İyi Kötü Bir Şeyler
Nerede iyi, gerçekten iyi bir kişi görsem biliyorum ki mutsuz. Nerde iyi niyet bolluğundan kaygısızlaşmış; eli açık, gönlü açık birini görsem yine biliyorum ki mutsuz.
Nerede kötü, hatta iyilikle kötülüğün ayırdını artık yapamayacak halde olup bunu da bir takım felsefemsi kapaklarla satmaya çalışan birini görsem biliyorum ki “iÅŸleri tıkırında”.
KeÅŸke gerçekten iyi ve kötü ayrımının göründüğü gibi olmadığını derinlemesine biliyor olsalar veya keÅŸke baÅŸka bir düzeyde iyi ve kötü ayrımının gerçekten de baÅŸka olduÄŸunu hissetmiÅŸ olsalar…
İyi ve kötü demek, her ÅŸeyi ikiye bölmek, ak ve kara demek elbette ki istenen bir iÅŸ deÄŸil. Fazla derinine inerseniz; iyi ve kötü, güzel ve çirkin, ahlak ve ahlaksızlık… Bu karşıtlıklar eriyip yok olur. Biri diÄŸerinin içinde deÄŸiÅŸir durur ve aynı anda ikisi aynı suya akar gider.
BaÅŸkalarının kötülükleri, ahlaksızlıkları, akılsızlıkları,suçlamaları, yargılamaları için ne zaman kayıtsızlık halinde kalabilirseniz ya da ne zaman toplumun “genel geçer iyi”si sizin için “pek fena sınıfta kalır” hale gelirse, sizi sevmediÄŸini bildiÄŸiniz birini önyargısız dinleyebilirseniz, ne zaman kendinizi “sosyal” bir tehlike anında ya da bir ÅŸeyleri kaybetmek pahasına da ortaya koyabilirseniz; o zaman verdiÄŸiniz karar, karardır; söylediÄŸiniz söz, sözdür. Karar verirken kendinizi kayırmazsanız ve kendinize taraftar aramazsanız o zaman size güvenilebilir.
Ne zaman ki suçlu olan da, mutlu olan da, yanlış davranan da, bencil olan da sizsiniz; o zaman bunların tümü geçicidir ve mihenk sizsiniz. Ne zaman ki yanlış olan o, bu, şu veya onlar ise o zaman hiç uğraşmayın. Daha da basitini söyleyivereyim: Ne zaman ki olan biten sizsiniz; mihenk sizsiniz. Ne zamanki olan biten sizden gayrı, mihenk sizden gayrı. Başkası ve hatası sizden gayrıysa yüzyıllardır sıradan olanın her zerresine yazılmış olan iyi-kötü ayrımı sizin için vardır ve olmalıdır.
İyi ve kötü iÅŸin özünde aynı denize dökülür. “Deniz”lik durumunda iyi-kötü, ahlak ve ahlaksızlık ayrımı yoktur; çünkü su kendi içinde ayrışmaz. Lakin sığ su “deniz” gibi deÄŸildir; çabuk pislenir. Sığ bir su birikintisi, gerçek bir “deniz” olma hayalinde olabilir. Henüz göl bile olamadan doÄŸrudan sonuca giderek baÅŸkalarından yarım yamalak duyduÄŸu ÅŸeyleri tekrar edip kendini rahatlatabilir: “Benim için iyi-kötü yok; ahlak-ahlaksızlık yok” diyebilir. Bunları lafta söyler; yetmezmiÅŸ gibi hemen akabinde de baÅŸkasının hayatını yargılama iÅŸine koyulur. Birebir “o kiÅŸi ya da öteki” olduÄŸunda ne yapacağından eminmiÅŸ gibi “dışında kalanı” eleÅŸtirir durur.
Su birikintilerinin yanıldıklarını düşünüyorum; bence sığ su birikintileri deniz deÄŸildir ve “uçsuz bucaksız” numarası yapmak onların görünümünü pek deÄŸiÅŸtirmiyor. Onlar, son damlalarına kadar iyi-kötü, ahlak ve ahlaksızlık ayrımına yapışmalılar.
BaÅŸkalarına zararı dokunan, baÅŸkalarının açıkça kötülüğünü isteyen, baÅŸkalarının mutluluÄŸunu fazla bulanlar için iyi-kötü ayrımı olmalıdır. Onların ilkil engeli “iyi ve kötü”dür ve bunu su birikintisi iken ne yapsalar aÅŸamazlar. Çok daha fazla su damlası biriktirmeleri gerekir. Çok daha fazla yaÅŸam biriktirmek ya da baÅŸkalarınınkini harcamak, onlar içindir.
BaÅŸkalarına faydası dokunan, baÅŸkalarının açıkça iyiliÄŸini isteyen ve baÅŸkalarının mutluluÄŸunu az bulanlar için iyi-kötü ayrımı olsa ne olur olmasa ne? Onlar için, seyahatlerinde yol yemeÄŸi olarak bulunacak kesin bir ÅŸey vardır: Daha fazla acı. Onların ilkil engelleri budur. Onların mihenkleri baÅŸkalarının “iyi-kötü” algısı deÄŸil, bizzat kendileridir. Fakat onlar için iyi-kötü ayrımı hiç olmadı diyemeyiz. “Zamanla kayboldu” diyebiliriz.
Çok daha fazla su damlası dağıtmak, yalnız onlar içindir.
Kasım 18th, 2010 at 01:32
eline sağlık arkadaşım ..
Ocak 11th, 2011 at 17:10
Tanıştığımıza o kadar memnun oldum ki.
Ben de sizin adınızın anlamı çok beğeniyorum
İnşalah yine yazacağım
Saygı ve sevgilerimle