<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ezgi'nin Günlüğü</title>
	<atom:link href="http://ezgi.murekkep.org/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ezgi.murekkep.org</link>
	<description>"Bir son yoktur asla, sonun tasarlanmış zenginliği vardır."</description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Jul 2010 09:12:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Pop Müzik Nostaljisi</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/pop-muzik-nostaljisi</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/pop-muzik-nostaljisi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Jul 2010 09:04:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Mizah]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[80'ler]]></category>
		<category><![CDATA[80s]]></category>
		<category><![CDATA[Aman Petrol]]></category>
		<category><![CDATA[Anladım Ben Seni]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşegül Aldinç]]></category>
		<category><![CDATA[Çelik]]></category>
		<category><![CDATA[Harun Kolçak]]></category>
		<category><![CDATA[La Isla Bonita]]></category>
		<category><![CDATA[Lambada]]></category>
		<category><![CDATA[MSG]]></category>
		<category><![CDATA[Nostalji]]></category>
		<category><![CDATA[Pop Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfun Duygulu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Pop]]></category>
		<category><![CDATA[When I'm Gone]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancı Pop]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=2405</guid>
		<description><![CDATA[Vaktiyle bir seksenler partisi yapmıştık bir arkadaşın evinde. O zamanlar üniversiteye gidiyordu herkes. (Göreceli bir durum.) (Cumhuriyetin ilk yılları der gibi oldu; ama aslında toplam yaşama süremi düşününce belki de böyle bir eskilik hissi veriyor bana üniversitenin ilk yılları.) Hayatımda böyle eğlendiğim sayılı gün vardır. Keşke elimde o günle ilgili fotoğraf olsaydı diyeceğim; ama daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/07/b1070381173_1181489091967_603.jpg"><img class="size-medium wp-image-2411 alignright" title="b1070381173_1181489091967_603" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/07/b1070381173_1181489091967_603-300x240.jpg" alt="" width="216" height="173" /></a>Vaktiyle bir seksenler partisi yapmıştık bir arkadaşın evinde. O zamanlar üniversiteye gidiyordu herkes. (Göreceli bir durum.) (Cumhuriyetin ilk yılları der gibi oldu; ama aslında toplam yaşama süremi düşününce belki de böyle bir eskilik hissi veriyor bana üniversitenin ilk yılları.) Hayatımda böyle eğlendiğim sayılı gün vardır. Keşke elimde o günle ilgili fotoğraf olsaydı diyeceğim; ama daha beter bir şey var: Kamera kaydı. </em></p>
<p><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/07/Kk4J90Ie8E1yHB3.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2413" title="Kk4J90Ie8E1yHB3" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/07/Kk4J90Ie8E1yHB3-300x230.jpg" alt="" width="240" height="184" /></a>Kamera kaydındaki kopukluklar herkesin aynı anda gülmekten dans bile edemediği anlarda oluşmuş. Keşke o anları da çeken birileri olsaydı. Çünkü sonunda kameraman da kendini kaybetmişti. Playlistte sayısız Türkçe ve yabancı şarkı vardı. Bunların içinde takdir edersiniz ki bir lambada, bir la isla bonita olmasa tuhaflık olurdu. İşte bu kopma noktalarından ilki o kafayla lambada yapılmaya çalışılmasına denk geliyor.</em></p>
<p><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/07/11.jpg"><img class="size-full wp-image-2412 alignright" title="11" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/07/11.jpg" alt="" width="180" height="270" /></a>Çok başarılı yüzlerce parçadan sonra saat 12&#8242;de ise &#8220;aman petrol&#8221; çalmıştı. Artık o esnada alınan alkolün hesapsız alınmış olması dolayısıyla eller çırpılmış fakat senkron tutmamıştı. Partide &#8220;düzgün davranmak&#8221; yasak sloganı vardı. Abuk giyimli olmayanlar kabul edilmiyordu. Erkeklerdeki o kolsuz gömlekleri, dar pantolonları, tuhaf güneş gözlüklerini, saç bantlarını hatta göz kalemlerini düşünüyorum.Üstelik artık bin senelik, tanıdığım arkadaşlarımı o giysiler içinde düşününce&#8230; Sürreal bir görüntüydü. Niye hala herkes öyle dolaşmıyor? Net bir şekilde hatırladığım başka bir şey ise saat sabah üçü geçerken tiz ötesi bir sesle söylenen <a title="When I'm Gone Acoustic" href="http://www.youtube.com/watch?v=j-k_P48d5Wc" target="_blank">MSG-When I&#8217;m Gone</a>&#8216;ın çalıyor olması, bundan az önce ev sahibinin alt komşusunun gelip &#8220;ne yapıyorunuz manyak mısınız&#8221; demesi,  koltuklarda 10 kadar insanın hareket edemeyecek kadar yorgun olup sızmış olmasıydı. O yaşa, o güne ışınlanmak istemem desem yalan söylemiş olurum sanırım.</em></p>
<p><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/07/1236029749-11.jpg"><img class="size-full wp-image-2410 alignleft" title="1236029749-11" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/07/1236029749-11.jpg" alt="" width="218" height="195" /></a>Hala ne zaman sinirim bozuk olsa çocukluğumuzun saçma Türkçe pop şarkılarını açar kliplerini izlerim. Bir Harun Kolçak, bir Çelik, bir Tayfun Duygulu şarkılarını ne zaman açsam imkan yok ki kendime gelmeyeyim. O danslar, o imajlar&#8230; Anladınız siz onu. Sizin de siniriniz geçmez mi ya da ayarınız bozulmaz mı?</em></p>
<p><em>Birkaç gün evvel de içimden birisine &#8220;anladım ben seni&#8221; demek gelmişken aklıma Ayşegül Aldinç&#8217;in söylediği o güzide şarkı geldi. </em></p>
<p><strong><em>&#8220;İniş, çıkış sürekli bir kaçış, yorulma artık anladım ben seni&#8221;</em></strong></p>
<p><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/07/0.jpg"><img class="size-medium wp-image-2408 alignright" title="0" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/07/0-300x225.jpg" alt="" width="240" height="180" /></a>Biraz keyifsizdim. Parçayı açar açmaz keyfim yerine geldi. O naif sözleri sanki ilk dinlediğim yaşa dönüp duydum tekrar. İhtiyaca göre gerçekten de hoş bir parça olabiliyor: </em></p>
<p><a title="Anladım Ben Seni" href="http://www.youtube.com/watch?v=h5fyvYMgqP0" target="_blank"><em>http://www.youtube.com/watch?v=h5fyvYMgqP0</em></a></p>
<p><em>Hafif bir alkol eşliğinde sanırım hepten güzel oluyor.</em></p>
<p><strong><em>İçim bir hoş..</em></strong></p>
<p><em><strong>Dudaklarında aynı tebessüm, ah ne hoş (!)</strong><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/pop-muzik-nostaljisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Butan Gezisi</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/butan-gezisi</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/butan-gezisi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jun 2010 17:31:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[İlknur Akman]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[Çorten]]></category>
		<category><![CDATA[Bhutan]]></category>
		<category><![CDATA[Budizm]]></category>
		<category><![CDATA[Butan]]></category>
		<category><![CDATA[Butan Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Dzong]]></category>
		<category><![CDATA[go]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[Katmandu]]></category>
		<category><![CDATA[Manastır]]></category>
		<category><![CDATA[mural]]></category>
		<category><![CDATA[nepal]]></category>
		<category><![CDATA[Paro Vadisi]]></category>
		<category><![CDATA[Punaka]]></category>
		<category><![CDATA[Stupa]]></category>
		<category><![CDATA[tangka]]></category>
		<category><![CDATA[Tapınak]]></category>
		<category><![CDATA[Tibet]]></category>
		<category><![CDATA[Timbu]]></category>
		<category><![CDATA[Uzakdoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Uzakdoğu Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Vangdi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=2378</guid>
		<description><![CDATA[Yazısını yazabilmem için bugün olduğu gibi gittiğim yerleri özlemem gerekiyormuş sanırım. Neredeyse iki sene olacak rüyamda gördüğüm bir geziyi gerçekleştirdim ben. Gezinin kendisi mi yoksa rüyanın kendisi mi daha &#8220;rüya&#8221; bunu söyleyebilmem zor. Arkadaşa yazısını yazacağım mutlaka dedim geçen. &#8220;İmkanı yok yazamazsın iki sene oldu&#8221; dedi. Ben aslında on beş günde üç ülke gezdim. Nepal, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Yazısını yazabilmem için bugün olduğu gibi gittiğim yerleri özlemem gerekiyormuş sanırım.</em></p>
