Evvel Ahir

Dün itibariyle ÅŸehir merkezinden biraz uzaklara kaçma fırsatı yakaladım ve Tarabyaüstü’nde oturan bir arkadaşıma gittim. ÇocukluÄŸumu bilen bir arkadaşımdı ve tanıştığımızdan beri çok zaman geçmiÅŸti. Temel deÄŸiÅŸiklik büyümüş olmamızdı ki daha nesnel ÅŸekilde bakarsak; aslında yaÅŸlanmıştık. Onun artık Lucia adlı çok sevimli bir köpeÄŸi vardı. Önemli farklardan biri buydu sanki. Zira konuÅŸmaya baÅŸlayınca bir çok ÅŸeyin aynı kaldığı duygusu sardı ve göze çarpan deÄŸiÅŸiklik ancak bu olabildi.
Dün yaptığım ufak gezi, gömdüğüm ÅŸeyleri hatırlattı bana ve bir kazı çalışmasına giriÅŸtim. İnsanın çocukluÄŸunu bilen, eskimiÅŸliÄŸini tanıyan dostlarının olması ne güzel! Son zamanlarda ne çok kendi kendim(l)e konuÅŸur olmuÅŸum. O kadar ki arkadaşımla pek konuÅŸamasam da baÅŸkalarıyla da konuÅŸulabildiÄŸini hatırladım. İnsanın tek başına kendisine yettiÄŸi ve yol gösterdiÄŸi bir gerçek. Yine de en azından “akla geldikçe” dostlarının yanına koÅŸmayı da ihmal etmemeli insan. Sonra durup düşündüm; bu kadar kendime kalmış hale niye gelmiÅŸtim? “Åžey”lerin üstesinden gelebilme kuvveti harikaydı. Birilerinin canımı sıkmasına izin vermeden sadece nefes aldığım için mutlu olmam -harikaydı-. İşin gerçeÄŸi bu: Ben nefes aldığım için, yüzüme rüzgar çarptıkça mutluyum… Kıyılara vuramayıp da yaÅŸamı kucaklayamayan insanları bir bir ben vurdum kıyılara. Kıyıları görmeden derinlere gidilmiyor denizde. İşte kendime kalmışlığımın sebebi, mutluluÄŸumu bana çok görenlerden arınmışlığımdır.
Onlar arar. Ben bulurum.
Mutluluk için neden ararlar hep. Ben neden aramam. Mutluluk herhangi bir ÅŸeye baÄŸlı deÄŸil bana kalırsa. “X ekseni”nden bağımsız bir “Y” aslında. Huzurda kalabilmek için neden aramak bu saatten sonra benim harcım deÄŸil.
Yataktan kalkınca iki ayağım yere “basabiliyor” diye mutlu olurum ben. Dostlar sofrasında bir ÅŸeyler “yiyebiliyorum” diye mutlu olurum ben. Bu meÅŸrepten olmayanlar pek bir ÅŸey beklemesinler benden. Yalnız kaygı duyulacak ÅŸeylere kaygı duyarım. Bilirim sonsuz seçenek olduÄŸunu; istesem de istemesem de birinin halihazırda olacak olduÄŸunu… Acele etmiyorum artık. Biz yanlış binalara gireceÄŸiz ki gideceÄŸimiz yer geçsin elekten; kendini belli etsin. Bildiklerimin rahatlığınca, asıl dertler musallat olmadıkça şükür doluyum. Ölüm, sefalet, açlık, hastalık… Benim için ÅŸu an varolmamaları hiç olmayacak ya da olmadı anlamına gelmiyor tabii. Bu da zaten “anın” bilgeliÄŸinden baÅŸka nedir ki? Bunu bilmek yaÅŸamdan mı soÄŸutuyor? Bakış açısına baÄŸlı bu. Bunu bilmek havayı daha derin solumamdan baÅŸka bir sonuç doÄŸurmuyor artık…
Siz hiç karşınızda nefes alamayan birini gördünüz mü? Bir gün yanınızda birinin öldüğü oldu mu? DiyeceÄŸim odur ki, saÄŸlığı yerinde olan, aç ya da açıkta olmayana mutsuz olmak benim mezhebimce “en kibarından” “lüks” sayılır. Daha dürüstçe, belki de “nefes almak” kadar basittir varoluÅŸ nedenimiz. EÄŸri de büğrü de olsak, cisme gelmeyi isteyen bizdik. SaÄŸlıktaysak “şımarmaya” lüzum yok.
Bunları “yalnız” lafta söylemediÄŸimden olsa gerek, pek az ÅŸeye ihtiyacım var. SaÄŸlık, Akdeniz mutfağı ve muhabbet sofrası, kendime ayıracak zaman, kitaplar… Gerisi biraz lüzumsuz deÄŸil mi?İşte lüzumlu olan baÅŸka kısmı da hatırladım dün: Beni çukura atmayacak; eskaza girersem de kolumdan tutup “hoooop” diye çıkaracak dostlar… Bana hissettirmeden bile neredeyse; yoluma ışık tutanlar… Benden yardım istemeyenlere, yardım edemeyeceklerime ihtiyacım var. Kendimi yetersiz bulduÄŸumda, beni “yeterli”ye çekeceklere ihtiyacım var. Birlikte ilerleyeceklerime, hep öğretmek zorunda kalmadıklarıma, bana mecbur olmayanlara, beni mecbur bırakmayanlara, bana öğretebilenlere, ruhumu çekip çevirenlere, hissettiklerimi hissettiklerine ekleyip birlikte daha fazla “malumata” ulaÅŸabileceklerime, birbirimizi “özgürleÅŸtirdiklerimize”, basamak atlatabilenlere ihtiyacım var. Hepimiz onları aramıyor muyuz? Benim bulduklarım var çok şükür, dostlar var; ama böyleleri evrenden hep daha fazlasını istediÄŸim ender ÅŸeylerden sayılır.
Çok saydığım bir büyüğüm der : “Aramakla bulunmaz; bulunacağı varsa gelir o seni bulur.”
Mutluluğu birileri arar, ben bulurum. Lakin bu konuda bir garip bir değişiklik yapıyorum: Aramıyorum dostu. O beni bulur.
Mart 2nd, 2010 at 15:57
18 yıldır oturduğum yeri google da aratayım dedim bu site çıktı karşıma.22 Yaşındayım ve 4 yaşınmdan beri istanbuldayım gitmediğim ilçe semt kalmadı ama bizim buralar(tarabyaüstü)gibisi yok.Ve tarabyaüstü ile başlayıp çok güzel devam etmişsiniz.