Aşk. Tanımı üzerine kimsenin anlaşamadığı şey. Ne ve nasıl olduğu bilinmeden üzerine bu kadar çok kavga edilen şey. Artık stoklarda kalmadığı düşünülüyor.
Hemen herkes en büyüğünü yaşadığı kanısında. Kimisi yaşadığı şehveti aşk sanmakta. Kimisi cisme bağlı kalmakta; kimisi de aşkı sürekli bedenden soyutlamakta. Kim onun hangi parçasını yaşadıysa, o parçasına dahil aslında. Kendini tamamen uzak tuttuğunu düşünen bile tabiatı gereği aşka dahil.
” AÅŸka inanmıyorum.” Bir de bunu tekrar edenler var; bunun marifet olduÄŸu zannı içinde. AÅŸka inanmayan adam kendi tabiatını en az bilen adamdır. Gerçekte varoluÅŸu, “aÅŸk”ın kendisidir. BaÅŸka ÅŸeylerin kabulüne ya da farkına varamadığından aÅŸkı küçümseyenler ve onu sınırlarının dışında tutanlar aslında kendisine gerektiÄŸi deÄŸeri asla veremeyecek olup kendini sınırlayanlardır. Burnunu ne kadar dik tutsa, ne kadar gururlu dursa da “gerçek”, “görüntü” ile deÄŸiÅŸecek ÅŸey deÄŸildir.
BaÅŸkalarına ne söylediÄŸimiz bazen düşündüğümüz ÅŸey olmayabilir. Önemli olan kendi kendimize kaldığımızda içten içe bize varan düşüncedir. EÄŸer yalnız kaldığınızda da ve kendinizle konuÅŸmalarınızda, çevrenize baktığınızda aÅŸkı göremediÄŸinizi söylüyorsanız; o zaman tüm o bildiÄŸiniz “kocaman” ÅŸeylere, deneyim dediklerinize bakın tekrar. Tutun gerçeÄŸin çırasını. Atın o geçmiÅŸe. Kibriti çakın ve yakın kendinizi. Severken, küçülüp kendinizi kaybedemiyorsanız ve gururunuzu sevdiÄŸini herhangi bir ÅŸey ya da kiÅŸi için kıramıyorsanız, böyle kaybedin kendinizi. Alevde.
“Çok denedim, her türlüsünü yaÅŸadım, sonunda aÅŸkın olmadığına karar verdim.” adlı talihsiz mezheptenseniz, o sevdikleriniz sizin için bir perde olmuÅŸ durmuÅŸtur. Kimsenin size katacağı hiç bir ÅŸey olmayacaktır. Ya testiniz çok yukardaysa da içine su dolmuyorsa? SevdiÄŸinizi düşündüklerinize baktığınızda hep aynı ÅŸeyleri görürsünüz. Gidenin yerine yenisini koyarsınız. Binlerce kiÅŸi deÄŸiÅŸse de karşınızda size bakan hep aynı “ÅŸey”dir. Siz onu görene kadar da tam da bulunduÄŸu yerden bakmaya devam edecektir.
Bir de arabeskçiler vardır bu hususta da her iÅŸte olduÄŸu gibi. “Sevdim de ne oldu?” mezhebindekiler. Gizli saklıyı bulmak için “çok kiÅŸiler”e gerek yoktur. “Az kiÅŸiler”i de çok sevmiÅŸ hatta derinden sevmiÅŸ olabilirsiniz. Yine de ulaÅŸamadıklarınız varsa ve hep koÅŸmanız gerekiyorsa aradığınıza, yanlış bir baÄŸ ile kendinizi baÄŸlamış olmayasınız sakın? Sevgi, kendinizi boÄŸacak kadar derinleÅŸiyorsa, size yeni bir can vermemesine, üzerinize ışıklar dökmemesine imkan yoktur.
Gözleriniz sadece bakmaya deÄŸil görmeye de uygunsa; karşınızda perde yerine bir pencere duracaktır. İstediÄŸiniz gibi kullanabilirsiniz onu. GüneÅŸi de görürsünüz, ufku da. Sevgi çarpar sizi. Üçle, beÅŸle, onla, gerekirse binle… ÇoÄŸalırsınız. Saflaşırsınız sevginizde kendinizi yok saydığınızda. Öyle sevebildiÄŸinizde kalkar perdeler. Ne siz kalırsınız ne de sizden gayrı olan öteki. Böyle kaybedin kendinizi. Sevgide.
Kimilerinin hep perdeye ihtiyacı olacaktır. Gözleri güneÅŸe uygun olmadığından onlar için hep yaÄŸmurlu olacaktır hava. O zaman yine çekeceklerdir perdeyi. O olmazsa bu olsun. Bu olmazsa öteki… Şüphesiz, şüphesiz ki en büyüktür bunların “aÅŸk dedikleri”!Büyük harflerle yazar onlar benliklerini ve harflerini.
Sorun şu ki, ufalmak lazım.
“Bir basamak daha çıkarsın.
Merdivenin bahsi sensin artık.
Kendi üstüne basarak çıkarsın sonuncuyu.”
25.08.08
İster tanıyın ister tanımayın. Aşk, her dakika doğuyor.
Dilerim bir gün de sizin için doğsun.
14.02.2009