<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ezgi'nin Günlüğü &#187; Felsefe</title>
	<atom:link href="http://ezgi.murekkep.org/kategori/felsefe/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ezgi.murekkep.org</link>
	<description>"Bir son yoktur asla, sonun tasarlanmış zenginliği vardır."</description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Jul 2010 09:12:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Yeni Yıl Yeni Mi Ki, Desenize!</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/yeni-yil-yeni-mi-ki-desenize</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/yeni-yil-yeni-mi-ki-desenize#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Jan 2010 17:11:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Mizah]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[2010]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Manço]]></category>
		<category><![CDATA[Nane Limon Kabuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniyıl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=2179</guid>
		<description><![CDATA[Yaşlılık zor zanaat. Kuzucuklarım biz bu 2010&#8242;a daha önce de girmemiş miydik? Hep aynı seneye mi giriyoruz nedir? Plak dönüyor da acaba sabit olan pikap iğnesi biz miyiz? Evet, bu cümleyi düşünüp düşünüp yeteri kadar moralinizi bozdu iseniz arkalara doğru ilerleyin canlarım. Burada kalabalık yapmayın. Teee Ekim&#8217;den beri yazacağım da yazacağım. Yaşlılık jargonuna alışın artık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Yaşlılık zor zanaat.</em></p>
<p><em>Kuzucuklarım biz bu 2010&#8242;a daha önce de girmemiş miydik? Hep aynı seneye mi giriyoruz nedir? Plak dönüyor da acaba sabit olan pikap iğnesi biz miyiz?</em></p>
<p><em>Evet, bu cümleyi düşünüp düşünüp yeteri kadar moralinizi bozdu iseniz arkalara doğru ilerleyin canlarım. Burada kalabalık yapmayın.</em></p>
<p><em>Teee Ekim&#8217;den beri yazacağım da yazacağım. Yaşlılık jargonuna alışın artık siz de; kısmet bugüneymiş&#8230;</em></p>
<p><em>Arada neler oldu?</em></p>
<p><em>Ölüp ölüp dirildim; eşraf da ölüp ölüp dirildi. Dirilikte karar kıldırdılar bizi ne sebepleyse&#8230; Sağlık sorunları şimdilik terk eyledi; çok şükür.</em></p>
<p><em>Ondan sonra yüksek lisans bitirme tezimi bitireyim dedim; lakin o benim sosyal hayatımı bitirdi. Hoca da beğenmedi. Bazı yerlerde virgül koyacağıma noktalı virgül koymuşum ve daha bir çokları; fekat bu kusurları şubata kadar düzelteceğim. Süresi uzatılmış.</em></p>
<p><em>Sabaha karşı tufan koptu fena halde gök gürledi, yağmur yağdı. Gümbürtüyle uyandım zevk içinde. Takdir edersiniz ki zerrece korkum yok; oh dedim: Sonunda! Sonunda kıyamet kopuyor; yaşasın! 2010&#8242;un ilk sevinci, belki de son sevinci olacak ve galiba sonunda herkes ölüyor! Tam neş-e içinde yatağımda dönüyordum ki baktım kıyamet kopmuyor.</em></p>
<p><em><span id="more-2179"></span></em></p>
<p><em>O saat bu saattir &#8220;Allah&#8217;ım Neden Ben?&#8221; isimli felsefe kitabını okuyorum.  Cevapları bulamadığım için referanslara bakıyorum: 1936; Çünkü İşte Öyle, 1945; Onlar Da Hep Çocuktular, Büyümeselerdi Bari, 1984; Ama George Orwell Değil Çok Şükür; 1968; Bırakınız Yapsınlar, Bırakınız Geçsinler Yazarı: Simit Adam; 1972; Hatasız Kul Olmaz Fakat Sen Yine de Seveceksin Diye Bir Kaide Yok, 1981; Hoş Gör Sen Affet Gitsin Aldırma; 1980; Ne Olursan Ol Sakın Gelme (Hazır değilim, çok uzaktayım çok; bir şarkı var aklımda söylemesi ayıp.) 1983; Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın, 1999; Akşam Oldu Hüzünlendim Ben Yine, 2002; Yine Yeşillendi Fındık Dalları, 2007; Sana Gitme Demeyeceğim Fekat Kal Dediğimi Hiç Hatırlamıyorum ya Lavin, 2008; Ak Akçe Kara Gün İçindir, 2009; Eski adamlar doğruyu söylemiş bir çiçekle bahar olmaz, nane limon kabuğu bir güzel kaynasın aman hah hah hah hah. 2010; Oldu Mu O Kadar Yok Artık Daha Neler.</em></p>
<p><em>Onca yılı devirdim, koskoca yirmi beş yaşıma geldim; düşünün artık, ne kadar yaşlıyım ve tek bir kimseyi özlemekteyim sayın seyirciler:</em></p>
<p><em>Barış Manço.</em></p>
<p><em>Açık konuşayım; 2010&#8242;dan istediğim öte beri yok. Çer çöp getirmesin koyacak poşet kalmadı. Naylonlar çevreye zarar veriyor. Getirecekse pırlantalar, inciler getirsin. Aklınıza ilk olarak para  geldi ise demek maddiyatçısınız beni hiiiiiç suçlamayın. Ben mana alemini kast etmiş idim.</em></p>
<p><em>Efenim 2010 olmuş, 1879 olmuş ve hatta 1946&#8230; Benim için hiiiiç fark etmez. Beklediğim tek bir zaman var.  O gün tüm tecahül-i arif sanatkarları karşıma dizilecekler. &#8220;Eeee neymiş, neymiş? Nasılmış işin aslı?&#8221; diye soracağım. Dövüne dövüne anlatacaklar&#8230; Fekat bu esnada ben çok uzaklarda olacağım&#8230;</em></p>
<p><em>O vakte kadar ifade etmek istediğim hakikat ise şundan ibarettir:</em></p>
<p><em>Arifler için geliyor;</em></p>
<p><em>Eski adamlar doğruyu söylemiş<br />
Bir çiçekle bahar olmaz<br />
Kişi kendini bilip sağa sola sormalı<br />
Can pazarı bu oyun olmaz<br />
Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü<br />
Sonunda şifayı kapıp da şaşırınca<br />
Cana gel beni dinle iyi yaz<br />
Defteri kalemi al iyi yaz<br />
Nane limon kabuğu bir güzel kaynasın aman<br />
Ha ha ha ha ha içine hatmi çiçeği biraz tere otu katasın aman<br />
Ha ha ha ha ha hatta biraz tarçın bir tutam zencefil aman<br />
Ha ha ha ha ha bin derde deva geliyor biraz daha sabret güzelim<br />
Ha ha ha ha ha hapşu<br />
Çok yaşa<br />
Sen de gör<br />
Rahat ve iyi yaşa!</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/yeni-yil-yeni-mi-ki-desenize/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Darkness, Darkness, Be My Pillow&#8230;</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/darkness-darkness-be-my-pillow</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/darkness-darkness-be-my-pillow#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2009 13:18:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İpte Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Batsın Bu Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Be My Pillow]]></category>
		<category><![CDATA[Darkness Darkness]]></category>
		<category><![CDATA[Dert]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Gencebay]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Plant]]></category>
		<category><![CDATA[Tasa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1957</guid>
		<description><![CDATA[Aklıma geldi; ne güzel şarkıdır &#8220;Darkness Darkness&#8221;; önce buyrun burdan ve Robert Plant&#8217;ten dinleyin; sonra da benim derdime, tasama geçeriz&#8230; Robert Plant Darkness Darkness Darkness, Darkness, be my pillow, Take my head and let me sleep In the coolness of your shadow, In the silence of your deep Darkness, darkness, hide my yearning, For the [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Aklıma geldi; ne güzel şarkıdır &#8220;Darkness Darkness&#8221;; önce buyrun burdan ve Robert Plant&#8217;ten dinleyin; sonra da benim derdime, tasama geçeriz&#8230;<br />
</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em><a href="http://ktunnel.com/index.php/1010110A/3fe77c160307f0526ac029fe89f69f6f1abfdaf75bd7cdba9b0b599e5acbae1396fed90f28cbb327454b44512c14ccd9f6ac48f7e47e76d08d17d234ae5d35e9550459341daa6b7f4c91280d64bf30231ddd3104a9aae52567596c1bda927d0711ac328d538a1918501b5cf1642a550916760#" target="_blank">Robert Plant Darkness Darkness</a></em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-1977 aligncenter" title="Robert Plant" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/Robert-Plant.jpg" alt="Robert Plant" width="300" height="470" /><span style="color: #44077d;"><em>Darkness, Darkness, be my pillow, Take my head and let me sleep<br />
In the coolness of your shadow, In the silence of your deep<br />
Darkness, darkness, hide my yearning, For the things I cannot see<br />
Keep my mind from constant turning, To the things I cannot be<br />
Darkness, darkness, be my blanket, cover me with the endless night<br />
Take away the pain of knowing, fill the emptiness with light<br />
Emptiness with light now</em></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #44077d;"><em>Darkness, darkness, long and lonesome, Is the day that brings me here<br />
I have felt the edge of sadness, I have known the depths of fear<br />
Darkness, darkness, be my blanket, Cover me with the endless night<br />
Take away this pain of knowing, Fill this emptiness with light now<br />
Emptiness with light now</em></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #44077d;"><em>Darkness, darkness, be my blanket, cover me with the endless night<br />
Take away this pain of knowing, fill this emptiness with light now<br />
Oh with light now.<br />
Darkness, Darkness, be my pillow, Take my head and let me sleep<br />
In the coolness of your shadow, In the silence of your deep<br />
In the silence of your deep<br />
In the &#8211; oh oh yeah<br />
In the summer baby<br />
come on come on come on baby&#8230;</em></span></p>
<p><em>İçimden yine yalnızca gitmek üzerine bir şeyler yazmak  gelse de ne bu istek ne de bu konudaki yazma isteğim biteceğinden bu isteğe bir gem vurmak mecburiyetindeyim. Hem bana yine bir yolculuk görünüyor. Ne kadar şaşırtıcı değil mi? Bunun bir dışarıya olanı var; ki artık dış yolculuklardan bunaldım. İçeri yapılanının ise sürekli devam ettiğini söylememe gerek de yok tabii.</em><br />
<span id="more-1957"></span></p>
<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-1989" title="b-15266-karanlık" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/b-15266-karanlık-205x300.jpg" alt="b-15266-karanlık" width="185" height="270" />Geçtiğimiz hafta çevremdekilere dair sağlık sorunları dolayısıyla karanlık bir hafta geçirdim. Bundan şikayet etmek de pek bana göre değil. Çevremdekilere ya da bana ne olursa olsun; fikrimi, aksi tavrımla beraber koruyorum: &#8220;Her şey, her zaman tam da olması gerektiği yer, zaman ve şekilde oluyor.&#8221; İnsanlar için bunu kabul etmenin çok zor olduğu çok zaman oluyor. Belki bunu en iyi yaşamış olanlardan biri benim. &#8220;Yine de kendimin peşini bırakmayacağım; bakalım bu sefer neler öğrenmem, neyin üzerine çıkmam gerekiyor?&#8221; diyordum. Herkes biraz &#8216;zeytinyağı&#8217; olup yüzeye çıkmanın yolunu aramalı bana kalırsa&#8230;<br />
</em></p>
