Mar 2 2009

Analitik

Fark Yaratan Nedir?

Filmlerde, dizilerde, bazen kitaplarda çok yetenekli karakterler görürüz. Oldukça zeki, tuttuÄŸunu koparan, fark yaratan, yeni ÅŸeyler keÅŸfeden ve diÄŸerlerinden fazla ÅŸeye dikkat eden ve fazla ÅŸey bilen insanlar…  Gerçekte çevremize baktığımızda bunlardan pek fazla görmediÄŸimiz ise aÅŸikar.

14184Aslında “farklı” insanların fazladan bir ÅŸey gördükleri falan yok. Hatta bence durum tam tersi. Yani onlar bilinçli olarak farklı bir filtreleme kullanıyorlar: Görmemek üzere ya da görmemek niyetiyle! Bu mekanizma daha çok ÅŸu ÅŸekilde iÅŸliyor: İlk gördüklerine ve ilk izlenimlerine inanmıyorlar. Böylelikle kafalarında her ÅŸeyi engelleyen bir önyargı oluÅŸmuyor ve bununla birlikte bir kiÅŸinin ya da olayın özündeki gerçeÄŸe ulaÅŸmamaları için herhangi bir ÅŸey kalmıyor. Bunun için de bana kalırsa, “insana” inancın bir miktar zayıf olması gerekiyor. Buna en baÅŸta kendileri dahil. BaÅŸkaları üzerinde kusursuz gözlem yapılabilmesi için hem insanın kendine inancının düşük olması; yani hata yapabileceÄŸini kabul etmiÅŸ olması, hem de zihnin blokajlarından kendisini arındırmış olması gerekir.

Karşı taraf hakkındaki ilk intibayı ne kadar sürede oluşturuyoruz dersiniz? Beş-on-yirmi dakika? Ne yazık ki sadece on saniye! Peki on saniyede verilen bir karar ya da yargı gerçek midir? Yoksa beynin bir blokajı mıdır? İsteyen istediğini düşünebilir ama bence bu bir engelden öte bir şey değildir. Hatta zihin, ilk önce gördüğü fiziksel özellikleri, daha önce karşılaşmış olduğu ve kafasında yer etmiş olan tiplerin izlenimleri ile karşılaştırıyor. Fiziksel özelliklerinizin birilerine benziyor olması bile, sizin en başta bir başkası zannedilmeniz için yeterli olabilir. Zihin bir insan hakkındaki gerçeği görmede size ancak bu kadar yardımcı olabilir. Yani on saniyede bir insanla ilgili olarak dünyanın en yüzeysel izlenimini ediniyorsunuz ve bunun maalesef bir cezası yok.
Okumaya devam edin


Oca 31 2009

Pusula

Yaşayıp yaşayıp bir gün bakmışsınız; bir yerlere çıkmışsınız istemeden. Kalbinizin ortasına yerleştirilmiş olan pusulayı kullanır hale gelmişsiniz. Hatta tüm kederinizin o gizli pusulayı çok geç kullanmaya başladığınızdan kaynaklandığını anlarsınız.Bir de bunu dile getirmeyi bıraktınız mı tamam demektir. Zira pusula, hep doğruyu söyler. Karşı taraf biraz saptı mı gerçekten, ayna gibi parlak olan gözlerinize bakılarak söyleniyorsa yalan, pusula başlar titreşmeye.Yalancının kaçacak yeri yoktur. Ne gülünçtür küçük kurnazın karşısındakini saf sanması.

Hiç yalan söylemeyen bilir yalan söyleyeni.
Hiç korkmayan görür korkağı.

Öyleyse buyrun tekrar gelin,
Tekrar küçük düşürün kendinizi.
Söylenmiş ne kadar yalan varsa; kendinizi tenzih etmeyiniz; bilinmektedir hepsi!

Okumaya devam edin