<p><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-1981.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2387" title="Butan 2008" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-1981-300x225.jpg" alt="" width="270" height="203" /></a><em>Neredeyse iki sene olacak rüyamda gördüğüm bir geziyi gerçekleştirdim ben. Gezinin kendisi mi yoksa rüyanın kendisi mi daha &#8220;rüya&#8221; bunu söyleyebilmem zor.</em></p>
<p><em>Arkadaşa yazısını yazacağım mutlaka dedim geçen. &#8220;İmkanı yok yazamazsın iki sene oldu&#8221; dedi.</em></p>
<p><em><span id="more-2378"></span><br />
</em></p>
<p><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-4461.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-2398" title="Picture 446" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-4461-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><em>Ben aslında on beş günde üç ülke gezdim. Nepal, Butan ve Tibet. İlk önce Butan&#8217;ı yazmak istememden anlarsınız ki diğerleri bir tarafa, burası bir tarafa benim için. Bazı fotoğraflarımı koyacağım buraya; ama şunu söylemek isterim ki hiçbir makine buradaki yüksekliğin derinliğini veremez. Burdaki yüksekliğin ve yeşilliğin güzelliğini hiçbir makine yeteri kadar iyi anlatamaz. Çoğunuzun burayı Karadeniz&#8217;e benzeteceğinizden eminim.</em></p>
<p><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-4301.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2396" title="Picture 430" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-4301-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a><em>Butan,  Çin ile Hindistan&#8217;ın arasında sandviçlenmiş minik bir ülke. Butan&#8217;da Hindu kültürü yok. Çin istilası yok. Günümüzde Budizmi yaşayan ve &#8220;rahat bırakılmış&#8221; hemen hemen tek ülke. Her anlamda lüksten ve şatafattan uzak .</em></p>
<p><em>Gezide ilk durağımız insan kaynayan Nepal-Katmandu&#8217;ydu. Asıl merkezimiz orasıydı ve geçişleri burdan yaptık. İlk gittiğimiz yer Katmandu olunca ve daha çok sessizlik talep ettiğimden &#8220;doğru adreste değil miyim acaba&#8221; diye düşünürken rehberimiz &#8221; Paro sana çok iyi gelecek&#8221; dedi. Paro, Butan&#8217;ın havaalanının olduğu bölge. Havaalanı dağların ortasında. Bu dağlar yükseklik bakımından pek mütevazi değiller. O sebepten buraya sayılı pilotun inebildiğini duydum. Uçaklar nispeten ufak olduğundan açı değişimleri uçaktan korkanlar için çok nazik olmayabiliyor. Tabii ki benim için geçerli değil bu.</em></p>
<p><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-4381.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-2397" title="Picture 438" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-4381-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a><em>Uçaktan iner inmez bana bir haller oldu. Öyle bakakaldım. Her tarafınızın dağlarla çevrili olduğu alçak bir meydanda düşünün kendinizi. Dağlar yemyeşil ve üzerlerine bembeyaz sis çökmüş. &#8220;Dağların üzerindeki yokluk&#8221;tan başka hiçbir şey yok. Hava kararmak üzere. Hava tertemiz. Bizim sesimizden başka ses yok.</em></p>
<p><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-2631.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2391" title="Picture 263" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-2631-300x225.jpg" alt="" width="270" height="203" /></a><em>Etekli beyler bizi karşıladılar. Son derece sevimli bulduğum bu yerel giyside erkekler kareli elbise ya da etek giyiyor. Bu yerel giysinin adı &#8220;go&#8221;. Sürekli yağmurlu bir ülke olmasına rağmen ayaklarında ayakkabı var. Ayakkabının üstüne de dize kadar çorabı uygun bulmuşlar.</em></p>
<p><em><br />
</em></p>
<p><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-2051.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-2388" title="Picture 205" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-2051-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><em>Butanlılar; espriden anlayan, açık fikirli, yardımsever, güleryüzlü insanlar. Kadın-erkek eşitliği konusunda Türkiye&#8217;den kat be kat ilerdeler; hatta bu konular ülkelerinde hiç mevzu olmamış gibi bir hal var. Beş gün boyunca ne bağırarak konuşan birini gördüm, ne acele iş peşinde olan birini. Sigara içen insan yok, alkol olarak rom yaygın. Trafik de yok. Ülkedeki insanlar disiplinli bir okulun öğrencileri gibi. Tek fark şu; bu disiplin dıştan gelmiyor, zorla sağlanmıyor. Herhangi bir konuda insanlara baskı yapıldığını asla hissetmedim. İnsanlar doğaya ve birbirlerine bir uygunluk içindeler. İnsanın doğadan ayrılmışlığı yok. Doğa için ağaç ya da insan nasıl fark etmiyorsa, onlar için de fark etmiyor.</em></p>
<p><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-2151.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2389" title="Picture 215" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-2151-225x300.jpg" alt="" width="203" height="270" /></a><em>Ülkenin altyapı sorunları az değil. Kanalizasyon olarak şehirlerin pek çok yerinde bulunan açıktaki uzun kanallar kullanılıyor. Yani yol kenarlarından bir anlamda &#8220;dere&#8221; akıyor diyebiliriz. Bunu hiç yadırgamamış olmam yadırganacak bir durum mu bunu da bilemiyorum. Bu açık kanalizasyon durumu bile doğanın içerisinde sırıtmıyor. Ülkeyle ilgili olumsuz bulunabilecek tek şey de bu olabilir bana kalırsa. Geneli tarımla uğraşan bir ülke. Pirinç ekimi çok yaygın. Çok paraları yok; ama gelir dağılımı eşitsizliği olmadığı için toplumda bir huzursuzluk da yok.</em></p>
<p><em><br />
</em></p>
<p><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-1551.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-2385" title="Picture 155" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-1551-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><em>Himalayalar&#8217;da tereyağlı çay kullanımı yaygın. Evet, tahmin edebileceğiniz gibi tadı pek hoş değil. Fakat gezideki bir tanıdığım dedi ki &#8220;çay olarak düşünüp içersen hoş değil; fakat çorba seven birisi için hiç de kötü değil.&#8221; Haklı bir tespit. Bir çorba olarak bu çay güzel. Çay olarak ise bence kötü; ama denemeden dönmek istemedim. Yemekler ise bence oldukça güzeldi. Tuhaf gelen bir şey olmadı. Ben zaten yemek ayıran biri değilim; ayrıca Çin yemeği de severim. Bu konuda çok titiz olan ya da yemek ayıran insanlar, bazı et çeşitlerinde ve süt ürünlerinde zorlanabilirler.</em></p>
<p><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-1421.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2384" title="Picture 142" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-1421-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><em>Burda halkın büyük bir çoğunluğu Budist. Bizdeki &#8220;çaput bağlama&#8221;nın karşılığı olan &#8220;dua bayrakları&#8221; sizi her yerde karşılıyor. Benim bu bölgeyi merak etmemdeki temel unsur ise budizmdi. Gezi kültür gezisi olduğundan bu konuda epey şey öğrendim. Rehberimiz dünyanın en tatlı insanlarından biri olan İlknur Akman&#8217;dı. Kendisisinden bilgi olarak epey faydalandık. Döküman olarak da elimizde yeterli miktarda yazı vardı.</em></p>
<p><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-1271.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-2383" title="Picture 127" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-1271-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><em>İki sene sonra aklımda kalan önemli bir şeyi söyleyeyim. Butan&#8217;da el işi, dokumacılık çok yaygın ve başarılı. Kumaşlar, Himalayalar&#8217;ın tamamında olduğu gibi çok renkli ve canlı. Sıvı üzerine boyama (mural) ve bez üzerine boyama (tangka) yapılıyor. Doğal boyalar kullanılıyor. Sanatçılar yaptıkları şey ne kadar güzel olursa olsun; altına imza atmıyor ya da isim yazmıyor. Bu şekilde ün kazanmaktan ya da övülmekten hoşlanmıyorlar. Budizm&#8217;de kişiler önemli değil. Buda&#8217;nın heykellerinin önünde diz çökülmesi ya da ibadet edilmesi Buda&#8217;ya tapmalarından kaynaklanmıyor. Böylelikle onu daha iyi anlayabileceklerini ve ona olan saygılarını daha iyi ifade edebileceklerini düşünüyorlar yalnızca.</em></p>
<p><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-0861.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2382" title="Picture 086" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-0861-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><em>Manastırların (dzong) ya da dini yapıların üst kısımlarında kırmızı kiremitten bir şerit bulunuyor ve diğer yapılardan ayrılıyorlar.  Bunun dışında rahiplerin anısına ya da Buda&#8217;nın emanetlerinin üstüne yapıldığı söylenen &#8220;stupa&#8221;lar (çorten) çok yaygın. Bu minik yapıları kavşak, köprü, dağ geçitleri gibi tehlikeli yerlere kötülüklerden koruması niyeti ile kondurmuşlar. Yapılarda, kare üzerine silindir, üzerine tekrar kare bloklar kullanılmış. Bu yapıyı mükemmellikle özdeşleştiriyorlar.</em></p>
