Darkness, Darkness, Be My Pillow…

Aklıma geldi; ne güzel ÅŸarkıdır “Darkness Darkness”; önce buyrun burdan ve Robert Plant’ten dinleyin; sonra da benim derdime, tasama geçeriz…

Robert Plant Darkness Darkness

Robert PlantDarkness, Darkness, be my pillow, Take my head and let me sleep
In the coolness of your shadow, In the silence of your deep
Darkness, darkness, hide my yearning, For the things I cannot see
Keep my mind from constant turning, To the things I cannot be
Darkness, darkness, be my blanket, cover me with the endless night
Take away the pain of knowing, fill the emptiness with light
Emptiness with light now

Darkness, darkness, long and lonesome, Is the day that brings me here
I have felt the edge of sadness, I have known the depths of fear
Darkness, darkness, be my blanket, Cover me with the endless night
Take away this pain of knowing, Fill this emptiness with light now
Emptiness with light now

Darkness, darkness, be my blanket, cover me with the endless night
Take away this pain of knowing, fill this emptiness with light now
Oh with light now.
Darkness, Darkness, be my pillow, Take my head and let me sleep
In the coolness of your shadow, In the silence of your deep
In the silence of your deep
In the – oh oh yeah
In the summer baby
come on come on come on baby…

İçimden yine yalnızca gitmek üzerine bir şeyler yazmak  gelse de ne bu istek ne de bu konudaki yazma isteğim biteceğinden bu isteğe bir gem vurmak mecburiyetindeyim. Hem bana yine bir yolculuk görünüyor. Ne kadar şaşırtıcı değil mi? Bunun bir dışarıya olanı var; ki artık dış yolculuklardan bunaldım. İçeri yapılanının ise sürekli devam ettiğini söylememe gerek de yok tabii.

b-15266-karanlıkGeçtiÄŸimiz hafta çevremdekilere dair saÄŸlık sorunları dolayısıyla karanlık bir hafta geçirdim. Bundan ÅŸikayet etmek de pek bana göre deÄŸil. Çevremdekilere ya da bana ne olursa olsun; fikrimi, aksi tavrımla beraber koruyorum: “Her ÅŸey, her zaman tam da olması gerektiÄŸi yer, zaman ve ÅŸekilde oluyor.” İnsanlar için bunu kabul etmenin çok zor olduÄŸu çok zaman oluyor. Belki bunu en iyi yaÅŸamış olanlardan biri benim. “Yine de kendimin peÅŸini bırakmayacağım; bakalım bu sefer neler öğrenmem, neyin üzerine çıkmam gerekiyor?” diyordum. Herkes biraz ‘zeytinyağı’ olup yüzeye çıkmanın yolunu aramalı bana kalırsa…

pd_darkness_071029_msSonra insan tekrar bir durup düşünüyor; ya aÅŸmam gereken bir ÅŸey yoksa ve her ÅŸeyi öylece bırakıp hüznün içine dalıp, iç sıkıntısına kaptırıvermekse doÄŸru olan? Bir kere olsun kendimi kurtarmasam mı? İnsan, hemen her zaman kendini kurtarıyor acılardan; yaÅŸama, baÅŸkalarına göre daha az sayıda iplikle de olsa baÄŸlı kalıyor. EÄŸer önümüze gelen engelleri bir bir ve git gide daha da yükselen çitleri bacaklarımızı kırmadan atlıyorsak ve en sonunda boyumuza ulaÅŸan bir engel çıkıyorsa karşımıza, yine de gerilip atlayalım mı? Yoksa bu son çitin önüne baÄŸdaÅŸ kurup bugüne kadar kültürümüzle hiç baÄŸdaÅŸmamış bulunan malum ÅŸarkı eÅŸliÄŸinde, rakımızı  “batsın bu dünya, batmayacaksa da beni rahat bıraksın” nidalarıyla içmeli miyiz? Ancak boyu kadar engelin dibine gelmiÅŸ olanlar, o sofrada yanıma gelmek ister büyük ihtimalle. Soracağım sorulara cevap verebilecekler azdır.

Uzun süredir bocalamıyordum. Çok uzun süredir. Öyle ki bocalamanın ne olduğunu hatırlamıyorum.

Bu çit benim boyum kadar. Bir ip üzerindeyim; dünya mı batsın; yoksa ben yine başka yerlere, yükseklere mi gideyim? İlkinde ben de batmış sayılıyorum. Ama ya ikincisinde bile ben yine batmış sayılıyor ve bunu bilmiyorsam?

Evvelden öğrendiÄŸim bir ÅŸey varsa hayatta herhangi bir ÅŸeyin arkasına, üstüne yaslanma, oturma; herhangi bir kimsenin ya da nesnenin garantisini arama! Gidiyor…Gitti… Gidiyor… Gidiyorlar ve hep gidecekler. Sadece yaÅŸa. Akıntı gideceÄŸi yere giderken, salın üzerinde durmak yeter sana.

Kendine tutun; kendin kaybolduğunda; bunun için üzülemezsin! O boyun kadar çiti, ancak kendine dayanarak atlayabilirsin.


Buradan Yorumunuzu Bırakabilirsiniz