Mar
26
2009
Kızgınlıkla hayranlık arasında bir yerde sıkıştım kaldım. Daha önce Elif Şafak’ın herhangi bir romanını okumuşluğum yoktu. Ortaokulda zorla okuttukları eski Türk romancılarının insanı bedbaht eden hikayelerinden olacak; uzun süredir yaklaşmıyorum Türk yazarlara. Kaldı ki zaten roman okumak pek keyif vermiyor bana. Okuduklarım varsa yoksa ilme katkı sağlasın, ilerletsin; kurguya dokunmasın gerçek olsun.
Bir arkadaşım ısrarla “okumalısın” dedi bu kitabı. Konusunun Mevlana ve Şems’in dostluğu olduğunu öğrenince istek duymadım değil; ama diyorum ya roman okuyacağıma genellikle ansiklopedik bilgileri tercih ederim ben. Yanlış bir şey bulaşmasın öğreneceklerime diye. Ya da yüzeysel anlatımlar, doğru bildiklerimle çelişmesin diye. Lakin kitap hediye edilince ve bir kaç sayfasını okuyunca durduramadım okumayı. Su gibi akışıyla kitap anında bitirtti kendini. Okumaya devam edin
72 yorum | etiketler: Aşk, Şems-i Tebrizi, Aziz Zahara, Efsun, Elif Şafak, Elif Şafak-Aşk Yorumu, Kerra Hatun, Kimya Hatun, Konya, Kural, Mevlana Celaleddin Rumi, Tasavvuf | konular Edebiyat, Kitap, Tasavvuf
Mar
15
2009
(Fotoğrafların hepsi 2008 Eylül’de bulunduğum Nepal, Tibet ve Butan’dan fotoğraflar olup tarafıma aittir. İzinsiz kullanmayınız.)
Dinlerüstü ve Kuşbakışı
Kişisel merakımdan kültürlerarası etkileşimleri araştırıyorum. Özellikle doğu ve uzakdoğudaki kültürel ve dini etkileşimler ve eski kültürlerle ilgileniyorum. Bazı inanç ve gelenek sistemlerine “din” demek bana biraz zor geliyor. Bunlardan bazıları din olarak kimilerinde kabul ediliyor; kimilerince edilmiyor.
Doğu ile batının sınırı kalın bir çizgiyle çizilmiş değil. Fazla batıya giden doğuya; fazla doğuya giden de batıya varır. Haddini aşan şeylerin tersine döndüğü rivayet edilir. Madde ve mananın; cisim ile ruhun zıtlığı ve birliğinden şüphe duymasam da; kişisel olarak bunlardan mana ve ruh daha çok ilgimi çekiyor. Çünkü madde ve cisim; mana ve ruhu kapsayamaz. Mana ve ruhun ise madde ve cismi reddetmesine gerek yoktur. Birbirinin karşısına koyulan bu kavramların uzantısı olarak batı ve doğu var. Karşılık olarak kafamda batı, akla ve cisme; doğu ise mana ve ruha oturmuş durumda. Batı tarafını derinlemesine incelemiş bulunmadığımdan; bildiğim kısmı anlatma taraftarıyım. Okumaya devam edin
yorum yok | etiketler: Akıl, Atman, Aydınlanma, Şamanizm, Şems-i Tebrizi, İbn'ül Arabi, İbrani, İlahi Bilinç, İnanç, Üst Bilinç, Çıkış Noktası, Bön Dini, Bütüncül Bakış, Brahman, Buddha, Budist Kültürü, Budizm, Cengiz Han, Cisim, Din Felsefesi, Dinlerüstü, Doğu Mistisizmi, Eflatun, Etkileşim, Etkileşmek, Hindistan, Hindu Kültürü, Hinduizm, Işık Doğudan Yükselir, Konfüçyus, Kuşbakışı, Mana, Moğollar, Moksha, nepal, Nirvana, Orta Asya, Ortak Noktalar, Paganizm, photoblog, Platon, Ruh; Madde, Sufizm, Türk İnançları, Türk Geleneği, Tengricilik, Upanişad, Uygurlar, Uzakdoğu | konular 2009, Edebiyat, Felsefe, Nesir, Tasavvuf
Oca
29
2009
Anahtar Kavramlar Üzerine Bölüm 3 \ Bölüm 1 Bölüm 2
Önceki yazılara istinaden çok önemli olan “ödül ve ceza” kavramlarının üzerinde durmak istiyorum. Her yere ve yapıya yayılmış Tanrı, ödül veya ceza vererek kendini mi evrimleştiriyor?
Okumaya devam edin
yorum yok | etiketler: Ahmet Yüksel Özemre, Şems-i Tebrizi, İbn'ül Arabi, İslam Felsefesi, Füsus'ul Hikem, Mevlana, Tasavvuf, Toşihiko İzutsu | konular Felsefe, Tasavvuf