<p><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-2601.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-2390" title="Picture 260" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-2601-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a><em>Pek çok merkeze gittik burda. Benim en çok etkilendiğim yer ise Vangdi oldu. Sanırım konakladığımız otel yüzünden oldu bu. Bunlar ufacık butik oteller. Kaldığımız otelde çağlayan nehrin sesi insanı sürekli olarak balkonda oturmaya zorluyordu. Yorgunluktan ölüyor olmama rağmen uyumakta zorluk çektim burda. Karşımda yine sonu olmayan dağların üstlerine çökmüş ve boşluk duygusu veren beyaz sis vardı. O ağaçlar, su, böcekler, kuşlar konuşup tek bir şey söylemiyorduysalar ne yapıyorlardı? Balkonda oturup kaç saat dinlediğimi bilmiyorum. O anda ne &#8220;zaman&#8221; vardı, ne &#8220;zihin&#8221;.</em></p>
<p><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-3211.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2394" title="Picture 321" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-3211-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><em>Sonsuza kadar oturabileceğim tek yer orası olabilirdi. Gözümü kapatıp&#8221; görebileceğim&#8221; tek yer orası olabilirdi. Bundan emin olmak için sanırım gezmeye devam etmek, keşfetmeyi asla bırakmamak lazım.</em></p>
<p><em>Butan, çok özel bir ülke. Kirlenmemiş, pazara açılmamış, televizyon bilmeyen, yeşil ötesi. Yeryüzünde böyle bir yerin kaldığını bilmekten daha huzur verici bir düşünce yok. Duyduğuma göre para babalarının villa yatırımları başlamış. Yavaş yavaş dışa açılmaya sempatik bakmaya başlamış. Ne olur bakmasa, ne olur hep aynı kalsa&#8230;  Bu ülkeyi buraya yazdım; ama kimse bilmese, duymasa, gitmese, kirletmese&#8230;</em></p>
<p><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-3731.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2395" title="Picture 373" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-3731-300x244.jpg" alt="" width="300" height="244" /></a><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-3161.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2393" title="Picture 316" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-3161-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-2931.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2392" title="Picture 293" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-2931-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-1851.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2386" title="Picture 185" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/06/Picture-1851-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/butan-gezisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyanın En Yüzeysel Adamı</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/dunyanin-en-yuzeysel-adami</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/dunyanin-en-yuzeysel-adami#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jun 2010 19:47:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mizah]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyanın En Yüzeysel Adamı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=2261</guid>
		<description><![CDATA[Evet, sırf kadın erkek ilişkileri üzerine blog açanlar ve sadece bu konuları yazan kimseler mevcut. (Cenk Erdem sözlüğünde mevcırt olarak geçer.) Kendilerine nasıl dayanıyorlar bilmiyorum. Ben sadece dünyanın en yüzeysel adamı adayları (bundan böyle kısaca D.E.Y.A.) üzerine enstantaneler anlatmak istiyorum. Bu hikayedeki kişiler gerçek değil hayal ürünüdür demek&#8230; Demek isterdim. Keşke, keşke&#8230; Aday 1: D.E.Y.A: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Evet, sırf kadın erkek ilişkileri üzerine blog açanlar ve sadece bu konuları yazan kimseler mevcut. (Cenk Erdem sözlüğünde mevcırt olarak geçer.) Kendilerine nasıl dayanıyorlar bilmiyorum. Ben sadece dünyanın en yüzeysel adamı adayları (bundan böyle kısaca D.E.Y.A.) üzerine enstantaneler anlatmak istiyorum. Bu hikayedeki kişiler gerçek değil hayal ürünüdür demek&#8230; Demek isterdim. Keşke, keşke&#8230;</em></p>
<p><span id="more-2261"></span></p>
<p><em><strong>Aday 1:</strong></em></p>
<p><em><strong>D.E.Y.A:</strong> Askere gidip gelene kadar dünyanın en mükemmel insanı karşıma çıksa ilişki yaşamak istemiyorum.</em></p>
<p><em><strong>(Takribi 4 gün sonra)</strong></em></p>
<p><em><strong>Dişi:</strong> E sen onla asla mutlu olamam; bir aydan sonra her şey eskisi gibi rezalet olur dememiş miydin? Eee, ne kadar süre önce iki gün falan? Hani hiç istemiyordun, sürekli o seni arayıp sürekli karşına çıkıp peşinden koşuyordu? (iç Ses: O kadar yalan ki o kadar olur. ) Güvenini falan da zedeledi idi hani?</em></p>
<p><em><strong>D.E.Y.A:</strong> Mum ışığı falan. Aslına hiç istemedim ben de olsun&#8230;Yalvardı bana saatlerce. Ortam falan da yapmış. Sabaha kadar karar veremedim. Sonunda yatınca karar vermiş gibi oldum sanki. (Hala verilecek bir karar olduğunu düşünüyor; o kadar parlak, adeta bir pırlanta&#8230;)</em></p>
<p><em>-&#8230;&#8230;.. (Suskunluk ve akabinde yandan gülümseyerek peki demek)</em></p>
<p><em><strong>Aday 2</strong></em></p>
<p><em><strong>D.E.Y.A:</strong> Bir kız var şirkette bana yazıyor.</em></p>
<p><em><strong>Dişi:</strong> Eee sen de ona yazıyor musun? Yaz bari.</em></p>
<p><em><strong>D.E.Y.A:</strong> Yok, senle devam etmezse düşünürüz.</em></p>
<p><em>-&#8230;&#8230;..(Suskunluk ve akabinde yandan gülümseyerek peki demek) (İç ses: Kıskanacağımı düşünmesi ne acı. Azgelişmişlikte en gelişmiş nokta. Sonsuza kadar uzaklaşmalı. Dış ses: Peki.)</em></p>
<p><em><strong>Aday 3</strong></em></p>
<p><em><strong>D.E.Y.A:</strong> Seni çok seviyorum,  o kadar seviyorum ki o kadar olur.</em></p>
<p><em><strong>Dişi:</strong> &#8230;&#8230;.. ( İç ses: Herkesin ağzı bir şey söylüyor tabii sonuçta. Dış ses: Anlıyorum, peki. )</em></p>
<p><em>1 Ay sonra: Muhtemelen ilişkinin kötü giden zamanlarında hafiften görüşülmeye başlanan ve yedeklenmiş olan hatun kişi ile ilişkinin resmiyete dökülmesinin kulağa gelmesi. Not: Kulağa gelme süresi bir ay. Uzun ilişkiden çıktıktan sonra ve bi ay önce ağlanan hatundan ayrıldıktan hemen sonraki ile başlama süresi ise; &#8220;kimbilir belki yarın belki yarından da yakın.&#8221;</em></p>
<p><em>Herkesin ağzı bir şey söylüyor sonuçta. Yemezsin, yemeyeceğin muhakkak; ancak canın isterse yemiş gibi yaparsın.</em></p>
<p><em><strong>X olmazsa Y, olmazsa Z.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dünyada kadın da bitmez erkek de. Elhamdülillah.</strong></em></p>
<p><em><strong>Aday 4</strong></em></p>
<p><em><strong>D.E.Y.A:</strong> Onla da artık görüşmüyorum. Çok yakın dostumdu.</em></p>
<p><em><strong>Dişi:</strong> Ne oldu ki? İnsan öyle bırakıverir mi dostum dediğini?</em></p>
<p><em><strong>D.E.Y.A:</strong> Yattık. Aslında sürekli yatıyorduk.</em></p>
<p><em>-&#8230;&#8230;&#8230;.( İç Ses: Oh oh suyundan da koy.  Kavram karmaşasının böylesi. Zihni ne yapsam açılır ki acaba? Kahve? Yok yahu kafein yetmez. Level 1. Nerden başlarsın nasıl anlatırsın? Bırak dağınık kalsın. Dış Ses: Hımm, beynin bulanmış sanki. Kahve?)</em></p>
<p><em><strong>Aday 5:</strong></em></p>
<p><em>Sevgilisi ile ayrıldığı an kendisini toparlamak için derhal ve kati suretle birini bulur. Birkaç gün bile yalnız kalmaya, kafasındakileri muhakeme etmeye tahammülü yoktur. Bu gelecek program yani yeni kişi, halihazırda kenarda beklerse daha iyi olur. İlişki beklenmedik bir şekilde bitmeyecekse yani zaten kötü gidiyorsa kenarda birisi zaten vardır. Bu kimsenin cibiliyeti hiç mühim değildir. <strong>Çünkü X olmamıştır, o halde Y ve Z&#8217;den biri niçin olmasındır? Dünyada kadın mı biter? </strong></em></p>
<p><em><strong>Aday 6:</strong></em></p>
<p><em>Sözlü, sözsüz, açıkça, kapalıca, gizli ya da aleni reddedilmesinin hemen akabinde takribi 2 hafta ile 2 ay arasında sürecek olan yedekte tuttuğu kişi ile birlikteliği kurar ve bunu mümkün olan her yolla dünyaya duyurur. (Facebook, megafon, sokak çalgıcıları vb.) Çünkü dünyanın bu mühim habere çok ihtiyacı vardır. Adeta dünya bu haberi alamazsa Çin borsası düşer, Dow Jones bundan etkilenerek düşer ve T.C. tahvil bono fiyatlarında gereksiz yükselmeler görülür.</em></p>
<p><em><strong>Aday 7:</strong></em></p>
