<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ezgi'nin Günlüğü &#187; Nesir</title>
	<atom:link href="http://ezgi.murekkep.org/kategori/edebiyat/nesir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ezgi.murekkep.org</link>
	<description>"Bir son yoktur asla, sonun tasarlanmış zenginliği vardır."</description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Jul 2010 09:12:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Ay</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/ay</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/ay#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 00:39:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[Ay Halkası]]></category>
		<category><![CDATA[ayna]]></category>
		<category><![CDATA[Hale]]></category>
		<category><![CDATA[Hale Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Kilyos]]></category>
		<category><![CDATA[Moon Circle]]></category>
		<category><![CDATA[Tülin]]></category>
		<category><![CDATA[Tülin Anlamı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=2223</guid>
		<description><![CDATA[Seneyi geçmiştir belki. &#8220;Ben tülin gördüm.&#8221; Pek çok kişi isminin anlamını bilmez. Bilmeyen pek çok insana rastladım. Anlamını bilmediğim bir isim varsa mutlaka sorarım; ordan biliyorum. İsminin anlamını ya da benzer kelimelere niye benzediğini merak bile etmemiş bir çok insan var. Eminim tülinin anlamını bilmeyen bir sürü &#8220;Tülin&#8221; vardır&#8230; Geçen sene bu zamanlardan biraz erkendi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Seneyi geçmiştir belki.</em></p>
<p><strong><em>&#8220;Ben tülin gördüm.&#8221;</em></strong></p>
<p><em><img class="alignleft size-full wp-image-2227" title="tülin" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/02/tülin.jpg" alt="tülin" width="270" height="193" />Pek çok kişi isminin anlamını bilmez. Bilmeyen pek çok insana rastladım. Anlamını bilmediğim bir isim varsa mutlaka sorarım; ordan biliyorum. İsminin anlamını ya da benzer kelimelere niye benzediğini merak bile etmemiş bir çok insan var. Eminim tülinin anlamını bilmeyen bir sürü &#8220;Tülin&#8221; vardır&#8230;<br />
</em></p>
<p><em>Geçen sene bu zamanlardan biraz erkendi belki. Ben Kilyos taraflarındaydım. Aile dostlarımızın evindeydik. Muhabbet, şarap, yemek; her şey çok güzeldi. Karadeniz ayazının Kilyos&#8217;a varması sayesinde hava, oldukça soğuktu. Geç saatte dönülüyordu.</em></p>
<p><em><span id="more-2223"></span></em><em>Bahçe merdivenlerinden adımımı sokağa ilk ben attım. Sokakta beklenmedik bir ışık vardı. Tuhaf bir parıltı hissettim üzerimde. Yanınızda kimse yoktur; ama sanki biri vardır yine de&#8230;  Çok nadiren böyle bir hisse kapılırım. O anlardan biriydi. Kafamı büsbütün yukarıya kaldırdım ve</em></p>
<p><strong><em>&#8220;Tülin gördüm.&#8221;</em></strong></p>
<p><em>Hayatımda gördüğüm şeylerden pek azı bu kadar etkileyiciydi. Fotoğraf makineme davrandım; ama makinenin gördüğümü çekmesi imkansızdı. Şehirden uzaklığından faydalanan ay, koskocaman olmuştu. Çevresinde bembeyaz, acayip bir ışık&#8230;  Tülin! Perspektif olarak bir kubbeye bakıyor gibiydim. Bir binanın külahına benziyordu görüntü. Çarpan, kesinlikle alkol değil; dolunaydı. Hale beni çarpmıştı. </em><em>Eminim, &#8220;hale&#8221;nin anlamını bilmeyen bir sürü &#8220;Hale&#8221; vardır&#8230;<br />
</em></p>
<p><em>Görüntünün üzerine bir yazı yazdığımdan günün tarihini bulabildim: 12.12.08 </em></p>
<p><em>Gerçekten de bir seneyi biraz geçmiş.  Yazdığımın sonu şöyle bitmiş:</em></p>
<p><strong><em>Ayna döner.<br />
Ay gösterir.<br />
Ayna size,<br />
Ay bana.</em></strong></p>
<p><em>***</em></p>
<p><em>Tabii ki ayın anlattıklarının bana kalması gerekliliğiyle yazının bu kadarını kafi buldum buraya yazmak için. </em></p>
<p><em>O an, hayatımda sanki aydınlanacak hiç bir şey kalmamıştı. Geçtiklerim, yolum ve durağım daha ışıklı olamazdı. Gizem, özlem ve gelecek de yoktu. Yalnız &#8220;hale &#8221; vardı; bir de benim görüntüm.<br />
</em></p>
<p><em>Öyle hissettim. </em></p>
<p><em>O ışıklı halkaya karışıp gitmek istedim. </em></p>
<p><em>Niye gidemedim?<br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/ay/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyi Kötü Bir Şeyler</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/iyi-kotu-bir-seyler</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/iyi-kotu-bir-seyler#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2010 01:01:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlaksızlık]]></category>
		<category><![CDATA[İyi]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz]]></category>
		<category><![CDATA[Derin]]></category>
		<category><![CDATA[Kötü]]></category>
		<category><![CDATA[Mihenk]]></category>
		<category><![CDATA[Mihenk Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[Mutsuz]]></category>
		<category><![CDATA[Sığ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=2193</guid>
		<description><![CDATA[Nerede iyi, gerçekten iyi bir kişi görsem biliyorum ki mutsuz. Nerde iyi niyet bolluğundan kaygısızlaşmış; eli açık, gönlü açık birini görsem yine biliyorum ki mutsuz. Nerede kötü, hatta iyilikle kötülüğün ayırdını artık yapamayacak halde olup bunu da bir takım felsefemsi kapaklarla satmaya çalışan birini görsem biliyorum ki &#8220;işleri tıkırında&#8221;. Keşke gerçekten iyi ve kötü ayrımının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-2207" title="su" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/01/su-261x300.jpg" alt="su" width="261" height="300" />Nerede iyi, gerçekten iyi bir kişi görsem biliyorum ki mutsuz. Nerde iyi niyet bolluğundan kaygısızlaşmış; eli açık, gönlü açık birini görsem yine biliyorum ki mutsuz.</em></p>
<p><em>Nerede kötü, hatta iyilikle kötülüğün ayırdını artık yapamayacak halde olup bunu da bir takım felsefemsi kapaklarla satmaya çalışan birini görsem biliyorum ki &#8220;işleri tıkırında&#8221;.</em></p>
<p><em>Keşke gerçekten iyi ve kötü ayrımının göründüğü gibi olmadığını derinlemesine biliyor olsalar veya keşke başka bir düzeyde iyi ve kötü ayrımının gerçekten de başka olduğunu hissetmiş olsalar&#8230;</em><br />
<span id="more-2193"></span><br />
