Şub 14 2009

Aşk

Aşk. Tanımı üzerine kimsenin anlaşamadığı şey. Ne ve nasıl olduğu bilinmeden üzerine bu kadar çok kavga edilen şey. Artık stoklarda kalmadığı düşünülüyor.

Hemen herkes en büyüğünü yaşadığı kanısında. Kimisi yaşadığı şehveti aşk sanmakta. Kimisi cisme bağlı kalmakta; kimisi de aşkı sürekli bedenden soyutlamakta. Kim onun hangi parçasını yaşadıysa, o parçasına dahil aslında. Kendini tamamen uzak tuttuğunu düşünen bile tabiatı gereği aşka dahil.

1000069_62232349” Aşka inanmıyorum.” Bir de bunu tekrar edenler var; bunun marifet olduğu zannı içinde. Aşka inanmayan adam kendi tabiatını en az bilen adamdır. Gerçekte varoluşu, “aşk”ın kendisidir. Başka şeylerin kabulüne ya da farkına varamadığından aşkı küçümseyenler ve onu sınırlarının dışında tutanlar aslında kendisine gerektiği değeri asla veremeyecek olup kendini sınırlayanlardır. Burnunu ne kadar dik tutsa, ne kadar gururlu dursa da “gerçek”, “görüntü” ile değişecek şey değildir.

1078731_30866991Başkalarına ne söylediğimiz bazen düşündüğümüz şey olmayabilir. Önemli olan kendi kendimize kaldığımızda içten içe bize varan düşüncedir. Eğer yalnız kaldığınızda da ve kendinizle konuşmalarınızda, çevrenize baktığınızda aşkı göremediğinizi söylüyorsanız; o zaman tüm o bildiğiniz “kocaman” şeylere, deneyim dediklerinize bakın tekrar. Tutun gerçeğin çırasını. Atın o geçmişe. Kibriti çakın ve yakın kendinizi. Severken, küçülüp kendinizi kaybedemiyorsanız ve gururunuzu sevdiğini herhangi bir şey ya da kişi için kıramıyorsanız, böyle kaybedin kendinizi. Alevde.

“Çok denedim, her türlüsünü yaşadım, sonunda aşkın olmadığına karar verdim.” adlı talihsiz mezheptenseniz, o sevdikleriniz sizin için bir perde olmuş durmuştur. Kimsenin size katacağı hiç bir şey olmayacaktır. Ya testiniz çok yukardaysa da içine su dolmuyorsa? Sevdiğinizi düşündüklerinize baktığınızda hep aynı şeyleri görürsünüz. Gidenin yerine yenisini koyarsınız. Binlerce kişi değişse de karşınızda size bakan hep aynı “şey”dir. Siz onu görene kadar da tam da bulunduğu yerden bakmaya devam edecektir.

1115043_30957385Bir de arabeskçiler vardır bu hususta da her işte olduğu gibi. “Sevdim de ne oldu?” mezhebindekiler. Gizli saklıyı bulmak için  “çok kişiler”e gerek yoktur. “Az kişiler”i de çok sevmiş hatta derinden sevmiş olabilirsiniz. Yine de ulaşamadıklarınız varsa ve hep koşmanız gerekiyorsa aradığınıza, yanlış bir bağ ile kendinizi bağlamış olmayasınız sakın? Sevgi, kendinizi boğacak kadar derinleşiyorsa, size yeni bir can vermemesine, üzerinize ışıklar dökmemesine imkan yoktur.

1078729_34962438Gözleriniz sadece bakmaya değil görmeye de uygunsa; karşınızda perde yerine bir pencere duracaktır. İstediğiniz gibi kullanabilirsiniz onu. Güneşi de görürsünüz, ufku da.  Sevgi çarpar sizi. Üçle, beşle, onla, gerekirse binle… Çoğalırsınız. Saflaşırsınız sevginizde kendinizi yok saydığınızda. Öyle sevebildiğinizde kalkar perdeler. Ne siz kalırsınız ne de sizden gayrı olan öteki. Böyle kaybedin kendinizi. Sevgide.

Kimilerinin hep perdeye ihtiyacı olacaktır. Gözleri güneşe uygun olmadığından onlar için hep yağmurlu olacaktır hava. O zaman yine çekeceklerdir perdeyi. O olmazsa bu olsun. Bu olmazsa öteki… Şüphesiz, şüphesiz ki en büyüktür bunların “aşk dedikleri”!Büyük harflerle yazar onlar benliklerini ve harflerini.

Sorun şu ki, ufalmak lazım.

“Bir basamak daha çıkarsın.
Merdivenin bahsi sensin artık.
Kendi üstüne basarak çıkarsın sonuncuyu.”
25.08.08

İster tanıyın ister tanımayın. Aşk, her dakika doğuyor.

Dilerim bir gün de sizin için doğsun.

14.02.2009


Şub 10 2009

Bahar…

…Aslında istediğinizde gelir; istediğinizde gider.

1019551_51485438


Şub 10 2009

Karar

Karar. Seçim.

Bir karar vermiş olabilirsiniz.

Ya da sizin için bir karar verilmiş olabilir.

Ya da öyle olduğunu zannediyor olabilirsiniz.

Ya da bir karar verdiklerini zannediyor olabilirler.

İşin aslı şudur: Yeni verilmiş bir karar yoktur.

Halbuki seçim gibi görünen şeyler, ya da birilerinin verdiği bir karar gibi görünen şeyler, aslında yeteneğinizi açığa çıkarmanız ya da yeteneksizliğinizle başbaşa kalmanız için çizilmiş olan yolun sarsıcı kısımlarıdır.