<p><em>Aynı anda 5-6 kişi ve hatta fazlası ile bulabildiği her yolla flört halindedir. (A kümesi) Bu kişi yayılım politikası izlemektedir. Ya tutarsa? Veya  bu tutarsa? 1 olmazsa 2, olmazsa 3, olmazsa 4&#8230; 5 olmazsa 6&#8230; (Not: Altısından da bir şey çıkmazsa küme değiştirilir.) Keyif ehli, hiçbir şey ummayan, yaşadıklarından dolayı zamanla korkaklaşmış, denemeyi bile deneyen insanlar arasında daha yaygın bir yüzeyselliktir.</em></p>
<p><em><strong>Aday 8:</strong></em></p>
<p><em>Sevgili bulabilmek için  özünde hiç ilgilenmediği şeylerle ilgilenir olur ya da en azından ilgilenir görünür. Bkz. Resim, opera, bale, seramik, dans. vb. Bir de bu tipin kadın olanı futbolla ilgilenir. Evlerden ırak&#8230;</em></p>
<p><em><strong>Aday 9:</strong></em></p>
<p><em>Kendine ait fikri yoktur. Onun fikri, hoşlandığı kişinin fikridir. İkna edene kadar fikirleri bir öyle bir böyledir. Ne söylersen onaylar. Neye inanırsan ona inanır, neyi savunursan onun savunucusudur. Böyle durumlarda bir gün bir şey söyleyip ertesi gün tam tersini söylediğinizde karşı tarafın bunu idrak etmeden her ikisini de onaylaması birkaç sefer için eğlenceli olur. Birkaç seferden fazlasını bilemiyorum. Çünkü daha fazlasını bilmek için görüşmeye devam ediyor olmak gerekir. Peki; anlayışlı olmak pek ala da, o halde sen kimsin?</em></p>
<p><em><strong>Aday 10:</strong></em></p>
<p><em>Güvenilecek hiçbir şeyi olmamasına ve neredeyse kör cahil olmasına rağmen özgüvenin doruklarında gezen tip. Bunlar kalabalık yerlerde (bar ortamı, club vb.) daha çok siftinir.</em></p>
<p><em>Bunların tipi düzgün olanı ve olmayanı vardır. Olmayanları çok acı çekerler. Olanları içinse cehennemde büyük azap var diyorlar.</em></p>
<p><em>Olmayanları için geliyor: &#8220;Talihim yok bahtım kara.&#8221;  Çıkın bu kalabalık yerlerden. Kümelenmeyin. Kendinizi gelişime verin.</em></p>
<p><em>Olanları için geliyor:  Sizin durumunuz sandığınız gibi kolay değil. Tipi olmayandan daha zor; ama nedenini anlatsam uzun olur. Neyse ki tipiniz var; biri atıp tutmalarınız ve boş konuşmalarınızdan iyice daralıp gururunuzu kırana kadar umudunuzu yitirmeyin. Tipinizle etkileyeceğiniz yüzeysel kızları bekleyin. Baktınız olmuyor son çare olarak kendinizi geliştirirsiniz. Ki bence gerek yok. İyi böyle. Dönün bakiim sağa.</em></p>
<p><em><strong>Aday 11: </strong></em></p>
<p><em><strong>D.E.Y.A:</strong> İşte benim de Almanya&#8217;da bir hatun vardı o zaman. Ben de gittim sevgilime de söylemedim nereye gittiğimi. O beni X ülkede biliyor. Tutturdu telefon açacağım diye bir şekilde geçiştirdim, çaktı tabii bu.</em></p>
<p><em><strong>Dişi:</strong> E peki madem sürekli böyle Ruslar muslar&#8230; Hatun da ikide bir çakıyor. Bir şey söylemiyor mu?</em></p>
<p><em><strong>D.E.Y.A:</strong> Aman, kadın işte ne olacak? İki gün surat yapar geçer sonra.</em></p>
<p><em><strong>Dişi</strong>: (İç ses: Evet kadınlar tarifsiz salak ve bunlar yüzünden arz-talep dengesizliği oluşuyor.) Dış ses:  Niye koymuyor kapının önüne?</em></p>
<p><em><strong>D.E.Y.A:</strong> İsterse koysun. Biri gider, biri gelir. Bu, herkes için böyledir onun için de öyle&#8230; Hem o başka.</em></p>
<p><em><strong>Dişi:</strong> Dış ses: Ne gibi? Az önce başka bir şey söyledin farkındaysan.</em></p>
<p><em>(İç ses: Kendi ile çelişmekte. Karısına kızına kutsal, kalan tüm kadınlara fahişe muamelesi yapan faili meçhul olmayan zihniyet. İki cümle kursam ağlayabilir; lakin kavga çıkmasın, ağır konuşurum. Söz gümüş ise&#8230;</em></p>
<p><em><strong>Bunların bir de kadın versiyonları var. Erkekler kaka, kadınlar fevkalade diyorum sanılmasın. Onları da artık başka sefere&#8230; </strong></em></p>
<p><em><strong>And the Oscar goes to&#8230;. </strong></em></p>
<p><em>Vallahi seçemiyorum, hepsi birbirinden güzeller. Canlarım.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/dunyanin-en-yuzeysel-adami/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Londra</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/londra</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/londra#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 May 2010 23:46:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Bayswater]]></category>
		<category><![CDATA[Big Ben]]></category>
		<category><![CDATA[British Museum]]></category>
		<category><![CDATA[Camden]]></category>
		<category><![CDATA[Hyde Park]]></category>
		<category><![CDATA[Kensington Gardens]]></category>
		<category><![CDATA[London]]></category>
		<category><![CDATA[London Bridge]]></category>
		<category><![CDATA[London Eye]]></category>
		<category><![CDATA[Londra]]></category>
		<category><![CDATA[Müze]]></category>
		<category><![CDATA[Müzikal]]></category>
		<category><![CDATA[Natural History Museum]]></category>
		<category><![CDATA[Operadaki Hayalet]]></category>
		<category><![CDATA[Oxford St]]></category>
		<category><![CDATA[Piccadilly Circus]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[St. Paul's Cathedral]]></category>
		<category><![CDATA[Tate Modern]]></category>
		<category><![CDATA[The Masala Zone]]></category>
		<category><![CDATA[The Phantom Of The Opera]]></category>
		<category><![CDATA[Tower Bridge]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=2267</guid>
		<description><![CDATA[Selamlar. Yılı geçti, ben hala Nepal, Butan ve Tibet gezimi yazacağım buraya. Anladım ki toparlayamayacağım. Nereye gitmiştim, hangi manastırlara ne sırayla girmiştim kültürlerine dair neler öğrenmiştim sanırım artık toparlamam çok zor. Aynısı kısa süren Londra gezime de olmasın diye şimdiden bir kaç bir şey yazmak istedim. 14-18 Mayıs arasında bana çok kısa gelen zamanda önceden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Selamlar.</em></p>
<p><em>Yılı geçti, ben hala Nepal, Butan ve Tibet gezimi yazacağım buraya. Anladım ki toparlayamayacağım. Nereye gitmiştim, hangi manastırlara ne sırayla girmiştim kültürlerine dair neler öğrenmiştim sanırım artık toparlamam çok zor.</em></p>
<p><em>Aynısı kısa süren Londra gezime de olmasın diye şimdiden bir kaç bir şey yazmak istedim. 14-18 Mayıs arasında bana çok kısa gelen zamanda önceden bulduğumuz ucuz biletlerle koşuşturma şeklinde geçen bir Londra gezisi yaptık. Elbette ki mecburen zone 1 ve 2 içinde kaldık yalnızca. Böyle bir şehir 4-5 güne sığdırılmaya çalışılırsa ne olur? Mümkün olduğu kadar çok yeri göreceğim açgözlüğünde iseniz 4. günün sonunda yürümekten felç olabilirsiniz öncelikle. İki gün boyunca yorgunluktan ayağımın &#8220;yürü&#8221; komutuna rağmen yürümediğini gördüm.</em></p>
<p><em><span style="text-decoration: underline;">Nelere sevindim?</span></em></p>
<p><em>Ezbere bildiğim Phantom of the Opera&#8217;yı yerinde izlemek ve yine büyülenmek, sokaklarda öylesine dolaşırken her yerde tavsiyesi olan The Masala Zone&#8217;a tesadüfen varıp Tali yemek, ucuza lezzetli Çin yemeği yiyebilmek, Primark diye süper ucuz bir yerde alışveriş yapmış olmak, öneriler listesindeki ilk dört müzeye gitmiş olmak (hakkıyla gezdiğimi söyleyemeyeceğim bunun için hesaplarıma göre sekiz sene falan gerekiyor.), mümkün olduğu kadar yürümek, London Eye&#8217;a gün batımında denk gelmek, Soho&#8217;da o kalabalıkta barlarda oturacak yer bulabilmiş olmak, Hyde Park ve Kensington Gardens&#8217;ı ucundan görebilmek, Her yerin sosyo-ekonomik bakımdan İstanbul karşılığını bulup eğlenmek. (örnek olarak Camden Markets bence bildiğimiz Sultanahmet&#8217;in Londra versiyonu), Tower Bridge, London Bridge ve Big Ben civarında yürüyerek dolaşacak vakti bulabilmek. Müzelerin bedava olması ve içlerinde fotoğraf çekiminin engellenmemiş olması&#8230;</em></p>
<p><em><span style="text-decoration: underline;">Nelere üzüldüm?</span></em></p>
<p><em>Haftalık sınırsız travelling card&#8217;ımı ikinci gün havaya uçurmuş olmak, girdiğimiz geleneksel müzik yapan &#8220;traditional pub&#8221;ta oturacak yer bulamamış olmak, lisede bir senemizi provalarıyla geçirdiğimiz Oliver Twist&#8217;i canlı izleyememiş olmak (ve sanırım tüm müzikallere giderdim fırsatım olsaydı), Natural History Museum&#8217;u en sona bırakmış olmak ve hakkıyla gezememek onun yerine Tate Modern gibi bir müzede vakit harcamak. (Bir bilene soracaksınız gitmeden oof of), Lübnan yemeği neymiş deneyememek, Sherlock Holmes&#8217;un müze ve sokağına vakit ayıramamak, The Science Museum&#8217;a gidememek, fotoğraf makinemin yanlış modda kalarak kötü fotoğraflara sebebiyet vermesi, hostela yakın olan tube station&#8217;ı geç keşfetmek ve otobüslerin son derece kullanıcı dostu olduğunu geç keşfetmek&#8230;</em></p>
<p><em><span style="text-decoration: underline;">Burayı gezme niyetiniz varsa, </span></em></p>
