Mar
5
2009
Bir kere daha bitiyor şubat. Artık akşamüstü gezintilerinde hava aydınlık olmaya başladı. Lapa lapa kar yağışını hayal etmek için önümüzde uzun, güneşli günler olacak. Şubat bana bir türlü bitmedi bu sene. Sanki süre geçmek bilmedi ve zamana asılı kalmış gibi hissettim. Kışın bitişiyle birlikte sanki yeni kararlar vermem ve yine yeniden düşünmem gerekiyor; öyle hissediyorum aslında. Madem havada aydınlığı gördüm, hayatta da yeni aydınlıklar bulma vakti de artık gelmiştir.
Hem mevsimsel hem ruhsal bir deÄŸiÅŸim dönemi mart. Karanlıktan aydınlığa bir geçit gibi. Havaya baÄŸlı olarak deÄŸiÅŸen ruh halimiz bir süre parçalı bulutlu ve yer yer yağışlı olacak belli ki. Kışın, mevsimin genel melankolik hali yüzünden genellikle üretime ve çalışmaya daha yatkın oluyorum ve martın geliÅŸiyle aklıma “denizin hayali” düşmeye baÅŸlıyor. Daha güneÅŸi bile doÄŸru düzgün görmeden, denizi ve kumu hayal etmek de ayrı bir yetenek olsa gerek. Geçen sene son kar yaÄŸdığında; ben baharın geldiÄŸini hissetmiÅŸtim. Son kardan sonra bir daha hava doÄŸru düzgün soÄŸumadı ve kısa sürede güneÅŸe yeniden kavuÅŸmuÅŸtuk. Bu sene de aynı ÅŸeyi ÅŸu sıralar hissediyorum: Düpedüz bahar geldi!
Okumaya devam edin
yorum yok | etiketler: Aydınlık, Şubat, Bahar, Değişim, Deniz, Edebiyat, Fotoğraf, Güneş, Geçit, Gelişim, Hayal, Hüzün, Kar, Karanlık, Kış, Kış Bitimi, Kış Bitti, Mart, Mevsimsel, Mutluluk, Parçalı Bulutlu, Rutin, Sevinç, Yağışlı, Yenilik | konular 2009, Edebiyat, Nesir
Mar
4
2009
Tarafsız olmak, bana göre insan olmanın altın kuralı. O kadar değer verdiğim kavramlardan biri ki; kusur işlememek için, lafa nasıl gireceğimi kestiremiyorum.
İnsanın temel iÅŸlevlerinden biri bana kalırsa, baÅŸka bir insanın delirmesini engellemek. Çok güzel ÅŸeylere zemin olan ve sadece nefes alındığı için bile şükredilmesi gereken koskoca hayatta, elbette ki tahammül edilemesi zor olan binlerce durum ve insanla karşılaşıyoruz. İnsanlar genellikle aÅŸamadıkları sorunlarını baÅŸka insanlara aktarıyorlar ve aslında bu tam olarak “doÄŸal bir terapi”den ibaret. En ufak ÅŸeyden bile çekinmeden kendini ifade edebilmek ve dostlarla arada “giz” bırakmamak kadar güzel bir ÅŸey olamaz; ancak bu herkesin sahip olabileceÄŸi bir güzellik deÄŸil. Ne yazık ki çoÄŸu bozuk davranışın nedeni de sadece bu “dinlenmezlik.” KiÅŸiler dinleyecek birilerini bulduktan sonra hala durumları yerli yerine koyamıyorlarsa, bunun sorumlusu da karşı tarafın yaptığı “yanlış dinleme” ve “yanlış yönlendirme”den baÅŸka bir ÅŸey deÄŸil.