<p><em><img class="alignright size-medium wp-image-1988" title="pd_darkness_071029_ms" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/pd_darkness_071029_ms-300x225.jpg" alt="pd_darkness_071029_ms" width="240" height="180" />Sonra insan tekrar bir durup düşünüyor; ya aşmam gereken bir şey yoksa ve her şeyi öylece bırakıp hüznün içine dalıp, iç sıkıntısına kaptırıvermekse doğru olan? Bir kere olsun kendimi kurtarmasam mı? İnsan, hemen her zaman kendini kurtarıyor acılardan; yaşama, başkalarına göre daha az sayıda iplikle de olsa bağlı kalıyor. Eğer önümüze gelen engelleri bir bir ve git gide daha da yükselen çitleri bacaklarımızı kırmadan atlıyorsak ve en sonunda boyumuza ulaşan bir engel çıkıyorsa karşımıza, yine de gerilip atlayalım mı? Yoksa bu son çitin önüne bağdaş kurup bugüne kadar kültürümüzle hiç bağdaşmamış bulunan malum şarkı eşliğinde, rakımızı  &#8220;batsın bu dünya, batmayacaksa da beni rahat bıraksın&#8221; nidalarıyla içmeli miyiz? Ancak boyu kadar engelin dibine gelmiş olanlar, o sofrada yanıma gelmek ister büyük ihtimalle. Soracağım sorulara cevap verebilecekler azdır.<br />
</em></p>
<p><em>Uzun süredir bocalamıyordum. Çok uzun süredir. Öyle ki bocalamanın ne olduğunu hatırlamıyorum.<br />
</em></p>
<p><em>Bu çit benim boyum kadar. Bir ip üzerindeyim; dünya mı batsın; yoksa ben yine başka yerlere, yükseklere mi gideyim? İlkinde ben de batmış sayılıyorum. Ama ya ikincisinde bile ben yine batmış sayılıyor ve bunu bilmiyorsam?</em></p>
<p><em>Evvelden öğrendiğim bir şey varsa hayatta herhangi bir şeyin arkasına, üstüne yaslanma, oturma; herhangi bir kimsenin ya da nesnenin garantisini arama! Gidiyor&#8230;Gitti&#8230; Gidiyor&#8230; Gidiyorlar ve hep gidecekler. Sadece yaşa. Akıntı gideceği yere giderken, salın üzerinde durmak yeter sana.<br />
</em></p>
<p><em>Kendine tutun; kendin kaybolduğunda; bunun için üzülemezsin! O boyun kadar çiti, ancak kendine dayanarak atlayabilirsin. </em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/darkness-darkness-be-my-pillow/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yafta ve Etiket</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/yafta-ve-etiket</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/yafta-ve-etiket#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 12:44:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[At Gözlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[İdrak]]></category>
		<category><![CDATA[Çok Yönlü]]></category>
		<category><![CDATA[Etiket]]></category>
		<category><![CDATA[Etiketleme]]></category>
		<category><![CDATA[Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Kategori]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Tek Yönlülük]]></category>
		<category><![CDATA[Yafta]]></category>
		<category><![CDATA[Yaftalama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1911</guid>
		<description><![CDATA[Hadi yafta ve etiket üzerine konuşalım. Aslında konuşmak değil benim amacım. Konuşmak iyi; ama bunu işteşlikten yani &#8220;karşılıklı olmaktan&#8221; çıkarasım var. En azından bu konuda. İki çift de lafım var: Birilerini bir yerlere dahil etmeye mi çalışıyorsunuz? Bir kategoriye girsin diye mi zorlayacaksınız birinin idrakini? Hani oraya buraya sığsın, tepersem belki şuraya sığar diye&#8230; Yok. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Hadi yafta ve etiket üzerine konuşalım.</strong></em></p>
<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-1923" title="o_no_sticker-p217530274630542107qjcl_400" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/07/o_no_sticker-p217530274630542107qjcl_400-300x300.jpg" alt="o_no_sticker-p217530274630542107qjcl_400" width="168" height="168" />Aslında konuşmak değil benim amacım. Konuşmak iyi; ama bunu işteşlikten yani &#8220;karşılıklı olmaktan&#8221; çıkarasım var. En azından bu konuda. İki çift de lafım var:<br />
</em></p>
<p><em>Birilerini bir yerlere dahil etmeye mi çalışıyorsunuz? Bir kategoriye girsin diye mi zorlayacaksınız birinin idrakini? Hani oraya buraya sığsın, tepersem belki şuraya sığar diye&#8230; Yok. Yapmayın! Özellikle tek noktadan bakacaksanız ve idrakiniz bütünü algılamaktan çok uzaksa sakın yapmayın!</em><br />
<span id="more-1911"></span><br />
<em></em><em>E siz de haklısınız&#8230; Kimse benim idrakim yetersiz; bilmediğim bir konuda konuşacak kadar cahil değilim demiyor. Başkalarına yapıştırdığı yaftaların ancak kendini bağladığını görmüyor. Beri gelene konuşuyor, ardında ya da önünde olanı en iyi ihtimalle küçümsüyor, daha fenası yargılıyor. </em></p>
<p><em>Birileri çok yönlüdür; diğerlerinden fazladır. Ne kadar paçasından tutulup aşağı çekmeye çalışılsa da hep yukardadır. Hastalık değil bu tabii. Bunu bilmek gerek önce. Yani çok yönlü olmak, kendini geliştirmek, okumak, araştırmak öyle bir noktaya getirir ki ilgilisini; söz konusu ilgili, sadece &#8220;kendisi&#8221; olduğundan  &#8220;yukarda olma&#8221; durumuna gelir. Bunlar güzel şeyler&#8230; </em></p>
<p><em>Fakat bazıları o koskoca bütünün bir yönünü görebilir ancak. Çok zaman böyledir bu. Saçının telini görüp bir kadına &#8220;çirkin&#8221; demeye benzer bütünü görmeden etiketlemek ve yaftalamak. Gerçek aydınlara, bilim adamlarına, konuların gerçek uzmanlarına genelde yapılan budur. Gerçeğin, doğrunun ne ideolojisi, ne siyaseti, ne tarafı olur. Gerçek basit bir şeydir ve süse gerek duymaz. Sadece gerçektir.</em></p>
<p><em>Niye mi yazıyorum bunları? Doğruyu gören, doğruyu söyleyen ve bilgili olan üç beş kişi varsa Türkiye&#8217;de; hep perdenin arkasında&#8230; Perdenin önünde olanlar; %99.9 maymunlar, göstermelikler, çok konuşup az bilenler. Sesi yüksek çıkanlar&#8230; </em></p>
<p><em>&#8220;Düşünenler&#8221; olarak benimsediğim üç beş kişi varsa; meydanı çok konuşanlara bırakıp kendi kendilerine bilmeye devam ediyorlar. İşin yine tuhafı, yaftalananlar ve yanlış anlaşılanlar yine bunlar. Hoş; nesi tuhaf; bunlarda eğri bir şeyler olsa halk tarafında bir yankı bulurlardı kendilerine.</em></p>
<p><em> Ne zaman ki &#8220;düşünen&#8221;deki idrak, standart bazı kalıpları aşıyor; ne zaman ki kovuşturma, savuşturmanın yerini alıyor; çevre tarafından belirli çerçevelere oturtulma onun için orada başlıyor. Türkiye&#8217;nin neresine baksam bundan öte bir gerçek yok. Bilenler, neredesiniz? TV&#8217;lerde, gazetelerde &#8220;sürekli olarak&#8221; bilmeyenleri görüp &#8220;o öyle değil de böyle&#8221; nasıl demezsiniz?<br />
</em></p>
<p><em>Elinizde etiketler varsa ve yetersiz idrakinizden dolayı birisini &#8220;değişmeyen ve tek nokta&#8221;da görmeye meyleder gibi bile oluyorsanız; <strong>yapmayın! </strong></em></p>
<p><em>Bu ülkenin pek çok hastalığından biri de bu etiketleme merakı, ince elekten geçirmeden &#8220;ayrıştırma&#8221; meselesidir. Uymuyorsa uydur, sığmıyorsa küfret! Ne ala memleket!<br />
</em></p>
<p><em><strong>Elinizde etiket mi var?</strong></em></p>
<p><strong><em>Alnınıza yapıştırın!</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/yafta-ve-etiket/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dile Kulaktan Başka Talip Yoktur</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/dile-kulaktan-baska-talip-yoktur</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/dile-kulaktan-baska-talip-yoktur#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2009 22:21:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt I]]></category>
		<category><![CDATA[Dile kulaktan başka talip yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[Dostundan ayrılan ne kadar konuşsa da dilsizdir]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Mesnevi-i Şerif]]></category>
		<category><![CDATA[Ne kadar bilirsen bil]]></category>
		<category><![CDATA[söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1570</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Dile kulaktan başka talip yoktur.&#8221; &#8220;Aynı dili konuşmak dostluğa vesiledir. Aynı dili konuşmayınca nasıl arkadaş olunur?&#8221; &#8220;Dostundan ayrılan ne kadar konuşsa da dilsizdir.&#8221; Mesnevi&#8217;yi Okurken&#8230; Bir kaç önemli konu geldi aklıma. Bunlardan ilki doğru dinlemeden ne kadar uzak olduğumuz. Mesnevi&#8217;de bu konunun üzerinde çok durulmuş. Daha ilk beyitlerinin birinde diyor ki &#8220;Dile kulaktan başka talip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em><strong>&#8220;Dile kulaktan başka talip yoktur.&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: right;"><em><strong>&#8220;Aynı dili konuşmak dostluğa vesiledir. Aynı dili konuşmayınca nasıl arkadaş olunur?&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: right;"><em><strong>&#8220;Dostundan ayrılan ne kadar konuşsa da dilsizdir.&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: left;"><em><strong>Mesnevi&#8217;yi Okurken&#8230;</strong></em></p>
<p style="text-align: left;"><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-652.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-1638" title="picture-652" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-652.jpg" alt="picture-652" width="922" height="691" /></a>Bir kaç önemli konu geldi aklıma. Bunlardan ilki doğru dinlemeden ne kadar uzak olduğumuz. <strong>Mesnevi&#8217;de</strong> bu konunun üzerinde çok durulmuş. Daha ilk beyitlerinin birinde diyor ki <strong>&#8220;Dile kulaktan başka talip yoktur.&#8221;</strong> Ve bir de meşhur söz <strong>&#8220;Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır.&#8221;</strong> var. Ben de derim ki keşke birazı anlaşılsa ama doğru anlaşılsa&#8230;</em></p>