<p><em>Hakkıyla gezmek için en az on beş gün kalmaya çalışın, homofobik biriyseniz Soho&#8217;dan uzak durun ve burda gay bar olmayan bir bar bulma hayaline kapılmayın, gezeceğiniz ilk müze Natural History Museum olsun, modern sanat aşığı değilseniz Tate Modern&#8217;le vakit kaybetmeyin. En az iki-üç müzikale gitmeye çalışın. İçme-gece eğlencesi işlerini çok geçe bırakmayın, kapılarda kuyruklar var, yer bulmak pek zor. Metrodan çok otobüs kullanın. Metro kullanımı kolay; ama otobüs daha da kolay.</em></p>
<p><em>Kısa süreli bir ziyaret için mutlaka uğranması gereken yerler:</em></p>
<p><em>Natural History Museum, Tower Bridge, Soho, The Masala Zone, Zevke göre bir müzikal (tercihen The Phantom of the Opera), Oxford St, Piccadilly Circus, British Museum, Kensington Gardens&#8230;</em></p>
<p><em>İlgilisine bir kaç fotoğraf da koyayım da tam olsun.<br />
</em></p>
<p style="text-align: center;"><em><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/05/IMG_0504.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2278" title="IMG_0504" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/05/IMG_0504-300x225.jpg" alt="IMG_0504" width="300" height="225" /></a><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/05/IMG_9166.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2284" title="IMG_9166" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/05/IMG_9166-300x225.jpg" alt="IMG_9166" width="300" height="225" /></a><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/05/IMG_9373.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2287" title="IMG_9373" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/05/IMG_9373-300x225.jpg" alt="IMG_9373" width="300" height="225" /></a><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/05/IMG_9244.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2286" title="IMG_9244" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/05/IMG_9244-225x300.jpg" alt="IMG_9244" width="225" height="300" /></a><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/05/IMG_9210.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2285" title="IMG_9210" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/05/IMG_9210-225x300.jpg" alt="IMG_9210" width="225" height="300" /></a><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/05/IMG_9068.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2283" title="IMG_9068" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/05/IMG_9068-225x300.jpg" alt="IMG_9068" width="225" height="300" /></a><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/05/IMG_8970.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2282" title="IMG_8970" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/05/IMG_8970-225x300.jpg" alt="IMG_8970" width="225" height="300" /></a><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/05/IMG_8890.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2281" title="IMG_8890" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/05/IMG_8890-225x300.jpg" alt="IMG_8890" width="225" height="300" /></a><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/05/IMG_8884.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2280" title="IMG_8884" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/05/IMG_8884-300x225.jpg" alt="IMG_8884" width="300" height="225" /></a><a href="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/05/IMG_0644.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2279" title="IMG_0644" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/05/IMG_0644-300x225.jpg" alt="IMG_0644" width="300" height="225" /></a><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/londra/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En Sevdiğim Masallar</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/en-sevdigim-masallar</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/en-sevdigim-masallar#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Apr 2010 22:49:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Aaron Eckhart]]></category>
		<category><![CDATA[Anime]]></category>
		<category><![CDATA[Big Fish]]></category>
		<category><![CDATA[Ewan McGregor]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[Gedo Senki]]></category>
		<category><![CDATA[Howl's Moving Caslte]]></category>
		<category><![CDATA[Ian McKellen]]></category>
		<category><![CDATA[Masalsı Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Miyazaki]]></category>
		<category><![CDATA[Mononoke Hime]]></category>
		<category><![CDATA[Neverwas]]></category>
		<category><![CDATA[Plot]]></category>
		<category><![CDATA[Spirited Away]]></category>
		<category><![CDATA[Tales From Earthsea]]></category>
		<category><![CDATA[Tarsem Singh]]></category>
		<category><![CDATA[The Fall]]></category>
		<category><![CDATA[Tim Burton]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=2242</guid>
		<description><![CDATA[En sevdiğim masallar, Miyazaki&#8217;nin film yaptıklarıdır efendim en başta. Bu sevdiğim masalların en ünlüleri, anime ile biraz ilgiliyseniz bileceğiniz gibi Mononoke Hime, Spirited Away ve Howl&#8217;s Moving Castle ve Gedo Senki. Anime-severlerin tamanına sorun; hangisini daha çok sevdiniz diye size ilk ikisinden birini söyleyecektir. İlk ikisini de sevmekle birlikte Howl&#8217;s Moving Castle, benim için ağır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>En sevdiğim masallar,</em></p>
<p><em><strong>Miyazaki&#8217;nin</strong> film yaptıklarıdır efendim en başta.</em></p>
<p><em>Bu sevdiğim masalların en ünlüleri, anime ile biraz ilgiliyseniz bileceğiniz gibi <strong>Mononoke Hime, Spirited Away ve Howl&#8217;s Moving Castle ve Gedo Senki</strong>.<strong> </strong>Anime-severlerin tamanına sorun; hangisini daha çok sevdiniz diye size ilk ikisinden birini söyleyecektir. <img class="alignleft size-thumbnail wp-image-2250" title="howls-moving-castle-4" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/04/howls-moving-castle-4-150x150.jpg" alt="howls-moving-castle-4" width="150" height="150" />İlk ikisini de sevmekle birlikte <strong><a href="http://www.imdb.com/title/tt0347149/" target="_blank">Howl&#8217;s Moving Castle</a>,</strong> benim için ağır ezicilikte en sevilesi masal. Hiç izlemediysem 5-6 kere izleyip her seferinde yeni bir şeyler keşfettim. Nedir bu anime&#8217;de bu kadar cezbeden beni? Umutlu bir film gibi geliyor bana öncelikle o sebepten her seferinde moral yükseltebiliyor. İkinci olarak da aşkın yaştan, dış görünümden tamamen soyut olabileceği fikri bir masalda harika duruyor. Ayrıca diğer Miyazaki eserlerine göre çok daha romantik. Adı üstünde masal&#8230; Sıkıldığınız bir anda açın. Belki çizgilerin içine girmekte başta zorlanacaksınız; ama yetişkinliği iki dakika dışarda bırakıp, filme girebilirseniz bir daha dönmek istemeyebilirsiniz. Anime konusu başlı başına ayrıca yazılabilir olduğundan masalsı-fantastik filmler alanında sadece Gedo Senki (Tales From Earthsea) ve Howl&#8217;s Moving Castle&#8217;dan bahsetmek yeterli olacaktır.</em></p>
<p><em>Tavsiye ettiğim her filmin konusunu birer cümle ile özetleyeceğim. Belki ilginizi çeker. Howl&#8217;s Moving Castle: Başrol olan Sophie, kıdemli bir büyücünün yaşlanma büyüsüne maruz kalır ve büyüyü bozabilecek büyücünün peşine düşer. Bu esnada gücünü içindeki ateşten alan yürüyen bir makinaya rastlar ve onun efendisi olan yakışıklı büyücü (işte bir çizgi karakter ne kadar olabilirse) büyücü Howl ile tanışır. Genç Howl ile tanıştığında normalde genç bir kız olan Sophie, seksenlik nine görünümündedir.</em></p>
<p><em><img class="size-thumbnail wp-image-2247 alignright" title="big_fish" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/04/big_fish-150x150.jpg" alt="big_fish" width="150" height="150" />Bu anime&#8217;lerin akabinde film olarak<strong> Big Fish </strong>ve<strong> Neverwas</strong> geliyor aklıma. İki filmi de çok sevmiştim. Son zamanlarda yapılan iyi filmler arasında bunlar da. Yine Pan&#8217;in Labirenti de birazcık bunları andırıyor. Yönetmeni Tim Burton olan (zaten bu isim söylendiği anda film izlenmeli) <a href="http://www.imdb.com/title/tt0319061/" target="_blank">Big Fish</a> asla kaçırılmaması gereken bir film. Başrolde de süper insan Ewan McGregor var. Konusu kısaca şöyle: Hikaye anlatmakta usta olan Edward senelerce oğluna aynı fantastik hikayeyi anlatır; bu masala çocukken inanan oğlu Will ise hasta babasını ziyaretinde babasının rahatlatıcı hikayelerinde keşfe çıkar.  <a href="http://www.imdb.com/title/tt0418004/" target="_blank"><img class="size-thumbnail wp-image-2252 alignleft" title="neverwas0" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/04/neverwas0-150x150.jpg" alt="neverwas0" width="150" height="150" />Neverwas</a>&#8216;da ise Ian McKellen ve Aaron Eckhart&#8217;ı başrolde izleyeceksiniz. Konusu şöyle:  Bir psikiatrist kariyerini bırakarak çocuk kitabı yazarı olan babasının yazdığı bir kitabının sırlarını ortaya çıkarmak ve hikayedeki yeri bulmak için civarda tanıştığı bir şizofreni </em><em>zamanla </em><em>yüreklendirir.</em></p>