<em></em><em>İyi ve kötü demek, her şeyi ikiye bölmek, ak ve kara demek elbette ki istenen bir iş değil. Fazla derinine inerseniz; iyi ve kötü, güzel ve çirkin, ahlak ve ahlaksızlık&#8230; Bu karşıtlıklar eriyip yok olur. Biri diğerinin içinde değişir durur ve aynı anda ikisi aynı suya akar gider.</em></p>
<p><em>Başkalarının kötülükleri, ahlaksızlıkları, akılsızlıkları,suçlamaları, yargılamaları için ne zaman kayıtsızlık halinde kalabilirseniz ya da ne zaman toplumun &#8220;genel geçer iyi&#8221;si sizin için &#8220;pek fena sınıfta kalır&#8221; hale gelirse, sizi sevmediğini bildiğiniz birini önyargısız dinleyebilirseniz, ne zaman kendinizi &#8220;sosyal&#8221; bir tehlike anında ya da bir şeyleri kaybetmek pahasına da ortaya koyabilirseniz; o zaman verdiğiniz karar, karardır; söylediğiniz söz, sözdür. Karar verirken kendinizi kayırmazsanız ve kendinize taraftar aramazsanız o zaman size güvenilebilir.</em></p>
<p><em>Ne zaman ki suçlu olan da, mutlu olan da, yanlış davranan da, bencil olan da sizsiniz; o zaman bunların tümü geçicidir ve mihenk sizsiniz. Ne zaman ki yanlış olan o, bu, şu veya onlar ise o zaman hiç uğraşmayın. Daha da basitini söyleyivereyim: <strong>Ne zaman ki olan biten sizsiniz; mihenk sizsiniz. Ne zamanki olan biten sizden gayrı, mihenk sizden gayrı. </strong>Başkası ve hatası sizden gayrıysa yüzyıllardır sıradan olanın her zerresine yazılmış olan iyi-kötü ayrımı sizin için vardır ve olmalıdır.</em></p>
<p><em>İyi ve kötü işin özünde aynı denize dökülür. &#8220;Deniz&#8221;lik durumunda iyi-kötü, ahlak ve ahlaksızlık ayrımı yoktur; çünkü su kendi içinde ayrışmaz. Lakin sığ su &#8220;deniz&#8221; gibi değildir; çabuk pislenir. Sığ bir su birikintisi, gerçek bir &#8220;deniz&#8221; olma hayalinde olabilir. Henüz göl bile olamadan doğrudan sonuca giderek başkalarından yarım yamalak duyduğu şeyleri tekrar edip kendini rahatlatabilir: &#8220;Benim için iyi-kötü yok; ahlak-ahlaksızlık yok&#8221; diyebilir. Bunları lafta söyler; yetmezmiş gibi hemen akabinde de başkasının hayatını yargılama işine koyulur.  Birebir &#8220;o kişi ya da öteki&#8221; olduğunda ne yapacağından eminmiş gibi &#8220;dışında kalanı&#8221; eleştirir durur.</em></p>
<p><em>Su birikintilerinin yanıldıklarını düşünüyorum; bence sığ su birikintileri deniz değildir ve &#8220;uçsuz bucaksız&#8221; numarası yapmak onların görünümünü pek değiştirmiyor. Onlar, son damlalarına kadar iyi-kötü, ahlak ve ahlaksızlık ayrımına yapışmalılar.</em></p>
<p><em>Başkalarına zararı dokunan, başkalarının açıkça kötülüğünü isteyen, başkalarının mutluluğunu fazla bulanlar için iyi-kötü ayrımı olmalıdır. Onların ilkil engeli &#8220;iyi ve kötü&#8221;dür ve bunu su birikintisi iken ne yapsalar aşamazlar. Çok daha fazla su damlası biriktirmeleri gerekir. Çok daha fazla yaşam biriktirmek ya da başkalarınınkini harcamak, onlar içindir.</em></p>
<p><em>Başkalarına faydası dokunan, başkalarının açıkça iyiliğini isteyen ve başkalarının mutluluğunu az bulanlar için iyi-kötü ayrımı olsa ne olur olmasa ne?  Onlar için, seyahatlerinde yol yemeği olarak bulunacak kesin bir şey vardır: Daha fazla acı. Onların ilkil engelleri budur.  Onların mihenkleri başkalarının &#8220;iyi-kötü&#8221; algısı değil, bizzat kendileridir. Fakat onlar için iyi-kötü ayrımı hiç olmadı diyemeyiz. &#8220;Zamanla kayboldu&#8221; diyebiliriz.</em></p>
<p><strong><em>Çok daha fazla su damlası dağıtmak, yalnız onlar içindir.</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/iyi-kotu-bir-seyler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Yıl Yeni Mi Ki, Desenize!</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/yeni-yil-yeni-mi-ki-desenize</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/yeni-yil-yeni-mi-ki-desenize#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Jan 2010 17:11:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Mizah]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[2010]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Manço]]></category>
		<category><![CDATA[Nane Limon Kabuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniyıl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=2179</guid>
		<description><![CDATA[Yaşlılık zor zanaat. Kuzucuklarım biz bu 2010&#8242;a daha önce de girmemiş miydik? Hep aynı seneye mi giriyoruz nedir? Plak dönüyor da acaba sabit olan pikap iğnesi biz miyiz? Evet, bu cümleyi düşünüp düşünüp yeteri kadar moralinizi bozdu iseniz arkalara doğru ilerleyin canlarım. Burada kalabalık yapmayın. Teee Ekim&#8217;den beri yazacağım da yazacağım. Yaşlılık jargonuna alışın artık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Yaşlılık zor zanaat.</em></p>
<p><em>Kuzucuklarım biz bu 2010&#8242;a daha önce de girmemiş miydik? Hep aynı seneye mi giriyoruz nedir? Plak dönüyor da acaba sabit olan pikap iğnesi biz miyiz?</em></p>
<p><em>Evet, bu cümleyi düşünüp düşünüp yeteri kadar moralinizi bozdu iseniz arkalara doğru ilerleyin canlarım. Burada kalabalık yapmayın.</em></p>
<p><em>Teee Ekim&#8217;den beri yazacağım da yazacağım. Yaşlılık jargonuna alışın artık siz de; kısmet bugüneymiş&#8230;</em></p>
<p><em>Arada neler oldu?</em></p>
<p><em>Ölüp ölüp dirildim; eşraf da ölüp ölüp dirildi. Dirilikte karar kıldırdılar bizi ne sebepleyse&#8230; Sağlık sorunları şimdilik terk eyledi; çok şükür.</em></p>
<p><em>Ondan sonra yüksek lisans bitirme tezimi bitireyim dedim; lakin o benim sosyal hayatımı bitirdi. Hoca da beğenmedi. Bazı yerlerde virgül koyacağıma noktalı virgül koymuşum ve daha bir çokları; fekat bu kusurları şubata kadar düzelteceğim. Süresi uzatılmış.</em></p>
<p><em>Sabaha karşı tufan koptu fena halde gök gürledi, yağmur yağdı. Gümbürtüyle uyandım zevk içinde. Takdir edersiniz ki zerrece korkum yok; oh dedim: Sonunda! Sonunda kıyamet kopuyor; yaşasın! 2010&#8242;un ilk sevinci, belki de son sevinci olacak ve galiba sonunda herkes ölüyor! Tam neş-e içinde yatağımda dönüyordum ki baktım kıyamet kopmuyor.</em></p>
<p><em><span id="more-2179"></span></em></p>