<p style="text-align: left;"><em><span id="more-1570"></span></em><em>Söylediklerimizi çoğu zaman karşı taraf, standart kalıplardan geçiriyor ve o süzgeçten bir de çarpıtarak çıkartıyor. Tasavvufta kelimelerin, şeylerin formsuzluğu mevcuttur ki; bildiklerimiz, ötesini engellemesin. Siz bir şey anlatırken, karşınızdaki sizin söylediklerinizi kafasında zaten mevcut olan, tanıdığı bir bölgeyle eşleştiriyor. Eşleştiremediği yerde benzetiyor. Anlattıklarınız onun bildiği şeylere hiç benzemiyorsa olsa bile çoğunlukla &#8220;baştan&#8221; dinlemiyor. <strong>Bu yapılan, basit bir kimyasal işlem gibi: Tara, eşleştir, benzemiyorsa benzet, benzemiyorsa küfret!</strong> Sistemi böyle çalışanlar, o sistemi derhal yıkmalı ve zihnini bağımsızlığa kavuşturmalı. Bana kalırsa aksi takdirde böyle birinin herhangi bir konuda ilerlemesine imkan yok.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-625.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-1637" title="picture-625" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-625.jpg" alt="picture-625" width="922" height="691" /></a>Siz bir beşgenden bahsediyorsanız ve karşınızdakinin kafasında sadece dörtgen varsa, sadece tebliğ edebilirsiniz. Karşınızdakinin algısını baştan yaratamazsınız. Hatta o beşgeni dörtgene sığdıramıyor olduğunuzdan bir de suçlanırsınız. Beni rahatlatan tek şey, bu kabilden bir kimsenin, bir gün &#8220;yalnız üçgeni biliyor olana&#8221; dörtgeni anlatmaya çalışmak zorunda kalacağı&#8230; Kafasında &#8220;dörtgen&#8221; şekli olmayanın, onun bildiklerini üçgene sığdıramıyor olmasından dolayı kendisini suçlayacak olması&#8230;</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Çok önemli başka bir konu herhangi bir şeyin putperestliğini yapmamak. Putperestliğini yaptığınız şeyin ne olduğu hiç önemli değil. Bir nesne, bir fikir sizin için tapınmaya, bağımlılığa, körlüğe, yadsımaya vesile ise özgür kalmanız zordur. Doğru dinlemeniz ve değerlendirmeniz zordur. Belirli hiç bir şeye düşünceyi yaslayamayız. O takdirde kıyısı köşesi belli bir pencere açmış oluruz ve karşımızdaki şekil ne olursa olsun; her şeyi bu pencereye sığdırmaya çalışırız.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-1012.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-1639" title="picture-1012" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-1012.jpg" alt="picture-1012" width="922" height="691" /></a>Şu ifadeleri tasavvuf metinlerinde doğrudan göremezsiniz; okuduklarınızdaki izlerin peşine düşerseniz size görünürler. Derler ki: İşin özü sevmektir; ama iş ki sevmek ve bağlanmak senin ilerlemeni engellerse, sevdiğini bile terk et! <strong>Sevmek sana özgürlük vermiyorsa, o halde sevindir! Nerde kaldı bilgiye, zihne ve zihnin aldığı üç beş veriyle adam yargılamaya güvenmek?</strong> Bu konuya detayla giremeyeceğim; çünkü &#8220;kısıtlı&#8221; algıya göre zaten şimdiden bir hatada bulunup &#8220;sevdiğini terk et&#8221; dedim. Aslında kast ettiğim görünen anlamda bir terk değil; ama bunu tam olarak ifade etmek için konuyu çok uzun tutmak gerek.</em></p>
<p style="text-align: right;"><em><strong>&#8220;Aşktan her kimin elbisesi parça parça olmadıysa o, kötülüklerdeni hırstan ve kibirden temizlenmemiştir.&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Bir diğer konu ise Mesnevi&#8217;de de sıklıkla sözü edilen konu. Kişisel gelişimde ve eğitimde ariflerin üzerinde en çok durdukları konu &#8220;kibir&#8221; olmuş. Tasavvuf ise onun tamamen yok edilmesi &#8220;sende senin kalmaması&#8221; üzerine kurulu bir öğreti. Çünkü konu şu ki; beşgeni bilmeyen adam dörtgende diretir durur; çünkü kendi benliğine, bilgisine büyük güven içindedir ve karşısındakinin beşgeni ona göre yoktur. O görmediğine inanmaz; ama acaba beşgen o görmüyor diye yok mudur? Fazlası için zihindeki tüm taayyünler boşalmalı. Kibir, bilimde de ilerlemeyi durdurur. Farz-ı mahal birisi sadece gördüğüne inanıp dünyanın düz bir tepsi olduğunda diretirse, dünyanın gerçek şeklini bilene hakaretler yağdırabilir. Lakin o aslını bilmiyor diye dünya düz olamaz. Dünyanın düz olmadığını bilen, &#8220;düz&#8221; olduğu iddiasında bulunana kızabiliyor mudur acaba? Sanmıyorum.<br />
</em></p>
<p style="text-align: right;"><em><strong>&#8220;Kasırga zayıf otlara acır, çünkü onlar kuvvetlerine güvenmezler.&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Bu yukardaki cümle Mesnevi&#8217;nin birinci cildinde dikkatimi çeken beyitlerden biri. Tabii bunun gibi onlarca var. Hem Budist öğretide hem de  tasavvuf öğretisinde, suyun yumuşak olduğundan; ama bu özelliğiyle kayaları aşındırdığından bahsedilir. <strong>Testisini aşağıda tutanın testisine su dolar. Çok sevdiğim bir sözdür. Su alçaktan akar&#8230; Suyun kadim anlamı da &#8220;bilgi&#8221;dir. Bu konuya sanırım daha fazla dikkat etmek gerek.</strong><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/dile-kulaktan-baska-talip-yoktur/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ne Biliyoruz Ki?</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/ne-biliyoruz-ki</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/ne-biliyoruz-ki#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 May 2009 09:38:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[Alev Alatlı]]></category>
		<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Fuzzy Logic]]></category>
		<category><![CDATA[Karmaşık Mantık]]></category>
		<category><![CDATA[Kuantum Fiziği]]></category>
		<category><![CDATA[Ne Biliyoruz Ki?]]></category>
		<category><![CDATA[Quantum Physics]]></category>
		<category><![CDATA[Shrödinger'in Kedisi]]></category>
		<category><![CDATA[The Secret]]></category>
		<category><![CDATA[What The Bleep Do We Know]]></category>
		<category><![CDATA[What The Bleep Down The Rabbit Hole]]></category>
		<category><![CDATA[Yarım Hoca Adamı Dinden Eder]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1450</guid>
		<description><![CDATA[Kibirli Amerikalının &#8220;Yüzeysel&#8221; Sentezi Bir kaç haftadır bir şey yazamıyor olma nedenim ilgilendiğim konuların başka bir açılımıyla onları yeniden değerlendiriyor oluşum ve yazdığım şeyleri tekrar etmekten kaçınıyor oluşum. Kısaca izlediğim iki &#8220;belgeselimsi&#8221;den bahsetmek istiyorum.  Aslında üç : What The Bleep We Know, What The Bleep Down The Rabbit Hole ve çıktığı dönem en çok satanlardan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Kibirli Amerikalının &#8220;Yüzeysel&#8221; Sentezi</strong></em></p>
<p><em><img class="alignright size-medium wp-image-1474" title="bleep_lg" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/05/bleep_lg-225x300.jpg" alt="bleep_lg" width="225" height="300" /></em></p>
<p><em>Bir kaç haftadır bir şey yazamıyor olma nedenim ilgilendiğim konuların başka bir açılımıyla onları yeniden değerlendiriyor oluşum ve yazdığım şeyleri tekrar etmekten kaçınıyor oluşum.</em></p>
<p><em>Kısaca izlediğim iki &#8220;belgeselimsi&#8221;den bahsetmek istiyorum.  Aslında üç : <strong>What The Bleep We Know</strong>, <span><strong>What The Bleep Down The Rabbit Hole</strong> ve çıktığı dönem en çok satanlardan olan ve filmi çekilen <strong>The Secret</strong>. İlk ikisini duymayan çoktur ama üçüncüsünü hemen herkes duymuştur diye tahmin ediyorum.</span></em><br />
<span id="more-1450"></span><br />
<em><span>Konuya nerden girsem bilemiyorum. Bilgisi olmayanlar için bu üçünün genel olarak konusundan bahsedeyim. Aslında baktığımız da bu üç belgeselimsi de kuantum fiziğinin günlük hayata uyarlanması ve bundan elde edilebilecek bir takım kazançlar üzerinde durmakta.<strong> Peki neden belgesel değil de belgeselimsi?</strong> Çünkü bunlarda, çok yoğun ve derinlemesine bilgi gerektiren konular geçiştirilmiş ve sanki &#8220;içe doğan&#8221; gizli gerçeklermiş gibi aksettirilmiş. Bütüne bakıldığında ise aktarılan bilimsel açıklamalar oldukça yetersiz. Çünkü devasa ve derin bir konuyu yüzeysel olarak aktarmak isterseniz oldukça anlamsız haller gözlenir. Bu belgeselimsiler de bu durumun en güzel örneğidir.</span></em></p>
<p><em><span>Bu tip belgesellerde kuantum fiziğinin derinlemesine anlatımının yapılamıyor olmasının pek çok sebebi olabilir: Konunun gerçek hakimlerinin maddi kaygılarla hareket etmiyor oluşları, işin bilimsel olan kısmının halk tarafından her nasılsa anlaşılmayacağı, bunlar anlatılsa bile genelin ilgisini çekmeyeceği; doğal olarak yapımcıya bir katkı sağlayamayacağı gibi&#8230;Örnekler çoğaltılabilir. Fakat yine de bazı konular basitlikle anlatılsa bile, bu kadar afaki kalmak zorunda değildi. </span></em></p>
<p><em><span>Koskoca bir bilimsel birikimden, fizikteki temel anlayış değişiminden; artık <strong>Aristo</strong> mantığından yavaş yavaş vazgeçilmesinden, &#8220;bir şey ya <strong>a&#8217;dır </strong>ya <strong>a değildir&#8221;den</strong>; &#8220;bir şey hem <strong>a</strong> hem <strong>a değil</strong> olabilir&#8221;e hareketi içeren, yani <strong>doğrusal mantıktan, karmaşık mantığa (fuzzy logic)</strong> geçilmesini  öngören, 20. yüzyıldan itibaren geliştirilen kuantum fiziğinden; deneyleri olan, birikimi devam eden bu süreçten bu tip yapımlarda nasıl bir iz görebiliyoruz? Tabii ki her zaman olduğu gibi a&#8217;dan z&#8217;ye olan külliyatın en başında &#8220;a&#8221; denmiş ve durulmuş. Bu kocaman konulardan bu filmlerde elimize ne kalmış? &#8220;Efendim, pozitif düşünün, pozitif düşünce iyi şeyleri çeker, hayal edin olsun; efendim gördüğünüz gerçek, &#8220;gerçek&#8221; değildir. Efendim, hepimiz Tanrı&#8217;yız da asıl sır bu!&#8221; Bu anlayışlar, en başta, herkesin evrensel bilgiye ulaşma çabasının ve yeteneğinin çok farklı olduğunun bile idrakinde değil. Bir kişinin manevi kuvveti herkeste bulunabilirmiş gibi ya da herhangi birinin hayal etmek suretiyle önem yaratacak kadar etkili olabileceğini iddia edebilirmişiz gibi&#8230;<br />
</span></em></p>
<p><em><span><img class="alignleft size-full wp-image-1473" title="68294_2" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/05/68294_2.jpg" alt="68294_2" width="200" height="279" />Pek doğal ki fizikteki ya da genel olarak bilimdeki büyük değişiklikler sanattaki değişimi de doğuruyor. Kuantum fiziği de edebiyattaki yerini almaya başladı. Eminim ki bu konuyu içeren iyi ve çok kötü kitaplar da epeydir mevcut. <strong>&#8220;Olasılıksız&#8221;</strong> bu yeni anlayışın yansıtıldığı popüler kitaplardan biri. Türkiye&#8217;de ise hala çok fazla bilinmemekle birlikte <strong>Alev Alatlı&#8217;nın</strong> derinlemesine araştırarak, ciddi emek sarf ettiği bilimkurgu türünde yazdığı şöyle bir kitabı var: <strong>Schrödinger&#8217;in Kedisi: Kabus ve Hayal. </strong>Bu noktaya daha sonra tekrar döneceğim. </span></em></p>
<p><em><span>Demeye çalıştığım, bilimdeki değişim, sinemada da romanda da yer edecek. Fakat bir derinlemesine araştırılarak yapılmış işlere bakmalı ve sonra da bu tipten belgeselimsilere bakmalı. Ne görmeli? </span></em></p>
