Oca 2 2010

Yeni Yıl Yeni Mi Ki, Desenize!

Yaşlılık zor zanaat.

Kuzucuklarım biz bu 2010′a daha önce de girmemiÅŸ miydik? Hep aynı seneye mi giriyoruz nedir? Plak dönüyor da acaba sabit olan pikap iÄŸnesi biz miyiz?

Evet, bu cümleyi düşünüp düşünüp yeteri kadar moralinizi bozdu iseniz arkalara doğru ilerleyin canlarım. Burada kalabalık yapmayın.

Teee Ekim’den beri yazacağım da yazacağım. YaÅŸlılık jargonuna alışın artık siz de; kısmet bugüneymiÅŸ…

Arada neler oldu?

Ölüp ölüp dirildim; eÅŸraf da ölüp ölüp dirildi. Dirilikte karar kıldırdılar bizi ne sebepleyse… SaÄŸlık sorunları ÅŸimdilik terk eyledi; çok şükür.

Ondan sonra yüksek lisans bitirme tezimi bitireyim dedim; lakin o benim sosyal hayatımı bitirdi. Hoca da beğenmedi. Bazı yerlerde virgül koyacağıma noktalı virgül koymuşum ve daha bir çokları; fekat bu kusurları şubata kadar düzelteceğim. Süresi uzatılmış.

Sabaha karşı tufan koptu fena halde gök gürledi, yaÄŸmur yaÄŸdı. Gümbürtüyle uyandım zevk içinde. Takdir edersiniz ki zerrece korkum yok; oh dedim: Sonunda! Sonunda kıyamet kopuyor; yaÅŸasın! 2010′un ilk sevinci, belki de son sevinci olacak ve galiba sonunda herkes ölüyor! Tam neÅŸ-e içinde yatağımda dönüyordum ki baktım kıyamet kopmuyor.

Okumaya devam edin


AÄŸu 9 2009

Darkness, Darkness, Be My Pillow…

Aklıma geldi; ne güzel ÅŸarkıdır “Darkness Darkness”; önce buyrun burdan ve Robert Plant’ten dinleyin; sonra da benim derdime, tasama geçeriz…

Robert Plant Darkness Darkness

Robert PlantDarkness, Darkness, be my pillow, Take my head and let me sleep
In the coolness of your shadow, In the silence of your deep
Darkness, darkness, hide my yearning, For the things I cannot see
Keep my mind from constant turning, To the things I cannot be
Darkness, darkness, be my blanket, cover me with the endless night
Take away the pain of knowing, fill the emptiness with light
Emptiness with light now

Darkness, darkness, long and lonesome, Is the day that brings me here
I have felt the edge of sadness, I have known the depths of fear
Darkness, darkness, be my blanket, Cover me with the endless night
Take away this pain of knowing, Fill this emptiness with light now
Emptiness with light now

Darkness, darkness, be my blanket, cover me with the endless night
Take away this pain of knowing, fill this emptiness with light now
Oh with light now.
Darkness, Darkness, be my pillow, Take my head and let me sleep
In the coolness of your shadow, In the silence of your deep
In the silence of your deep
In the – oh oh yeah
In the summer baby
come on come on come on baby…

İçimden yine yalnızca gitmek üzerine bir şeyler yazmak  gelse de ne bu istek ne de bu konudaki yazma isteğim biteceğinden bu isteğe bir gem vurmak mecburiyetindeyim. Hem bana yine bir yolculuk görünüyor. Ne kadar şaşırtıcı değil mi? Bunun bir dışarıya olanı var; ki artık dış yolculuklardan bunaldım. İçeri yapılanının ise sürekli devam ettiğini söylememe gerek de yok tabii.
Okumaya devam edin


Tem 23 2009

Yafta ve Etiket

Hadi yafta ve etiket üzerine konuşalım.

o_no_sticker-p217530274630542107qjcl_400Aslında konuÅŸmak deÄŸil benim amacım. KonuÅŸmak iyi; ama bunu iÅŸteÅŸlikten yani “karşılıklı olmaktan” çıkarasım var. En azından bu konuda. İki çift de lafım var:

Birilerini bir yerlere dahil etmeye mi çalışıyorsunuz? Bir kategoriye girsin diye mi zorlayacaksınız birinin idrakini? Hani oraya buraya sığsın, tepersem belki ÅŸuraya sığar diye… Yok. Yapmayın! Özellikle tek noktadan bakacaksanız ve idrakiniz bütünü algılamaktan çok uzaksa sakın yapmayın!
Okumaya devam edin


Haz 7 2009

Dile Kulaktan BaÅŸka Talip Yoktur

“Dile kulaktan baÅŸka talip yoktur.”

“Aynı dili konuÅŸmak dostluÄŸa vesiledir. Aynı dili konuÅŸmayınca nasıl arkadaÅŸ olunur?”

“Dostundan ayrılan ne kadar konuÅŸsa da dilsizdir.”

Mesnevi’yi Okurken…

picture-652Bir kaç önemli konu geldi aklıma. Bunlardan ilki doÄŸru dinlemeden ne kadar uzak olduÄŸumuz. Mesnevi’de bu konunun üzerinde çok durulmuÅŸ. Daha ilk beyitlerinin birinde diyor ki “Dile kulaktan baÅŸka talip yoktur.” Ve bir de meÅŸhur söz “Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır.” var. Ben de derim ki keÅŸke birazı anlaşılsa ama doÄŸru anlaşılsa…

Okumaya devam edin


May 8 2009

Ne Biliyoruz Ki?

