Haz 22 2010

Butan Gezisi

Yazısını yazabilmem için bugün olduğu gibi gittiğim yerleri özlemem gerekiyormuş sanırım.

Neredeyse iki sene olacak rüyamda gördüğüm bir geziyi gerçekleÅŸtirdim ben. Gezinin kendisi mi yoksa rüyanın kendisi mi daha “rüya” bunu söyleyebilmem zor.

ArkadaÅŸa yazısını yazacağım mutlaka dedim geçen. “İmkanı yok yazamazsın iki sene oldu” dedi.

Okumaya devam edin


Mar 24 2010

Heyecanlandıranlar

Gidilesi Konser Haberleri

İstanbul, nam-ı diÄŸer kültür-sanat, müzik, konser cenneti. Sonsuz çeÅŸitlilikte müziÄŸe yataklık eden bir yer. Sadece Taksim’de öylesine gezinirken, rock’n roll yapan, blues çalan, pop-caz yapan gruplara, Endülüs MüziÄŸi yapan gruplara, denk gelmek mümkün. Aynı sokakta ünlü metal barın az ilersinde tango orkestrası dinleme ihtimaliniz var. Yine aynı sokakta türkü bar da bulabilirsiniz. Åžaşırtıcı bir çeÅŸitlilik mevcut ki buna bir de Türk MüziÄŸini ekleyin. Her zaman fasıllı lokaller bulunduÄŸunu da unutmayın.  Seviyorum İstanbul’u. Ve lakin kim sevmez ve İstanbul’u sevmezse gönül aÅŸkı ne anlar?

David HelfgottBir iki gün evvel David Helfgott’un yeniden Rachmaninov çalmak üzere geldiÄŸini öğrenmiÅŸ, derhal biletlere bakmıştım. Bilmeyenler için baÄŸlantıyı kuralım. Güzeller güzeli Shine filminin ana karakteridir pianist David Helfgott. Filmde kendisini Geoffrey Rush oynar ve kendisine hayran bırakır. Film sayesinde daha tanımadan seversiniz dahi pianisti. 2009 Eylül’de de gelmiÅŸti üstad; fakat ben İstanbul’da deÄŸildim. İkinci bir ÅŸans olduÄŸunu görünce heyecanlandım; ama bir de baktım ki Aya İrini’deki tüm kategorilerde bilet tükenmiÅŸ ve satışta olan biletlerin fiyatı 500 TL (Yazıyla beÅŸ yüz!!!) Ne yazık ki pek çok organizasyon ve konser haberinden anında haberdar olamıyoruz. Birileri haber verene kadar biletler bitmiÅŸ olabiliyor. Sizin de tahmin edebileceÄŸiniz gibi bu mütevazi(!) fiyatlar beni benden aldı. Lakin konserin aynısı 8 Nisan 2010 tarihinde Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde de varmış. Bunu da yeni öğrendim ve ÅŸu an hala (görece) normal bir fiyata bilet bulmak mümkün. İlgilenenlere duyurulur.

farid farjadBeni sevindiren bir diÄŸer haber ise İranlı keman virtüözü Farid Farjad’ın da İstanbul’a ayak basıyor olması. Konser pek yakında (31 Mart 2010) ve Türker İnanoÄŸlu Gösteri Merkezi’nde. Burada da geç kalmanın azizliÄŸine uÄŸrayarak almak istediÄŸim kategorideki son bileti aldım ve haber verdiÄŸim arkadaşım diÄŸer kategorideki mütevazi(!) fiyatlardan dolayı gelmekten vazgeçti. 2008 ve 2009 döneminin önemli bölümünde kriz etkisiyle konser etkinlikleri ciddi olarak sekteye uÄŸramıştı. Arayıp da gitmeye deÄŸer konser bulamadığımız günleri hatırlıyorum. Neyse ki ÅŸu sıralar eskisi gibi hareketli ortalık; fakat “bu biletlerin normal insanlar için olanı da yok mu” diye sorası geliyor insanın bazen. Küfretmeyin; ama 4. kategorideki son bileti alarak güzel bir iÅŸ yaptım :) SaÄŸda solda olmaktan ve baÅŸka duygusal(!) sebeplerle gidemeyen arkadaÅŸların ruhları için de dinleyeceÄŸim artık.

İnsanlık için hayırlı lakin ben gidemeyecek olduÄŸumdan benim için esef verici iki konser haberim daha var: Eric Clapton & Steve Winwood ve  Charlie Haden ve Quartet’i de sırayla haziran ve nisanda İstanbul’da. Duyanlar duymayanlara anlatsın. Kimse benim gibi geç kalmasın. Hadi bakayım…

P.S. Hediye bilet kabul ediyorum.  : )


AÄŸu 30 2009

Uzakdoğu Dövüş Filmleri

cthdİlgilenenler için kung-fu filmleri ile ilgili bir kaç bir ÅŸey yazabilirim; çünkü iyi olanların hepsini izlemiÅŸ bulunuyorum. Türkiye’de eriÅŸimi olan ve haberdar olduÄŸumuz tüm UzakdoÄŸu dövüş filmlerini tamamladım. Bir zamanlar Kore ve özellikle Güney Kore sinemasına odaklanmıştım ve iyi örneklerin çoÄŸunu izlemiÅŸtim. Åžimdi de aynı ÅŸekilde Çin efsanelerine dayanan ve geneli Çin yapımı olan Hero, Crouching Tiger Hidden Dragon ve House of Flying Daggers gibi çok bilinen ve çok baÅŸarılı filmlerin ardından pek duyulmamış (en azından buralarda), kıyıda kalmış aynı tarz filmleri araÅŸtırmaya baÅŸladım.
Okumaya devam edin