<p><em><span><strong>What The Bleep Do We Know&#8217;da</strong> başroldeki kadın bir gün vücudunu çirkin buluyor ve onun yaşlanmasına öfkeleniyor. Önce ayna karşısında sinir krizi geçiriyor ve bedenine hakaret yağdırıyor; sonra da bunun yanlışlığını idrak edip, onu çok sevdiğini söyleyip kendini şımartırken birden &#8220;Tanrı&#8221; olduğu bilincine varıveriyor. Bu sefer de aynaya &#8220;ben Tanrı&#8217;yım&#8221; diye bağırıyor. Ben bu sahneleri izlerken aklım sanırım bunları örtmüş ya da geçiştirmiş. Zira ertesi gün başka bir şey üzerine düşünür ve konuşurken birden bire kalakaldım. Dedim ki: Bir dakika yahu! Bu dünkü saçmalık da neydi? O an fark ettim ki aklımın geçiştirdiği bir şey yok, neredeyse kızgınlık hissediyorum! </span></em></p>
<p><em><span>Türkiye öyle bir kültürün üzerine oturmuş ve aslında o kadar şanslı ki, bir şekilde geçmişte bir tetikleyici çıksaydı ya da olasılıklar denk gelseydi, hem kendimize daha hakim olabilir ve güvenebilirdik, hem de çok daha gelişmiş bir ülke konumunda olabilirdik.</span></em></p>
<p><em><span> Efendim bildiğimiz gibi M.S. 12.-13. yy&#8217;da Moğol istilası ile birlikte Anadolu her türlü tehdide ve kültüre açık bir hal almış. Adeta tüm kapıların açıldığı, Rumun, Türkün, Hristiyanın, Yahudinin, Müslümanın, sofunun, dinsizin bir arada yaşadığı bir yer halini almış. Göçler ve katliamlar derken tasavvufun önceden atılmış temelleri binaya dönüşüvermiş ve bu koskocaman kültür bugün bile dimdik ayakta. Fakat tasavvuf kültürü, yüzeysel yaklaşımlardan kolaylıkla tenzih edilebilir.Tasavvuf; Amerikalıların, bilimsel olarak keşfetmekte olduğu ve maalesef felsefesini yapmaya &#8220;çalıştığı&#8221; bu türden şeylerin (formsuzluk, boşluk, insandaki kodlama vb.) açıklamasını en derinine kadar yapabilen, ilime karşı çok yüksek saygı içeren, insanın kendisini terbiye etmesini önkoşul olarak benimseyen ve kendini eğitmeyen insanın işinin olamayacağı bir kültür. Baştan sona kadar kendini tanıma, kendine yönelme, kendini bilme halinde bir takım gerçeklerin idrak edilebileceğini anlatıyor. Tabii ki oluşumları atomaltı ile ya da fizikle açıklamıyor; ama zaten bu tarz belgesellerin de bilimin aslıyla hiç ilgisi yok. İşin felsefi bakımından bu kadar eksik olan şeylerin ilmi vechesi kim bilir bilim adamlarının gözüne nasıl çarpık görünüyordur&#8230;<br />
</span></em></p>
<p><em><span>Kısacası diyeceğim odur ki bugünden yarına aynanın karşısına geçip de &#8220;ben Tanrı&#8217;yım&#8221; demek hiç anlamlı değildir. Bu tarz konuları yeni baştan keşfetmeye meyledenler; ya varolanı keşfetmekten bile acizler ya da keşfedilmiş olanın temelini, bilinçli ya da bilinçsiz olarak çökertiyorlar. Bu &#8220;minnacık görünen&#8221; ve ağızlarından çıkarıverdikleri cümlenin arkasında yazılmış çizilmiş, hissedilmiş öyle derin anlamlar ve ince konular vardır ki, bu konuda biraz bilgisi olan insan bile şunları söylemelidir : Bugünden yarına aynanın karşısına geçip de &#8220;ben Tanrı&#8217;yım&#8221; diyen herhangi bir kişinin, &#8220;Teorik olarak ben, Tanrı&#8217;nın kodlamasını taşıyorum; ancak pratikte, yapım gereği ona çok uzağım ve ancak çalışmayla bu kodlamaya yaklaşabilirim.&#8221; demesi gerektiğini bilir. Bu bile eksik ve saygısız olur; ama diğerine göre bir miktar daha anlamlıdır. İşaret etmeye çalıştıkları anlamların içini o kadar boşaltmışlar ki, artık kendileri bile ne dediklerinden haberdar değiller.</span></em></p>
<p><em><span>Diyeceğim odur ki; batının, insanların aşırı makineleşmiş olma durumundan sıkılıp da aradığı manevi bir huzur varsa, onu aramasına çok  da gerek yok. Sentezlemeye çalıştıkları kabilden şeyler yüzyıllardır mevcut. Zaten ne görüyoruz filmin afişinde ?<strong>&#8220;It&#8217;s time to get wise!!!&#8221;</strong> (Bilge olmanın vakti geldi!) ibaresi. Öyle &#8220;günlük&#8221;, &#8220;bir filmlik&#8221; iş ya, daha &#8220;bilge&#8221; ya da &#8220;olgun&#8221; olmak&#8230; Bunun için geçmişi karıştırmaya, okumaya, öğrenmeye, eğitime falan hiç gerek yok! Gerçekten araştıran ve kendini eğiten insanlar da tuhaf herhalde ki bu &#8220;günlük&#8221; ve &#8220;üstün!&#8221; bilgiyi gözlerinin önündeyken göremiyorlar!</span></em></p>
<p><em><span>Bugün Amerikalıların izlediğimiz kadarıyla toplumu haberdar etmek istedikleri <strong>&#8220;hem.. hem&#8230;</strong><strong>felsefesi&#8221;</strong> Buddha öğretisinde, ondan önce Çin&#8217;de ondan daha önce Brahmanizm&#8217;de ondan daha önce bu Hint medeniyetinin de kendinsinden taşındığı Sümer&#8217;de mevcut. Bilimlerini yapsınlar elbette; bilimin<strong> &#8220;hem&#8230; hem de &#8230; mantığını</strong>&#8221; kullanması yeni bir şey olabilir. Ama bu iş, felsefeyi, sanatı etkileyecekse, bu etkileşime kaynak olacak insanların üç kere, beş kere, on kere düşünmesi şart ki; bilindik şeyleri son derece yüzeysel ve hatta cahilce ele almasınlar. Bu belgeselimsilerde yapıldığı gibi.</span></em></p>
<p><em><span><img class="alignright size-full wp-image-1475" title="dus6" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/05/dus6.jpg" alt="dus6" width="202" height="230" />Üstelik de bu kadar ilgi çekici, belki ilk defa bilimle inancın arasında bir köprü kurabilecek yeni bir söylemin böyle basite indirgenmesi hepten can sıkıcı. Derinlerde bir yerde, tasavvuf ve kuantumun birbirine el verdiğini düşünüyorum. Öyle olmasa bile bunu en azından hayal ediyorum. Lakin şimdi siz, atom fiziği bilgisi ile kalkıp da insanların her şeye kadir olduğunu ve sonsuz olasılık içinden seçme hakkının sadece insana ait olduğunu ve bu sebepten herkesin Tanrı olduğunu söylerseniz; ama bir taraftan da modeldeki &#8220;gözlemci&#8221;nin de ruh olabileceğini söylerseniz ve kaynağını bilmediğiniz bir şey sizin gözlemcinizse, bir şeylerin çorbasını çoktan kaynattınız demektir. Böylelikle o bilime de geçmiş olur, felsefeye de. Aynı anda bir çok oluşum varsa biz seçebiliyorsak; gözlem ve kararlarımıza göre gerçekliği değiştirip etkileyebiliyorsak burda aklın ve bilincin üstünlüğü vardır. Lakin <strong>What The Bleep&#8217;te</strong> &#8220;asıl gözlemci sizin ruhunuzdur&#8221;a bağlama yapılmış; çünkü beyni didik didik taramışlar; ama hiç bir bölümünde aktif bir gözlemci bulamamışlar. Burdan da bizden &#8220;gözleyen&#8221;in ruh vasıtasıyla Tanrı olduğunu düşünmek ya da öyle olduğuna inanmak istemişler. Şu an bilim yoluyla buna ne evet ne de hayır diyebilmiş vaziyette değiller. Burdan bir yol bulup bulamayacaklarını bize ancak zaman söyleyecek. Fakat bu türden mistik konular asırlardır söylenmiş, konuşulmuş ve yazılmış. Üstelik de, saygı ve edeple, yerli yerinde yazılmış çizilmiş.Yoksa bu geldikleri nokta hep orda duruyor muydu?<br />
</span></em></p>
<p><em><span>Diyeceğim odur ki, kuantum öğretisini ve karmaşık mantığı ister bilimsel açıdan merak edin; ister bu konuyla bağdaştırarak içinizdeki kodlamanın ve kendinizin ne olduğunu sorgulayın; fakat sapla samanı karıştırmayın. Bilimsel açıdan merak ediyorsanız doğru düzgün bilimsel yayınlara ve kitaplara yönelin; felsefi açıdan sorgulamak istiyorsanız;  derinlemesine yazılmış, emek sarf edilen, tutarlı ve edepli sözlere yönelin. Sanatla bilimi ille harmanlayacağım derseniz de; izlediğiniz ya da okuduğunuz şeyin bilimle ters düşmeyenini, bilimsel açıdan hata yapmayanını ve felsefi açıdan sığ ya da eksikli/kusurlu olmayanını bulunuz. Bir arkadaşımın tavsiyesi, yazarın söyleşisi ve hakkında okuduklarım üzerine <strong>Alev Alatlı&#8217;nın Schrödinger&#8217;in Kedisi</strong> isimli romanının bu &#8220;iyi oluşuma&#8221; bir örnek olduğunu söyleyebilirim. </span></em></p>
<p><em><span>Zaten tasavvufu ve/veya kuantumu derinlemesine incelerseniz; bu belgeselimsilerin &#8220;yarım hoca adamı dinden eder&#8221; söyleminin tam karşılığı olduğunu görürsünüz. Bu belgeselimsinin en doğru kısmı adı olsa gerek. Gerçekten ne biliyoruz ki? Özellikle bir günde aynanın karşısına geçip de &#8220;ben Tanrı&#8217;yım&#8221; diyebiliyorsanız; en fenası kendinizi de bilmiyor olmanız yüksek ihtimaldir.<br />
</span></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/ne-biliyoruz-ki/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eklemeden Geçilemeyen</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/eklemeden-gecilemeyen</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/eklemeden-gecilemeyen#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2009 21:42:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Alem]]></category>
		<category><![CDATA[Çuang-Tzu]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Seyir]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat Enerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[Zihin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1433</guid>
		<description><![CDATA[Bir önceki yazımda bahsettiğim kitap sona erdi. Tüm kitabı özetle deseniz, eklemeyi asla geçiştiremediğim şu paragrafı yazmak çok anlamlı olur ve bu anlamlı sözler; tüm tasaların yok edilebileceğinin habercisi ve gerçeğidir : Alıntılar &#8211; 5 &#8211; &#8220;Bırakınız zihniniz (içinde arzuların izinin dahi bulunmadığı) Basitlik Mülkü&#8217;nde serazad (başı boş, akıldan kurtulmuş olarak) dolaşıp dursun. Hayat enerjiniz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img class="size-medium wp-image-1441 alignright" title="delusional" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/04/delusional-300x245.jpg" alt="delusional" width="300" height="245" />Bir önceki yazımda bahsettiğim kitap sona erdi. Tüm kitabı özetle deseniz, eklemeyi asla geçiştiremediğim şu paragrafı yazmak çok anlamlı olur ve bu anlamlı sözler; tüm tasaların yok edilebileceğinin habercisi ve gerçeğidir :</em></p>
<p><strong>Alıntılar &#8211; 5 &#8211; </strong></p>
<p><strong><em>&#8220;Bırakınız zihniniz (içinde arzuların izinin dahi bulunmadığı) Basitlik Mülkü&#8217;nde serazad (başı boş, akıldan kurtulmuş olarak) dolaşıp dursun. Hayat enerjiniz sınırsız sükunet ile tevhid olup (birleşip) nefsinizin işe karışmasına izin vermeksizin hadisatın (olan biten şeylerin)doğal seyrini takip etsin. İşte o zaman bütün alem kendiliğinden yönetilecektir.&#8221;</em></strong></p>
<p style="text-align: right;"><em>Çuang Tzu, VII s. 294</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/eklemeden-gecilemeyen/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lao-Tzu ve Gerçek İnsan</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/lao-tzu-ve-gercek-insan</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/lao-tzu-ve-gercek-insan#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2009 20:34:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[İbn Arabi]]></category>
		<category><![CDATA[Çuang-Tzu]]></category>