Kibirli Amerikalının “Yüzeysel” Sentezi

bleep_lg

Bir kaç haftadır bir şey yazamıyor olma nedenim ilgilendiğim konuların başka bir açılımıyla onları yeniden değerlendiriyor oluşum ve yazdığım şeyleri tekrar etmekten kaçınıyor oluşum.

Kısaca izlediÄŸim iki “belgeselimsi”den bahsetmek istiyorum.  Aslında üç : What The Bleep We Know, What The Bleep Down The Rabbit Hole ve çıktığı dönem en çok satanlardan olan ve filmi çekilen The Secret. İlk ikisini duymayan çoktur ama üçüncüsünü hemen herkes duymuÅŸtur diye tahmin ediyorum.
Okumaya devam edin


Nis 20 2009

Eklemeden Geçilemeyen

delusionalBir önceki yazımda bahsettiğim kitap sona erdi. Tüm kitabı özetle deseniz, eklemeyi asla geçiştiremediğim şu paragrafı yazmak çok anlamlı olur ve bu anlamlı sözler; tüm tasaların yok edilebileceğinin habercisi ve gerçeğidir :

Alıntılar – 5 –

“Bırakınız zihniniz (içinde arzuların izinin dahi bulunmadığı) Basitlik Mülkü’nde serazad (başı boÅŸ, akıldan kurtulmuÅŸ olarak) dolaşıp dursun. Hayat enerjiniz sınırsız sükunet ile tevhid olup (birleÅŸip) nefsinizin iÅŸe karışmasına izin vermeksizin hadisatın (olan biten ÅŸeylerin)doÄŸal seyrini takip etsin. İşte o zaman bütün alem kendiliÄŸinden yönetilecektir.”

Çuang Tzu, VII s. 294


Nis 15 2009

Lao-Tzu ve Gerçek İnsan

tao-anahtarGerçeğin ve ilimin sınırsızca tek kaynaktan, mekana ve zamana bağlı olmadan aktığı kesin. İlim nasıl olsa tek; ama farklı çağlardan ve farklı milletlerden çoğu zaman da çarpıtılarak süzülüyor. Bunların arkasındaki gerçeği bulmaksa, ne kadar çok şey bildiğinize bağlı olarak hem zorlaşıyor hem de kolaylaşıyor. Zamanla bilgiyi aldığınız kaynaklar ve takip edecekleriniz artıyor ve bilgi yavaş yavaş büyüyor. Böylelikle bilginin tasnifi ve gerçeğe indirgenmesi zorlaşıyor. Belirli bir alışkanlıktan sonra ise safsatalar kolaylıkla eleniyor ve ne aradığınızı daha iyi bilir hale geliyorsunuz.

Bütün bunlar böyleyken vaktinde Prof. Dr. Toshihiko İzutsu’nun kitaplarıyla tanıştım. Her ne kadar arkadaÅŸlar arasında “bir kitap okudum hayatım deÄŸiÅŸti” söylemiyle dalga geçmemiz meÅŸhur olsa da; bu kitaplar gerçekten de doÄŸru okuyanın hayatını deÄŸiÅŸtirir nitelikte. Åžimdi yine bunlardan birini okuyorum: Tao-culuk’daki Anahtar Kavramlar (İbn Arabi ile Lao-Tzu ve Çuang-Tzu’nun Mukayesesi) Bu kitabın içeriÄŸinden uzun uzadıya bahsetmeyeceÄŸim; zaten alınıp okunmayı fazlasıyla hakkeden bir kitap.
Okumaya devam edin


Mar 15 2009

Bütüncül Bakış

(FotoÄŸrafların hepsi 2008 Eylül’de  bulunduÄŸum Nepal, Tibet ve Butan’dan fotoÄŸraflar olup tarafıma aittir. İzinsiz kullanmayınız.)

Dinlerüstü ve Kuşbakışı

KiÅŸisel merakımdan kültürlerarası etkileÅŸimleri araÅŸtırıyorum. Özellikle doÄŸu ve uzakdoÄŸudaki kültürel ve dini etkileÅŸimler ve eski kültürlerle ilgileniyorum. Bazı inanç ve gelenek sistemlerine “din” demek bana biraz zor geliyor. Bunlardan bazıları din olarak kimilerinde kabul ediliyor; kimilerince edilmiyor.

picture-589Doğu ile batının sınırı kalın bir çizgiyle çizilmiş değil. Fazla batıya giden doğuya; fazla doğuya giden de batıya varır. Haddini aşan şeylerin tersine döndüğü rivayet edilir. Madde ve mananın; cisim ile ruhun zıtlığı ve birliğinden şüphe duymasam da; kişisel olarak bunlardan mana ve ruh daha çok ilgimi çekiyor. Çünkü madde ve cisim; mana ve ruhu kapsayamaz. Mana ve ruhun ise madde ve cismi reddetmesine gerek yoktur. Birbirinin karşısına koyulan bu kavramların uzantısı olarak batı ve doğu var. Karşılık olarak kafamda batı, akla ve cisme; doğu ise mana ve ruha oturmuş durumda. Batı tarafını derinlemesine incelemiş bulunmadığımdan; bildiğim kısmı anlatma taraftarıyım. Okumaya devam edin


Oca 29 2009

Füsus’ul Hikem Üzerine (III)

Anahtar Kavramlar Üzerine Bölüm 3 \  Bölüm 1 Bölüm 2

Önceki yazılara istinaden çok önemli olan “ödül ve ceza” kavramlarının üzerinde durmak istiyorum. Her yere ve yapıya yayılmış Tanrı, ödül veya ceza vererek kendini mi evrimleÅŸtiriyor?

Okumaya devam edin