Mar 24 2010

Heyecanlandıranlar

Gidilesi Konser Haberleri

İstanbul, nam-ı diÄŸer kültür-sanat, müzik, konser cenneti. Sonsuz çeÅŸitlilikte müziÄŸe yataklık eden bir yer. Sadece Taksim’de öylesine gezinirken, rock’n roll yapan, blues çalan, pop-caz yapan gruplara, Endülüs MüziÄŸi yapan gruplara, denk gelmek mümkün. Aynı sokakta ünlü metal barın az ilersinde tango orkestrası dinleme ihtimaliniz var. Yine aynı sokakta türkü bar da bulabilirsiniz. Åžaşırtıcı bir çeÅŸitlilik mevcut ki buna bir de Türk MüziÄŸini ekleyin. Her zaman fasıllı lokaller bulunduÄŸunu da unutmayın.  Seviyorum İstanbul’u. Ve lakin kim sevmez ve İstanbul’u sevmezse gönül aÅŸkı ne anlar?

David HelfgottBir iki gün evvel David Helfgott’un yeniden Rachmaninov çalmak üzere geldiÄŸini öğrenmiÅŸ, derhal biletlere bakmıştım. Bilmeyenler için baÄŸlantıyı kuralım. Güzeller güzeli Shine filminin ana karakteridir pianist David Helfgott. Filmde kendisini Geoffrey Rush oynar ve kendisine hayran bırakır. Film sayesinde daha tanımadan seversiniz dahi pianisti. 2009 Eylül’de de gelmiÅŸti üstad; fakat ben İstanbul’da deÄŸildim. İkinci bir ÅŸans olduÄŸunu görünce heyecanlandım; ama bir de baktım ki Aya İrini’deki tüm kategorilerde bilet tükenmiÅŸ ve satışta olan biletlerin fiyatı 500 TL (Yazıyla beÅŸ yüz!!!) Ne yazık ki pek çok organizasyon ve konser haberinden anında haberdar olamıyoruz. Birileri haber verene kadar biletler bitmiÅŸ olabiliyor. Sizin de tahmin edebileceÄŸiniz gibi bu mütevazi(!) fiyatlar beni benden aldı. Lakin konserin aynısı 8 Nisan 2010 tarihinde Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde de varmış. Bunu da yeni öğrendim ve ÅŸu an hala (görece) normal bir fiyata bilet bulmak mümkün. İlgilenenlere duyurulur.

farid farjadBeni sevindiren bir diÄŸer haber ise İranlı keman virtüözü Farid Farjad’ın da İstanbul’a ayak basıyor olması. Konser pek yakında (31 Mart 2010) ve Türker İnanoÄŸlu Gösteri Merkezi’nde. Burada da geç kalmanın azizliÄŸine uÄŸrayarak almak istediÄŸim kategorideki son bileti aldım ve haber verdiÄŸim arkadaşım diÄŸer kategorideki mütevazi(!) fiyatlardan dolayı gelmekten vazgeçti. 2008 ve 2009 döneminin önemli bölümünde kriz etkisiyle konser etkinlikleri ciddi olarak sekteye uÄŸramıştı. Arayıp da gitmeye deÄŸer konser bulamadığımız günleri hatırlıyorum. Neyse ki ÅŸu sıralar eskisi gibi hareketli ortalık; fakat “bu biletlerin normal insanlar için olanı da yok mu” diye sorası geliyor insanın bazen. Küfretmeyin; ama 4. kategorideki son bileti alarak güzel bir iÅŸ yaptım :) SaÄŸda solda olmaktan ve baÅŸka duygusal(!) sebeplerle gidemeyen arkadaÅŸların ruhları için de dinleyeceÄŸim artık.

İnsanlık için hayırlı lakin ben gidemeyecek olduÄŸumdan benim için esef verici iki konser haberim daha var: Eric Clapton & Steve Winwood ve  Charlie Haden ve Quartet’i de sırayla haziran ve nisanda İstanbul’da. Duyanlar duymayanlara anlatsın. Kimse benim gibi geç kalmasın. Hadi bakayım…

P.S. Hediye bilet kabul ediyorum.  : )


AÄŸu 9 2009

Darkness, Darkness, Be My Pillow…

Aklıma geldi; ne güzel ÅŸarkıdır “Darkness Darkness”; önce buyrun burdan ve Robert Plant’ten dinleyin; sonra da benim derdime, tasama geçeriz…

Robert Plant Darkness Darkness

Robert PlantDarkness, Darkness, be my pillow, Take my head and let me sleep
In the coolness of your shadow, In the silence of your deep
Darkness, darkness, hide my yearning, For the things I cannot see
Keep my mind from constant turning, To the things I cannot be
Darkness, darkness, be my blanket, cover me with the endless night
Take away the pain of knowing, fill the emptiness with light
Emptiness with light now

Darkness, darkness, long and lonesome, Is the day that brings me here
I have felt the edge of sadness, I have known the depths of fear
Darkness, darkness, be my blanket, Cover me with the endless night
Take away this pain of knowing, Fill this emptiness with light now
Emptiness with light now

Darkness, darkness, be my blanket, cover me with the endless night
Take away this pain of knowing, fill this emptiness with light now
Oh with light now.
Darkness, Darkness, be my pillow, Take my head and let me sleep
In the coolness of your shadow, In the silence of your deep
In the silence of your deep
In the – oh oh yeah
In the summer baby
come on come on come on baby…

İçimden yine yalnızca gitmek üzerine bir şeyler yazmak  gelse de ne bu istek ne de bu konudaki yazma isteğim biteceğinden bu isteğe bir gem vurmak mecburiyetindeyim. Hem bana yine bir yolculuk görünüyor. Ne kadar şaşırtıcı değil mi? Bunun bir dışarıya olanı var; ki artık dış yolculuklardan bunaldım. İçeri yapılanının ise sürekli devam ettiğini söylememe gerek de yok tabii.
Okumaya devam edin