Tüm Suçumuz…
Yazmanın insanın içinden ne zaman geleceği belli olmuyor…
Kişi içinden geldi diye güzel yazacak mı illa? O da hiç belli olmuyor…
…
Ben çok düşündüm, sonra tekrar düşündüm.
Bir sonuca vardım.
Sonra tekrar düşündüm, bir sonuca vardım.
Sonra tekrar tekrar düşündüm.
Tefekkür ettim.
Nihayet sustum ve dedim:
“Her şey her zaman tam da olması gerektiği yerde ve herkes her zaman doğru yol üzerindedir.”
Bazıları uzun yolun başına daha yakın…
İnsanlar için bir şey yapamamak beni üzüyor.
Elimden el, zihnimden zihin katmak istiyorum.
Durmadan istiyorum. Kendim için değil.
Bu sebeple hakketmiyor muyum sihri?
Bu sanrı da cehaletin ta kendisinden ibaret.
İnsanoğlu ister durur; bilmez ki herkesin ödevi farklı.
Bir sihirli değneğim olsa da tüm çirkinlikleri gidersem…
E niyet güzel;
Lakin ya eşeğe idrak istemekte diretiyor isek?
Ya bizim de “naif” suçumuz “eşeğe idrak!” diye diretmekse?
Düşüğün tabiatındandır mahkumiyet ve eziyet…
Ben isterim yer, gök, her yaka esen olsun!
Aman isterken dikkat edelim; oluveriyor…
Lakin ya yanlış istemişsek?