Mar
21
2009
Hayatın insanları silkelediği bazı anlar vardır. Günlerce mutlu mesut yaşarken bazen duyduğunuz bir haber; yakın ya da uzak birilerinin başına gelenler, kafanızda kurduğunuz kusursuz işleyen sisteme çomak sokabilir. Bir anda. Bir saniyede. Anında basit ve düzenli olmaktan çıkar işler. Hayat biraz daha zor görünür.
Elbette ki artık uçan kuştan bile anında haberimiz oluyor. İnsan düşünüyor: Ya o ben olsaydım? Ya sıradaki bensem? Tanımadıklarımıza olan ama bizim sadece duyduklarımızdan daha da beteri; yakınlarınızın başına gelenlerdir.
Okumaya devam edin
yorum yok | etiketler: İmza, İmzalayın, İyi Bakmak, Denge, Edebiyat, Emanet, Hayat, Kim Demiş, Korku, Korkusuz, Mutlu Olmak, Mutlu Yaşamak, Nefes, Rüzgar, Ruh, Sağlıklı Yaşam, Sözleşme, Talep, Varlık | konular 2009, Edebiyat, Nesir
Åžub
28
2009
Benlik, ben-merkezcilik, bencillik, egoizm ve narsisizm üzerine konuÅŸmadan evvel, hemen herkesin aÅŸina olduÄŸu id, ego ve süperego kavramlarına basitçe bir göz atmakta fayda var; çünkü Sigmund Freud‘ un psikolojiye kazandırdığı bu kavramlar, içsel oluÅŸumlarla dış gerçeklikler arasında çeliÅŸkiye düşüldüğünde oluÅŸan sorunların açıklamasını oldukça iÅŸlevsel bir ÅŸekilde basitleÅŸtirmekte ve hatta tüm problemlerin açıklanmasında adeta bir fonksiyon görevini görmektedir.
“Nevrozların oluÅŸumundan ego ve idin arasındaki uyuÅŸmazlık; narsisistik nevrozların oluÅŸmasından ego ve süperegonun uyuÅŸmazlığı; psikozların oluÅŸumundan ise ego ve dışsal dünyanın uyuÅŸmazlığı sorumlu tutulabilir.”
Freud, “Neurosis and Psychosis” (1923)
Çok basit ve kabaca ifade etmek gerekirse id, deÄŸiÅŸtirilmemiÅŸ ve düzenlenmemiÅŸ içgüdüsel istekleri ifade eder. Organize olmuÅŸ ve realize olmuÅŸ gerçekçi kısım ise ego tarafından yönetilir. EleÅŸtiri, ahlaki ve toplumsal uyum fonksiyonu ise süperego tarafından yönlendirilir. Üç temel fonksiyonun çatışması, düzenin birbirine girmesine ve bu da nevrozların oluÅŸumuna sebebiyet verir. Ego, elbette ki hayvansal güdüler ve saf istekle, dış gerçeklik ve topluma uyum baÄŸlantısını saÄŸlayan bir köprü gibidir. Dolayısıyla aslında bir “denge” unsuru olup, Latince’de geçen anlamı ile “ben”, “benlik” ve “kendilik”i ifade eder. Psikolojideki yeri; açığa çıkan, zevk temelli, ısrarcı “temel enerji”nin çıkış noktası olan idin vicdani düzenlemesi olmasıdır.
“Egoyu yenmek” gibi ifadeler kullanırken hata yapılıyor. İfade edilmek istenen ÅŸey, ne toplumsal ya da dış gerçekliÄŸe aşırı önem atfedip kendi temel ilkil içgüsel isteklerini bastırmak; ne de içgüdüsel isteklerini hiç bir belirleyici dış realiteyi umursamadan serbest bırakmak. Kastedilen, bu dengenin farkında olmak olsa olsa egonun farkına varmak olabilir. Burada yanlış olarak ifade edilen konunun özü, kiÅŸinin gereÄŸinden fazla olan (saÄŸlıksızlaÅŸmış) bencilliÄŸini ya da rahatsız edici benmerkezciliÄŸini yok ederek dış dünyaya ve gerçekliÄŸe uyum saÄŸlayabilir olması gerekliliÄŸidir. Okumaya devam edin
yorum yok | etiketler: İhtiyaç, İkincil narsisizm, Özeleştiri, Ben-merkezcilik, Bencillik, Birincil narsisizm, Denge, Ego, Ego-libido, Egocentric, Egoism, Egoist, Egoizm, Histrionic Personality Disorder, Histriyonik Kişilik Bozukluğu, Id, Libido, Narcissistic Personality Disorder, Narsisist, Narsisistik Kişilik Bozukluğu, Nevroz, Object-libido, Psikoloji, Ruh Sağlığı, Sağlık, Sigmund Freud, Superego, Tedavi, Yardım | konular 2009, Nesir, Psikoloji
Åžub
19
2009
Hayatımızdaki en deÄŸerli ÅŸey üzerine bir iki söz söylemek istiyorum. Neye sahip olursak olalım, yakın çevremizi ne kadar çok seversek sevelim; her ÅŸey içinde sahip olduÄŸumuz en önemli ve deÄŸerli ÅŸey “zaman”dır. Ne yazık ki en çok onun yönetiminde baÅŸarısız olmaya yatkınız; çünkü hayat her ÅŸeye birden yetecek kadar uzun görünmüyor ve genel olarak “acele” halindeyiz. Önünüzdeki hayatın uzunluÄŸu tamamen görecelidir. Sizin ona nerden baktığınıza baÄŸlıdır. 
Sonsuz istekler halinde açılıyoruz hayata. Kimisi yeteneklerine bağlı olarak daha fazla şey başarmak istiyor ve beklentileri ortalamadan yüksek oluyor. Kimisi daha sade bir hayat talebiyle mutlu. Ama günümüzde sade bir hayat için bile yetersiz zamana sahibiz.
Çok yönlü biriyseniz üstüne bir de sosyalseniz ve çalışıyorsanız bazen ipin üzerinde yürümekte gerçekten zorlanabilirsiniz. İş haricinde kalan ufacık zamanlarda ne yapmalısınız? Kendinizi mi geliştirmeli, okuma mı yapmalı, arkadaşlarınıza mı vakit ayırmalısınız? Diyelim bunları yaptınız; ya geri kalan tali hobileriniz bu durumda ne yapar? Haftasonu çökkünlüğü geldiğinde en etkin kullanılması gereken ve size tam olarak ait olan iki günün hiç bir şey yapmadan uçup gittiğini sıklıkla mı görüyorsunuz?
Okumaya devam edin
yorum yok | etiketler: An, Ayırma, Denge, Dinlenme, Haz, Kazanç, Konsantrasyon, Koruma, Meditatif Yöntem, Miktar, Nakit, Panik, Saat, Stres, Vakit, Yoğunlaşma | konular 2009, Edebiyat, Kültür, Nesir