		<category><![CDATA[Buddha]]></category>
		<category><![CDATA[Enaniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçek İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Konfüçyus]]></category>
		<category><![CDATA[Lao Tzu]]></category>
		<category><![CDATA[Lao-Tzu ve Çuang-Tzu'nun Mukayesesi]]></category>
		<category><![CDATA[Tao Te Çing]]></category>
		<category><![CDATA[Taoculuk'daki Anahtar Kavramlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toshihiko İzutsu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1365</guid>
		<description><![CDATA[Gerçeğin ve ilimin sınırsızca tek kaynaktan, mekana ve zamana bağlı olmadan aktığı kesin. İlim nasıl olsa tek; ama farklı çağlardan ve farklı milletlerden çoğu zaman da çarpıtılarak süzülüyor. Bunların arkasındaki gerçeği bulmaksa, ne kadar çok şey bildiğinize bağlı olarak hem zorlaşıyor hem de kolaylaşıyor. Zamanla bilgiyi aldığınız kaynaklar ve takip edecekleriniz artıyor ve bilgi yavaş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img class="size-medium wp-image-1392 alignright" title="tao-anahtar" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/04/tao-anahtar-189x300.jpg" alt="tao-anahtar" width="189" height="300" />Gerçeğin ve ilimin sınırsızca tek kaynaktan, mekana ve zamana bağlı olmadan aktığı kesin. İlim nasıl olsa tek; ama farklı çağlardan ve farklı milletlerden çoğu zaman da çarpıtılarak süzülüyor. Bunların arkasındaki gerçeği bulmaksa, ne kadar çok şey bildiğinize bağlı olarak hem zorlaşıyor hem de kolaylaşıyor. Zamanla bilgiyi aldığınız kaynaklar ve takip edecekleriniz artıyor ve bilgi yavaş yavaş büyüyor. Böylelikle bilginin tasnifi ve gerçeğe indirgenmesi zorlaşıyor. Belirli bir alışkanlıktan sonra ise safsatalar kolaylıkla eleniyor ve ne aradığınızı daha iyi bilir hale geliyorsunuz. </em></p>
<p><em>Bütün bunlar böyleyken vaktinde <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Toshihiko_Izutsu" target="_blank"><strong>Prof. Dr. Toshihiko İzutsu&#8217;nun</strong></a> kitaplarıyla tanıştım. Her ne kadar arkadaşlar arasında &#8220;bir kitap okudum hayatım değişti&#8221; söylemiyle dalga geçmemiz meşhur olsa da; bu kitaplar gerçekten de doğru okuyanın hayatını değiştirir nitelikte. Şimdi yine bunlardan birini okuyorum: <a href="http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=S1XODLXX7C5COLXUBXX2" target="_blank"><strong>Tao-culuk&#8217;daki Anahtar Kavramlar (İbn Arabi ile Lao-Tzu ve Çuang-Tzu&#8217;nun Mukayesesi)</strong></a> Bu kitabın içeriğinden uzun uzadıya bahsetmeyeceğim; zaten alınıp okunmayı fazlasıyla hakkeden bir kitap. </em><br />
<span id="more-1365"></span><br />
<em><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-1394" title="lao-tzu" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/04/lao-tzu-189x300.jpg" alt="lao-tzu" width="189" height="300" />Lao-Tzu</strong> ve <strong>Çuang-Tzu</strong>, <strong>Konfüçyüs</strong> döneminden biraz sonra Çin&#8217;de yaşadıkları varsayılan iki bilge. Aydınlanmaları <strong>Buddha&#8217;nın</strong> aydınlanmasına son derece benzer nitelikte ve dönem olarak da onun dönemine oldukça yakın. Ancak kesin bir tarih verilemiyor. (M.Ö. 550-230) Bu dönemde yazılmış ve <strong>Lao Tzu&#8217;ya</strong> ait olduğu düşünülen <strong>Tao Te Çing&#8217;ten</strong> seçme bir iki alıntıyı yazmak isterim:</em></p>
<p><em>Bilgi demişken, zihnin &#8220;yargıda bulunmaya yarayan&#8221; faaliyetinin yardımcısı olan bilgi; ilmi bulan insanların pek sevmedikleri şeylerin başında geliyor. Para gibi, &#8220;yanlış yorumlanan ve kullanılan&#8221; bilginin de kişiye <a href="http://seslisozluk.com/?word=enaniyet&amp;ssQBy=0"><strong>&#8220;enaniyet&#8221;</strong></a> kazandırdığına inanıyorlar. Sizi daha fazla oyalamadan kitaptaki alıntılarla başbaşa bırakayım: </em></p>
<p><strong><img class="size-thumbnail wp-image-1393 alignright" title="toshihiko-izutsu" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/04/toshihiko-izutsu-150x150.jpg" alt="toshihiko-izutsu" width="150" height="150" />Alıntılar &#8211; 4</strong></p>
<ul>
<li><span style="color: #55063d;">Eğer azıcık bir şey &#8220;bilme&#8221; durumunda olsam, Büyük Yolda (yani Tao yolunda) yürüyor olsam dahi, bu (bilgi) benim yoldan sapmam için büyük bir tehlikedir. Büyük yollar doğal olarak düzeyli ve emindirler; ama her nedense insanlar hep patikaları seçmişlerdir.</span></li>
<li><span style="color: #55063d;">Kutsal insanın sabit kılınmış zihni olmaz. O, insanların zihinlerini kendi zihni kılar. Onun ilkesi: &#8220;İyi olana iyi imiş gibi muamele ederim; ama iyi olmayanlara bile iyi imiş gibi muamele ederim.(Niçin mi böyle bir tavır takınırım?)Çünkü tabiatı gereği her şey iyidir. Samimi kimseye samimi imiş gibi muamele ederim.(Niçin mi böyle bir tavır takınırım?)Çünkü tabiatı gereği her şey samimidir.Böylece bu dünyada yaşamakta olan &#8220;gerçek insan&#8221; esnek bir tavır takınarak her şeye karşı kendi zihnini bir <a href="http://seslisozluk.com/?word=herc%C3%BCmer%C3%A7&amp;ssQBy=0" target="_blank">hercümerce</a> tabi tutar. Alelade kimse ise nesneleri tefrik edebilmek (ayırabilmek) için gözünü kulağını dört açar. &#8220;Gerçek insan&#8221; bunun aksine her konuda bebek gibi davranır.&#8221;</span></li>
<li><span style="color: #55063d;">Hayatı öldürmüş olan ölmez. Yaşayan her şeye Hayat vermiş olan yaşamaz. Her şeyi defetmek ve her şeyi nezaketle karşılamak onun tabiatıdır. O&#8217;nun tahrip etmediği şey yoktur. O&#8217;nun mükemmel yapmadığı hiç bir şey yoktur. Bu açıdan O&#8217;na Gürültülü-Sükunet denir. Bu Gürültülü-Sükunet ismi O&#8217;nun (yani Tao&#8217;nun) bütün nesneleri kargaşa ve çalkantıya düçar ettikten sonra Sükunet&#8217;e sevketmesine delalet etmektedir.<img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1395" title="path_to_tao_scr" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/04/path_to_tao_scr-150x150.jpg" alt="path_to_tao_scr" width="150" height="150" /></span></li>
<li><span style="color: #4d043e;"><span style="color: #55063d;">Ölmek ve yaşamak, var olmak ve yok olmak, belaya düçar olmak ve yıldızı parlamak, fakir olmak ve zengin olmak, zeki olmak ve beceriksiz olmak, gözden düşmek ve itibarlı olmak, aç kalmak ve susuz olmak, sıcaktan ve soğuktan müzdarip olmak, bütün bunlar <a href="http://seslisozluk.com/?word=kevni&amp;ssQBy=0" target="_blank">kevni</a> şeylerin sürekli değişimlerinden başka bir şey olmayıp Kader&#8217;in fasılasız işlediği nakışların sonuçlarıdır. Bütün bunlar gözlerimizin önünde birbirlerinin yerlerine ikame olmaktadır ama hiç kimse zihni aracılığı ile bunları gerçek menşe&#8217;lerine kadar takip edememektedir. Bununla beraber bu değişikliker (dönüşüm ile vahdet halinde olmasından ötürü zihnini tamamen boşaltmış bir insan için) rahatsız edecek kadar ne güçlüdürler; ne de bunlar (böyle bir kimsenin) en deruni(gönülden, içten) hazinesine dühul (dahil olma)</span> edebilirler.</span></li>
</ul>
<p style="text-align: right;"><em>(Lao Tzu, Çuang-Tzu ve Tao Te Çing&#8217;ten M.Ö. 4.yy)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/lao-tzu-ve-gercek-insan/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bütüncül Bakış</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/butuncul-bakis</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/butuncul-bakis#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 23:33:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Atman]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Şamanizm]]></category>
		<category><![CDATA[Şems-i Tebrizi]]></category>
		<category><![CDATA[İbn'ül Arabi]]></category>
		<category><![CDATA[İbrani]]></category>
		<category><![CDATA[İlahi Bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç]]></category>
		<category><![CDATA[Üst Bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[Çıkış Noktası]]></category>
		<category><![CDATA[Bön Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Bütüncül Bakış]]></category>
		<category><![CDATA[Brahman]]></category>
		<category><![CDATA[Buddha]]></category>
		<category><![CDATA[Budist Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Budizm]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Han]]></category>
		<category><![CDATA[Cisim]]></category>
		<category><![CDATA[Din Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Dinlerüstü]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Mistisizmi]]></category>
		<category><![CDATA[Eflatun]]></category>
		<category><![CDATA[Etkileşim]]></category>
		<category><![CDATA[Etkileşmek]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[Hindu Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Hinduizm]]></category>
		<category><![CDATA[Işık Doğudan Yükselir]]></category>
		<category><![CDATA[Konfüçyus]]></category>
		<category><![CDATA[Kuşbakışı]]></category>
		<category><![CDATA[Mana]]></category>
		<category><![CDATA[Moğollar]]></category>
		<category><![CDATA[Moksha]]></category>
		<category><![CDATA[nepal]]></category>
		<category><![CDATA[Nirvana]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Asya]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Noktalar]]></category>
		<category><![CDATA[Paganizm]]></category>
		<category><![CDATA[photoblog]]></category>
		<category><![CDATA[Platon]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh; Madde]]></category>
		<category><![CDATA[Sufizm]]></category>
		<category><![CDATA[Türk İnançları]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Geleneği]]></category>
		<category><![CDATA[Tengricilik]]></category>
		<category><![CDATA[Upanişad]]></category>
		<category><![CDATA[Uygurlar]]></category>
		<category><![CDATA[Uzakdoğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=936</guid>
		<description><![CDATA[(Fotoğrafların hepsi 2008 Eylül&#8217;de  bulunduğum Nepal, Tibet ve Butan&#8217;dan fotoğraflar olup tarafıma aittir. İzinsiz kullanmayınız.) Dinlerüstü ve Kuşbakışı Kişisel merakımdan kültürlerarası etkileşimleri araştırıyorum. Özellikle doğu ve uzakdoğudaki kültürel ve dini etkileşimler ve eski kültürlerle ilgileniyorum. Bazı inanç ve gelenek sistemlerine &#8220;din&#8221; demek bana biraz zor geliyor. Bunlardan bazıları din olarak kimilerinde kabul ediliyor; kimilerince edilmiyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em>(Fotoğrafların hepsi 2008 Eylül&#8217;de  bulunduğum Nepal, Tibet ve Butan&#8217;dan fotoğraflar olup tarafıma aittir. İzinsiz kullanmayınız.)</em></p>
