AÄŸu 30 2009

Uzakdoğu Dövüş Filmleri

cthdİlgilenenler için kung-fu filmleri ile ilgili bir kaç bir ÅŸey yazabilirim; çünkü iyi olanların hepsini izlemiÅŸ bulunuyorum. Türkiye’de eriÅŸimi olan ve haberdar olduÄŸumuz tüm UzakdoÄŸu dövüş filmlerini tamamladım. Bir zamanlar Kore ve özellikle Güney Kore sinemasına odaklanmıştım ve iyi örneklerin çoÄŸunu izlemiÅŸtim. Åžimdi de aynı ÅŸekilde Çin efsanelerine dayanan ve geneli Çin yapımı olan Hero, Crouching Tiger Hidden Dragon ve House of Flying Daggers gibi çok bilinen ve çok baÅŸarılı filmlerin ardından pek duyulmamış (en azından buralarda), kıyıda kalmış aynı tarz filmleri araÅŸtırmaya baÅŸladım.
Okumaya devam edin


AÄŸu 20 2009

Sultanahmet

IMG_7869Sayfamda en çok gezi fotoÄŸraflarımı paylaÅŸmak istemiÅŸtim aslında başında; fakat sonra olaylar baÅŸka türlü geliÅŸti ve daha çok “yazı-yoÄŸun” bir sayfa halini alıverdi Ezgi’nin Günlüğü. Daha sırada bekleyen yurtdışı gezi fotoÄŸraflarım ve yorumlarım var; ama daha gelemedim oraya.

Okumaya devam edin


AÄŸu 19 2009

İstanbul Arkeoloji Müzesi

IMG_7699Bu aralar işim gücüm yok. En ağır iş, yaşamanın kendisi oldu gibi geliyor.

Bu güzel havalarda insan kendini eve kapatma eziyetini kendine etmemeli diye düşündüğümden ihmal ettiÄŸim İstanbu’a daha yakından bakmaya karar verdim. Makinayı alıp bölge bölge gezmemek, bu “en güzel ÅŸehre” ayıp etmek demek oluyor.

Okumaya devam edin


AÄŸu 17 2009

Kariye Müzesi

IMG_7610Kaç günden beri çıkarmayı düşünüp durduğum müze kartını bir gün içinde aldım. Müze kartı almak aklımda vardı; ama haftasonu için bir yere gitme planım yoktu. Fakat yine şartlar bir araya geldi ve gezmek için her türlü koşul oluştu.

Dolayısıyla yolumuz önce Haliç’te kahvaltıya daha sonra da Balat’ın arka sokaklarına düştü. Hazır gelmiÅŸken Kariye Müzesi’ni gezelim dedik. Daha sonra da yakın civarlarda uzaktan uzaÄŸa bir binaya gözüm düştü ve fotoÄŸrafını çekmek istedim. Burası Özel Fener Rum Lisesi’ymiÅŸ. Bina kırmızı ve çok heybetli. İnsan çok uzaktan bile binayı fark edebiliyor. Ben de yakınına gitmenin ve bir kaç fotoÄŸrafını çekmenin iyi olacağını düşündüm.

IMG_7654Ordan da yakın olduÄŸunu bildiÄŸimiz Fener Rum Ortodoks Patrikanesi’ne kadar gittik. Orayı merak ettim ve havasını solumak istedim. Burada da fotoÄŸraf çekme imkanı buldum.

Bugünlük az laf, çok fotoÄŸraf…

Okumaya devam edin


AÄŸu 9 2009

Darkness, Darkness, Be My Pillow…

Aklıma geldi; ne güzel ÅŸarkıdır “Darkness Darkness”; önce buyrun burdan ve Robert Plant’ten dinleyin; sonra da benim derdime, tasama geçeriz…

Robert Plant Darkness Darkness

Robert PlantDarkness, Darkness, be my pillow, Take my head and let me sleep
In the coolness of your shadow, In the silence of your deep
Darkness, darkness, hide my yearning, For the things I cannot see
Keep my mind from constant turning, To the things I cannot be
Darkness, darkness, be my blanket, cover me with the endless night
Take away the pain of knowing, fill the emptiness with light
Emptiness with light now

Darkness, darkness, long and lonesome, Is the day that brings me here
I have felt the edge of sadness, I have known the depths of fear
Darkness, darkness, be my blanket, Cover me with the endless night
Take away this pain of knowing, Fill this emptiness with light now
Emptiness with light now

Darkness, darkness, be my blanket, cover me with the endless night
Take away this pain of knowing, fill this emptiness with light now
Oh with light now.
Darkness, Darkness, be my pillow, Take my head and let me sleep
In the coolness of your shadow, In the silence of your deep
In the silence of your deep
In the – oh oh yeah
In the summer baby
come on come on come on baby…

İçimden yine yalnızca gitmek üzerine bir şeyler yazmak  gelse de ne bu istek ne de bu konudaki yazma isteğim biteceğinden bu isteğe bir gem vurmak mecburiyetindeyim. Hem bana yine bir yolculuk görünüyor. Ne kadar şaşırtıcı değil mi? Bunun bir dışarıya olanı var; ki artık dış yolculuklardan bunaldım. İçeri yapılanının ise sürekli devam ettiğini söylememe gerek de yok tabii.
Okumaya devam edin


AÄŸu 2 2009

İstanbul’un Karşılıksız AÅŸkı

Artık eminim. İstanbul platonik bana.

Niye bırakmasın yoksa peşimi?

Hazirandan beri; taaa hazirandan beridir gitmeye çalışıyorum burdan. Olmuyor.

Çoğunlukta kötü haberlere bağlı olarak burda kalıp duruyorum. Gidemiyorum.

Gitmeyi çok istediğimden olabilir mi? Olabilir; bilemiyorum.

Dışardan gezmedeyim, keyifteyim gibi görünüyor ya; değilim.

Yaşa gitsin diyorum kendime; şükür de öyleyse.

IMG_7569

Sarıyer'in sırtlarından bir görünüm Temmuz 09