<p><em>Daha yakın zamanda çekilen başka bir masal ise (bunlara masal deme sebebimi hepsini izleyenler bilecektir.) <a href="http://www.imdb.com/title/tt0460791/" target="_blank">The Fall</a>. <img class="size-thumbnail wp-image-2248  alignright" title="D_-_The_Fall" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/04/D_-_The_Fall-150x150.jpg" alt="D_-_The_Fall" width="150" height="150" />Türkiye&#8217;de vizyona girdi mi çıktı mı girecek mi hiç bir fikrim yok. Bulun izleyin. Diğerlerine göre daha çok sürreal tablo görüntüsü izlediğiniz duygusuna katılacaksınız. Belki fantastik öyküler, masallar size göre olmayabilir; ancak bu filmin tabloları (görüntü diyemiyorum) için bir istisna yapmalısınız. Yönetmeni <span><strong>Tarsem Singh</strong> olan </span><strong>The Fall</strong> tam olarak &#8216;masal&#8217; kategorisinde bir film. Kısaca şöyle: 1920&#8242;lerde Los Angeles&#8217;ta hastanede yatan genç adam hastanede tanıştığı beş yaşındaki sevimli kıza uydurduğu beş kahramanın öyküsünü anlatmaya başlar. Zaman içinde hangi kısım masal hangi kısım gerçek karışmaya başlar.</em></p>
<p><em>Şimdi <strong>The Imaginarium of Doctor Parnassus</strong>&#8216;tan da umutluyum. İzlemediğim ve benzeri olabileceğini düşündüğüm başka bir film de <strong>Percy Jackson and The Olympians The Lightning Thief</strong>. İkincisi umarım Harry Potter&#8217;dan hallicedir. Pek bir şey beklememek lazım. Yaşlı (!) bir arkadaşımın dediği gibi &#8220;artık iyi film çekmiyorlar.&#8221; İnşallah yüzümü kara çıkarırlar. Arkadaşlarla fantastik filmler gecesi düzenlemeyi planladık; ama izlenmemiş film nasıl bulacağız? İşte bütün mesele bu.</em></p>
<p><em>Sanırım film konusunda yazmam gün be gün zorlaşıyor. O kadar çok şey izledim ve izliyorum ki halihazırda artık aklımda kalmıyor. Sadece iyileri kalıyor. Üsttekiler de onlardan. Başka şeyleri kıstas alıyorsanız hepsi de ödüllü filmler. İyi seyirler.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/en-sevdigim-masallar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Heyecanlandıranlar</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/heyecanlandiranlar</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/heyecanlandiranlar#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2010 20:19:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[2010 Nisan Kültür Etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Aya İrini]]></category>
		<category><![CDATA[Ödüllü Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Bilet Fiyatları]]></category>
		<category><![CDATA[Caz]]></category>
		<category><![CDATA[David Helfgott]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Farid Farjad]]></category>
		<category><![CDATA[Geoffrey Rush]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Keman]]></category>
		<category><![CDATA[Keman virtüözü]]></category>
		<category><![CDATA[Klasik Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Konser]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfi Kırdar Kongre Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Pianist]]></category>
		<category><![CDATA[Shine]]></category>
		<category><![CDATA[Türker İnanoğlu Maslak Show Center]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=2232</guid>
		<description><![CDATA[Gidilesi Konser Haberleri İstanbul, nam-ı diğer kültür-sanat, müzik, konser cenneti. Sonsuz çeşitlilikte müziğe yataklık eden bir yer. Sadece Taksim&#8217;de öylesine gezinirken, rock&#8217;n roll yapan, blues çalan, pop-caz yapan gruplara, Endülüs Müziği yapan gruplara, denk gelmek mümkün. Aynı sokakta ünlü metal barın az ilersinde tango orkestrası dinleme ihtimaliniz var. Yine aynı sokakta türkü bar da bulabilirsiniz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Gidilesi Konser Haberleri</strong></em></p>
<p><em>İstanbul, nam-ı diğer kültür-sanat, müzik, konser cenneti. Sonsuz çeşitlilikte müziğe yataklık eden bir yer. Sadece Taksim&#8217;de öylesine gezinirken, rock&#8217;n roll yapan, blues çalan, pop-caz yapan gruplara, Endülüs Müziği yapan gruplara, denk gelmek mümkün. Aynı sokakta ünlü metal barın az ilersinde tango orkestrası dinleme ihtimaliniz var. Yine aynı sokakta türkü bar da bulabilirsiniz. Şaşırtıcı bir çeşitlilik mevcut ki buna bir de Türk Müziğini ekleyin. Her zaman fasıllı lokaller bulunduğunu da unutmayın.  Seviyorum İstanbul&#8217;u. Ve lakin kim sevmez ve İstanbul&#8217;u sevmezse gönül aşkı ne anlar?</em></p>
<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-2235" title="David Helfgott" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/03/David-Helfgott-6-protrait-200x300.jpg" alt="David Helfgott" width="200" height="300" />Bir iki gün evvel David Helfgott&#8217;un yeniden Rachmaninov çalmak üzere geldiğini öğrenmiş, derhal biletlere bakmıştım. Bilmeyenler için bağlantıyı kuralım. Güzeller güzeli Shine filminin ana karakteridir pianist David Helfgott. Filmde kendisini Geoffrey Rush oynar ve kendisine hayran bırakır. Film sayesinde daha tanımadan seversiniz dahi pianisti. 2009 Eylül&#8217;de de gelmişti üstad; fakat ben İstanbul&#8217;da değildim. İkinci bir şans olduğunu görünce heyecanlandım; ama bir de baktım ki Aya İrini&#8217;deki tüm kategorilerde bilet tükenmiş ve satışta olan biletlerin fiyatı 500 TL (Yazıyla beş yüz!!!) Ne yazık ki pek çok organizasyon ve konser haberinden anında haberdar olamıyoruz. Birileri haber verene kadar biletler bitmiş olabiliyor. Sizin de tahmin edebileceğiniz gibi bu mütevazi(!) fiyatlar beni benden aldı. Lakin konserin aynısı 8 Nisan 2010 tarihinde Lütfi Kırdar Kongre Merkezi&#8217;nde de varmış. Bunu da yeni öğrendim ve şu an hala (görece) normal bir fiyata bilet bulmak mümkün. İlgilenenlere duyurulur.</em></p>
<p><em><img class="alignright size-full wp-image-2236" title="farid farjad" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/03/farid1.jpg" alt="farid farjad" width="265" height="265" />Beni sevindiren bir diğer haber ise İranlı keman virtüözü Farid Farjad&#8217;ın da İstanbul&#8217;a ayak basıyor olması. Konser pek yakında (31 Mart 2010) ve Türker İnanoğlu Gösteri Merkezi&#8217;nde. Burada da geç kalmanın azizliğine uğrayarak almak istediğim kategorideki son bileti aldım ve haber verdiğim arkadaşım diğer kategorideki mütevazi(!) fiyatlardan dolayı gelmekten vazgeçti. 2008 ve 2009 döneminin önemli bölümünde kriz etkisiyle konser etkinlikleri ciddi olarak sekteye uğramıştı. Arayıp da gitmeye değer konser bulamadığımız günleri hatırlıyorum. Neyse ki şu sıralar eskisi gibi hareketli ortalık; fakat &#8220;bu biletlerin normal insanlar için olanı da yok mu&#8221; diye sorası geliyor insanın bazen. Küfretmeyin; ama 4. kategorideki son bileti alarak güzel bir iş yaptım <img src='http://ezgi.murekkep.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Sağda solda olmaktan ve başka duygusal(!) sebeplerle gidemeyen arkadaşların ruhları için de dinleyeceğim artık.</em></p>
<p><em>İnsanlık için hayırlı lakin ben gidemeyecek olduğumdan benim için esef verici iki konser haberim daha var: Eric Clapton &amp; Steve Winwood ve  Charlie Haden ve Quartet&#8217;i de sırayla haziran ve nisanda İstanbul&#8217;da. Duyanlar duymayanlara anlatsın. Kimse benim gibi geç kalmasın. Hadi bakayım&#8230;</em></p>
<p><em><strong>P.S. Hediye bilet kabul ediyorum.  : )</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/heyecanlandiranlar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ay</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/ay</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/ay#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 00:39:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[Ay Halkası]]></category>
		<category><![CDATA[ayna]]></category>
		<category><![CDATA[Hale]]></category>
		<category><![CDATA[Hale Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Kilyos]]></category>
		<category><![CDATA[Moon Circle]]></category>
		<category><![CDATA[Tülin]]></category>
		<category><![CDATA[Tülin Anlamı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=2223</guid>