<p><em>O saat bu saattir &#8220;Allah&#8217;ım Neden Ben?&#8221; isimli felsefe kitabını okuyorum.  Cevapları bulamadığım için referanslara bakıyorum: 1936; Çünkü İşte Öyle, 1945; Onlar Da Hep Çocuktular, Büyümeselerdi Bari, 1984; Ama George Orwell Değil Çok Şükür; 1968; Bırakınız Yapsınlar, Bırakınız Geçsinler Yazarı: Simit Adam; 1972; Hatasız Kul Olmaz Fakat Sen Yine de Seveceksin Diye Bir Kaide Yok, 1981; Hoş Gör Sen Affet Gitsin Aldırma; 1980; Ne Olursan Ol Sakın Gelme (Hazır değilim, çok uzaktayım çok; bir şarkı var aklımda söylemesi ayıp.) 1983; Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın, 1999; Akşam Oldu Hüzünlendim Ben Yine, 2002; Yine Yeşillendi Fındık Dalları, 2007; Sana Gitme Demeyeceğim Fekat Kal Dediğimi Hiç Hatırlamıyorum ya Lavin, 2008; Ak Akçe Kara Gün İçindir, 2009; Eski adamlar doğruyu söylemiş bir çiçekle bahar olmaz, nane limon kabuğu bir güzel kaynasın aman hah hah hah hah. 2010; Oldu Mu O Kadar Yok Artık Daha Neler.</em></p>
<p><em>Onca yılı devirdim, koskoca yirmi beş yaşıma geldim; düşünün artık, ne kadar yaşlıyım ve tek bir kimseyi özlemekteyim sayın seyirciler:</em></p>
<p><em>Barış Manço.</em></p>
<p><em>Açık konuşayım; 2010&#8242;dan istediğim öte beri yok. Çer çöp getirmesin koyacak poşet kalmadı. Naylonlar çevreye zarar veriyor. Getirecekse pırlantalar, inciler getirsin. Aklınıza ilk olarak para  geldi ise demek maddiyatçısınız beni hiiiiiç suçlamayın. Ben mana alemini kast etmiş idim.</em></p>
<p><em>Efenim 2010 olmuş, 1879 olmuş ve hatta 1946&#8230; Benim için hiiiiç fark etmez. Beklediğim tek bir zaman var.  O gün tüm tecahül-i arif sanatkarları karşıma dizilecekler. &#8220;Eeee neymiş, neymiş? Nasılmış işin aslı?&#8221; diye soracağım. Dövüne dövüne anlatacaklar&#8230; Fekat bu esnada ben çok uzaklarda olacağım&#8230;</em></p>
<p><em>O vakte kadar ifade etmek istediğim hakikat ise şundan ibarettir:</em></p>
<p><em>Arifler için geliyor;</em></p>
<p><em>Eski adamlar doğruyu söylemiş<br />
Bir çiçekle bahar olmaz<br />
Kişi kendini bilip sağa sola sormalı<br />
Can pazarı bu oyun olmaz<br />
Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü<br />
Sonunda şifayı kapıp da şaşırınca<br />
Cana gel beni dinle iyi yaz<br />
Defteri kalemi al iyi yaz<br />
Nane limon kabuğu bir güzel kaynasın aman<br />
Ha ha ha ha ha içine hatmi çiçeği biraz tere otu katasın aman<br />
Ha ha ha ha ha hatta biraz tarçın bir tutam zencefil aman<br />
Ha ha ha ha ha bin derde deva geliyor biraz daha sabret güzelim<br />
Ha ha ha ha ha hapşu<br />
Çok yaşa<br />
Sen de gör<br />
Rahat ve iyi yaşa!</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/yeni-yil-yeni-mi-ki-desenize/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzakdoğu Dövüş Filmleri</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/uzakdogu-dovus-filmleri</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/uzakdogu-dovus-filmleri#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Aug 2009 21:48:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[2046]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Çiçeğin Laneti]]></category>
		<category><![CDATA[Ang Lee]]></category>
		<category><![CDATA[Ünlü Sanat Yönetmenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[Çin Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Butan]]></category>
		<category><![CDATA[Crouching Tiger and Hidden Dragon]]></category>
		<category><![CDATA[Curse of The Golden Flower]]></category>
		<category><![CDATA[Fearless]]></category>
		<category><![CDATA[Hero]]></category>
		<category><![CDATA[House of Flying Daggers]]></category>
		<category><![CDATA[Jade Warrior]]></category>
		<category><![CDATA[Jet Li]]></category>
		<category><![CDATA[Kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[Karate Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kore Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Koreografi]]></category>
		<category><![CDATA[Martial Arts]]></category>
		<category><![CDATA[Milarepa]]></category>
		<category><![CDATA[The Banquet]]></category>
		<category><![CDATA[The Promise]]></category>
		<category><![CDATA[Tibet]]></category>
		<category><![CDATA[Uzakdoğu Dövüş Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Uzakdoğu Savaş Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Uzakdoğu Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Warriors of Heaven and Earth]]></category>
		<category><![CDATA[Wu Ji]]></category>
		<category><![CDATA[Zhang Yimou]]></category>
		<category><![CDATA[Zyang Ziyi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=2139</guid>
		<description><![CDATA[İlgilenenler için kung-fu filmleri ile ilgili bir kaç bir şey yazabilirim; çünkü iyi olanların hepsini izlemiş bulunuyorum. Türkiye&#8217;de erişimi olan ve haberdar olduğumuz tüm Uzakdoğu dövüş filmlerini tamamladım. Bir zamanlar Kore ve özellikle Güney Kore sinemasına odaklanmıştım ve iyi örneklerin çoğunu izlemiştim. Şimdi de aynı şekilde Çin efsanelerine dayanan ve geneli Çin yapımı olan Hero, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-2159" title="cthd" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/cthd-233x300.jpg" alt="cthd" width="233" height="300" />İlgilenenler için kung-fu filmleri ile ilgili bir kaç bir şey yazabilirim; çünkü iyi olanların hepsini izlemiş bulunuyorum. Türkiye&#8217;de erişimi olan ve haberdar olduğumuz tüm Uzakdoğu dövüş filmlerini tamamladım. Bir zamanlar Kore ve özellikle Güney Kore sinemasına odaklanmıştım ve iyi örneklerin çoğunu izlemiştim. Şimdi de aynı şekilde Çin efsanelerine dayanan ve geneli Çin yapımı olan <strong>Hero, Crouching Tiger Hidden Dragon ve House of Flying Daggers</strong> gibi çok bilinen ve çok başarılı filmlerin ardından pek duyulmamış (en azından buralarda), kıyıda kalmış aynı tarz filmleri araştırmaya başladım.</em><br />
<span id="more-2139"></span><br />