<p style="text-align: left;"><em><span style="color: #800000;"><strong>Dinlerüstü ve Kuşbakışı</strong></span><br />
</em></p>
<p><em>Kişisel merakımdan kültürlerarası etkileşimleri araştırıyorum. Özellikle doğu ve uzakdoğudaki kültürel ve dini etkileşimler ve eski kültürlerle ilgileniyorum. Bazı inanç ve gelenek sistemlerine &#8220;din&#8221; demek bana biraz zor geliyor. Bunlardan bazıları din olarak kimilerinde kabul ediliyor; kimilerince edilmiyor.</em></p>
<p><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-589.jpg"><img class="size-medium wp-image-958 alignleft" title="picture-589" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-589-225x300.jpg" alt="picture-589" width="225" height="300" /></a>Doğu ile batının sınırı kalın bir çizgiyle çizilmiş değil. <strong>Fazla batıya giden doğuya; fazla doğuya giden de batıya varır.</strong> Haddini aşan şeylerin tersine döndüğü rivayet edilir. Madde ve mananın; cisim ile ruhun zıtlığı ve birliğinden şüphe duymasam da; kişisel olarak bunlardan mana ve ruh daha çok ilgimi çekiyor. Çünkü madde ve cisim; mana ve ruhu kapsayamaz. Mana ve ruhun ise madde ve cismi reddetmesine gerek yoktur. Birbirinin karşısına koyulan bu kavramların uzantısı olarak batı ve doğu var. Karşılık olarak kafamda batı, akla ve cisme; doğu ise mana ve ruha oturmuş durumda. Batı tarafını derinlemesine incelemiş bulunmadığımdan; bildiğim kısmı anlatma taraftarıyım. </em><span id="more-936"></span></p>
<p><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-1101.jpg"><img class="size-medium wp-image-962 alignright" title="picture-1101" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-1101-300x225.jpg" alt="picture-1101" width="300" height="225" /></a>En başında <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Budism" target="_blank">Budizm</a>in öğretilerinden etkilenmiştim. Bu konuda okumalar yaptıktan sonra ilk görüşte hoşlanmadığım Hindu Kültürüyle ilgilendim. Budizm çok açık olarak <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Hinduism_and_Buddhism" target="_blank">Hinduizmin</a> içinden çıkmış ve aynı topraklardan türemiştir. Bir anti-tez olma özelliğiyle, Hinduizmde yerleşmiş ve süregelen kast sistemini ortadan kaldırmıştır. Hinduizm, inanç sistemleri ayrımında Paleo-Paganizme (başka bir kültürden etkilenmemiş) dahil sayılıyor. Batılıların ayrımı böyle olsa da; Hinduizm, Asya Ural-Altay kültürü olan  Şamanizmin uzantısı sayılabilir. Zaten <strong>Batıda Pagan, Doğuda Şaman.</strong> Bir kaç temel fark dışında &#8220;gelişmişlik ya da anlayış&#8221; bakımından önemli bir ayrım olduğu söylenemez. </em></p>
<p><em><strong><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-808.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-959" title="picture-808" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-808-300x205.jpg" alt="picture-808" width="300" height="205" /></a>Nepal&#8217;de bulunmuş, kültürlerinin bazı miraslarına tanık olmuş, hatta tuhaf bir şekilde kendini bir Hindu ayinin karşısında bulmuş,</strong> (hatta buyrun kendi çektiğim &#8220;o an&#8221;ın fotoğrafını da sunayım sizlere) <strong>sonra bu konuda okumalar yapmış biri olarak Hinduizmi adeta &#8220;az gelişmişlikle ve cehaletle&#8221; özdeşleştirmiştim.</strong> İlgim de Budizm üzerinden, çok daha ehil bulduğum tasavvufa yönlendi ki bu iki kültür ciddi şekilde etkileşmiştir. Bunun da mimarı Uygurlardır. Uygur Türkleri, kendi dinleri <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Tengricilik" target="_blank">Tengricilik</a>le örtüşmediği için, Farslarla etkileşimde bulundukları dönemde Mani dinini kabul edememiş; fakat sonra çoğunluğu Budizmi kabul etmiştir. (M.S. 800) Bununla birlikte ilk kez yerleşik hayata geçmişlerdir. Daha sonra Müslümanlığı kabul ettiklerinden, <a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-1091.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-961" title="picture-1091" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-1091-300x248.jpg" alt="picture-1091" width="300" height="248" /></a>Budizm kültürünün etkilerini İslamiyete taşımışlardır. <strong>Şamanizmin uzantısı olan Hinduizm, o kültürden türeyen Budizm ve ondan etkilenen İslam felsefesi aynı kapta birleşirler.</strong> Örneğin Anadoluda dervişlerin varlığı Budizmin bir uzantısıdır. Özellikle Budizm ve Hinduizm kültüründe doğrudan Şamanizm görülebilir. (Tibet&#8217;te bir Budist manastırında çektiğim şu fotoğraftan da bu durum anlaşılıyor.)</em></p>
<p><em>Tüm bu etkileşimler bir yana asıl söylemek istediğim konu şu ki Budizm ve Hinduizm ve daha sonra İslam felsefesi olarak adlandırabileceğimiz Sufizm, bütünden kopan parçalardan bahseder. <a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-1154.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-971" title="picture-1154" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-1154-225x300.jpg" alt="picture-1154" width="225" height="300" /></a><strong>İlahi bilincin parlatılması, &#8220;ben&#8221;den yola çıkarak, evrensel bilinçle bütünleşme hepsinde söz konusudur. Bu öğretileri özel yapan ve batıdan ayıran nokta budur.</strong> <strong>Lakin Moğolların altın ordusuyla birlikte Budizme çok önem veren Cengiz Han döneminde Avrupa&#8217;ya seferler düzenlenmiş ve yine Şaman-Budist kültürü esintileri </strong>(Budizmden hemen önceki Tibet Bölgesi dini Bön Dinidir) <strong>Batıya da taşınmıştır. Endülüs </strong>(M.S. 1200 civarı)<strong>Bölgesi&#8217;ndeki İslam Alimlerinin bilgileriyle ise özellikle bağırlarına bastıkları Platon&#8217;un  öğretileri örtüşmüş ve etkileşmiştir. Önemle söylemeliyim ki; <a href="http://ezgi.murekkep.org/kategori/tasavvuf" target="_blank">tasavvuf felsefesi</a> Budist öğretilerden ya da Hinduizmden tenzih edilmelidir. </strong>Tek tanrılı dinlerle başlayan yeni bir aydınlanma dönemine ait felsefeleri daha önceki bireysel aydınlanmalardan ayırmak gerekli. Her dönem ve toplumda aydınlanan insanlar olmuştur ve öğretilerini yaymışlardır. <strong>(Buddha, Konfüçyus ya da Eflatun gibi)</strong> Ancak tek tanrılı dinlerin bildirilmesinden sonra aydınlananlar diğerlerinden farklı bir düzlemde bulunuyor. <strong>(İbn&#8217;ül Arabi, Şems-i Tebrizi gibi)</strong></em></p>
<p><em>Tüm bunlara tepeden ve bütüncül bakarsak, ortak noktalarını saptayabiliriz. İlahi bilinç konusunda Hinduizmin çok farklı ve yetersiz olduğunu düşünüyordum. Ta ki okurken şu ifadelere rastlayana kadar: </em></p>
<p><!--[if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:TrackMoves /> <w:TrackFormatting /> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:PunctuationKerning /> <w:ValidateAgainstSchemas /> <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid> <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent> <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlaceholderText> <w:DoNotPromoteQF /> <w:LidThemeOther>TR</w:LidThemeOther> <w:LidThemeAsian>X-NONE</w:LidThemeAsian> <w:LidThemeComplexScript>X-NONE</w:LidThemeComplexScript> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables /> <w:SnapToGridInCell /> <w:WrapTextWithPunct /> <w:UseAsianBreakRules /> <w:DontGrowAutofit /> <w:SplitPgBreakAndParaMark /> <w:DontVertAlignCellWithSp /> <w:DontBreakConstrainedForcedTables /> <w:DontVertAlignInTxbx /> <w:Word11KerningPairs /> <w:CachedColBalance /> <w:UseFELayout /> </w:Compatibility> <w:BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w:BrowserLevel> <m:mathPr> <m:mathFont m:val="Cambria Math" /> <m:brkBin m:val="before" /> <m:brkBinSub m:val=" " /> <m:smallFrac m:val="off" /> <m:dispDef /> <m:lMargin m:val="0" /> <m:rMargin m:val="0" /> <m:defJc m:val="centerGroup" /> <m:wrapIndent m:val="1440" /> <m:intLim m:val="subSup" /> <m:naryLim m:val="undOvr" /> </m:mathPr></w:WordDocument> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w:LatentStyles DefLockedState="false" DefUnhideWhenUsed="true"   DefSemiHidden="true" DefQFormat="false" DefPriority="99"   LatentStyleCount="267"> <w:LsdException Locked="false" Priority="0" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Normal" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="heading 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 7" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 8" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 9" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 7" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 8" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 9" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="35" QFormat="true" Name="caption" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="10" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Title" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="1" Name="Default Paragraph Font" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="11" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtitle" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="22" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Strong" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="20" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="59" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Table Grid" /> <w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Placeholder Text" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="1" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="No Spacing" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Revision" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="34" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="List Paragraph" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="29" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Quote" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="30" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Quote" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 1" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 2" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 3" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 4" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 5" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 6" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="19" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="21" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Emphasis" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="31" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Reference" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="32" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Reference" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="33" SemiHidden="false"    UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Book Title" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="37" Name="Bibliography" /> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" QFormat="true" Name="TOC Heading" /> </w:LatentStyles> </xml><![endif]--> <em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-1152.jpg"><img class="size-medium wp-image-963 alignright" title="picture-1152" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-1152-225x300.jpg" alt="picture-1152" width="225" height="300" /></a>Bir çok Hindu, herkesin kendi özü (ruhu ya da tözü) dedikleri atmanın ölümsüz/sonsuz olduğuna inanır. Hinduzimin panteistik teolojilerine göre (Hinduizmin </em><em>tüm evrenin tek bir tanrıyı yansıttığı birlikçi görüşlerine göre</em><em> örneğin </em><em>Advaita Vedanta Kolu) <strong>Atman, en üstün ruh olan Brahman’dan kopmuştur. Yaşamın amacı ise kişinin ben’inin (atmanının), en üstün ve bütüncül ruh olan Brahman’la aynı olduğunu keşfetmesidir.