Güneşe Bakmak-Ölümle Yüzleşmek

“İyice yaklaÅŸtı bana büyük karanlık.
Artık ne kibri nazırın, ne katibin şakşağı.
Tas tas ışık döküyorum başımdan aşağı,
GüneÅŸe bakabiliyorum gözüm kamaÅŸmadan.”

Nazım Hikmet Ran,  Son Otobüs

297232_2Irvin D. Yalom, her ne kadar hasta-doktor iliÅŸkisini zayıflatacak ÅŸekilde hasta gizliliÄŸine önem vermediÄŸi düşünüldüğünden eleÅŸtirilse de yıllardır biriktirdiÄŸi önemli deneyimleri, meslektaşı olan-olmayan herkes tarafından önemsenmeli. Özellikle son kitabı GüneÅŸe Bakmak-Ölümle YüzleÅŸmek‘te artık terapi hikayelerini anlatmaktan çıkmış, kendi korkularıyla ilgili olarak son derece açık olmuÅŸ, kendini dışarıya karşı korumaktan çok açıkça ölüm korkusunun nasıl üstesinden gelmeye çalıştığını anlatmış.

KiÅŸisel ilgi alanım olduÄŸu için, psikoloji kitaplarını oldukça severek okuyorum. Çok uzun süredir bir çok sanat dalında “gerçeklik” bana “kurgu”dan daha iyi ve geliÅŸtirici geliyor. Özellikle Irvin Yalom’ un kitapları benim için oldukça özel ve neredeyse tamamını bitirmemiÅŸ olmamın nedeni, ‘olur da baÅŸka kitap yazmaz da okuyamam’ korkusudur.

975-8240-12-8kswcriVaroluşçu Psikoterapi adlı kitabında (Existential Psycotherapy) ölüm anksiyetesinin dört temel nedenini daha çok meslektaÅŸlarına ve daha bilimsel bir dille anlatmıştı. GüneÅŸe Bakmak-Ölümle YüzleÅŸmek (Staring At The Sun Overcoming The Terror Of Death) kitabında ise Yalom, bu ilkeleri artık ilke gibi görmekten öteye geçmiÅŸ, kitabı “yaÅŸlanan” bir adamın diliyle yazmış; bu sebepten de kitap, tecrübeleri oldukça fazla olan bir ölümlünün, varoluÅŸ sıkıntısı ile er ya da geç karşılaÅŸacak olan ölümlülere tavsiyeleri niteliÄŸini taşıyor. Daha bilimsel olanını da olmayanını da zevkle okudum.

irvin2Psikiatrlar sorunların kaynağını nitelemede pek çok farklı kaynak tanımlamışlardır. Bunların birisi diÄŸerine üstün deÄŸildir ve hepsi de oldukça geçerlidir. Çok kısaca ve yüzeysel olarak bahsedersek; Freudyen görüş, bastırılmış içgüdülerin; psikofarmolojik görüş, genetik ve biyolojik etmenlerin; biliÅŸsel davranışçı görüş, bozulmuÅŸ düşünce biçimlerinin; obje iliÅŸkileri görüşü ise  ilgisiz, sevgisiz ve rol model olan yetiÅŸkinlerin davranışlarının içselleÅŸtirilmesinin sorunlara ve daha ileri boyutlarda ise nevrozlara yol açacağını savunur. Bir baÅŸka görüşe göre ise unutulan travmatik anılar sorunlara sebep olabilir. Irvin D. Yalom ise kitabında tüm bunların “yanında” en önemli etmenlerden birinin baÅŸlıbaşına “varoluÅŸ” olduÄŸunu savunmuÅŸtur.

1021577_91749763Psikanalizde “görünen sorunlar” gerçek sorunlara indirilir. İlk baÅŸta söze gelen ya da anlatılabilen problemler çoÄŸu zaman gerçek sorunun çevresinde döner durur ve bu ÅŸekilde aktarılan problemler “indirgenmelidir.” İnsan yaradılış gereÄŸi doÄŸrudan temele inip, asıl sorunlarıyla kolaylıkla yüzleÅŸemez. Terapinin amacı ise buz dağının görünmeyen tarafını konuÅŸulabilir kıldıktan sonra yüzleÅŸmeyi ve ruhtaki iyileÅŸmeyi saÄŸlamaktır. Bu baÄŸlamda Irvin D. Yalom özellikle Varoluşçu Psikoterapi kitabında Freudyen görüşe bazı noktalarda karşı çıkmıştır. Ona göre öyle hasta örnekleri vardır ki çok temelde “ölüm korkusu”yla terapiye gelirler. Ölüm korkusu insanın en temel korkusudur ve bu korkunun cinselliÄŸe ya da herhangi baÅŸka bir gizli korkuya indirgenmeye ihtiyacı yoktur. Bu savını da oldukça somut biçimde terapilerinden örneklerle açıklamıştır.

1156959_23046151Ölüm, eninde sonunda herkesin yüzleÅŸmesi gereken bir gerçeklik. Bana kalırsa kiÅŸi “düşünme iÅŸini” ne kadar erken hallederse hayattan o kadar keyif alır. Ölümün düşündürdüğü boÅŸluk duygusu, üzerine “çalışılması” gereken bir konudur. Ötelenmesinin ya da yok sayılmasının kiÅŸiye fayda saÄŸlamadığı çok açık. Bu konuda kendini tedavi edebilen ya da kendine yardım edebilen çok insan olduÄŸuna inanıyorum. EÄŸer bunun dışında hem bilgilenmek hem de yardım almak istiyorsanız, nesnel bir bilim adamı olan Irvin D. Yalom’un ilgili iki kitabına rahatlıkla baÅŸvurabilirsiniz. İki kitabında da bozuklukların temel kaynağı olan “ölüm korkusu”na karşı alınacak önlemleri açıklıkla anlatmış ve örneklendirmiÅŸ.

picture-167Nazım Hikmet‘in de aynı konuda aynı metaforu kullanması ilginç bir tesadüf. En çok sevdiÄŸim ÅŸiiri olan Son Otobüs‘te ölüm korkusundan arındığını “güneÅŸe bakabilmek” le nitelemiÅŸ usta ÅŸairden ilgili ÅŸiirin son dizeleri:

“İşte böyle gülüm,
İyice yaklaştı bana ölüm.
Dünya, her zamankinden güzel, dünya.
Dünya, iç çamaşırlarım, elbisemdi,
Başladım soyunmağa.
Bir tren penceresiydim,
Bir istasyonum ÅŸimdi.
Evin içerisiydim,
Şimdi kapısıyım kilitsiz.
Bir kat daha seviyorum konukları.
Ve sıcak her zamankisinden sarı,
Kar her zamankinden temiz.

Nazım Hikmet Ran,  Son Otobüs



“GüneÅŸe Bakmak-Ölümle YüzleÅŸmek” yazısı için Bir yorum yapılmış

  • burcu otkan sevgor Says:

    Yazınızı tesadüfen Irvin Yalom araÅŸtırırken buldum.Åžu anda her sayfada 5 dk düşünerek Varoluşçu Psikoterapi’yi okuyorum. Gerçekten çok güzel anlatmışsınız.. Nazım Hitmet ile birleÅŸen yönü çok hoÅŸuma gitti.. Bookmarklarıma ekledim, yazılarınızı keyifle takip edeceÄŸim..

    Sevgiler..

Buradan Yorumunuzu Bırakabilirsiniz