<em></em><em><img class="alignright size-medium wp-image-2162" title="HOUSE OF FLYING DAGGERS" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/HOUSE-OF-FLYING-DAGGERS-252x300.jpg" alt="HOUSE OF FLYING DAGGERS" width="252" height="300" />Bir kere öncelikle üstteki üçlüyü kesinlikle izlemelisiniz. Bu tarz dövüş filmleri, erkekler için yapılmış gibi görünse de işin aslı kesinlikle öyle değil. Hatta bazılarında feminist duruşlar bile var. &#8220;Savaş sanatları&#8221;nın daha çok &#8220;sanat&#8221; kısmı üzerinde durulmuş ve dövüş sahnelerinde kan ve şiddetten çoğu zaman eser yok; hareketlerin düzenlenmesi ve açı hesaplamaları insana bir dans gösterisi izlediği izlenimini veriyor. Dolayısıyla bu tarz filmlerde <span>koreografiden bahsedebiliriz. Zaten bu filmlerin özel tarafları; abartılı anlatımlarının yanında; dövüş sahnelerindeki estetik, renklerin canlılığı ve çevrenin görkemi, savaş ve dans sahnelerindeki koreografi, çoğunda  bulunan saray dekorları, kostümler&#8230; Çoğu zaman dövüş sahnelerindeki estetiğe fazla kaptırabilir; o renkler, kostümler ve müziklerle ne izlediğinizi unutabilirsiniz. Dolayısıyla bu tarz filmleri sıradan kung-fu ya da dövüş filmlerinden ayırmak gerekiyor. Özellikle <strong>Zhang Yimou&#8217;nun</strong> ve <strong>Ang Lee&#8217;nin</strong> bu tarzda çektikleri hiç bir filmi kaçırmamak gerekiyor. <strong>Hero</strong> ve <strong>House of Flying Daggers,</strong> Zhang Yimou&#8217;nun yönetmenliğinde; dört Oscar&#8217;lı <strong>Crouching Tiger Hidden Dragon</strong> ise <strong>Brokeback Mountain ve Lust, Caution&#8217;dan</strong> da tanıdığımız <strong>Ang Lee&#8217;nin</strong> yönetmenliğinde çekilen filmler&#8230; </span></em></p>
<p><em><span><img class="alignleft size-medium wp-image-2157" title="4d5myxt" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/4d5myxt-300x225.jpg" alt="4d5myxt" width="300" height="225" />Bu üç film bahsettiğim tarzın en başarılıları sayılabilir. Diğerlerine göz atmak gerekirse; bunlardan sonra benim için <strong>Xiaogang Feng&#8217;in</strong> yönettiği</span><span><strong> </strong>bir Hamlet uyarlaması olan<strong> The Banquet</strong> gelir. Görsel olarak yine çok başarılı filmlerden biriydi. </span><span><strong>Zhang Yimou&#8217;nun</strong> yönettiği<strong> </strong></span><span><strong>Curse of the Golden Flower </strong>adıyla çevrilen filmi ise yine sanat yönetmenliği açısından dahiyaneydi; ancak film sonu bakımından bana kalırsa oldukça zayıftı. Yalnız şöyle bir durum var;<em> </em></span></em><em><span>insan </span></em><em><span>senaryoya ya da bağlantılara çok fazla takılmadan bu filmleri izleyebiliyor. Çünkü çekimlerdeki renk cümbüşü ve simetri düşkünlüğü, bu güzellikleri izleme isteği yaratıyor. </span></em></p>
<p><em><span><img class="alignright size-medium wp-image-2163" title="MV5BMTU5NTkyNzU4M15BMl5BanBnXkFtZTYwNzUzNjU3._V1._SX485_SY370_" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/MV5BMTU5NTkyNzU4M15BMl5BanBnXkFtZTYwNzUzNjU3._V1._SX485_SY370_-300x228.jpg" alt="MV5BMTU5NTkyNzU4M15BMl5BanBnXkFtZTYwNzUzNjU3._V1._SX485_SY370_" width="300" height="228" />Filmleri beğeni sıralamama göre yazmaya devam ediyorum: Sırada <strong>The Promise</strong> olarak çevrilen <strong>Wu Ji</strong> var. Bu filmde &#8220;kader&#8221; sorgulanmış; savaş sahneleri üzerinde pek fazla durulmamış; öyküdeki fantazi dozu diğerlerine göre daha yüksek ve anlatım daha masalsı. Estetik savaş sahneleri bu filmde pek yok. Masal yönü daha ağır olduğundan diğer filmlerin bana göre biraz gerisinde kalıyor. Zaten bu filmlerin tamamını aynı kategoriye sokmak oldukça zor. Kimilerinde aşk, kimilerinde savaş, kimilerinde entrika, kimilerinde hepsi birden ağır basıyor. Bu kategoriyi geniş tutarsanız Jet Li filmlerinin bazılarını da zevkle izler bulabilirsiniz kendinizi. Filmleri araştırmanın ve iyilerini seçip izlemenin sonu gelmiyor.</span></em></p>
<p><em><span><img class="alignleft size-medium wp-image-2161" title="hofd_21" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/hofd_21-300x198.jpg" alt="hofd_21" width="300" height="198" />Devam edelim; daha sonra <strong>Warriors of Heaven and Earth</strong> var ki o da fantastik sanatsal dövüş filmleri kategorisinin biraz dışında kalan bir film. Dolayısıyla benim ilgimi çok fazla da çekmedi. Türklerle savaş halinde bulunan Tang Hanedanlığı anlatıldığı için ilgimi çekmişti. Onu çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Sıralamamın sonunda ise <strong>Jade Warrior</strong> isimli Çin-Fin ortak yapımı bir film bulunmakta. Başlangıcı oldukça iyi olan bu film sonlarına doğru tamamen sürrealizme geçiş yaptı ve estetik açısından yukarda bahsi geçen filmler kategorisine girmiyor. Yine de Çin ve Finlandiya arasında  nasıl bir bağlantı olduğunu merak ediyorsanız izleyebilirsiniz; fakat film bu konuyu da muğlak bırakıyor. </span></em></p>
<p><em><span><img class="alignright size-medium wp-image-2164" title="wuji_03" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/wuji_03-300x185.jpg" alt="wuji_03" width="300" height="185" />Bu arada hepsini izledim demiştim; ama yazarken unuttuğum şeylere film sitelerinden bakarken fark ettim ki hala iyi örnekler var ve aramaya devam edilebilir. Örneğin Jet Li filmi olan <strong>Fearless</strong> &#8230; Bir de dövüş filmi olup olmadığını bilmemekle birlikte Milarepa isimli filme rastladım. Film Butan&#8217;da çekilen bir Tibet filmi. Sadece bu bile benim açımdan merak uyandırıyor. Bulabilir isem onu da izlemeyi düşünüyorum.</span></em></p>
<p><em><span><img class="alignleft size-medium wp-image-2160" title="hero-1" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/hero-1-300x195.jpg" alt="hero-1" width="300" height="195" />İzlediklerim içinden kendi sıralamamı vermiş bulundum. Herkesin sıralaması değişecektir. Kimileri bu fantastik, sanatsal dövüş filmlerinden hiç keyif almayabilir; bu da çok doğal. Zira izleyecekseniz suyun üzerinde yürüyen ve dağların üzerinden uçan kılıç ustalarını doğal karşılamanız gerekmekte. Çinliler efsanevi savaşçılarını ve kılıç ustalarını yarı-tanrı olarak tasvir ettiklerinden filmlerdeki karakter yorumlamaları gerçeküstü; fakat şuna dikkat etmek gerekir ki Çin filmlerinin &#8220;belirli bir tarzı&#8221; var. Yüksek bütçe ile çekilenlerdeki görsellik ve koreografi çok üstün. Bu tarz bir kaç film izleyince &#8220;keşke&#8221; dedim. Keşke, Türk filmlerinde de ulusal bir tarz olsa idi; bu kadar destanı, tarihi, kültürü, güzelliği olan bir ülke ve milletten olan yansımalar kuvvetli olsaydı&#8230;<br />
</span></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/uzakdogu-dovus-filmleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>16</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;un Karşılıksız Aşkı</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/istanbulun-karsiliksiz-aski</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/istanbulun-karsiliksiz-aski#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2009 10:55:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul'un Karşılıksız Aşkı]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Gitmek]]></category>