</strong> <strong>Upanişad</strong>&#8216;a (En eski Hinduizm kitaplarından biri) göre, kim atmanından yani kendi öz benliğinden tam anlamıyla haberdar olup, kendi özünün en iç çekirdeğinde/katmanında Brahmanla aynı kimliği taşıdığını fark ederse, <strong>Moksha</strong>’ya  ulaşır. Yani özgürleşir ve yaşam çemberinde tekrar tekrar doğmaktan kurtulur. Artık olgun ve olmuş bireydir ve tekrar doğmasına gerek yoktur.</em></p>
<p><em>Yaşam çemberi inancı Budizmde de vardır ve &#8220;aydınlanan&#8221; insanların tekrar vücut bulmalarına gerek yoktur. <strong><a href="http://ezgi.murekkep.org/kategori/tasavvuf" target="_blank">Tasavvuf</a>ta da insan-ı kamil (olgun insan) olan zat, mertebelerinde ilerlerse sonunda Allah ile bir olabilir. &#8220;Fenafillah&#8221; mertebesine ulaşan zatın ulaşacak başka bir yeri yoktur. Tüm bu inançlarda her bireyin kendi kodlamasından yola çıkarak ilahi bilince ulaşma çabası anlatılır.</strong> Doğuyu etkileşimlerin haricinde aldıkları hariç, Batıdan ayıran bu üst bilinçtir. Tabii ki üst bilince hitap eden inançlar, geniş halk kitleleri tarafından her zaman doğru anlaşılıp yorumlanamazlar ve zaman içinde aslından sapmalar gösterirler. Hinduizm de çok eski bir gelenektir. Erozyona uğramış olması ya da ilk çıkış noktasını kaybetmiş olması muhtemeldir. Yine de &#8220;öz&#8221;de bu inançlar aynıdır. </em></p>
<p><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-959.jpg"><img class="size-medium wp-image-960 alignleft" title="picture-959" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/03/picture-959-300x216.jpg" alt="picture-959" width="300" height="216" /></a>Bundan önceki tasniflenmiş inanç sistemleri Şamanizm, Bön dini, Paganizmin (hatta Hinduizm) de <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Yer%27in_ekseni" target="_blank">yerin ekseni</a>, gök katmanı ve <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ya%C5%9Fam_a%C4%9Fac%C4%B1" target="_blank">yaşam ağacı</a> gibi ortak bir takım söylemlere sahiptir. Bu ortak söylem dünyanın her tarafında geçerlidir. Hindu, İbrani ve Türk geleneğine dahildir.<br />
</em></p>
<p><em><strong>Tüm bunların bizi götürdüğü yer <a href="http://ezgi.murekkep.org/kategori/tasavvuf" target="_blank">&#8220;birlik&#8221;</a> ve &#8220;etkileşim&#8221;dir.</strong> Aynı dönemlerde özde aynı ya da çok benzer inançlar tüm dünyada yaygın olmuştur. Belirli dönemler ortalama insan bilinci de aynıdır. Sadece <a href="http://ezgi.murekkep.org/kategori/tasavvuf">her devir ve dönemden</a> aydınlanan ya da üst bilinçli insanlar çıkmıştır. Bunlar gelişime ya da öğretiye katkıda bulunmuşlar ve sonraki aşamalar için insanlığın hazırlanmalarına yardımcı olmuşlardır. <strong>Yine de varmamız gereken nokta &#8220;bir&#8221;dir. Çünkü çıkış noktamız &#8220;bir&#8221;dir. </strong></em></p>
<p><em><strong>Kaynaklar:</strong></em></p>
<ul>
<li>http://en.wikipedia.org/wiki/Hinduism_and_Buddhism</li>
<li>http://tr.wikipedia.org/wiki/Yer%27in_ekseni</li>
<li>http://tr.wikipedia.org/wiki/Ya%C5%9Fam_a%C4%9Fac%C4%B1</li>
<li>http://tr.wikipedia.org/wiki/Tengricilik</li>
<li>http://en.wikipedia.org/wiki/Shamanism</li>
<li>http://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%B6k_katlar%C4%B1</li>
<li>http://en.wikipedia.org/wiki/Paganism</li>
</ul>
<p style="text-align: center;"><em>Fotoğrafların hepsi 2008 Eylül&#8217;de  bulunduğum Nepal, Tibet ve Butan fotoğrafları olup tarafıma aittir. İzinsiz kullanmayınız.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/butuncul-bakis/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Füsus&#8217;ul Hikem Üzerine (III)</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/fususulhikem3</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/fususulhikem3#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2009 20:02:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Yüksel Özemre]]></category>
		<category><![CDATA[Şems-i Tebrizi]]></category>
		<category><![CDATA[İbn'ül Arabi]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Füsus'ul Hikem]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Toşihiko İzutsu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=88</guid>
		<description><![CDATA[Anahtar Kavramlar Üzerine Bölüm 3 \  Bölüm 1 Bölüm 2 Önceki yazılara istinaden çok önemli olan &#8220;ödül ve ceza&#8221; kavramlarının üzerinde durmak istiyorum. Her yere ve yapıya yayılmış Tanrı, ödül veya ceza vererek kendini mi evrimleştiriyor? Tasavvufta bu konuya nasıl yaklaşıldığından ve ne düşündüğümden bir miktar bahsetmek üzere durum 3 ve 4&#8242;ü yazdım. Ek: Durum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Anahtar Kavramlar Üzerine</strong> <span style="color: #800000;"><strong>Bölüm 3</strong></span> \  <a href="http://ezgi.murekkep.org/fususul-hikem-uzerine-i" target="_blank">Bölüm 1</a> <a href="http://ezgi.murekkep.org/fususulhikem2" target="_blank">Bölüm 2</a><br />
</em></p>
<p><em>Önceki yazılara istinaden çok önemli olan &#8220;ödül ve ceza&#8221; kavramlarının üzerinde durmak istiyorum. Her yere ve yapıya yayılmış Tanrı, ödül veya ceza vererek kendini mi evrimleştiriyor?</em></p>
<p><em><span id="more-88"></span></em></p>
<p><em>Tasavvufta bu konuya nasıl yaklaşıldığından ve ne düşündüğümden bir miktar bahsetmek üzere durum 3 ve 4&#8242;ü yazdım.</em></p>
<p><em><strong>Ek: Durum 3:</strong> Acı veya ceza dediğimiz şeyler, sadece perdelilere ait olan kavramlar. </em><em>Zira <span style="color: #800000;">&#8220;kendiliğinden&#8221;in dışında &#8220;verilen&#8221; acı ya da ceza yok</span><span style="color: #800000;">. </span>Varolduğu sanılıyorsa, bu durumların kaynağı, yanlış aşk ve yanlış yönelimdir. Ruhun üzerindeki samanların cevherden henüz ayrışmamış olmasından dolayı, kişiler bağlandıkları şeyleri yanlış seçip, sıradan şeylere önem atfediyorlar. Seçtikleri ne varsa, istedikleri ne varsa, kendilerinin değil; O&#8217;nun. Bir kimsede sevilen özellikler olsa olsa O&#8217;nun sıfatlarının birinin minimize ya da karikatürize hali olabilir. Dolayısıyla, ulaşamadıkları her şey Tanrı&#8217;nın kendi olasılığında ulaşmalarından men edilmiş şeylerdir. Belki de bu kimseler, istediklerini seçer ve severken bu nesne ya da varlığın gerçek sahibini ve onun arkasındakini göremezler. Dolayısıyla varlığa yanlış bir his ile bağlanarak hatayı en başında yaparlar. Sevdikleri gölgelerden, ışığın kendisine ulaşmaları mümkün olmaz. Ne zaman ki gölgeye duyulan aşk, cismini aşar ve gerçek Varlık sevgisiyle ışıkta gözlerini bulur; o zaman ki aşkın acısından ya da cisimsel acı ve isteklerden arınmak mümkün olur. Cismi aşmak kişileri gerçeğe götürür; ancak nefsini tam olarak aşma korkusu yaşayan kimselerin yönelebileceği bir yol değildir aynı zamanda. Herhangi bir aşkın doğruya ilerlemesi bu yöndedir. <img class="size-medium wp-image-92 alignleft" title="mistik-seytan" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/01/mistik-seytan-300x222.jpg" alt="mistik-seytan" width="300" height="222" /></em></p>
<p><em><strong><span style="color: #008080;">&#8220;Aşkında doğru olan kişi varlığa bağlanmaz. Aşkın varlıkla işi yoktur.&#8221;</span></strong></em></p>
<p style="text-align: right;"><em><strong><span style="color: #008080;">Mesnevi, 3, 3020</span></strong></em></p>
<p style="text-align: left;"><em><strong><span style="color: #008080;">&#8220;Dünyaya bağlanan insan aleme sultan olsa da, gerçekte ölüdür.&#8221;</span></strong></em></p>
<p style="text-align: right;"><em><strong><span style="color: #008080;">Rubailer, 196</span></strong></em></p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;"><em><strong>Ek: Durum 4:</strong> Tıpkı iyi niyette bile perdeyle bağlandığımız ve yönelimimizin yanlış olduğu gibi, hayatta çektiğimiz acılar da istediklerimizin amacının yanlış olması ile ilgilidir. Aynı zamanda niyetten sonraki hal olan davranış bazındaki yanlışlarımızdan da kaynaklanmaktadır. Sevme gibi bir amaçta bile hataya düşen insanoğlu, nefs söz konusu olduğunda çok daha korkunç ve acı verici hallere düşer. Örneğin uç boyutta ve kabaca örneklemeye çalışırsak, bir erkeğin kendisini istemeyen bir kadına göz koyması yanlış bir niyettir; ona tecavüz etmesi ile yanlış bir davranıştır. Elbette ki bu iki durum gerçekleşirse, cezası kendiliğinden doğacaktır. Bu cezanın yeri ve zamanı yoktur. Bahsedilen ceza ya da hissedilen keder kendini tartma durumundan öte bir gerçek değildir. Dinen ya da takdiren verilen bir ceza değil; kişilerin kendi kodlama ve bilgilerine, pusulalarına ters davranmaktan kendilerine ettikleridir. Varlığa duyulan, yanlış yönelimli aşk aşıldığında, olmayacak duaya amin dememe noktasına kadar çıkamayan insanlar için bile acı mümkün olmamaktadır. Tüm varlıklarda, gerçek Varlık, aşk ve amaç duyumsandığında ise, insanın önünde olasılık setleri apaçık görünür olur ve kişiler istememeleri gereken şeyleri istemezler. Bu durumda istekleri Tanrı&#8217;nın seçtiği olasılıklarla aynı olup; O&#8217;nun yeryüzündeki vasıtası haline geleceklerdir. Daha doğrusu zaten tüm insanların öyle olduğu bilinciyle, kendilerini de sevmeye başlayacaklardır. Herkes vasıtadır; ama içindeki kodlamaya erişmek ve onun farkına varmak kişilerden farklı hissetmeye sebep olabilecek belki de tek gelişmedir.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em><span style="color: #008080;"><strong>&#8220;Ey adam! İnsanlarda gördüğün bir çok zulüm, senin huyundur. Sen kendi huyunu onlarda görüyorsun. Senin varlığın, nifakın, zulmün, gafletin onlara aksetmiştir. Sen O&#8217;sun, sen kendini yaralamaktasın. O anda lanet ipliğini kendine, kendin dokuyorsun! Ey ahmak! Kendine saldıran o aslan gibi sen de kendine saldırıyorsun.&#8221;</strong></span></em></p>