AÄŸu 20 2009

Sultanahmet

IMG_7869Sayfamda en çok gezi fotoÄŸraflarımı paylaÅŸmak istemiÅŸtim aslında başında; fakat sonra olaylar baÅŸka türlü geliÅŸti ve daha çok “yazı-yoÄŸun” bir sayfa halini alıverdi Ezgi’nin Günlüğü. Daha sırada bekleyen yurtdışı gezi fotoÄŸraflarım ve yorumlarım var; ama daha gelemedim oraya.

Okumaya devam edin


AÄŸu 19 2009

İstanbul Arkeoloji Müzesi

IMG_7699Bu aralar işim gücüm yok. En ağır iş, yaşamanın kendisi oldu gibi geliyor.

Bu güzel havalarda insan kendini eve kapatma eziyetini kendine etmemeli diye düşündüğümden ihmal ettiÄŸim İstanbu’a daha yakından bakmaya karar verdim. Makinayı alıp bölge bölge gezmemek, bu “en güzel ÅŸehre” ayıp etmek demek oluyor.

Okumaya devam edin


AÄŸu 17 2009

Kariye Müzesi

IMG_7610Kaç günden beri çıkarmayı düşünüp durduğum müze kartını bir gün içinde aldım. Müze kartı almak aklımda vardı; ama haftasonu için bir yere gitme planım yoktu. Fakat yine şartlar bir araya geldi ve gezmek için her türlü koşul oluştu.

Dolayısıyla yolumuz önce Haliç’te kahvaltıya daha sonra da Balat’ın arka sokaklarına düştü. Hazır gelmiÅŸken Kariye Müzesi’ni gezelim dedik. Daha sonra da yakın civarlarda uzaktan uzaÄŸa bir binaya gözüm düştü ve fotoÄŸrafını çekmek istedim. Burası Özel Fener Rum Lisesi’ymiÅŸ. Bina kırmızı ve çok heybetli. İnsan çok uzaktan bile binayı fark edebiliyor. Ben de yakınına gitmenin ve bir kaç fotoÄŸrafını çekmenin iyi olacağını düşündüm.

IMG_7654Ordan da yakın olduÄŸunu bildiÄŸimiz Fener Rum Ortodoks Patrikanesi’ne kadar gittik. Orayı merak ettim ve havasını solumak istedim. Burada da fotoÄŸraf çekme imkanı buldum.

Bugünlük az laf, çok fotoÄŸraf…

Okumaya devam edin


Haz 13 2009

Yahya Kemal…

yahya_kemal_beyatliEskiden çok ÅŸiir okurdum gibi komik bir cümleyle yazıma baÅŸlamak istiyorum; ama evet, okurdum. En çok Cemal Süreya, Edip Cansever, Nazım Hikmet, Behçet Necatigil severim. Bunun yanında Türk Åžiirleri Antolojisi (Ahmet Necdet) isimli seçme bir kitap, bana Türk Åžiirini oldukça sevdirdi. O zamanlar hiç duymadığım ÅŸairleri ve tanınmadık iyi ÅŸiirleri bu kitap sayesinde keÅŸfettim desem yalan olmaz. Kötü ÅŸiirlerle ÅŸiir okumaya baÅŸlayanlar genelde ÅŸiirden nefret eder. Benim başıma hiç böyle bir ÅŸey gelmedi. Bu sebepten size Ahmet Necdet’in bu ÅŸiir antolojisini tavsiye ederim. İçindeki ÅŸiirler; tarihin de, sözün de özünün özü…

Belli bir zamandan sonra da ÅŸiir konusunda Türkiye’de bana kalırsa bir boÅŸluk oluÅŸtu. Umarım bu durum da yavaÅŸ yavaÅŸ deÄŸiÅŸir. Åžimdi az ama öz yazıları, kısa cümlelerle ifade edilen derin anlamları pek göremiyoruz. Åžiir yazmak için çok ÅŸey söylenebilir; ama bu konudaki en önemli yol gösterme iÅŸlerinden birini usta Behçet Necatigil bizzat “Bile Yazdı” kitabında yapmıştır.

Okumaya devam edin


May 31 2009

Bu Nasıl Hal?

“Çıldırma Anı”

Kazanmak güzel şey. Spor? Pek tabii ki o da öyle.

Öncelikle belirteyim ki takım tutmuyorum. Benim için x taşın y sarayın ya da z bahçenin hemen hemen hiç bir anlamı yok. O yüzden anlatacağım şeyler özellikle belli bir takımın taraftarlarına yönelik değil.

img_7352Dün akÅŸam ÅŸampiyonluk maçı olduÄŸundan habersiz, arkadaÅŸlarla daha önce belirlediÄŸimiz vakit ve yerde yani BeÅŸiktaÅŸ’ta oturmak üzere toplandık. Tabii ki maçın yarattığı kalabalıktan dolayı trafik her zamanki gibi rezaletti. BeÅŸiktaÅŸ, kalabalık ve gürültüden BeÅŸiktaÅŸ olmaktan çıkmıştı. Okumaya devam edin