May 23 2010

Londra

Selamlar.

Yılı geçti, ben hala Nepal, Butan ve Tibet gezimi yazacağım buraya. Anladım ki toparlayamayacağım. Nereye gitmiştim, hangi manastırlara ne sırayla girmiştim kültürlerine dair neler öğrenmiştim sanırım artık toparlamam çok zor.

Aynısı kısa süren Londra gezime de olmasın diye şimdiden bir kaç bir şey yazmak istedim. 14-18 Mayıs arasında bana çok kısa gelen zamanda önceden bulduğumuz ucuz biletlerle koşuşturma şeklinde geçen bir Londra gezisi yaptık. Elbette ki mecburen zone 1 ve 2 içinde kaldık yalnızca. Böyle bir şehir 4-5 güne sığdırılmaya çalışılırsa ne olur? Mümkün olduğu kadar çok yeri göreceğim açgözlüğünde iseniz 4. günün sonunda yürümekten felç olabilirsiniz öncelikle. İki gün boyunca yorgunluktan ayağımın “yürü” komutuna rağmen yürümediğini gördüm.

Nelere sevindim?

Ezbere bildiğim Phantom of the Opera’yı yerinde izlemek ve yine büyülenmek, sokaklarda öylesine dolaşırken her yerde tavsiyesi olan The Masala Zone’a tesadüfen varıp Tali yemek, ucuza lezzetli Çin yemeği yiyebilmek, Primark diye süper ucuz bir yerde alışveriş yapmış olmak, öneriler listesindeki ilk dört müzeye gitmiş olmak (hakkıyla gezdiğimi söyleyemeyeceğim bunun için hesaplarıma göre sekiz sene falan gerekiyor.), mümkün olduğu kadar yürümek, London Eye’a gün batımında denk gelmek, Soho’da o kalabalıkta barlarda oturacak yer bulabilmiş olmak, Hyde Park ve Kensington Gardens’ı ucundan görebilmek, Her yerin sosyo-ekonomik bakımdan İstanbul karşılığını bulup eğlenmek. (örnek olarak Camden Markets bence bildiğimiz Sultanahmet’in Londra versiyonu), Tower Bridge, London Bridge ve Big Ben civarında yürüyerek dolaşacak vakti bulabilmek. Müzelerin bedava olması ve içlerinde fotoğraf çekiminin engellenmemiş olması…

Nelere üzüldüm?

Haftalık sınırsız travelling card’ımı ikinci gün havaya uçurmuş olmak, girdiğimiz geleneksel müzik yapan “traditional pub”ta oturacak yer bulamamış olmak, lisede bir senemizi provalarıyla geçirdiğimiz Oliver Twist’i canlı izleyememiş olmak (ve sanırım tüm müzikallere giderdim fırsatım olsaydı), Natural History Museum’u en sona bırakmış olmak ve hakkıyla gezememek onun yerine Tate Modern gibi bir müzede vakit harcamak. (Bir bilene soracaksınız gitmeden oof of), Lübnan yemeği neymiş deneyememek, Sherlock Holmes’un müze ve sokağına vakit ayıramamak, The Science Museum’a gidememek, fotoğraf makinemin yanlış modda kalarak kötü fotoğraflara sebebiyet vermesi, hostela yakın olan tube station’ı geç keşfetmek ve otobüslerin son derece kullanıcı dostu olduğunu geç keşfetmek…

Burayı gezme niyetiniz varsa,

Hakkıyla gezmek için en az on beş gün kalmaya çalışın, homofobik biriyseniz Soho’dan uzak durun ve burda gay bar olmayan bir bar bulma hayaline kapılmayın, gezeceğiniz ilk müze Natural History Museum olsun, modern sanat aşığı değilseniz Tate Modern’le vakit kaybetmeyin. En az iki-üç müzikale gitmeye çalışın. İçme-gece eğlencesi işlerini çok geçe bırakmayın, kapılarda kuyruklar var, yer bulmak pek zor. Metrodan çok otobüs kullanın. Metro kullanımı kolay; ama otobüs daha da kolay.

Kısa süreli bir ziyaret için mutlaka uğranması gereken yerler:

Natural History Museum, Tower Bridge, Soho, The Masala Zone, Zevke göre bir müzikal (tercihen The Phantom of the Opera), Oxford St, Piccadilly Circus, British Museum, Kensington Gardens…

İlgilisine bir kaç fotoğraf da koyayım da tam olsun.

IMG_0504IMG_9166IMG_9373IMG_9244IMG_9210IMG_9068IMG_8970IMG_8890IMG_8884IMG_0644