Tanıdıklarımızı, arkadaÅŸlarımızı dinlerken iÅŸe yaramak istiyorsak, düşünce kalıplarını bir tarafa bırakıp, aslında “karşımızdaki ile aynı kiÅŸi olduÄŸumuz gerçeÄŸi”ni kafamıza iyice yerleÅŸtirmeliyiz. Bizi tarafsızlığa götürecek ana konu budur aslında. Karşımızdaki; o, bu, ÅŸu veya bir baÅŸkası olmamamız için hiç bir neden yoktur. Yarın, bugün bir sebeple yargıladığımız kiÅŸi oluverebiliriz. Bu hayıflanacak bir ÅŸey deÄŸil; aksine deneyim bakımından çok ÅŸey katan bir durumdur. Zaten geçmiÅŸte bir günlerde ÅŸu an dinlediÄŸimiz kiÅŸi olmuÅŸ olabiliriz bu yüzden onu yargılayamayız; ya da konuÅŸanı dinlerken bir gün onun vardığı noktaya varacak olabiliriz. Güzellik de burada. Okumaya devam edin
yorum yok | etiketler: Adalet, Add new tag, Ahlak, Altın Kural, Başkası Olmak, Düşünce Kalıpları, Değer Yargısı, Edebiyat, Eksiklik, Eziyet, Fayda, Fayda Sağlamak, Haklı, Haksız, Herkes, Katerogiler, Kavram, Olgu, Olmak, Pragmatik, Psikoloji, Seneca, Tarafsız, Tarafsız Olmak, Tarafsızlık, Toplum Ahlakı, Toplumsal Değer, Vicdan, Yargısız, Yargısızlık | konular 2009, Edebiyat, Nesir, Psikoloji
Mar
2
2009
“Giy dünyayı üstüne,
Dön dönebildiğin kadar.
Her yere bak, her yeri gör.
Dünya seni bulamaz artık.”

yorum yok | etiketler: Dünya, Saklambaç, Yön, Yer | konular 2009, Edebiyat, Şiir
Mar
2
2009
Fark Yaratan Nedir?
Filmlerde, dizilerde, bazen kitaplarda çok yetenekli karakterler görürüz. Oldukça zeki, tuttuÄŸunu koparan, fark yaratan, yeni ÅŸeyler keÅŸfeden ve diÄŸerlerinden fazla ÅŸeye dikkat eden ve fazla ÅŸey bilen insanlar… Gerçekte çevremize baktığımızda bunlardan pek fazla görmediÄŸimiz ise aÅŸikar.
Aslında “farklı” insanların fazladan bir ÅŸey gördükleri falan yok. Hatta bence durum tam tersi. Yani onlar bilinçli olarak farklı bir filtreleme kullanıyorlar: Görmemek üzere ya da görmemek niyetiyle! Bu mekanizma daha çok ÅŸu ÅŸekilde iÅŸliyor: İlk gördüklerine ve ilk izlenimlerine inanmıyorlar. Böylelikle kafalarında her ÅŸeyi engelleyen bir önyargı oluÅŸmuyor ve bununla birlikte bir kiÅŸinin ya da olayın özündeki gerçeÄŸe ulaÅŸmamaları için herhangi bir ÅŸey kalmıyor. Bunun için de bana kalırsa, “insana” inancın bir miktar zayıf olması gerekiyor. Buna en baÅŸta kendileri dahil. BaÅŸkaları üzerinde kusursuz gözlem yapılabilmesi için hem insanın kendine inancının düşük olması; yani hata yapabileceÄŸini kabul etmiÅŸ olması, hem de zihnin blokajlarından kendisini arındırmış olması gerekir.
Karşı taraf hakkındaki ilk intibayı ne kadar sürede oluşturuyoruz dersiniz? Beş-on-yirmi dakika? Ne yazık ki sadece on saniye! Peki on saniyede verilen bir karar ya da yargı gerçek midir? Yoksa beynin bir blokajı mıdır? İsteyen istediğini düşünebilir ama bence bu bir engelden öte bir şey değildir. Hatta zihin, ilk önce gördüğü fiziksel özellikleri, daha önce karşılaşmış olduğu ve kafasında yer etmiş olan tiplerin izlenimleri ile karşılaştırıyor. Fiziksel özelliklerinizin birilerine benziyor olması bile, sizin en başta bir başkası zannedilmeniz için yeterli olabilir. Zihin bir insan hakkındaki gerçeği görmede size ancak bu kadar yardımcı olabilir. Yani on saniyede bir insanla ilgili olarak dünyanın en yüzeysel izlenimini ediniyorsunuz ve bunun maalesef bir cezası yok.
Okumaya devam edin
yorum yok | etiketler: Adım, Analitik, Analitik İnsan, Analitik Olmak, Ayırmak, İlk İntiba, İlk İzlenim, İnsan, İntiba, Üstün Kılmak, Üstünlük, Önde, Önyargı, Bir Adım Önde Olmak, Derin Düşünmek, Dikkat, Edebiyat, Eleştiri, Fark Yaratan Nedir?, Fark Yaratmak, Farklı Kılan, Farklılık, Gözlem, Gözlemlemek, Karar, Psikoloji, Sorun, Tahmin Etmek, Tanrı, Tarafsızlık, Yargılama | konular 2009, Edebiyat, Nesir, Psikoloji