDATA[Fayda Sağlamak]]></category>
		<category><![CDATA[Haklı]]></category>
		<category><![CDATA[Haksız]]></category>
		<category><![CDATA[Herkes]]></category>
		<category><![CDATA[Katerogiler]]></category>
		<category><![CDATA[Kavram]]></category>
		<category><![CDATA[Olgu]]></category>
		<category><![CDATA[Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Pragmatik]]></category>
		<category><![CDATA[Seneca]]></category>
		<category><![CDATA[Tarafsız]]></category>
		<category><![CDATA[Tarafsız Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Tarafsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum Ahlakı]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Değer]]></category>
		<category><![CDATA[Vicdan]]></category>
		<category><![CDATA[Yargısız]]></category>
		<category><![CDATA[Yargısızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=744</guid>
		<description><![CDATA[Tarafsız olmak, bana göre insan olmanın altın kuralı. O kadar değer verdiğim kavramlardan biri ki; kusur işlememek için, lafa nasıl gireceğimi kestiremiyorum. İnsanın temel işlevlerinden biri bana kalırsa, başka bir insanın delirmesini engellemek. Çok güzel şeylere zemin olan ve sadece nefes alındığı için bile şükredilmesi gereken koskoca hayatta, elbette ki tahammül edilemesi zor olan binlerce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Tarafsız olmak, bana göre insan olmanın <strong>altın kuralı</strong>. O kadar değer verdiğim kavramlardan biri ki; kusur işlememek için, lafa nasıl gireceğimi kestiremiyorum. </em></p>
<p><em><img class="alignright size-medium wp-image-764" title="577013_43317695" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/577013_43317695-300x244.jpg" alt="577013_43317695" width="300" height="244" />İnsanın temel işlevlerinden biri bana kalırsa, başka bir insanın delirmesini engellemek. Çok güzel şeylere zemin olan ve sadece nefes alındığı için bile şükredilmesi gereken koskoca hayatta, elbette ki tahammül edilemesi zor olan binlerce durum ve insanla karşılaşıyoruz. İnsanlar genellikle aşamadıkları sorunlarını başka insanlara aktarıyorlar ve aslında bu tam olarak <strong>&#8220;doğal bir terapi&#8221;</strong>den ibaret. En ufak şeyden bile çekinmeden kendini ifade edebilmek ve dostlarla arada &#8220;giz&#8221; bırakmamak kadar güzel bir şey olamaz; ancak bu herkesin sahip olabileceği bir güzellik değil. Ne yazık ki çoğu bozuk davranışın nedeni de sadece bu <strong>&#8220;dinlenmezlik.&#8221;</strong> Kişiler dinleyecek birilerini bulduktan sonra hala durumları yerli yerine koyamıyorlarsa, bunun sorumlusu da karşı tarafın yaptığı <strong>&#8220;yanlış dinleme&#8221;</strong> ve <strong>&#8220;yanlış yönlendirme&#8221;</strong>den başka bir şey değil.<br />
</em></p>
<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-765" title="1122707_14979776" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/1122707_14979776-200x300.jpg" alt="1122707_14979776" width="200" height="300" />Tanıdıklarımızı, arkadaşlarımızı dinlerken işe yaramak istiyorsak, düşünce kalıplarını bir tarafa bırakıp, aslında <strong>&#8220;karşımızdaki ile aynı kişi olduğumuz gerçeği&#8221;</strong>ni kafamıza iyice yerleştirmeliyiz. Bizi tarafsızlığa götürecek ana konu budur aslında. Karşımızdaki; o, bu, şu veya bir başkası olmamamız için hiç bir neden yoktur. Yarın, bugün bir sebeple yargıladığımız kişi oluverebiliriz. Bu hayıflanacak bir şey değil; aksine deneyim bakımından çok şey katan bir durumdur. Zaten geçmişte bir günlerde şu an dinlediğimiz kişi olmuş olabiliriz bu yüzden onu yargılayamayız; ya da konuşanı dinlerken bir gün onun vardığı noktaya varacak olabiliriz. Güzellik de burada.</em><span id="more-744"></span></p>
<p><em>Ne kadar tarafsız dinlesek de değer yargılarımız bizim haberimiz bile olmayan alttan alta çalışmaya başlar ve karşı tarafa bu sinyalleri sözlerle olmasa bile bedensel sinyallerle yollar. Bu durumda kendimizi engelleyip düşündüğümüzü belli etmemenin yolu yoktur. Bu sebepten en güzeli; iyinin, kötünün ve standart toplumsal ahlakın çöküşünü izlemektir. Karşımızdaki toplumun kurallarına son derece ters bir durumda olsa bile önemli olan, sadece birilerine rahatsızlık verdiği durumlarda ve kendine zarar verdiği durumlarda bu durumdan sıyrılması ve kendisini iyi hissetmesidir. </em><em><strong>Seneca</strong> bu durumu <strong>&#8220;Ahlakın temelleri, tüm diğer temeller gibidir; fazla derine inerseniz çöker.&#8221; </strong>ifadesiyle belirtmiştir.</em><em> </em></p>