		<category><![CDATA[Keyif]]></category>
		<category><![CDATA[photoblog]]></category>
		<category><![CDATA[Platonik Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Sarıyer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1942</guid>
		<description><![CDATA[Artık eminim. İstanbul platonik bana. Niye bırakmasın yoksa peşimi? Hazirandan beri; taaa hazirandan beridir gitmeye çalışıyorum burdan. Olmuyor. Çoğunlukta kötü haberlere bağlı olarak burda kalıp duruyorum. Gidemiyorum. Gitmeyi çok istediğimden olabilir mi? Olabilir; bilemiyorum. Dışardan gezmedeyim, keyifteyim gibi görünüyor ya; değilim. Yaşa gitsin diyorum kendime; şükür de öyleyse.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em>Artık eminim. İstanbul platonik bana.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Niye bırakmasın yoksa peşimi?</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Hazirandan beri; taaa hazirandan beridir gitmeye çalışıyorum burdan. Olmuyor.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Çoğunlukta kötü haberlere bağlı olarak burda kalıp duruyorum. Gidemiyorum.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Gitmeyi çok istediğimden olabilir mi? Olabilir; bilemiyorum.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Dışardan gezmedeyim, keyifteyim gibi görünüyor ya; değilim. </em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Yaşa gitsin diyorum kendime; şükür de öyleyse.</em></p>
<div id="attachment_1951" class="wp-caption aligncenter" style="width: 310px"><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/IMG_7569.jpg"><img class="size-medium wp-image-1951" title="Sarıyer" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/08/IMG_7569-300x225.jpg" alt="IMG_7569" width="300" height="225" /></a><p class="wp-caption-text">Sarıyer&#39;in sırtlarından bir görünüm Temmuz 09</p></div>
<p style="text-align: center;"><em><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/istanbulun-karsiliksiz-aski/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yafta ve Etiket</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/yafta-ve-etiket</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/yafta-ve-etiket#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 12:44:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[At Gözlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[İdrak]]></category>
		<category><![CDATA[Çok Yönlü]]></category>
		<category><![CDATA[Etiket]]></category>
		<category><![CDATA[Etiketleme]]></category>
		<category><![CDATA[Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Kategori]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Tek Yönlülük]]></category>
		<category><![CDATA[Yafta]]></category>
		<category><![CDATA[Yaftalama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1911</guid>
		<description><![CDATA[Hadi yafta ve etiket üzerine konuşalım. Aslında konuşmak değil benim amacım. Konuşmak iyi; ama bunu işteşlikten yani &#8220;karşılıklı olmaktan&#8221; çıkarasım var. En azından bu konuda. İki çift de lafım var: Birilerini bir yerlere dahil etmeye mi çalışıyorsunuz? Bir kategoriye girsin diye mi zorlayacaksınız birinin idrakini? Hani oraya buraya sığsın, tepersem belki şuraya sığar diye&#8230; Yok. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Hadi yafta ve etiket üzerine konuşalım.</strong></em></p>
<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-1923" title="o_no_sticker-p217530274630542107qjcl_400" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/07/o_no_sticker-p217530274630542107qjcl_400-300x300.jpg" alt="o_no_sticker-p217530274630542107qjcl_400" width="168" height="168" />Aslında konuşmak değil benim amacım. Konuşmak iyi; ama bunu işteşlikten yani &#8220;karşılıklı olmaktan&#8221; çıkarasım var. En azından bu konuda. İki çift de lafım var:<br />
</em></p>
<p><em>Birilerini bir yerlere dahil etmeye mi çalışıyorsunuz? Bir kategoriye girsin diye mi zorlayacaksınız birinin idrakini? Hani oraya buraya sığsın, tepersem belki şuraya sığar diye&#8230; Yok. Yapmayın! Özellikle tek noktadan bakacaksanız ve idrakiniz bütünü algılamaktan çok uzaksa sakın yapmayın!</em><br />
<span id="more-1911"></span><br />
<em></em><em>E siz de haklısınız&#8230; Kimse benim idrakim yetersiz; bilmediğim bir konuda konuşacak kadar cahil değilim demiyor. Başkalarına yapıştırdığı yaftaların ancak kendini bağladığını görmüyor. Beri gelene konuşuyor, ardında ya da önünde olanı en iyi ihtimalle küçümsüyor, daha fenası yargılıyor. </em></p>
<p><em>Birileri çok yönlüdür; diğerlerinden fazladır. Ne kadar paçasından tutulup aşağı çekmeye çalışılsa da hep yukardadır. Hastalık değil bu tabii. Bunu bilmek gerek önce. Yani çok yönlü olmak, kendini geliştirmek, okumak, araştırmak öyle bir noktaya getirir ki ilgilisini; söz konusu ilgili, sadece &#8220;kendisi&#8221; olduğundan  &#8220;yukarda olma&#8221; durumuna gelir. Bunlar güzel şeyler&#8230; </em></p>
<p><em>Fakat bazıları o koskoca bütünün bir yönünü görebilir ancak. Çok zaman böyledir bu. Saçının telini görüp bir kadına &#8220;çirkin&#8221; demeye benzer bütünü görmeden etiketlemek ve yaftalamak. Gerçek aydınlara, bilim adamlarına, konuların gerçek uzmanlarına genelde yapılan budur. Gerçeğin, doğrunun ne ideolojisi, ne siyaseti, ne tarafı olur. Gerçek basit bir şeydir ve süse gerek duymaz. Sadece gerçektir.</em></p>
<p><em>Niye mi yazıyorum bunları? Doğruyu gören, doğruyu söyleyen ve bilgili olan üç beş kişi varsa Türkiye&#8217;de; hep perdenin arkasında&#8230; Perdenin önünde olanlar; %99.9 maymunlar, göstermelikler, çok konuşup az bilenler. Sesi yüksek çıkanlar&#8230; </em></p>
<p><em>&#8220;Düşünenler&#8221; olarak benimsediğim üç beş kişi varsa; meydanı çok konuşanlara bırakıp kendi kendilerine bilmeye devam ediyorlar. İşin yine tuhafı, yaftalananlar ve yanlış anlaşılanlar yine bunlar. Hoş; nesi tuhaf; bunlarda eğri bir şeyler olsa halk tarafında bir yankı bulurlardı kendilerine.</em></p>
<p><em> Ne zaman ki &#8220;düşünen&#8221;deki idrak, standart bazı kalıpları aşıyor; ne zaman ki kovuşturma, savuşturmanın yerini alıyor; çevre tarafından belirli çerçevelere oturtulma onun için orada başlıyor. Türkiye&#8217;nin neresine baksam bundan öte bir gerçek yok. Bilenler, neredesiniz? TV&#8217;lerde, gazetelerde &#8220;sürekli olarak&#8221; bilmeyenleri görüp &#8220;o öyle değil de böyle&#8221; nasıl demezsiniz?<br />