		<description><![CDATA[Seneyi geçmiştir belki. &#8220;Ben tülin gördüm.&#8221; Pek çok kişi isminin anlamını bilmez. Bilmeyen pek çok insana rastladım. Anlamını bilmediğim bir isim varsa mutlaka sorarım; ordan biliyorum. İsminin anlamını ya da benzer kelimelere niye benzediğini merak bile etmemiş bir çok insan var. Eminim tülinin anlamını bilmeyen bir sürü &#8220;Tülin&#8221; vardır&#8230; Geçen sene bu zamanlardan biraz erkendi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Seneyi geçmiştir belki.</em></p>
<p><strong><em>&#8220;Ben tülin gördüm.&#8221;</em></strong></p>
<p><em><img class="alignleft size-full wp-image-2227" title="tülin" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/02/tülin.jpg" alt="tülin" width="270" height="193" />Pek çok kişi isminin anlamını bilmez. Bilmeyen pek çok insana rastladım. Anlamını bilmediğim bir isim varsa mutlaka sorarım; ordan biliyorum. İsminin anlamını ya da benzer kelimelere niye benzediğini merak bile etmemiş bir çok insan var. Eminim tülinin anlamını bilmeyen bir sürü &#8220;Tülin&#8221; vardır&#8230;<br />
</em></p>
<p><em>Geçen sene bu zamanlardan biraz erkendi belki. Ben Kilyos taraflarındaydım. Aile dostlarımızın evindeydik. Muhabbet, şarap, yemek; her şey çok güzeldi. Karadeniz ayazının Kilyos&#8217;a varması sayesinde hava, oldukça soğuktu. Geç saatte dönülüyordu.</em></p>
<p><em><span id="more-2223"></span></em><em>Bahçe merdivenlerinden adımımı sokağa ilk ben attım. Sokakta beklenmedik bir ışık vardı. Tuhaf bir parıltı hissettim üzerimde. Yanınızda kimse yoktur; ama sanki biri vardır yine de&#8230;  Çok nadiren böyle bir hisse kapılırım. O anlardan biriydi. Kafamı büsbütün yukarıya kaldırdım ve</em></p>
<p><strong><em>&#8220;Tülin gördüm.&#8221;</em></strong></p>
<p><em>Hayatımda gördüğüm şeylerden pek azı bu kadar etkileyiciydi. Fotoğraf makineme davrandım; ama makinenin gördüğümü çekmesi imkansızdı. Şehirden uzaklığından faydalanan ay, koskocaman olmuştu. Çevresinde bembeyaz, acayip bir ışık&#8230;  Tülin! Perspektif olarak bir kubbeye bakıyor gibiydim. Bir binanın külahına benziyordu görüntü. Çarpan, kesinlikle alkol değil; dolunaydı. Hale beni çarpmıştı. </em><em>Eminim, &#8220;hale&#8221;nin anlamını bilmeyen bir sürü &#8220;Hale&#8221; vardır&#8230;<br />
</em></p>
<p><em>Görüntünün üzerine bir yazı yazdığımdan günün tarihini bulabildim: 12.12.08 </em></p>
<p><em>Gerçekten de bir seneyi biraz geçmiş.  Yazdığımın sonu şöyle bitmiş:</em></p>
<p><strong><em>Ayna döner.<br />
Ay gösterir.<br />
Ayna size,<br />
Ay bana.</em></strong></p>
<p><em>***</em></p>
<p><em>Tabii ki ayın anlattıklarının bana kalması gerekliliğiyle yazının bu kadarını kafi buldum buraya yazmak için. </em></p>
<p><em>O an, hayatımda sanki aydınlanacak hiç bir şey kalmamıştı. Geçtiklerim, yolum ve durağım daha ışıklı olamazdı. Gizem, özlem ve gelecek de yoktu. Yalnız &#8220;hale &#8221; vardı; bir de benim görüntüm.<br />
</em></p>
<p><em>Öyle hissettim. </em></p>
<p><em>O ışıklı halkaya karışıp gitmek istedim. </em></p>
<p><em>Niye gidemedim?<br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/ay/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yıldız</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/yildiz</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/yildiz#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2010 16:20:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[A Thousand Kisses Deep]]></category>
		<category><![CDATA[Şans]]></category>
		<category><![CDATA[Kayan Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Kuyruklu Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[La Fille Sur Le Pont]]></category>
		<category><![CDATA[Leonard Cohen]]></category>
		<category><![CDATA[Ten New Songs]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız Kayması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=2215</guid>
		<description><![CDATA[Bazı insanlar var ki kendilerine laf sokmaktan hoşlanırsınız. Bunun için yaratılmış gibidirler. Bazen onlar için iyidir bu; fark etmedikleri şeyleri fark etmelerini sağlar. Bazense sadece alaycı yaradılışınız yüzünden yaparsınız bunu; nedensiz ve acımasızca. Belki sadece eğlenmek için ya da başka türlüsü olamayacağı için. Bazı insanlar var ki suratlarına güzel şeyler söylemek içinizden gelmez; sonrasında ise [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bazı insanlar var ki kendilerine laf sokmaktan hoşlanırsınız. Bunun için yaratılmış gibidirler. Bazen onlar için iyidir bu; fark etmedikleri şeyleri fark etmelerini sağlar. Bazense sadece alaycı yaradılışınız yüzünden yaparsınız bunu; nedensiz ve acımasızca. Belki sadece eğlenmek için ya da başka türlüsü olamayacağı için.</em></p>
<p><em>Bazı insanlar var ki suratlarına güzel şeyler söylemek içinizden gelmez; sonrasında ise haklarında hiç konuşmamak, hatta onları hiç tanımamış olmak istersiniz. En sonunda da gerçekten tanımaz olursunuz.</em></p>
<p><em><img class="alignleft size-full wp-image-2218" title="kayan-yildiz" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/02/kayan-yildiz.jpg" alt="kayan-yildiz" width="242" height="281" />Uzun zamandır unuttuğum bir şey var ki şöyle de insanlar var: <strong>Suratlarına her zaman iyi bir şeyler söylemek ve övgüler yağdırmak isteyeceğiniz; arkalarından ise sadece ne kadar mükemmel insanlar olduklarını anlatabileceğiniz&#8230; İşte bu çok nadir oluyor; ama oldu mu çok güzel oluyor. Keşke daha sık olsa&#8230; </strong></em></p>
<p><em><strong>Bu insanlar, gökyüzüne bakmadığınız bir anda kaydığını fark ettirecek kadar güçlü bir yıldız gibiler&#8230; Yazık, o sırada dilek tutmak aklınıza gelmez. Bir çok şans,  iyi niyetten, saygı ve çekiniklikten ve bir anlık boşluktan dolayı yitip gider.</strong></em></p>
<p><em>Şans ve şanssızlığı hoş şekilde anlatan &#8220;La Fille Sur Le Pont&#8221;un görüntüleriyle işte size L. Cohen&#8217;in son albümü &#8220;Ten New Songs&#8221;tan bir parça:</em></p>
<p><em>Yolun sonunda kurulacak tek bir cümlenin önce şiir, sonra da şarkı olmuş hali:</em></p>
<p><em><a href="http://www.youtube.com/watch?v=a46HzBwh8_A">A Thousand Kisses Deep &#8211; Youtube</a></em></p>
<p><em><strong><br />
</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/yildiz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyi Kötü Bir Şeyler</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/iyi-kotu-bir-seyler</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/iyi-kotu-bir-seyler#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2010 01:01:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlaksızlık]]></category>
		<category><![CDATA[İyi]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz]]></category>
		<category><![CDATA[Derin]]></category>
		<category><![CDATA[Kötü]]></category>
		<category><![CDATA[Mihenk]]></category>
		<category><![CDATA[Mihenk Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[Mutsuz]]></category>
		<category><![CDATA[Sığ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=2193</guid>
		<description><![CDATA[Nerede iyi, gerçekten iyi bir kişi görsem biliyorum ki mutsuz. Nerde iyi niyet bolluğundan kaygısızlaşmış; eli açık, gönlü açık birini görsem yine biliyorum ki mutsuz. Nerede kötü, hatta iyilikle kötülüğün ayırdını artık yapamayacak halde olup bunu da bir takım felsefemsi kapaklarla satmaya çalışan birini görsem biliyorum ki &#8220;işleri tıkırında&#8221;. Keşke gerçekten iyi ve kötü ayrımının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img class="alignleft size-medium wp-image-2207" title="su" src="http://ezgi.murekkep.org/wp-content/uploads/2010/01/su-261x300.jpg" alt="su" width="261" height="300" />Nerede iyi, gerçekten iyi bir kişi görsem biliyorum ki mutsuz. Nerde iyi niyet bolluğundan kaygısızlaşmış; eli açık, gönlü açık birini görsem yine biliyorum ki mutsuz.</em></p>
<p><em>Nerede kötü, hatta iyilikle kötülüğün ayırdını artık yapamayacak halde olup bunu da bir takım felsefemsi kapaklarla satmaya çalışan birini görsem biliyorum ki &#8220;işleri tıkırında&#8221;.</em></p>
<p><em>Keşke gerçekten iyi ve kötü ayrımının göründüğü gibi olmadığını derinlemesine biliyor olsalar veya keşke başka bir düzeyde iyi ve kötü ayrımının gerçekten de başka olduğunu hissetmiş olsalar&#8230;</em><br />
<span id="more-2193"></span><br />
<em></em><em>İyi ve kötü demek, her şeyi ikiye bölmek, ak ve kara demek elbette ki istenen bir iş değil. Fazla derinine inerseniz; iyi ve kötü, güzel ve çirkin, ahlak ve ahlaksızlık&#8230; Bu karşıtlıklar eriyip yok olur. Biri diğerinin içinde değişir durur ve aynı anda ikisi aynı suya akar gider.</em></p>