<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-763" title="1042703_54950590" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/1042703_54950590-200x300.jpg" alt="1042703_54950590" width="200" height="300" />Açıkçası, birilerinin kendini iyi ya da mutlu hissetmesi evrensel ve bireysel görevidir ve bu görevi yerine getirmeyenler suç işlemiş olurlar. Görevini yerine getirmek isteyen; ama yardıma ihtiyacı olanlarla karşılaşırsam, elimden gelen tek şey; onları &#8220;yargılamadan&#8221; dinlemek olur. Psikologlar çoğu zaman sadece yargısız dinleme ve anlama işlevini görür. Ahlaksal durumlara ya da toplumsal kategorilere pek takılmadan, bir kişi için faydalı olmayı düşünmek aslında ahlaklı durumlardan birini oluşturur. Özellikle toplum ahlakını bir tarafa bırakarak öncelikle kişi ahlakına bakmakta fayda var. İnsan, ruhuna ters bir şey yapmadığı sürece ahlaklı davranmış sayılır. <strong>Kendi ruhuna eziyet çektirip, düzgün ya da kendi vicdanı dışında davranmaya çalışıyorsa ahlaksız davranmış sayılır ve bu zorlamasının etkilerini ömür boyu üzerinde hisseder.</strong> Ahlak olgusu, halihazırda bir çok fllozofun yüzyıllardır yorumladığı bir meseledir ve kapsamla konuşulabilmesi de oldukça zordur. Ben yalnızca daha pragmatik bir şekilde, kişinin kendisini iyi hissetmesi ve çevresiyle uyumlu olabilmesi için, karşı tarafça &#8220;yargısız&#8221; bir şekilde dinlenmesi ve toplum ahlakından önce kendi ruhuna dikkat etmesi gerektiğini söylüyorum.</em></p>
<p><strong><em>Birilerine fayda sağlamak istiyorsanız; başkası olabileceğinizi hiç unutmamanız gerekiyor. İnsanoğlunda &#8220;adalet sağlayabilme&#8221; gibi bir beceri yok. Taraf olmak, çok zaman kendini bilmemek demektir. Çünkü çoğu zaman aynı anda, iki taraf da haklı ve iki taraf da haksızdır. Birisi daha az haksız görünüyor diye onun tamamen haksız olduğu düşünülemez. Kime ödül ve ceza verilmesi gerektiğini bildiğini sanmak ya da başkalarını yargılamak, kişinin büyük bir eksikliğinden; yani kendini bilmemesinden öteye gidemez.<br />
</em></strong></p>
<p><em>Olanı olduğu gibi kabul edip, sadece dinleyebilmek belki de tek &#8220;büyüten&#8221; şeydir. </em></p>
<p><strong><em>Herkes biraz herkestir.<br />
</em></strong></p>
<p><strong><em><br />
</em></strong></p>
<p><em><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/tarafsiz-olmak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Analitik</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/analitik</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/analitik#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2009 12:17:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[Analitik]]></category>
		<category><![CDATA[Analitik İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Analitik Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Ayırmak]]></category>
		<category><![CDATA[İlk İntiba]]></category>
		<category><![CDATA[İlk İzlenim]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[İntiba]]></category>
		<category><![CDATA[Üstün Kılmak]]></category>
		<category><![CDATA[Üstünlük]]></category>
		<category><![CDATA[Önde]]></category>
		<category><![CDATA[Önyargı]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Adım Önde Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Derin Düşünmek]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Fark Yaratan Nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[Fark Yaratmak]]></category>
		<category><![CDATA[Farklı Kılan]]></category>
		<category><![CDATA[Farklılık]]></category>
		<category><![CDATA[Gözlem]]></category>
		<category><![CDATA[Gözlemlemek]]></category>
		<category><![CDATA[Karar]]></category>
		<category><![CDATA[Sorun]]></category>