</em></p>
<p><em>Elinizde etiketler varsa ve yetersiz idrakinizden dolayı birisini &#8220;değişmeyen ve tek nokta&#8221;da görmeye meyleder gibi bile oluyorsanız; <strong>yapmayın! </strong></em></p>
<p><em>Bu ülkenin pek çok hastalığından biri de bu etiketleme merakı, ince elekten geçirmeden &#8220;ayrıştırma&#8221; meselesidir. Uymuyorsa uydur, sığmıyorsa küfret! Ne ala memleket!<br />
</em></p>
<p><em><strong>Elinizde etiket mi var?</strong></em></p>
<p><strong><em>Alnınıza yapıştırın!</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/yafta-ve-etiket/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dönmek; Mümkün Mü Artık?</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/donmek-mumkun-mu-artik</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/donmek-mumkun-mu-artik#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Jul 2009 11:51:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[19 Temmuz 2009 Yeni Türkü Konseri]]></category>
		<category><![CDATA[30. Yıl Yeni Türkü Konseri]]></category>
		<category><![CDATA[Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Onursal]]></category>
		<category><![CDATA[Dönmek; Mümkün Mü Artık?]]></category>
		<category><![CDATA[Derya Köroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Gitmek]]></category>
		<category><![CDATA[Harbiye Açık Hava Tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[Memleket]]></category>
		<category><![CDATA[Murathan Mungan]]></category>
		<category><![CDATA[Neresi sıla bize? Neresi gurbet?]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türkü]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>
		<category><![CDATA[Yollar bize memleket]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1833</guid>
		<description><![CDATA[Bana göre unutmak; gitmek&#8230; Giderken yanında götürmemek&#8230; Dönmek, mümkün mü artık dönmek? Onca yollardan sonra, yeniden yollara düşmek? Neresi sıla bize? Neresi gurbet? Yollar bize memleket&#8230; Murathan Mungan&#8217;ın Yeni Türkü&#8217;den dinlemeye alışık olduğumuz güzel şiirlerinden biri daha. Dilime takıldı uzun zamandır. Gitmek, dönmek, kalmak, saymak, unutmak ve yeniden başlamak üzerine düşünüp dururken. Yanlış anlaşılmasın; unutacak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em><strong>Bana göre unutmak; gitmek&#8230;<br />
</strong></em></p>
<p style="text-align: center;"><em><strong>Giderken yanında götürmemek&#8230;</strong></em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Dönmek, mümkün mü artık dönmek?</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Onca yollardan sonra, yeniden yollara düşmek?</em></p>
<p style="text-align: left;"><strong><em>Neresi sıla bize? Neresi gurbet?</em></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><em>Yollar bize memleket&#8230;</em></strong></p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;"><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/07/IMG_7506.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1837" title="IMG_7506" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/07/IMG_7506-225x300.jpg" alt="IMG_7506" width="225" height="300" /></a>Murathan Mungan&#8217;ın Yeni Türkü&#8217;den dinlemeye alışık olduğumuz güzel şiirlerinden biri daha. Dilime takıldı uzun zamandır. Gitmek, dönmek, kalmak, saymak, unutmak ve yeniden başlamak üzerine düşünüp dururken. Yanlış anlaşılmasın; unutacak kadar dolu ya da meşgul değilim hiç bir şeyle; ama unutacak olsam, hep derim: Giderim, gitmek lazım gelir&#8230;<br />
</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Hep &#8220;bir yerlere varacağım&#8221; sanarak yaşıyor insan. Sonuçta ne kadar gitsek bile gideceğimiz bir yer yok. Aradığımız bir yer bile yok aslında.Varılacak son yer yine biz, gittiğimiz her yer yine biz. Önemli olan gidilecek bir yer beklememek. Varılacak bir son ummamak. <strong>En iyisi yolda olmak&#8230; </strong>Yolun o güzelliğini görmek. Ufka gözleri dikip varış  noktası aramak, yola yazık eder. Kenarlardaki otları, çiçekleri görmek; dağlara taşlara bakmak ve aşılacak yerin onlar olmadığını anlayabilmek&#8230; En iyisini tek cümleyle ile söylemiş: Yollar bize memleket&#8230;</em></p>
<p style="text-align: left;"><strong><em>Kimileri aradıkları memleketi yeryüzünde aramıyor. İçlerinde gezdiriyor.<br />
</em></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><em>Memleket arayanlarla, içinde memleket gizli olanların mezhebi farklı.</em></strong></p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;"><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/07/IMG_74981.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1836" title="IMG_7498" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/07/IMG_74981-300x225.jpg" alt="IMG_7498" width="300" height="225" /></a>Unutmadan, 19 Temmuz&#8217;da Harbiye Açık Hava Tiyatrosu&#8217;nda <a href="http://www.antoloji.com/etkinlik/default.asp?etkinlik=9331" target="_blank">Yeni Türkü</a> 30. yıl konserini verecek.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Detayları Yeni Türkü linkinde bulabilirsiniz.<br />
</em></p>
<p style="text-align: left;"><em><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/donmek-mumkun-mu-artik/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul Keyfi</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/istanbul-keyfi</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/istanbul-keyfi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2009 12:53:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[Aromalı Kahve]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Keyfi]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş Yiyecek İçecek]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaz Manzarası]]></category>
		<category><![CDATA[Fajita]]></category>
		<category><![CDATA[Irish Cream]]></category>
		<category><![CDATA[Kakuleli Türk Kahvesi]]></category>
		<category><![CDATA[Lokma Kafe]]></category>
		<category><![CDATA[Nerde Fajita Yenir]]></category>
		<category><![CDATA[Noodle]]></category>
		<category><![CDATA[Rumeli Hisarı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1793</guid>
