Tem 28 2009

Bilim ve Teknik Dergisi Sayı 500

bilim-ve-teknik-temmuz-kapakBir kaç hafta önce Bilim Teknik Dergisi 500. sayısını çıkardı ve bu sayıyla birlikte 42 yıllık arÅŸivi tek bir dvd’de okuyucularına ulaÅŸtırdı. Ben de bir arkadaşımın durumu haber etmesi sayesinde bu dergiyi aldım ve 42 yıllık arÅŸive kondum. Åžanslıyım.

Bugün şöyle bir göz atayım dedim de arşivde en eski tarih olarak 1968 yılı çıktı karşıma.

1968′den bazı haberler: Kalp Nakli, Televizyon Nedir; Nasıl Çalışır, Ay’ın Yüzeyinden, Televizyon Antenleri Hakkında, Tütmeyi Önlemek İçin…

En çok Tütmeyi Önlemek İçin yazısını sevdim =) Çünkü “bildiÄŸimiz” mangalda “tütme nasıl önlenir” açı hesaplamalarıyla, formüllerle açıklanıyor. Kim bilir okudukça ne ilginç ÅŸeylerle karşılaÅŸmaya devam edeceÄŸim.

Formüller, sayılar… O zamanla bu zaman arasında Bilim Teknik’teki ilk göze batan ÅŸey; ilk sayılarında her ÅŸeyin matematiksel izahının olması, konunun ders kitabı tadında formüllerle anlatılması. Fizik kitabı okumaktan çok da farklı deÄŸilmiÅŸ o zamanlar Bilim ve Teknik okumak demek ki. Biyolojik bilgiler de ÅŸemalar ile anlatılmış. Yani Bilim ve Teknik hem kimya hem biyoloji hem de fizik kitabı imiÅŸ vaktinde. Bugünkü halinin daha neÅŸeli olduÄŸunu söyleyebilirim.

Şimdi ise dünyanın en bilimsel açıklamasını yapıyorum:

GeçtiÄŸimiz cumartesi sıcaktan o kadar bunaldım ki akÅŸam vakitleri istemsiz olarak bir kaç kere “ne olur fırtına çıksın” dedim ve pazar günü fırtına çıktı. Son zamanlarda isteyip de oldurduÄŸum tek ÅŸey olabilir. Yani ÅŸurda 2-3 gündür sıcaktan bunalmıyorsanız artık kime teÅŸekkür etmeniz gerektiÄŸini biliyorsunuz. =)


Tem 23 2009

Yafta ve Etiket

Hadi yafta ve etiket üzerine konuşalım.

o_no_sticker-p217530274630542107qjcl_400Aslında konuÅŸmak deÄŸil benim amacım. KonuÅŸmak iyi; ama bunu iÅŸteÅŸlikten yani “karşılıklı olmaktan” çıkarasım var. En azından bu konuda. İki çift de lafım var:

Birilerini bir yerlere dahil etmeye mi çalışıyorsunuz? Bir kategoriye girsin diye mi zorlayacaksınız birinin idrakini? Hani oraya buraya sığsın, tepersem belki ÅŸuraya sığar diye… Yok. Yapmayın! Özellikle tek noktadan bakacaksanız ve idrakiniz bütünü algılamaktan çok uzaksa sakın yapmayın!
Okumaya devam edin


Tem 20 2009

La Fille Sur Le Pont

la-fille-sur-le-pontAvrupa sinemaları özellikle de Fransız sineması sıkıcı olmakla itham edilir. Amerikan sineması kadar aksiyon içermedikleri aşikar; ama bu Avrupa sinemasının sıkıcı olduğu anlamına kesinlikle gelmez elbette.

İspanyol sineması son zamanlarda oldukça revaçta. Carlos Saura, Pedro Almodovar, Alejandro Amenabar İspanya’nın en gözde yönetmenleri sayılabilirler. İçimdeki Deniz, KonuÅŸ Onunla, Kötü EÄŸitim, Tez, DiÄŸerleri, Annem Hakkında Her Åžey gibi filmler ise popüler olan ve kendilerini ispatlamış filmler. Bu yönetmenler ve filmleri için uzun uzun konuÅŸulabilir. Hable Con Ella ve Mar Adentro benim en çok sevmiÅŸ olduÄŸum filmlerin başında geliyor. İkisi için de susmadan konuÅŸabilirim; ama sinemaseverlerin çoktan haberdar olduklarını ve izlemiÅŸ olduklarını düşünüyorum.

-Spoiler içermez-

Patrice Leconte’ un yönettiÄŸi La Fille Sur Le Pont (Köprüdeki Kız) ise biraz daha kıyıda kalmış ve geç haberdar olduÄŸumuz bir Fransız filmi. BaÅŸrollerini Vanessa Paradis ve Daniel Auteuil oynamakta.
Okumaya devam edin


Tem 10 2009

Dönmek; Mümkün Mü Artık?

Bana göre unutmak; gitmek…

Giderken yanında götürmemek…

Dönmek, mümkün mü artık dönmek?

Onca yollardan sonra, yeniden yollara düşmek?

Neresi sıla bize? Neresi gurbet?

Yollar bize memleket…

IMG_7506Murathan Mungan’ın Yeni Türkü’den dinlemeye alışık olduÄŸumuz güzel ÅŸiirlerinden biri daha. Dilime takıldı uzun zamandır. Gitmek, dönmek, kalmak, saymak, unutmak ve yeniden baÅŸlamak üzerine düşünüp dururken. Yanlış anlaşılmasın; unutacak kadar dolu ya da meÅŸgul deÄŸilim hiç bir ÅŸeyle; ama unutacak olsam, hep derim: Giderim, gitmek lazım gelir…

Hep “bir yerlere varacağım” sanarak yaşıyor insan. Sonuçta ne kadar gitsek bile gideceÄŸimiz bir yer yok. Aradığımız bir yer bile yok aslında.Varılacak son yer yine biz, gittiÄŸimiz her yer yine biz. Önemli olan gidilecek bir yer beklememek. Varılacak bir son ummamak. En iyisi yolda olmak… Yolun o güzelliÄŸini görmek. Ufka gözleri dikip varış  noktası aramak, yola yazık eder. Kenarlardaki otları, çiçekleri görmek; daÄŸlara taÅŸlara bakmak ve aşılacak yerin onlar olmadığını anlayabilmek… En iyisini tek cümleyle ile söylemiÅŸ: Yollar bize memleket…

Kimileri aradıkları memleketi yeryüzünde aramıyor. İçlerinde gezdiriyor.

Memleket arayanlarla, içinde memleket gizli olanların mezhebi farklı.

IMG_7498Unutmadan, 19 Temmuz’da Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda Yeni Türkü 30. yıl konserini verecek.

Detayları Yeni Türkü linkinde bulabilirsiniz.



Tem 7 2009

Te Om Decir, Adios, Adios…

Merhabalar,

Zamanı geldi ve bir kaç aylığına İstanbul’dan ayrıldım gibi görünüyor.

Åžu sıralar Ayvalık’tayım ve buraya attığım yedek bilgisayarım zokayı yutmuÅŸ durumda. Bu sebepten kalıcı bir baÄŸlantı saÄŸlayana kadar maalesef yazılarımı buraya giremiyorum.

Çok güzel fotoğraflar çektim ve bir an evvel paylaşmak için sabırsızlanıyorum.

En kısa zamanda görüşmek üzere…