		<category><![CDATA[Tahmin Etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarafsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yargılama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=699</guid>
		<description><![CDATA[Fark Yaratan Nedir? Filmlerde, dizilerde, bazen kitaplarda çok yetenekli karakterler görürüz. Oldukça zeki, tuttuğunu koparan, fark yaratan, yeni şeyler keşfeden ve diğerlerinden fazla şeye dikkat eden ve fazla şey bilen insanlar&#8230;  Gerçekte çevremize baktığımızda bunlardan pek fazla görmediğimiz ise aşikar. Aslında &#8220;farklı&#8221; insanların fazladan bir şey gördükleri falan yok. Hatta bence durum tam tersi. Yani [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Fark Yaratan Nedir? </strong></em></p>
<p><em>Filmlerde, dizilerde, bazen kitaplarda çok yetenekli karakterler görürüz. Oldukça zeki, tuttuğunu koparan, fark yaratan, yeni şeyler keşfeden ve diğerlerinden fazla şeye dikkat eden ve fazla şey bilen insanlar&#8230;  Gerçekte çevremize baktığımızda bunlardan pek fazla görmediğimiz ise aşikar. </em></p>
<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-726" title="14184" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/14184-213x300.jpg" alt="14184" width="213" height="300" />Aslında &#8220;<strong>farklı</strong>&#8221; insanların fazladan bir şey gördükleri falan yok. Hatta bence durum tam tersi. Yani onlar bilinçli olarak farklı bir filtreleme kullanıyorlar: <strong>Görmemek üzere ya da görmemek niyetiyle!</strong> Bu mekanizma daha çok şu şekilde işliyor: <strong>İlk gördüklerine ve ilk izlenimlerine inanmıyorlar</strong>. Böylelikle kafalarında her şeyi engelleyen bir <strong>önyargı</strong> oluşmuyor ve bununla birlikte bir kişinin ya da olayın özündeki gerçeğe ulaşmamaları için herhangi bir şey kalmıyor. Bunun için de bana kalırsa, &#8220;insana&#8221; inancın bir miktar zayıf olması gerekiyor. Buna en başta kendileri dahil. Başkaları üzerinde kusursuz gözlem yapılabilmesi için hem insanın kendine inancının düşük olması; yani hata yapabileceğini kabul etmiş olması, hem de zihnin blokajlarından kendisini arındırmış olması gerekir. </em></p>
<p><em>Karşı taraf hakkındaki ilk intibayı ne kadar sürede oluşturuyoruz dersiniz? Beş-on-yirmi dakika? Ne yazık ki sadece <strong>on saniye</strong>! Peki on saniyede verilen bir karar ya da yargı gerçek midir? Yoksa beynin bir blokajı mıdır? İsteyen istediğini düşünebilir ama bence bu bir <strong>engel</strong>den öte bir şey değildir. Hatta zihin, ilk önce gördüğü fiziksel özellikleri, daha önce karşılaşmış olduğu ve kafasında yer etmiş olan tiplerin izlenimleri ile karşılaştırıyor. Fiziksel özelliklerinizin birilerine benziyor olması bile, sizin en başta bir başkası zannedilmeniz için yeterli olabilir. Zihin bir insan hakkındaki gerçeği görmede size ancak bu kadar yardımcı olabilir. <strong>Yani on saniyede bir insanla ilgili olarak dünyanın en yüzeysel izlenimini ediniyorsunuz ve bunun maalesef bir cezası yok.</strong></em><br />
<span id="more-699"></span><br />
<em>Zihnin bu blokajını kaldırmakla birlikte, tahmin ve gözlemlerde ciddi bir fark yaratılabileceğine inanıyorum ve bu farkın bizi tahminlemizdeki isabete götüreceğinin farkındayım. Gözlem ve tarafsızlıkla bir adım öne geçmeniz her zaman mümkün. <strong>Tabii bir insan üzerinde konuşabilmek için on saniyeden fazlasına inanıyor olmanız gerekir</strong>. Gözlem yapmanız, bir takım anlaşmazlıkları üstünüze alınmamanız (hatta doğrudan sizle olan anlaşmazlıklarda bile) gerekmekte. Daha tuhafı, gözlem yapabilmeniz için insanların detaylı, gereksiz, ufak tefek işleriyle ilgileniyor değil; ilgilenmiyor olmanız gerekiyor. Aksi takdirde tarafsız olmaya yaklaşılamaz bile.<br />
</em></p>
