Åžub 25 2009

İroni ve Sarkazm

House M.D. dizisini beğeni ile izlerken; aksi olmak, alaycı olmak ve ironik espri tarzına sahip olmak üzerine düşünmeye başladım.

İroni deyince pek çoklarının aklına İngiliz Edebiyatı ve kültürü gelecektir. İngilizler ironi konusunda adeta dünya üzerinde patent almış gibiler. Genel olarak milletçe snob ve alaycı bilinmelerinin en önemli nedenlerinden biri kültürlerinden gelen bu durum olabilir.

ironicHer yerde rastlıyoruz bu kelimelere: İroni ve Sarkazm. Nedir peki bunlar? Tam olarak açıklayabilmek için Wikipedia’nın yardımına baÅŸvuruyorum. İroniyi çeÅŸitleriyle beraber detaylı bir ÅŸekilde anlatmış.

İroni, eski Yunanca’daki Eironeia’nın günümüzde kullanılan halidir. İfade edilen ÅŸey ile gerçekte varolan ÅŸeyin çeliÅŸkili farklılığını anlatır. Ya da bir ÅŸey söylerken, aksi bir duruma iÅŸaret edip dolaylı yoldan çeliÅŸkiyi gösterme becerisidir. Bir beceridir diyorum ve zaten çeÅŸitli sanat dalları ironiyi oldukça fazla kullanır. Bunların en başında mizah ve edebiyat geliyor. Edebiyatta dramatik ironi ve trajik ironi gibi ayrımlar var ve bunlara Romeo Juliet, Othello gibi eserlerde rastlıyoruz. Bizim gündelik esprilerde rastladıklarımızsa genellikle durumsal ya da eylemsel ironiye örnek gösterilebilir. Okumaya devam edin


Åžub 20 2009

IQ’su Ayakkabı Numarası İle Aynı Olan İnsan

Nispeten Eğlenceli Bir Yazı

(Yazı boyunca size Dilbert eşlik edecektir. Çizer: Scott Adams Büyütmek için karikatürlerin üzerine tıklayınız.)

Büyüdüm büyüyeli, kendimi diğerlerinden ayrıştırmayı sevmiyorum. Büyüklük taslamayı, kendimi övmeyi, sahip olduklarımdan bahsetmeyi sevmiyorum. Eskiden daha becerikli daha akıllıydım da, sonradan benden bir şeyler mi azaldı da kendimi terk eder oldum? Sanmıyorum. Şu anda çok mu akıllıyım; sanmıyorum.

Aslında bunları söylemeyi bile sevmiyorum. Dolaylı olarak kendime övgü içerdiÄŸinden. Fakat açık konuÅŸmak gerekirse dinlemeyi sevdiÄŸinden; artık bildiklerini bile susmakta taraftar olan “ben” bile, bazı “ÅŸeyler” karşısında feveran ediyor.

raises_exceeding_expectation

Nedir bu ÅŸeyler? Kendinden ve dünyadan haberi olmayan kimseler. O yüzden onlara “ÅŸey” deyiverelim gitsin. Bir arkadaşımın tabiriyle IQ’su ayakkabı numarasıyla aynı olan insanlar.Gerçi ÅŸahsıma göre IQ’nun yüksekliÄŸi çok az ÅŸey ifade ediyor. Çok basit ÅŸeyler çözülemediÄŸinde, kiÅŸiler kendilerine gereksiz bir önem atfettiklerinde akıllı insanlar çok daha kolaylıkla “aptal” damgası yiyebilirler.Fakat burada bu kategoriyi tartışmayacağım. “Öz be öz aptallar” üzerine konuÅŸacağız ve ÅŸaka bir yana bu durumun iq ile hiç ilgisi yok aslında. IQ’nun bilimsel bir açıklamasını yapmaya çalışmayacağım. Aynı zamanda burdaki aptallık IQ düşüklüğü anlamında kullanılmadı. Okumaya devam edin