<p><em>Başkalarının kötülükleri, ahlaksızlıkları, akılsızlıkları,suçlamaları, yargılamaları için ne zaman kayıtsızlık halinde kalabilirseniz ya da ne zaman toplumun &#8220;genel geçer iyi&#8221;si sizin için &#8220;pek fena sınıfta kalır&#8221; hale gelirse, sizi sevmediğini bildiğiniz birini önyargısız dinleyebilirseniz, ne zaman kendinizi &#8220;sosyal&#8221; bir tehlike anında ya da bir şeyleri kaybetmek pahasına da ortaya koyabilirseniz; o zaman verdiğiniz karar, karardır; söylediğiniz söz, sözdür. Karar verirken kendinizi kayırmazsanız ve kendinize taraftar aramazsanız o zaman size güvenilebilir.</em></p>
<p><em>Ne zaman ki suçlu olan da, mutlu olan da, yanlış davranan da, bencil olan da sizsiniz; o zaman bunların tümü geçicidir ve mihenk sizsiniz. Ne zaman ki yanlış olan o, bu, şu veya onlar ise o zaman hiç uğraşmayın. Daha da basitini söyleyivereyim: <strong>Ne zaman ki olan biten sizsiniz; mihenk sizsiniz. Ne zamanki olan biten sizden gayrı, mihenk sizden gayrı. </strong>Başkası ve hatası sizden gayrıysa yüzyıllardır sıradan olanın her zerresine yazılmış olan iyi-kötü ayrımı sizin için vardır ve olmalıdır.</em></p>
<p><em>İyi ve kötü işin özünde aynı denize dökülür. &#8220;Deniz&#8221;lik durumunda iyi-kötü, ahlak ve ahlaksızlık ayrımı yoktur; çünkü su kendi içinde ayrışmaz. Lakin sığ su &#8220;deniz&#8221; gibi değildir; çabuk pislenir. Sığ bir su birikintisi, gerçek bir &#8220;deniz&#8221; olma hayalinde olabilir. Henüz göl bile olamadan doğrudan sonuca giderek başkalarından yarım yamalak duyduğu şeyleri tekrar edip kendini rahatlatabilir: &#8220;Benim için iyi-kötü yok; ahlak-ahlaksızlık yok&#8221; diyebilir. Bunları lafta söyler; yetmezmiş gibi hemen akabinde de başkasının hayatını yargılama işine koyulur.  Birebir &#8220;o kişi ya da öteki&#8221; olduğunda ne yapacağından eminmiş gibi &#8220;dışında kalanı&#8221; eleştirir durur.</em></p>
<p><em>Su birikintilerinin yanıldıklarını düşünüyorum; bence sığ su birikintileri deniz değildir ve &#8220;uçsuz bucaksız&#8221; numarası yapmak onların görünümünü pek değiştirmiyor. Onlar, son damlalarına kadar iyi-kötü, ahlak ve ahlaksızlık ayrımına yapışmalılar.</em></p>
<p><em>Başkalarına zararı dokunan, başkalarının açıkça kötülüğünü isteyen, başkalarının mutluluğunu fazla bulanlar için iyi-kötü ayrımı olmalıdır. Onların ilkil engeli &#8220;iyi ve kötü&#8221;dür ve bunu su birikintisi iken ne yapsalar aşamazlar. Çok daha fazla su damlası biriktirmeleri gerekir. Çok daha fazla yaşam biriktirmek ya da başkalarınınkini harcamak, onlar içindir.</em></p>
<p><em>Başkalarına faydası dokunan, başkalarının açıkça iyiliğini isteyen ve başkalarının mutluluğunu az bulanlar için iyi-kötü ayrımı olsa ne olur olmasa ne?  Onlar için, seyahatlerinde yol yemeği olarak bulunacak kesin bir şey vardır: Daha fazla acı. Onların ilkil engelleri budur.  Onların mihenkleri başkalarının &#8220;iyi-kötü&#8221; algısı değil, bizzat kendileridir. Fakat onlar için iyi-kötü ayrımı hiç olmadı diyemeyiz. &#8220;Zamanla kayboldu&#8221; diyebiliriz.</em></p>
<p><strong><em>Çok daha fazla su damlası dağıtmak, yalnız onlar içindir.</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/iyi-kotu-bir-seyler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Yıl Yeni Mi Ki, Desenize!</title>
		<link>http://ezgi.murekkep.org/yeni-yil-yeni-mi-ki-desenize</link>
		<comments>http://ezgi.murekkep.org/yeni-yil-yeni-mi-ki-desenize#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Jan 2010 17:11:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ezgi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Mizah]]></category>
		<category><![CDATA[Nesir]]></category>
		<category><![CDATA[2010]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Manço]]></category>
		<category><![CDATA[Nane Limon Kabuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniyıl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ezgi.murekkep.org/?p=2179</guid>
		<description><![CDATA[Yaşlılık zor zanaat. Kuzucuklarım biz bu 2010&#8242;a daha önce de girmemiş miydik? Hep aynı seneye mi giriyoruz nedir? Plak dönüyor da acaba sabit olan pikap iğnesi biz miyiz? Evet, bu cümleyi düşünüp düşünüp yeteri kadar moralinizi bozdu iseniz arkalara doğru ilerleyin canlarım. Burada kalabalık yapmayın. Teee Ekim&#8217;den beri yazacağım da yazacağım. Yaşlılık jargonuna alışın artık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Yaşlılık zor zanaat.</em></p>
<p><em>Kuzucuklarım biz bu 2010&#8242;a daha önce de girmemiş miydik? Hep aynı seneye mi giriyoruz nedir? Plak dönüyor da acaba sabit olan pikap iğnesi biz miyiz?</em></p>
<p><em>Evet, bu cümleyi düşünüp düşünüp yeteri kadar moralinizi bozdu iseniz arkalara doğru ilerleyin canlarım. Burada kalabalık yapmayın.</em></p>
<p><em>Teee Ekim&#8217;den beri yazacağım da yazacağım. Yaşlılık jargonuna alışın artık siz de; kısmet bugüneymiş&#8230;</em></p>
<p><em>Arada neler oldu?</em></p>
<p><em>Ölüp ölüp dirildim; eşraf da ölüp ölüp dirildi. Dirilikte karar kıldırdılar bizi ne sebepleyse&#8230; Sağlık sorunları şimdilik terk eyledi; çok şükür.</em></p>
<p><em>Ondan sonra yüksek lisans bitirme tezimi bitireyim dedim; lakin o benim sosyal hayatımı bitirdi. Hoca da beğenmedi. Bazı yerlerde virgül koyacağıma noktalı virgül koymuşum ve daha bir çokları; fekat bu kusurları şubata kadar düzelteceğim. Süresi uzatılmış.</em></p>
<p><em>Sabaha karşı tufan koptu fena halde gök gürledi, yağmur yağdı. Gümbürtüyle uyandım zevk içinde. Takdir edersiniz ki zerrece korkum yok; oh dedim: Sonunda! Sonunda kıyamet kopuyor; yaşasın! 2010&#8242;un ilk sevinci, belki de son sevinci olacak ve galiba sonunda herkes ölüyor! Tam neş-e içinde yatağımda dönüyordum ki baktım kıyamet kopmuyor.</em></p>
<p><em><span id="more-2179"></span></em></p>
<p><em>O saat bu saattir &#8220;Allah&#8217;ım Neden Ben?&#8221; isimli felsefe kitabını okuyorum.  Cevapları bulamadığım için referanslara bakıyorum: 1936; Çünkü İşte Öyle, 1945; Onlar Da Hep Çocuktular, Büyümeselerdi Bari, 1984; Ama George Orwell Değil Çok Şükür; 1968; Bırakınız Yapsınlar, Bırakınız Geçsinler Yazarı: Simit Adam; 1972; Hatasız Kul Olmaz Fakat Sen Yine de Seveceksin Diye Bir Kaide Yok, 1981; Hoş Gör Sen Affet Gitsin Aldırma; 1980; Ne Olursan Ol Sakın Gelme (Hazır değilim, çok uzaktayım çok; bir şarkı var aklımda söylemesi ayıp.) 1983; Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın, 1999; Akşam Oldu Hüzünlendim Ben Yine, 2002; Yine Yeşillendi Fındık Dalları, 2007; Sana Gitme Demeyeceğim Fekat Kal Dediğimi Hiç Hatırlamıyorum ya Lavin, 2008; Ak Akçe Kara Gün İçindir, 2009; Eski adamlar doğruyu söylemiş bir çiçekle bahar olmaz, nane limon kabuğu bir güzel kaynasın aman hah hah hah hah. 2010; Oldu Mu O Kadar Yok Artık Daha Neler.</em></p>
<p><em>Onca yılı devirdim, koskoca yirmi beş yaşıma geldim; düşünün artık, ne kadar yaşlıyım ve tek bir kimseyi özlemekteyim sayın seyirciler:</em></p>
<p><em>Barış Manço.</em></p>
<p><em>Açık konuşayım; 2010&#8242;dan istediğim öte beri yok. Çer çöp getirmesin koyacak poşet kalmadı. Naylonlar çevreye zarar veriyor. Getirecekse pırlantalar, inciler getirsin. Aklınıza ilk olarak para  geldi ise demek maddiyatçısınız beni hiiiiiç suçlamayın. Ben mana alemini kast etmiş idim.</em></p>
<p><em>Efenim 2010 olmuş, 1879 olmuş ve hatta 1946&#8230; Benim için hiiiiç fark etmez. Beklediğim tek bir zaman var.  O gün tüm tecahül-i arif sanatkarları karşıma dizilecekler. &#8220;Eeee neymiş, neymiş? Nasılmış işin aslı?&#8221; diye soracağım. Dövüne dövüne anlatacaklar&#8230; Fekat bu esnada ben çok uzaklarda olacağım&#8230;</em></p>
<p><em>O vakte kadar ifade etmek istediğim hakikat ise şundan ibarettir:</em></p>
<p><em>Arifler için geliyor;</em></p>
<p><em>Eski adamlar doğruyu söylemiş<br />
Bir çiçekle bahar olmaz<br />
Kişi kendini bilip sağa sola sormalı<br />
Can pazarı bu oyun olmaz<br />
Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü<br />
Sonunda şifayı kapıp da şaşırınca<br />
Cana gel beni dinle iyi yaz<br />
Defteri kalemi al iyi yaz<br />
Nane limon kabuğu bir güzel kaynasın aman<br />
Ha ha ha ha ha içine hatmi çiçeği biraz tere otu katasın aman<br />
Ha ha ha ha ha hatta biraz tarçın bir tutam zencefil aman<br />
Ha ha ha ha ha bin derde deva geliyor biraz daha sabret güzelim<br />
Ha ha ha ha ha hapşu<br />
Çok yaşa<br />
Sen de gör<br />
Rahat ve iyi yaşa!</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ezgi.murekkep.org/yeni-yil-yeni-mi-ki-desenize/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
