Ay
Seneyi geçmiştir belki.
“Ben tülin gördüm.”
Pek çok kiÅŸi isminin anlamını bilmez. Bilmeyen pek çok insana rastladım. Anlamını bilmediÄŸim bir isim varsa mutlaka sorarım; ordan biliyorum. İsminin anlamını ya da benzer kelimelere niye benzediÄŸini merak bile etmemiÅŸ bir çok insan var. Eminim tülinin anlamını bilmeyen bir sürü “Tülin” vardır…
Geçen sene bu zamanlardan biraz erkendi belki. Ben Kilyos taraflarındaydım. Aile dostlarımızın evindeydik. Muhabbet, ÅŸarap, yemek; her ÅŸey çok güzeldi. Karadeniz ayazının Kilyos’a varması sayesinde hava, oldukça soÄŸuktu. Geç saatte dönülüyordu.
Bahçe merdivenlerinden adımımı sokaÄŸa ilk ben attım. Sokakta beklenmedik bir ışık vardı. Tuhaf bir parıltı hissettim üzerimde. Yanınızda kimse yoktur; ama sanki biri vardır yine de… Çok nadiren böyle bir hisse kapılırım. O anlardan biriydi. Kafamı büsbütün yukarıya kaldırdım ve
“Tülin gördüm.”
Hayatımda gördüğüm ÅŸeylerden pek azı bu kadar etkileyiciydi. FotoÄŸraf makineme davrandım; ama makinenin gördüğümü çekmesi imkansızdı. Åžehirden uzaklığından faydalanan ay, koskocaman olmuÅŸtu. Çevresinde bembeyaz, acayip bir ışık… Tülin! Perspektif olarak bir kubbeye bakıyor gibiydim. Bir binanın külahına benziyordu görüntü. Çarpan, kesinlikle alkol deÄŸil; dolunaydı. Hale beni çarpmıştı. Eminim, “hale”nin anlamını bilmeyen bir sürü “Hale” vardır…
Görüntünün üzerine bir yazı yazdığımdan günün tarihini bulabildim: 12.12.08
Gerçekten de bir seneyi biraz geçmiş. Yazdığımın sonu şöyle bitmiş:
Ayna döner.
Ay gösterir.
Ayna size,
Ay bana.
***
Tabii ki ayın anlattıklarının bana kalması gerekliliğiyle yazının bu kadarını kafi buldum buraya yazmak için.
O an, hayatımda sanki aydınlanacak hiç bir ÅŸey kalmamıştı. Geçtiklerim, yolum ve durağım daha ışıklı olamazdı. Gizem, özlem ve gelecek de yoktu. Yalnız “hale ” vardı; bir de benim görüntüm.
Öyle hissettim.
O ışıklı halkaya karışıp gitmek istedim.
Niye gidemedim?