Åžub 19 2009

Saati Öldürmek

Hayatımızdaki en deÄŸerli ÅŸey üzerine bir iki söz söylemek istiyorum. Neye sahip olursak olalım, yakın çevremizi ne kadar çok seversek sevelim; her ÅŸey içinde sahip olduÄŸumuz en önemli ve deÄŸerli ÅŸey “zaman”dır. Ne yazık ki en çok onun yönetiminde baÅŸarısız olmaya yatkınız; çünkü hayat her ÅŸeye birden yetecek kadar uzun görünmüyor ve genel olarak “acele” halindeyiz. Önünüzdeki hayatın uzunluÄŸu tamamen görecelidir. Sizin ona nerden baktığınıza baÄŸlıdır. 1134404_544494791

Sonsuz istekler halinde açılıyoruz hayata. Kimisi yeteneklerine bağlı olarak daha fazla şey başarmak istiyor ve beklentileri ortalamadan yüksek oluyor. Kimisi daha sade bir hayat talebiyle mutlu. Ama günümüzde sade bir hayat için bile yetersiz zamana sahibiz.

Çok yönlü biriyseniz üstüne bir de sosyalseniz ve çalışıyorsanız bazen ipin üzerinde yürümekte gerçekten zorlanabilirsiniz. İş haricinde kalan ufacık zamanlarda ne yapmalısınız? Kendinizi mi geliştirmeli, okuma mı yapmalı, arkadaşlarınıza mı vakit  ayırmalısınız? Diyelim bunları yaptınız; ya geri kalan tali hobileriniz bu durumda ne yapar? Haftasonu çökkünlüğü geldiğinde en etkin kullanılması gereken ve size tam olarak ait olan iki günün hiç bir şey yapmadan uçup gittiğini sıklıkla mı görüyorsunuz?

Okumaya devam edin


Åžub 17 2009

Üç Beş Kuruş Üzerine

Yaşam hep zordu.Yeni bir şey değil bu. Büyük  ihtimalle olan biten şey ezelden beri hep aynıydı ve ne yazık ki hem böyle gelmiş, hem de böyle gidecek.

Eskiden ne yoktu peki? Bunu sorunca aklıma üniversitede ders aldığım Prof. Dr. Emre Kongar geliyor. Kendisi çok yerinde ve önemli tespitlerinden birini yaparak aynen şöyle demiÅŸti derslerin birinde: “Eskiden para ile görgü aynı elde toplanmıştı; ÅŸimdi nerde görgüsüz, para onun elinde!”

Okumaya devam edin


Åžub 12 2009

Kahve Lezzeti

Dünyanın en haz verici ve vazgeçilemez içeceklerinden biri olan kahvenin nasıl hazırlanması gerektiğine dair yazı ararken, edindiğim ufak bilgileri paylaşmak istedim.

Her şeyin kolayına ve hazırına alışmış olduğumuzdan olacak kahve deyince de genelde marketlerden bilindik markaları topluyor ve geçiyoruz. Bunu yaparken de aslında kahve dediğimiz lezzete haksızlık yapıyoruz.

951615_40754711

  • Bir kahve dükkanından sevdiÄŸiniz kahve çekirdeklerini almakla iÅŸe baÅŸlayın. En sık rastlayacağınız kahve çekirdeÄŸi türleri Robusta (Coffea canephora) veya Arabica (Coffea Arabica) olacaktır.

Marketlerin büyük çoÄŸunluÄŸunda bulabileceÄŸiniz Robusta, düşük yüksekliklerde yetiÅŸtirilen ve kütlesel kahve üretiminin yaygın yapıldığı bir çekirdektir. Özellikle Vietnam, Brezilya ve Endonezya’da yetiÅŸtirilir. Çok büyük kütlesel üretim yapıldığından, bitkisinin hasat zamanı Arabica’ya göre çok daha çabuktur ve bu çekirdekler çok daha ucuzdur. Arabica’nın iki katı kadar kafein içerir fakat demi çok daha az aromalıdır.

Okumaya devam edin