<p><em><strong><img class="alignright size-medium wp-image-725" title="129_2" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/129_2-198x300.jpg" alt="129_2" width="198" height="300" /><a href="http://ezgi.murekkep.org/tarafsiz-olmak#more-744">Tarafsız olmak bu kadar önemli midir?</a> Evet.</strong> Nasıl olunur ve neden olmalıyız bu ayrı bir yazı konusu oluşturabilir; fakat insanlarla ilgili düşüncelerimizin ve intibalarımızın doğru olmasını istiyorsak ve yanlış yargıların bizi üzmesinden kaçınmak istiyorsak onlara on dakikadan fazlasını vermekte fayda var. Bize ters gelen şeylere direkt pasif ya da aktif tepki vermek yerine onları biriktirmeli, ayrıştırmalı ve kendimize de üstten bakmalıyız. <strong>Anında verilen &#8220;olayın içine girme&#8221; tepkisi oluşturan içgüdü susmalı. Yoksa hiç başlamaması gereken &#8220;yargılama&#8221;yı bitirmiş, hiç kimseyi tanıyamamış ve kendinizi de tanıtamamış olursunuz. </strong>Bunu önemsemeyen çok kişi tanıyorum. İnsanları birden silen, onlar için önemli olanları önemsemeden sadece kendisini koruma güdüsüyle herkesin üzerine çizik atan insanlar. Herkesi sevmek zorunda değiliz; burda önemli olan sevmediklerimizi de tanıyor olmamız gerektiği ya da bunun için sevmeme nedenimizin olması gerektiği. <strong>Tanımadan ya da nesnel kanıta sahip olmadan birisini sevmediğimizi ifade ediyorsak; bu bizi &#8220;akıllı&#8221; yapmaz; ancak &#8220;irrasyonel&#8221; yapar</strong>. Bunlar da ayrı bi yazı konusu oluşturabilirler; ama yanlış kayıplara yol açmamak için beklemek ve sorunları kişisel olarak algılamamak en iyisi gibi görünüyor.</em></p>
<p><em><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-729" title="thinking_man" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/thinking_man-300x168.jpg" alt="thinking_man" width="300" height="168" />Sonra dikkatli olmaya başlamalı</strong>. Örneğin siz bir şeye dikkat çektiğinizde karşı taraf istemsiz olarak onun aksine dikkat çekiyor olabilir. Ya da bir karar verdiğinizde fark etmeden başka şeyler söyleyerek kararınızı eleştiriyor olabilir. Bir şeyi söylerken aslında başka bir şeyi kastediyor olabilir. Ortaya konuşurken belirli birine verdiği mesajlar olabilir. Sizle konuşuyor gibi görünüyorken aslında yanınızda olan başkasıyla iletişim kuruyor olabilir. Aşırı güvenli tavırlarının arkasında yatan bir özgüven sorunu olabilir. Kendisinin hoşlanmadığı taraflarını görmemek için sizden hoşlanmadığı tarafları ortaya çıkarıyor olabilir. Gerçeklerden kaçma sorunu olabilir ya da çok &#8220;minumum&#8221; ve herkese dair sorunları olabilir. Önemsiz şeyler bile olsa bunları bilmenin bir zararı dokunmayacaktır. </em><em><strong>Bunlara asla sinirlenmemeniz gerekir; çünkü insanlar hemen her şeyi fark etmeden yaparlar hem de bu durumların aslında sizle hiç ilgisi yoktur. Haksızlık yapmak, istemsiz davranmak ya da sorunlara sahip olmak; tam da onların kendilerinde olan bir şeydir</strong>. Bir kişinin başka türlü konuşması ya da davranması mümkünse; neden davranmasın? Eleştirilerin hemen hepsinin boşa gitme sebebi de bundan çok farklı değildir. Bu yüzden durumu saptamaktan öte; kızgınlık ya da kırgınlık hissetmek size ekstradan puan kazandırmaz. Bir süre sonra taraf  olmamak, yargısızlığın kapısı olacaktır. <strong>Çok konuşmamak ve daha çok dinlemek gerekir</strong>. <strong>&#8220;İzlemek&#8221; ve &#8220;yerleştirmek&#8221; gerekir</strong>. Bir süre sonra kişiler hakkında merak ettiklerinizin yap-bozu bile tamamlanır ve gözünüzün önüne serilir.<br />
</em></p>
<p><em><img class="alignright size-medium wp-image-730" title="thinkmanmk2" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/thinkmanmk2-275x300.jpg" alt="thinkmanmk2" width="275" height="300" />Çoğu zaman kişilerin sizlere ilk getirdiği sorunlar ya da sözler, onlar için en önemli olan konuları içerir. En başta buna dikkat etmek gerekir. Ya da tam tersi olarak, çok lüzumsuz bir konuyu en başta karşınıza getiriyorsa, asıl söylemek istediği şeyi çarpıtmak için zihni elinden geleni yapıyor demektir. Tek yapmanız gereken, sözlerin yerini, içeriğini, mimikleri ve ses tonunu dikkatle incelemek ve bunları bir çözümlemeye tabi tutmak; ki bunların toplamına <strong>&#8220;analitik olmak&#8221;</strong> da dendiği oluyor. Bu, sizi bir kaç adım öne geçirir. Gözlem ve bilgi bakımından yukarıdaysanız, bu sizi diğerlerinden farklı kılar.</em></p>
<p><em><strong>Kural basittir: Daha fazla şeyi, daha çabuk fark eden; daha öndedir. </strong><br />
</em></p>
<p><em><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/analitik/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