		<description><![CDATA[Yahya Kemal demiş ki; &#8220;İstanbul&#8217;u sevmezse gönül, aşktan ne anlar?&#8221; İnsan gerçekten de boğaza gezintiye çıkınca İstanbul&#8217;un mavi sularına tekrar tekrar aşık olabiliyor. Babamın arkadaşlarından birisi vaktinde, epey gençken Yahya Kemal&#8217;in bulunduğu sofralardan birinde bulunmuş. Yahya Kemal&#8217;in yanında bir hanım varmış. İlerleyen saatlerde Yahya Kemal&#8217;e sormuş: &#8220;Beni seviyor musun?&#8221; Ve tam bir İstanbul aşığı olan, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em>Yahya Kemal demiş ki; <strong>&#8220;İstanbul&#8217;u sevmezse gönül, aşktan ne anlar?&#8221;</strong></em></p>
<p style="text-align: center;"><em>İnsan gerçekten de boğaza gezintiye çıkınca İstanbul&#8217;un mavi sularına tekrar tekrar aşık olabiliyor.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/IMG_7421.jpg"><img class="size-medium wp-image-1809 aligncenter" title="IMG_7421" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/IMG_7421-300x225.jpg" alt="IMG_7421" width="300" height="225" /></a>Babamın arkadaşlarından birisi vaktinde, epey gençken Yahya Kemal&#8217;in bulunduğu sofralardan birinde bulunmuş. Yahya Kemal&#8217;in yanında bir hanım varmış. İlerleyen saatlerde Yahya Kemal&#8217;e sormuş: &#8220;Beni seviyor musun?&#8221; Ve tam bir İstanbul aşığı olan, kalbi hemen her zaman bu şehir için atan Yahya Kemal; &#8220;Sen benim İstanbul&#8217;umsun&#8221; diye cevaplamış. Ne olsa beğenirsiniz? Hanım bu sözü pek idrak edememiş. Bu sebepten de Yahya Kemal kendisinden ayrılmış. İnsan üzülüyor tabii, bir çok kadın çöl gibi adamlarla idare etmek durumundayken kimileri deryaları bulmuş olup neyi bulduğunun farkında olmuyor&#8230;  Bu konu apayrı bir mesele&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Asıl diyeceğim; geçenlerde Rumelihisarı&#8217;na gittim. Bilirsiniz orda kafelerin epey yoğun olduğu bir yer vardır. Biz ise sadece tesadüfen <strong>Lokma Kafe&#8217;ye </strong>girdik. İlk defa gittiğim bir yerdi.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em><span id="more-1793"></span><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/IMG_7408.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1813" title="IMG_7408" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/IMG_7408-300x225.jpg" alt="IMG_7408" width="300" height="225" /></a>Manzarası, içecekleri ve yiyecekleri gerçekten harika. Sabah saatlerinde kahvaltıya gidecek olursanız iyice şanslı ve tenha saatlere denk gelirsiniz. Karşınızda masmavi boğaz&#8230; Gördüğünüz bu fotoları da orada otururken çektim. Büyütmek için tıklayınız.<br />
</em></p>
<p style="text-align: center;"><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/IMG_7416.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1811" title="IMG_7416" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/IMG_7416-300x225.jpg" alt="IMG_7416" width="300" height="225" /></a>Tam acıkmamış olduğumdan aromalı bir kahve içtim önce. Eğer diğerleri de benim tercihim gibiyse kahveleri genel olarak pek leziz demektir. Açlık bastırınca menüye bir göz attım ve fajita yemeğe kadar verdim. Servis son derece doyurucu ve lezzetli idi. Bunun üzerine de denemek için Kakuleli Türk Kahvesi aldım. Bu arada fiyatlar da manzara ve yiyecek kalitesi dahil edildiğinde oldukça uygun. Yediğim, içtiğim ve gördüğüm her şeyi beğendim. İmkanınız varsa özellikle sevgilinizi alıp gidin. Sonra kimse demedi demeyin.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/IMG_7418.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1808" title="IMG_7418" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/IMG_7418-300x225.jpg" alt="IMG_7418" width="300" height="225" /></a>Bir diğer tavsiye: Beşiktaş&#8217;ta Noodle adında bir noodle&#8217;cı açıldı. Henüz çok yeni bir yer. Bir kaç ay sonra daha oturmuş bir yer olabilir. Burada yediğim noodle, şu ana kadar yediğim en iyi noodle olabilir. Balık Pazarı&#8217;ndan Sinanpaşa Pasajı&#8217;na giderken az ilerisinde sağda bulunmakta. Belki geçerken uğrama imkanı bulabilirsiniz.</em></p>
<p><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/IMG_7402.jpg"><img class="size-medium wp-image-1810 alignleft" title="IMG_7402" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/IMG_7402-300x225.jpg" alt="IMG_7402" width="300" height="225" /></a><br />
</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>İyi gezmeler ve afiyet olsun.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Bu güzel ayların ve şehrin tadını çıkarmak lazım&#8230;</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/istanbul-keyfi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüm Suçumuz&#8230;</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/tum-sucumuz</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/tum-sucumuz#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Jun 2009 23:09:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[2009]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[İdrak]]></category>
		<category><![CDATA[Bütün Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünmek]]></category>
		<category><![CDATA[Doğru Yol]]></category>
		<category><![CDATA[Eşek]]></category>
		<category><![CDATA[Ev Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[Her Yol]]></category>
		<category><![CDATA[Naif Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Sonuç]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Suç]]></category>
		<category><![CDATA[Tefekkür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1782</guid>
		<description><![CDATA[Yazmanın insanın içinden ne zaman geleceği belli olmuyor&#8230; Kişi içinden geldi diye güzel yazacak mı illa? O da hiç belli olmuyor&#8230; &#8230; Ben çok düşündüm, sonra tekrar düşündüm. Bir sonuca vardım. Sonra tekrar düşündüm, bir sonuca vardım. Sonra tekrar tekrar düşündüm. Tefekkür ettim. Nihayet sustum ve dedim: &#8220;Her şey her zaman tam da olması gerektiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em>Yazmanın insanın içinden ne zaman geleceği belli olmuyor&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Kişi içinden geldi diye güzel yazacak mı illa? O da hiç belli olmuyor&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>&#8230;<br />