Sarsılın ya da sarsılmayın, hep o yolda yürürsünüz. Sizin için çizilecek yeni bir yol da olmayacak aslında.Ama yolda gittiğinizi bir an olsun hissederseniz; işte o, sizin seçim yaptığınızı ya da karar verdiğinizi düşündüğünüz andır.Halbuki sapaklara varıldığında, yolun yönü değişirken şunu bilmezsiniz: O yol mutlaka gideceği yöne gidecek.

Başta “Kuzeye gidecektim ben niye güneye gidiyorum?” dersiniz.

Süre geçer.

Kuzey eskisi gibi çekici gelmemektedir. Kuzey soğuk gelmektedir.Güneye gitmeye niyetiniz yoktur.

Süre geçer.

Doğunun çekiciliği hoş gelmeye başlar. Oranın gizemini beğenirsiniz bir süre. Çevirirsiniz rotanızı oraya. Atlar bir süre doğuya koşar.

Süre geçer.

Batının akılcılığı? Gerçekçiliği, düzeni? Burayı ziyaret etmemek olmaz. Ya aradığınız orasıysa?

Süre geçer.

Güneye varırsınız. Hep varmanız gereken yerin güney olduğunu anlarsınız.

İşte bunun gibidir insanoğlunun verdiği karar.

Kısa vadede hata varmış gibi görünür. Orta vadede yeni şeyler düşündürür. Uzun vadede ise her şey olması gerektiği yerdedir.

Bekleyin.

rail


Şub 8 2009

Olasılıksız

Korkudan. Bunun için olasılıksızlık üzerine kurulur ancak bir dünya. Bunun için “mümkün mertebe” tetiktedir insan. Bunun içindir acı bekleyişleri. Ayar biraz bozuksa hemen frekans değiştirir bilinen insan.
“En seçilmez” seçilerek, olası seçenekler elenir. Hem olumsuz ya da olanaksızda reddedilmez bir zenginlik, kaliteli bir ses bulunduğu doğrudur.”Olmayacak” deniyorsa ki bu geleceğe ait şimdiki zaman bilgisidir; bu bilgi kaçışı çoğu zaman beraberinde getirecektir.
“Olasılıksız” çabuk yüceltilir. Ona çabuk bağlanılır. Sonunda hüsran yoktur ki… Selamet  belirtisi, tuzlu bile olmayan gözyaşları vardır sadece belki. Farzı mahal, bir yaraya değseler bile; acıtmazlar. Sona çabuk varırlar. Verecekleri en büyük sıkıntı, derin olmayan bir kesik yarası kadardır. Olanaksızı seçme, olacakların kontrolü değilse nedir? Kendini sağlama alma, sipere saklanma telaşı mı yoksa?
İçten içe sonu bilmek, insan sezgilerinin önemi konusunda düşündürücü olmaktadır. Herhangi bir bağının olduğu insanlardan hangisiyle ilgili olarak sorduğun sorularda kendini yanılttın? Ne zaman kendine yalanını yakaladın? O yüzden ya cevabı bilme; ya da bildiğin cevaba ihanet etmeye çalışma içinde…
30.01.04
impossible


Şub 7 2009

Dikkat Didaktiktir!

adalet

İnsanların anılarına duydukları saygı ölçüsünde özsaygılarının belirlendiğini düşünüyorum. Anılarına karşı saygılı olmayan insanın kendiyle ilişkisinin çok zayıf kalacağı aşikar.

Hayatta her şeyle ve herkesle olan ilişkiler bitebiliyor. Bana kalırsa bu durumda pek hayıflanacak bir yan da yok. Çok sevdiğimiz şeylere ve kişilere çok zaman hoşçakal ya da güle güle demek zorunda kalıyoruz. Demek zorunda kalmayan yoktur sanırım. Asıl dikkat çekici nokta şu olmalı:

Okumaya devam edin


Oca 31 2009

Monadoloji

no20handsra3

İşte bu noktada, birleşikler basit tözlerin sembolleri haline gelir. Çünkü, bütün evren her yönden bütünüyle birbirine bağlı olan maddelerle dolu olduğundan ve bu doluluktaki her hareket uzakta bulunan cisimlere ve bu cisimlerin uzaklığıyla orantılı bir etkide bulunduğndan her cisim yalnız kendine dokunan cisimleri duyumlamakla kalmaz, kendine doğrudan dokunan cisimlere dokunan cisimleri de duyumlar.Dolayısıyla bundan, bu iletişimin istediği her uzaklıktaki cisme ulaşabildiği sonucu çıkar.

Okumaya devam edin


Oca 31 2009

Pusula

Yaşayıp yaşayıp bir gün bakmışsınız; bir yerlere çıkmışsınız istemeden. Kalbinizin ortasına yerleştirilmiş olan pusulayı kullanır hale gelmişsiniz. Hatta tüm kederinizin o gizli pusulayı çok geç kullanmaya başladığınızdan kaynaklandığını anlarsınız.Bir de bunu dile getirmeyi bıraktınız mı tamam demektir. Zira pusula, hep doğruyu söyler. Karşı taraf biraz saptı mı gerçekten, ayna gibi parlak olan gözlerinize bakılarak söyleniyorsa yalan, pusula başlar titreşmeye.Yalancının kaçacak yeri yoktur. Ne gülünçtür küçük kurnazın karşısındakini saf sanması.

Hiç yalan söylemeyen bilir yalan söyleyeni.
Hiç korkmayan görür korkağı.

Öyleyse buyrun tekrar gelin,
Tekrar küçük düşürün kendinizi.
Söylenmiş ne kadar yalan varsa; kendinizi tenzih etmeyiniz; bilinmektedir hepsi!

Okumaya devam edin