<p style="text-align: right;"><em><span style="color: #008080;">Mevlana</span></em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Tasavvufta iki konu çok önemlidir. Birincisi, yaratılışın mitolojik bir algılayıştan uzaklaştırılması gereğidir. Çünkü, Tanrı&#8217;nın kendisini önce kendinden kendine izhar etmesi ve daha sonra alemi ve sonra da insanoğlunu yaratması bir ihtiyaç sonucu meydana gelmiştir. İkinci olarak, rahmeti gazabından önce gelmektedir; çünkü kendinden varlık talep eden her potansiyele rahmet edip onlara can vermiştir. Potansiyelinde tüm varlıklar kendi &#8220;</em><em>değişmez gerçeği&#8221; ile (ayan-ı sabite) O&#8217;ndan varlık talep ederler; O da onlara yapısı gereği rahmet eder. Tanrı&#8217;nın bu yaratma ihtiyacı bizim nefesimizi uzun süre tutmamız gibi, nefes verilmediğinde oluşan rahatsızlık duygusu olarak açıklanmıştır. Bu durumda Allah&#8217;ın rahmeti, gazabından önce gelmektedir.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em><strong><span style="color: #008080;">Ödül ve ceza da eylemin içinde kendiliğinden oluşuyor olmalı. Tıpkı bir insanı ya da bir varlığı sevip isterken, yanlış bağın sevme eyleminde acıyı ve kavuşamamayı oluşturması gibi; yanlış niyet, düşünce, söz ve eylemler sonuçlarını kendilerinde taşır.</span> </strong>Çünkü cezalandırma, eşyayı tabiatı için yargılamaya benzer. Dinde zinadan kaçınma olması gerektiği öğütlenmesine rağmen, hormonların ve dürtülerin Tanrı tarafından verildiğinin ya da en azından yapının, çeliciler karşısında sendeleyip düşmeye müsait şekilde kurulu olmasının çekişkisi gibi olur bu. Böyle bir çelişki aslında hiç olmamıştır. Konu, sadece Tanrı&#8217;ya saygı meselesidir. Zira salt güzelliklerin Tanrı&#8217;sı hiç bir zaman var olmadı. Bu bağlamda bu &#8220;insandan olma&#8221; tanrının öldüğünü söylemek de ahmaklara nasip olmuştur; çünkü bahsedilen bağlamdaki Tanrı&#8217;nın zaten hiç var olmadığı yüzyıllardır keşfedilmiş ve biliniyor. Her zaman ve mekandan &#8220;bilenler&#8221; olmuş. Çünkü bilgi, zamansız ve mekansızdır. Bilgi tektir ve onu cahiller çoğaltır. Doğudan veya batıdan bakılması da onun yönünü değiştirmez. Bilgi ve gerçeğin ışığı yüzyıl ve coğrafya farklarnı gözetmeden, görmeye açık kimselerin gözüne dolmuştur. M.Ö. 8. y.y. Buddha&#8217;nın aydınlanması ile M.S. 13. y.y. Mevlana&#8217;nın aydınlanmasının özde farkı yoktur. İkisi de kendi yetenekleri doğrultusunda sırra vakıf olmuşlardır. Çünkü bilgi kaynağı zamansız ve mekansız akmaktadır. Zaman diye bir şey yoktur; ancak kafamızdaki saat çalışmaktadır. Tıpkı gözün ve kulağın algısının eşiklerinde olduğu gibi, saat de diğer perdeler gibi bir perdeden ibarettir.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Elbette ki aydınlanmada bilginin ve okumanın önemi çok büyüktür. Ama bilgi ve okuma bizi sevgi, alçakgönüllülük ve birlik yerine, çokluk, ayrışma ve egoya götürüyorsa; huzur sağlanması mümkün değildir. Bilgi; toplanıp ayrıştırıldıktan sonra, özümsenmeli, bir yöne ve güce sahip olmalıdır. Buna karşılık kalbi bilimden fazlasına hazır olabilenler ve doğrudan inancı reddetmenin marifet olmadığını bilenler, zamanla tüm soruları kendilerine sorup yanıt alabilirler. Bu kimseler çok az kişiye ihtiyaç duyarlar; hatta pek zaman hiç kimseye ihtiyaç duymazlar. Sadece ruh sınıfı bakımından kendilerinden üstün kimselerin kılavuz ve yol göstericiliğine ihtiyaç duyarlar. Çünkü yola giren bir kimse, artık soruları başkasına soramaz olur ve her cevabı kendinde bulur. Daha doğrusu ona cevabın kopyaları en güzel yollarla gönderilir. Bu surette kişinin kendisinde marifet yoktur. Olan, sadece marifet yolunun açılmasıdır ki bu da egoya atfedilmemelidir. Bunu yapmak sunulan hediyeye ihanet etmekten farksız olur .Tüm anlatılanları anlamak için akıldan ve bilgiden öte bir durum gerekmektedir. Bu durumu da </em><em>Şems-i Tebrizi şu şekilde özetlemiştir:</em></p>
<p style="text-align: left;"><em><span style="color: #008080;"><strong>&#8220;Ermişliğe giden iki yol vardır&#8221; dedi Şems kitapları işaret ederek: &#8220;Biri uzun yol, biri de kısa yol.&#8221;"Neymiş o kısa yolun adı?&#8221; diye sordu Mevlana. &#8220;Sevginin yolu&#8221; dedi Şems. Mevlana sordu:&#8221;Peki ben nasıl öğrenebilirim o yolda yürümeyi?&#8221; &#8220;Sevgi ders alınarak öğrenilmez.&#8221; dedi Şems. &#8220;Sen yakılmayı bekleyen bir lambasın, ben de alevim. Artık kitapları bırakıp benle gelme zamanıdır.&#8221;</strong></span></em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Herkesin ermişliğe gitme isteği duymaması son derece doğaldır ve sevginin yolu kimilerine fazlaca romantik gelebilir. Lakin görünenin aslı ve huzuru aslında başka yerde değildir ve bu sözlerin doğruluğu da yadsınamaz. Akıl, sırra ulaşmaya vakıf olacak kadar yüksekse de, eğer gönül o kadar yüksek değilse, sır, kendisini açmaz.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Bilgi ve gönül yolu ile ilgili olarak ikisinin birleştikleride daha güzel ve artan olduklarını söyleyebiliriz. Lakin huzursuzluğa götüren ve hale yansımamış bilgiden ziyade, sevmeye ve tekliğe, çalışarak elde edilecek mütevaziliğie götürecek bir yalınlığın ve saflığın yeğ olduğunu söylemek yanlış olmaz. Akıl bilgisi de belki bizi sonuçlara ulaştırabilir; ama yolu uzatacaktır. Eğer bilgi sınırsızca alınmaz ve doğru ruh ve tarafsızlıkla değerlendirilemezse, sonuca götürme olasılığ, dibe götürme olasılığından daha düşük kalacaktır. Bilgi gerçek ve tektir. Burada marifet bilgiyi yorumlayanda ve yönlendiren zihindedir. İşte burada yine huzur bulabilmek için tarafsızlık ve saflığa ulaşılmalıdır ki bunun yolu da kendine hakim olmaktan geçer. Bu da yine bilimin gönül ile ya da bir anlamda fiziğin metafizikle bir bütünleşmesine götürecektir bizi. Fizik, metafiziği sonuna kadar dışlayacak olsa da , metafizik için fiziği dışlamaya gerek yoktur. Bahsedilen gönül yolu vasıtasıyla akıl yolu ile ulaşılan bilgilere ulaşmak mümkün olmasa bile, onların kullanıldığı seviyeden daha üst bir seviyeye ulaşılması mümkündür. Ama fizik yolu ile metafizik bilgilere ulaşmak mümkün değildir. Belki çok ileri tarihlerde, fizik yine metafiziğe atıfta bulunmaya başlayacak ve yetersizliğini kendisi anlatacaktır. Eğer bilimin gelişiminin seçilmiş olasılığında, sırları çözmek yok ise; o sınırların gösterilmesi ile metafiziğe atıfta bulunularak kapı kapatılabilir.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Yorumlanması yanlış bilgi, ayrışmaya ve kendini üstün görmeye götürürken yanlış davranışlara da sürükleyebilir. Gönül bilgisi kişileri &#8216;bir&#8217;e ve evrenle aynı düzleme götürür. Bu anlamda insan olan bitenle kavga etmez ve evrenle barışmış olur. Akıl bilgisi dünyanın tepsi olmadığını anlamak için son derece gereklidir. Konfor sağlmak, gökdelenler dikmek, uçakları geliştirmek son derece gereklidir. Lakin bunlarla gerçeklere ulaşmaktan çok çokluğa katkıda bulunulur. Diğer taraftaki eğitim ve disiplin sadece kişinin kendi enerji ve ruh yüksekliğini gerektirir. Eğer kişinin seçilmiş olasılığında böyle bir mertebeye erişme olasılığı var ise, kimi üst insanlara kendi ruh halinden yüksek ve geçmiş olduğu yolları bilen biri olarak rehberlik edecek bir dost gönderilebilir. Aksi takdirde, yeteneği ölçüsünde kendi kendinin hocası ve öğrencisi olarak devam etmek zorunda kalarak tekil bir hayat yaşayacaktır; ancak bu onu rahatsız etmeyecektir. Öğrenci soruları sormayı öğrendiğinde, öğretmen olarak kendisi cevapları verdiğinde kişi yavaş yavaş zevke dahil olmaya başlar. Böylelikle ilk kapı açılmış olur. Bu zevk aynısını yaşayanlar dışındakilere asla anlatılamayacaktır. Sadece insanların bu keyfe dahil olmaları dilenebilir. Bu kapı için verilen tavsiyeler, bin yıllardır bilinen öğütlerden öteye gitmeyecektir. O yüzden de anlamsız olur. Senin emeğinle kapıları açarlarsa, kapılardan geçmeyi de öğretiler. Bu bağlamda, Muyhiddin İbn Arabi&#8217;nin aynı konuyu idrakimden sonra rastladığım cümlesini anmakta fayda var :</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>&#8220;Felasifenin <span style="color: #008080;"><strong>(filozofların)</strong></span>, hakayık-ı eşyay <strong><span style="color: #008080;">(eşyanın hakikatine)</span></strong> akl-ı isti&#8217;mal <strong><span style="color: #008080;">(akıl kullanma)</span></strong> tarikiyle <strong><span style="color: #008080;">(yoluyla)</span></strong> ıttıla&#8217;ı <strong><span style="color: #008080;">(öğrenmeleri) </span></strong>mümkün olmamıştır. Ancak, kümmelin hazaratı <strong><span style="color: #008080;">(kamil/tekamül etmiş insanlar)</span></strong>, Allah ism-i cami-i&#8217;ne <span style="color: #008080;"><strong>(Allah&#8217;ın bilinen bütün isimlerine)</strong></span><span style="color: #000000;">ilahi zuhur ve tecellinin göründüğü yer</span> oldukları cihetle <strong><span style="color: #008080;">(olmaları bakımından)</span></strong>, Hakk&#8217;ın tenezzül-ü meratiblerini <span style="color: #008080;"><strong>(Hakk&#8217;ın tenezzül ettiği/indiği mertebeleri)</strong></span> nefislerinde zevkan müşahade ederler.&#8221;</em></p>
<p style="text-align: right;"><em>Muyhiddin İbn Arabi</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Üç bölümde yazdığım yazının son bölümüdür. </em></p>
<p><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/fususul-hikem-uzerine-i" target="_blank">Füsus&#8217;ul Hikem Üzerine (I)</a></em></p>
<p><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/fususulhikem2" target="_blank">Füsus&#8217;ul Hikem Üzerine (II)</a></em></p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: right;">
<p style="text-align: right;">
<p style="text-align: left;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/fususulhikem3/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