</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Ben çok düşündüm, sonra tekrar düşündüm. </em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Bir sonuca vardım.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Sonra tekrar düşündüm, bir sonuca vardım.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Sonra tekrar tekrar düşündüm.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Tefekkür ettim.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Nihayet sustum ve dedim:</em></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>&#8220;Her şey her zaman tam da olması gerektiği yerde ve herkes her zaman doğru yol üzerindedir.&#8221;</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><em>Bazıları uzun yolun başına daha yakın&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>İnsanlar için bir şey yapamamak beni üzüyor.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Elimden el, zihnimden zihin katmak istiyorum.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Durmadan istiyorum. Kendim için değil.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Bu sebeple hakketmiyor muyum sihri?</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Bu sanrı da cehaletin ta kendisinden ibaret.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>İnsanoğlu ister durur; bilmez ki herkesin ödevi farklı.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Bir sihirli değneğim olsa da tüm çirkinlikleri gidersem&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>E niyet güzel;</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Lakin ya eşeğe idrak istemekte diretiyor isek?</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Ya bizim de &#8220;naif&#8221; suçumuz &#8220;eşeğe idrak!&#8221; diye diretmekse?</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Düşüğün tabiatındandır mahkumiyet ve eziyet&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Ben isterim yer, gök, her yaka esen olsun!<br />
</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Aman isterken dikkat edelim; oluveriyor&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Lakin ya yanlış istemişsek?<br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/tum-sucumuz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nehir&#8230;</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/nehir</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/nehir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Jun 2009 09:56:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce Akışı]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce Kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[Debi]]></category>
		<category><![CDATA[Nehir]]></category>
		<category><![CDATA[Nehir Akışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=1487</guid>
		<description><![CDATA[Çoğu zaman yazılan şeyler varması gereken asıl yere varamazlar; solukları kesilir. Yine de umut dünyası bu; belli olmaz diye yazılır. Kalem, bir kuvvettir. Elinde tutmasını bilmeyene bu kuvvet pek görünmez. Ben mutluyum; çünkü biliyorum ki bazen kaleme sihir dokunuyor. Ne yazılsa &#8220;dönüşüyor.&#8221; Düşündüklerimiz, kuvvetine karşı koyamadığımız bir nehir gibi oluyor.  Bir çok durumda bu nehirin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-266-e.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1701" title="picture-266-e" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-266-e.jpg" alt="picture-266-e" width="1024" height="769" /></a>Çoğu zaman yazılan şeyler varması gereken asıl yere varamazlar; solukları kesilir. Yine de umut dünyası bu; belli olmaz diye yazılır. </em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Kalem, bir kuvvettir. Elinde tutmasını bilmeyene bu kuvvet pek görünmez. Ben mutluyum; çünkü biliyorum ki bazen kaleme sihir dokunuyor. Ne yazılsa &#8220;dönüşüyor.&#8221;</em></p>
<p style="text-align: center;"><em><span id="more-1487"></span></em><em>Düşündüklerimiz, kuvvetine karşı koyamadığımız bir nehir gibi oluyor.  Bir çok durumda bu nehirin karşısına geçip de akmasını engellemeye çalışmak sarfiyattan başka bir şey olmuyor. En güzeli bu nehirin sesini dinlemek ve onun sesine muhalefet etmemek. Nasıl ki nehir gürüldeyerek akarsa sudan oluşmasına rağmen bir çok bendi aşar; düşünce de bundan farklı değildir.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-277.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1702" title="picture-277" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-277.jpg" alt="picture-277" width="1024" height="769" /></a>Nadir zamanlarda, kendinizi dinlemeye vakit bulabilirseniz, yüzdüğünüz bu derin nehrin dışına çıkıp, onun sesini dinleme şansınız olabilir. Eğer böyle bir şeyi yaşadıysanız, bu düşünce akışını hep dışarıdan izleme noktasında kalmayı isteyebilirsiniz. Ne yazık ki yaratılışımız bize dışarda kalmayı değil, içerde olmayı öğütler. Kendimize gözlemci olma durumumuz çok da uzun sürmez. Yeniden nehrin içine geri döner ve onun yönlendirmesi ile akmaya başlarız. Bir daha kim bilir ne zaman kıyıya çıkıp sadece gürüldemeyi dinleme fırsatı buluruz&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Bu nehrin yönelişini beğenmediğimizde, onun içindeyken yönünü değiştiremeyiz. Bu kendimize yönelik bir öfke yaratabilir; çünkü genellikle nehrin yönünü (düşüncenin yönünü) kendimizin kontrol ettiği düşüncesindeyizdir. Halbuki bana kalırsa kafamızda akan nehirin akış şiddeti ve yönü bize çok kez bağlı değildir. </em></p>
<p style="text-align: center;"><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-290.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1703" title="picture-290" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2009/06/picture-290.jpg" alt="picture-290" width="769" height="1024" /></a>Size de oluyor mu &#8220;bu da nerden geldi şimdi durduk yere aklıma&#8221; demek? Bana oluyor. Önceleri &#8220;ben düşündüm, ben keşfettim&#8221; sanıyordum. &#8220;Yeni bir şey düşündüm; o yöne gittim ve istediğimi gerçekleştirdim.&#8221; Suya yaklaşıp daha derinine bakınca insan görüyor ki öyle değil. Bazen düşündürülüyor ve yönlendiriliyoruz. Elimizden bu türlü davranmaktan başka bir şey gelmiyor. Keşifler ve düşünceler de bize ait olmayabiliyor. Bu durum korkutucu gibi görünse de gerçek&#8230; Artık ne kendime ne de başkalarına fazla yüklenmiyorum&#8230; </em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/nehir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

