Haz 23 2009

Tüm Suçumuz…

Yazmanın insanın içinden ne zaman geleceÄŸi belli olmuyor…

KiÅŸi içinden geldi diye güzel yazacak mı illa? O da hiç belli olmuyor…


Ben çok düşündüm, sonra tekrar düşündüm.

Bir sonuca vardım.

Sonra tekrar düşündüm, bir sonuca vardım.

Sonra tekrar tekrar düşündüm.

Tefekkür ettim.

Nihayet sustum ve dedim:

“Her ÅŸey her zaman tam da olması gerektiÄŸi yerde ve herkes her zaman doÄŸru yol üzerindedir.”

Bazıları uzun yolun başına daha yakın…

İnsanlar için bir şey yapamamak beni üzüyor.

Elimden el, zihnimden zihin katmak istiyorum.

Durmadan istiyorum. Kendim için değil.

Bu sebeple hakketmiyor muyum sihri?

Bu sanrı da cehaletin ta kendisinden ibaret.

İnsanoğlu ister durur; bilmez ki herkesin ödevi farklı.

Bir sihirli deÄŸneÄŸim olsa da tüm çirkinlikleri gidersem…

E niyet güzel;

Lakin ya eÅŸeÄŸe idrak istemekte diretiyor isek?

Ya bizim de “naif” suçumuz “eÅŸeÄŸe idrak!” diye diretmekse?

Düşüğün tabiatındandır mahkumiyet ve eziyet…

Ben isterim yer, gök, her yaka esen olsun!

Aman isterken dikkat edelim; oluveriyor…

Lakin ya yanlış istemişsek?